Gül: Bu sistem vesayeti ortadan kaldıracak!

AK Parti Genel Sekreteri ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül ile Anayasa değişikliğini ve bürokrasiye yansıması hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 08.03.2017 12:46 GÜNCELLEME 08.03.2017 16:32 SİYASET
Gül: Bu sistem vesayeti ortadan kaldıracak!

Haber7/Ezgi Aşık

Anayasa değişikliği görüşmelerinde AK Parti kanadının temsilcisi Abdulhamit Gül ile Anayasa değişim sürecini, 18 maddelik değişimin devlet mekanizmasına yansımalarını ve değişiklik üzerindeki iddiaları konuştuk.

İşte AK Partili Abdulhamit Gül'ün Haber7'ye özel yaptığı açıklamaları

"MEVCUT PARLAMENTER SİSTEM İSTİKRARSIZLIK ÜRETMİŞTİR"

*Anayasa değişiklik görüşmelerinde AK Parti kanadının temsilcisiydiniz… Kısaca sürece nasıl gelindi? Ve bu sistem neden önemli?

Mevcut sistemin doğasında çift başlılık vardır. Hem 1961, hem de 1982 Anayasasında devletin başı Cumhurbaşkanı, darbe sonrası asker kişilere göre şekillendirildiği için Cumhurbaşkanına geniş yetkiler verilmiş, Cumhurbaşkanlığı makamı siyasetin tepesinde vesayet makamı olarak düzenlenmiştir. Geniş yetkilere rağmen sorumsuz bir Cumhurbaşkanı öngörülmüştür. Buna karşılık siyaset alanı daraltılmış, yürütme yetkisi Bakanlar Kurulu, Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasında paylaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı sorumsuz ama çok yetkili, buna karşılık Başbakan ve Bakanlar Kurulu Meclis’in içinden çıkıyor ve Meclis’e karşı sorumlu, halka karşı sorumlu olan yok.

Mevcut parlamenter sistem hükümet istikrarsızlıkları üretmiştir; koalisyonlar, ara rejim hükümetleri yürütme istikrarını bozmuştur. 1923’ten günümüze 65 hükümet kurulmuş ve hükümet ortalama görev süresi 17 aydır. AK Parti dönemini çıkarırsak bu süre bir yılın altına iniyor. Böyle bir sistem Türkiye’nin hedeflerini gerçekleştirmesine engel olarak ortada durmaktadır.

27 NİSAN 2007 E-MUHTIRA

2007’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında 184-367 tartışması açarak, Cumhurbaşkanını seçtirmediler. CHP’nin vesayetçi zihniyeti ile “Son kale” gidiyor uyarıları ile Cumhuriyet mitingleri yapıldı. Askerler 27 Nisan 2007’de e-muhtıra diye tarihe geçecek olan bildiriyi yayınladı. CHP Meclis’teki oylamalara da katılmadı ve seçimlerin birinci turunu Anayasa Mahkemesine götürdü ve Anayasa Mahkemesi hukuk dışı kararı ile yargısal aktivizm sergiledi ve seçimleri iptal etti.  1980 darbesi öncesinde olduğu gibi, yine Cumhurbaşkanı seçemeyen bir Meclis vardı karşımızda. Daha önce seçim kararı alındığı için genel seçimler yapıldı.

ÇİFT BAŞLILIK ORTADAN KALDIRILACAK

Bu sistem yürütmedeki çift başlılığı kaldıracağı için önemli. Bu sistemde millet Cumhurbaşkanını doğrudan yüzde 50+1 oyla kendisi seçiyor. Hükümeti millet kuruyor. Millet aynı zamanda Meclis’i de doğrudan seçiyor. Meclis de Cumhurbaşkanı da yetkiyi milletten doğrudan alıyor. Bu sistem milletimiz tarafından onaylandığı anda koalisyon tarih oluyor, ara rejim tarih oluyor, vesayet tarih oluyor. Ne geliyor, devamlı istikrar, 5 yıllık hükümetler dönemi başlıyor. Kişiden bağımsız olarak yürütme istikrarı sağlanıyor.

YENİDEN YAPILANDIRMA ZORUNLULUĞU DOĞDU

*Yeni sistem değişikliği üzerinde 15 Temmuz’un etkisi nedir?

