Rasim Özdenören'den seçim uyarısı: Çekimser mendeburun tekidir

31 Mart seçimlerinde günler kala Yeni Şafak yazarı Rasim Özdenören, çekimser olduğunu belirten seçmenlerle ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu. Özdenören köşesinde, ''Çekimser biriyle yola çıkılmaz. Çekimser yol arkadaşını yolda bırakır. O, daima, istisnasız, kaçınmasız, kendi çıkarını her şeyin önüne koyar. Onun çıkarı kendi zatının bile önünde yürür.'' ifadelerini kullandı.

ABONE OL
GİRİŞ 24.03.2019 21:48 GÜNCELLEME 29.03.2019 11:30 SİYASET
Rasim Özdenören'den seçim uyarısı: Çekimser mendeburun tekidir

İşte Rasim Özdenören'in Yeni Şafak'taki yazısı;

Çekimser mendeburun tekidir


Çekimser mendeburun tekidir. Sorumluluk üstlenmeye cesareti olmayan, sorumluluk üstlenmeyi beceremeyen, sorumluluktan kaçan, bir tuhaf tip...

 

 

Oy kullanmaktan kaçınır, fakat oylama sonucu nasıl tecelli ederse etsin, o sonuçtan istifade etmenin yolunu arar. Ve bulur: külfetinden kaçındığı bir hasılanın nimetine konmak ister.

Kendine göre gerekçeleri her zaman elinin altındadır. “Ben bu konuda oyumu kullanmak istemiyorum, çünkü….” diye başlayan cümlesi inandırıcılıktan uzaktır. O gerekçenin zıddı kâmili de aynı oranda geçerlidir.

 

 

İhtiyatlı davranıyormuş gibi görünür. Fakat sergilediği duruş gerçekte kaçaklıktır. Tilki kurnazlığı ile çakal ürkekliği arasında gidip gelir...

Tilki kurnazlığı diyorum ya, tilki masum bir hayvandır. Tilki, kümese girdiği anda kümesteki bütün tavukları boğar. Bu, aslında onun ürkekliğinden ileri gelir. Her tavuğun kanat çırpışını kendine tehlike olarak görür ve saldırır.

Çakal da ihtiyatlıdır. Genelde başka avcı hayvanların, aslanın, kaplanın artığı ile geçinir. Leşe yanaştığı anda büyük avcının hırlaması, kükremesi onun oradan uzaklaşmasına yeter.

Çekimserde de hem tilkinin ortalığı talan eden aç gözlülüğü, hem çakalın korkak ihtiyatlılığı el ele gider.

Gene de çekimseri tilkiye ve çakala benzeterek bu hayvancıklara haksızlık etmememiz gerekiyor. Çünkü o hayvanlar yaradılışlarının gereğini yerine getiriyor. Onlar, yapacakları edim hususunda tereddüt göstermezler, yapacakları her ne ise onu yaparlar ve onun hakkını yerine getirirler. Bu davranış biçimi onların hayat memat meselesidir.

Çekimser ise karşımıza daima bir “insan” olarak çıkar. İnsan demek sorumluluk demektir: sorumluluk üstlenme demektir.

Oysa çekimser tam da sorumluluktan kaçan biridir. Sorumluluk gerektiren bir makamın en tepesini işgal etmiş olsa bile, o makamın gerektirdiği sorumluluğu kullanmasını sonuçlayacak durumlarla karşı karşıya geldiğinde, sorumluluğunu kullanmaktan kaçınır. Mazereti şöyle bir şeydir: “Müdahale etmek istemedim. Müdahale etseydim, durum…” biçiminde ipe sapa gelmez bahaneler uydurur.

Çoğu kez konuşmaz, fakat konuşmaması sorumluluk duygusundan ileri gelmez; konuşursa sorumluluk altına gireceğinden kaygılanır.

Çekimser biriyle yola çıkılmaz. Çekimser yol arkadaşını yolda bırakır. O, daima, istisnasız, kaçınmasız, kendi çıkarını her şeyin önüne koyar. Onun çıkarı kendi zatının bile önünde yürür.

Hasbelkader sorumluluk gerektiren bir yere çıkmışsa, sümük gibi yapışıp kalır oraya.

Her almaşık karşısında vereceği bir cevap bulundurur dağarcığında. Ama cevaptan başka verecek bir şeyi yoktur. Pis bir tiptir…