Geçmişte olduğu gibi bugün de bölgemizde "kontrol edilebilir” ve “istikrarsız devletler" oluşturma politikası yürütülmektedir. Ortadoğu bölgesinin istikrarsızlaştırılması ve kontrolde tutulabilmesi için etrafında istikrarlı ve bölgede söz sahibi olabilecek ülkelerin de oyundan çıkarılması bu politikanın bir parçasıdır. Gelinen süreçte, 15 Temmuz darbe girişimi ve dış destekli birçok iç çatışma denemesine rağmen, bölgenin tek istikrarlı ülkesi Türkiye'dir. Bunu sağlayan en önemli unsur da güçlü lider etkisinin sağladığı AK Parti tarafından sağlanan uzun dönemli siyasal istikrardır. 15 Temmuz sonrasında devletin birçok kurumunun yeniden yapılandırılması zorunluluğu doğmuştur. Milletimiz 15 Temmuz’da devletin bekasını muhafaza etmiş, aynı zamanda siyasete bir daha böyle bir girişimin olmaması için vesayetten tamamen kurtulma ödevi vermiştir.

"İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN İLKESİ"

*AK Parti’nin referandumda yol haritası nedir? AK Parti ve MHP referandumda nasıl bir propaganda izleyecek?

AK Parti olarak millet ne dediyse onu yaptık, felsefe olarak da “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesini benimsedik. Milletimiz ne derse o olacak. Milletimiz bir karar verecek. Koalisyon mu olsun, devamlı istikrar mı? Hükümeti doğrudan halk mı belirlesin, yoksa bazı vesayet odakları ile siyasi hesaplar mı? Yürütmede çift başlılık devam etsin mi, yoksa etmesin mi? Biz halkımızın bütün bu sorulara güçlü bir “Evet”le cevap vereceğine inanıyoruz.

“KARARIMIZ EVET SLOGANI ETRAFINDA GÜÇLÜ TÜRKİYE”

Halkoylamasına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz, mitinglerimiz başladı, devam ediyor, kapı kapı her insanımıza ulaşacağız ve yeni sistemi, istikrar üreten sistemi anlatacağız. “Kararımız Evet” sloganı etrafında Güçlü Türkiye, iri, diri, bir ve beraber bir Türkiye için çalışmalarımızı bütün teşkilatlarımızla sürdüreceğiz.

Bu teklifimizi MHP’nin desteğiyle milletimize arz ettik, MHP de kendi çalışmalarını başlattı. MHP de aynı şekilde teşkilatlarıyla milletimize mesajını iletiyor. Her iki parti ayrı tüzel kişiliklere sahiptir. Kendi kampanyamızı kendimiz yapıyoruz. Ama partiler farklı olsa da bütün milletimize bunun bir parti seçiminden ziyade ülkemizin bekasını güçlendirme konusunda bir halkoylaması olduğunu anlatıyoruz.

*CHP-HDP yeni sisteme neden muhalifler?

Ülkemizde 1982 anayasası yapıldığı günden beri eleştiriliyor. Birçok defa de değişti. Yine de sorunlara çözüm olmadı. 2007’de mecburi bir değişiklik oldu, CHP ve vesayetçiler 367 tartışması açarak Cumhurbaşkanını seçtirmediler.

"CHP ASLINDA BUNA KARŞI ÇIKIYOR"

Bugün geldiğimiz noktada bir yürütme sorunu var. Bu hükümet sisteminde, yürütmede çift başlılık var, tarihsel olarak bakıldığında hükümet istikrarsızlığına yol açıyor, “Gelin yeni anayasa yapalım” dedik, 2011’de komisyon kuruldu. CHP: “Benim dediğim olmazsa olmaz” diyerek uzlaşmaya yanaşmadı. Aslında teklifleri “Cumhurbaşkanını halk seçmesin.” şeklindedir. Halka verilmiş bir yetki geri alınamaz, milli iradeden, halktan seçme hakkını geri alamazsınız. 2007’de Cumhurbaşkanını seçtirmedi, Genel Kurula katılmadı, şimdi ise CHP, “Cumhurbaşkanını Parlamento seçsin” diyor, geriye adım atmak istiyor, milletin elindeki yetkiyi almak istiyor. CHP’nin karşı çıktığı Cumhurbaşkanlığı sisteminden ziyade cumhurun söz sahibi olmasınadır.

Sonra 2016’da komisyon kuruldu, başlamadan masadan kalktılar, “Başkanlık varsa, biz yokuz” dediler, “Yemin ettiğiniz anayasayı değiştiriyorsunuz” dediler. Bazıları “Bu Meclis Anayasa yapamaz” dediler, biz de dedik ki “5 generalin yaptığını bu Meclis fazlasıyla yapar, bu millet yapar” yine çalışmalara destek vermediler. Sayın Başbakanımız CHP’ye çağrı yaptı: “Siz de teklifinizi getirin, onu da halka götürelim” dedi, teklif sunmadılar. Çünkü onların yapacağı teklif, milletin özne olmadığı bir tekliftir. CHP’nin, AYM’ye başvurmaması iyi bir gelişme, CHP ilk defa vesayetin dışında siyaset yaptı, ancak teklif halkoylamasına gittiği için bunu yaptı, millettin tepkisinden korkuyor.

*AK Parti kanadının halkoylaması sonucu tahmini var mı? Varsa nedir?

AK Parti olarak her zaman milletimize güvendik, Milletimiz de bize güvendi, girdiğimiz her seçimde bizi destekledi. Bu bir hükümet seçimi değil, bu bir anayasa oylaması. Bu teklifin özü; milletin doğrudan iradesiyle en az yüzde 50+1 gibi bir oy oranıyla yürütmede istikrarın sağlanmasıdır. Milletimiz mevcutta var olan yönetim sorunlarına; çift başlılığın sona ermesine, koalisyonların son bulmasına, her türlü vesayetin ortadan kaldırılmasına, uzlaşma ve birliği sağlayacak bu sisteme güçlü bir “Evet” verecektir, biz buna inanıyoruz. Bugünden bir oran üzerinde durmak doğru olmaz. Ama her geçen gün “Evet”lerin arttığını görüyoruz.

“ACELEYE GETİRME DURUMU YOKTUR”

*Yeni sistemin aceleye getirildiği ve aniden planlandığı gibi iddia ve eleştiriler var. Bu konuda yorumunuz nedir?

1982 anayasası millete kapalı, vesayete açık bir anayasadır. Darbeci zihniyet her maddesine sinmiştir. 20 defa değişiklik yapılmıştır, ancak sorunları ortadan kaldıracak bir çözüme ulaşılamamıştır. Değişmesi yapıldığı günden beri tartışılmaktadır. 50 yıldır siyasetçilerin, Türkiye’nin tartıştığı bir meseledir.

“15 TEMMUZ SONRASINDA MİNİ ANAYASA ÇALIŞMALARI YAPTIK”

Aceleye getirilme diye bir durum yok. Çünkü 2011’de bir Anayasa Uzlaşma Komisyonu kuruldu, 2 yıldan fazla süre çalıştı. Bütün partiler yeni anayasaya ilişkin bir metin sundular. Biz oraya da bir teklif sunduk, o teklifte de başkanlık modeli önermiştik. 2016 yılında bir Anayasa Uzlaşma Komisyonu kuruldu. 15 Temmuz sonrasında liderler zirvesinden çıkan sonuç gereği AK Parti, CHP ve MHP olarak Mini Anayasa çalışmaları yaptık, 7 madde üzerinde anlaştık. Dikkat ederseniz, o 7 madde bugünkü teklifin içerisinde bulunmaktadır. Ortada tartışılmayan hiçbir şey yok. Her şey milletimizin gözü önünde gelişti. Kim nerede duruyor, milletimiz çok iyi biliyor.

“TEK ADAM REJİMİ GETİRİLİYOR SÖYLEMİ KOCAMAN BİR YALANDIR”

*Yeni sistem tek adam rejimini getiriliyor ve Cumhurbaşkanı cezai sorumluluğu ortadan kaldırılıyor, diye böyle iddialar var. Yeni sistemde Cumhurbaşkanının yetkileri nedir?

Şunu öncelikle belirteyim, “Tek adam rejimi getiriliyor” söylemi kocaman bir yalandır. Bir kere bu mevcut sistemin sorunu çift başlılıktır. Bunun ortadan kaldırılması lazım. Önerdiğimiz sistemde tek adam diye bir şey yok. Milletin iradesiyle 5 yıllığına bir Cumhurbaşkanı seçiliyor ve yürütme yetkisi bu seçilen kişide toplanıyor. Millet beğenirse bir 5 yıl için bir defa daha seçebilir. Bir kişi en fazla 10 yıl görev yapabiliyor bir daha aday olamıyor.

SÜRESİ BİTİNCE BİR DAHA ADAY OLAMIYOR

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bugünkü Bakanlar Kurulunun yetkisi ile Cumhurbaşkanının yetkileri birleştiriliyor ve bu yetkileri kullanacak kişi millet tarafından doğrudan en az yüzde 50+1 oyla seçiliyor. Böyle tek adam rejimi mi olur. Tek adam veya diktatörler seçimden seçime iktidara gelmezler, güçleri yetene kadar iktidar olurlar. Cumhurbaşkanı iki dönemle ve süreyle, 5 yılla sınırlı olarak göreve geliyor. Süresi bitince de bir daha aday olamıyor. Mevcut sistemde vatandaşın oy vermediği kişiler yürütmede olurken, şimdi millete hükümeti doğrudan kurma imkânı getiriyoruz. Vekiller değil, asiller karar verecek, hükümeti millet kuracak. Milletvekillerinin tehditlerle, şantajlarla o partiden başka partiye geçirilerek hükümet kurma, yıkma işleri tarihe karışacak.

“CUMHURBAŞKANININ SİYASİ SORUMLULUĞU OLACAK”

Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğunu sordunuz. “Cumhurbaşkanı cezai sorumluluğu ortadan kaldırılıyor” iddiası da kocaman bir yalandır. Millete söyleyecek sözü olmayanların, teklifleri olmayanların uydurdukları yalandır. Bugün mevcut sistemde Cumhurbaşkanı sorumsuzdur. Biz ne getiriyoruz, Cumhurbaşkanı doğrudan halka hesap verecek, siyasi sorumluluğu var. Cumhurbaşkanını sadece vatana ihanetten değil, her suçtan Meclis Yüce Divana gönderebilir ve bunun oranı 2/3 tür, yani oylama nisabı daha düşük, bugün 3/4 tür.  Başka ne getiriyoruz? Cumhurbaşkanının her türlü iş ve eylemi yargı denetiminde olacak. Hukuki sorumluluğu da var. Özetle; Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde siyasi sorumluluk olacak, milletin eli Cumhurbaşkanının yakasında olacak; millet denetleyecek, Meclis denetleyecek, yargı denetleyecek, anayasal yargı denetleyecek. Bunun dışındaki söylemler milleti kandırmaktan ibarettir, yalandan ibarettir.

“CUMHURBAŞKANI KANUN TEKLİF EDEMİYOR”

*Yeni sistem Cumhurbaşkanlığı kararname yetkisiyle Meclis’in etkinliğini zayıflatıyor iddiaları üzerine söylemek istersiniz? Yeni sistemde Meclis’in durumu nedir?

Bu önemli bir soru. Bunun üzerinden, yalan yanlış bilgiler verilerek yine milletimiz kandırılmaya çalışılıyor. Mevcut sistemde yürütmeye kanun hükmünde kararname yetkisi tanınmış ve bu yetki Meclis tarafından verilmektedir. Temel felsefesinde yürütmenin ihtiyacı olduğu için anayasaya konulmuştur. Öncelikle şunu ifade edeyim. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kuvvetler birbirinden net, kesin ve keskin olarak ayrılıyor. Cumhurbaşkanı kanun teklif edemiyor. Kanun teklif etme yetkisi Milletvekilinin, kanun koyma ve kaldırma yetkisi Meclis’indir.

“CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ ANAYASAL YARGI DENETİMİNDEDİR”

Cumhurbaşkanı yürütme alanı ile ilgili olarak kararname çıkarabilir. Bir, yürütme ile sınırlı. İki, kişi hakları, temel hak ve ödevler ile siyasi hak ve ödevler konusunda kararname çıkarılamaz. Üç, kanunda bir hüküm varsa ve aynı konuda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılmışsa uygulamada kanun hükmü geçerlidir. Dört, Meclis aynı konuda kanun çıkarırsa Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yürürlükten kalkar. Her halde kanun üstünlüğü esastır. Beş, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi Anayasal yargı denetimindedir. Bunun neresinde yasama yetkisinin devrine ilişkin bir durum var. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor, bunu söyleyenler.

“MECLİS’İN KANUN YAPMA GÜCÜNDEN DOLAYI ÜSTÜNLÜĞÜ VAR”

İkinci olarak “Meclis denetimi ortadan kaldırılıyor” diyorlar. Bu da yalan. Bir kere Meclis’in kanun yapma gücünden dolayı bir üstünlüğü var. İkinci olarak Meclis, aynı bugün olduğu gibi Meclis soruşturması yapacak, Genel görüşme yapacak, Meclis araştırması yapacak. Yazılı soru soracak ve 15 gün içinde cevap alacak. Bugün yazılı sorunun cevap süresi anayasada yok. Meclis, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini Anayasa Mahkemesine götürebilecek.

“OHAL İLANI KARARINI MECLİS ONAYLAYACAK”

Meclis’in diğer yetkileri aynen devam edecek; savaş kararını Meclis verecek, OHAL ilanı kararını Meclis onaylayacak, isterse onaylayacak, isterse onaylamayacak; vergi koyma yetkisi Meclis’in, para basma yetkisi Meclis’in, bütçeyi kabul etme veya reddetme yetkisi Meclis’in, Uluslararası anlaşmaları onaylamak Meclis’in yetkisinde, genel af ya da özel af yetkisi Meclis’te.

*Yeni sistemin bürokrasiye yansıması nasıl olacaktır? Cumhurbaşkanı üst yöneticileri atayacak, ne sağlayacak?

Bu önemli bir konu. Mevcut sistemde hükümet ortalama süresi 17 ay olduğuna göre, hükümetler gidici, bürokratlar kalıcı oluyor. Yürütmeyi bir bütün olarak ele alırsak, siyasiler, hükümetler yolcu bürokrasi hancı. Siyasiler hesap veriyor, bürokratların hiçbir yere hesap verdikleri yok. “Devlette devamlılık esastır” ilkesi adeta bürokrasi üzerinden anlamını buluyor.

MİLLET İRADESİ

Yürütmeyi bir bütün olarak ele aldığımızda, yürütmenin başı ve millet tarafından seçilen kişi Cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı millete hesap verecektir. Millete hesap verecek olan Cumhurbaşkanının, karar ve davranışlarıyla yürütmenin başarısını etkileyecek, millete hizmetin etkinliğini ve verimliliğini doğrudan etkileyecek üst kademe yöneticilerini ataması millet iradesinin gereğidir. Demokratik meşruiyetini milli iradeden alan ve halka karşı sorumlu olan Cumhurbaşkanının kiminle çalışacağını belirlemesi en doğal hakkıdır.

Bir sistemin, hızlı karar alabilmesi, alınan kararların hızlı uygulanması hizmette verimliliği artıracaktır, bu temel kuraldır.  Zira parlamenter hükümet sisteminde atamalarda müşterek kararname uygulaması çoğu zaman hükümetlerin politikalarına uygun üst yönetici atamalarında tıkanmalar oluşturmakta, Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında irade uyuşmazlığına neden olmaktadır. Bu ortadan kaldırılıyor.

Önerdiğimiz sistemde 5 yıl için kim seçilmişse yetişmiş insan kaynağından üst kademe yönetici olarak, kendi siyaset anlayışına göre, hizmetin gerektirdiği kişileri ataması yolu açılmış olacak. Beş yıl sonra bir başkası seçilmesi halinde yine kendi önceliklerine göre farklı kişileri atayabilir veya mevcut kişilerle devam edebilir.

Burada millete karşı asıl olan sorumluluk sahibinin aynı zamanda millette hizmet yeri olan idarede tam yetkili olmasının sağlanmasıdır.

KAYNAK : haber7