Erdoğan'ın üniversitelilere öğüdü

Fatih Üniversitesi'nin yeni eğitim-öğretim yılı açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, üniversitelilere Mehmet Akif'in mısralarıyla mesaj verdi. İşte o mısralar:

ABONE OL
GİRİŞ 15.10.2008 11:59 GÜNCELLEME 15.10.2008 11:59 SİYASET
Erdoğan'ın üniversitelilere öğüdü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin kördüğümü çözdüğünü, umutsuzluğu, karamsarlığı yendiğini, ayaklarının altına aldığını belirterek, ''Artık bundan böyle kimse Türkiye'yi eski girdaba sürükleyemez. Kimse bu ülkenin evlatlarının kalbinde yeşeren o taze umutları evvelallah söndüremeyecektir, söndüremez'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Fatih Üniversitesi'nin 2008-2009 akademik yılı açılış törenine katıldı. Törende, üniversite Rektörü Prof. Dr. Oğuz Borat, Başbakan Erdoğan'a fahri doktora beratını vererek cübbesini giydirdi.

Erdoğan törende yaptığı konuşmada, 2008-2009 Eğitim-Öğretim Yılının başta Fatih Üniversitesi mensupları, öğretim üyeleri ve öğrencileri olmak üzere bütün üniversite camiasına hayırlı olmasını diledi.

Türkiye'nin büyük ideallerini, kalkınma hedeflerini gerçekleştirecek gençlerle birlikte olmanın, böyle bir ilim irfan ocağında bulunmanın eşsiz bir mutluluk olduğunu belirten Erdoğan, ''Zira sizlerin gözlerinizdeki ışık sayesinde geleceğimiz aydınlanacaktır'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, İstanbul'da üniversite okuyan bir kişinin 2 üniversite birlikte okumuş olacağının ifade edildiğini, bunlardan birinin kişinin İstanbul'da okuduğu üniversite, ikincisinin de İstanbul olacağını söyledi.

-İSTANBUL'UN ÖZELLİKLERİ-

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''İstanbul'un kendisi bizatihi üniversitedir. Hatta dikkatli olursanız, İstanbul'u azami ölçüde değerlendirirseniz, en iyi biçimde yaşarsanız, İstanbul'un verdiği dersleri en iyi şekilde alırsınız. İstanbul'da öğrenecekleriniz sizlere muhteşem bir gelecek hazırlar. Dünyanın hiçbir şehir merkezi bu kadar bilgiyi, tarihi birlikte sunamaz. Her zaman vurguladığım bir husus var, burada bir üniversite çatısı altında özellikle dile getirmek istiyorum. Zira bugün sizler üniversite çatısının dışa yansımış şu güzel atmosferinde bu tabloyu yaşıyorsunuz. İstanbul Türkiye'nin özetidir. Bunu böyle bilelim. Hele hele Fatih Üniversitesi, Türkiye'nin özeti olmayı aşmış, adeta kıtalar arası bir özet durumuna gelmiştir.''

Erdoğan, İstanbul'un Türkiye'nin merkezi olduğuna işaret ederek, buranın tarihin dipdiri bünyesiyle medeniyetin tarihsel iddiasını, kimliğini, bütün nişanelerini, eserlerini bir arada barındırdığını anlattı.

İstanbul'un yüzyıllar boyu 3 kıtaya yayılan adaletin, merhametin, sevginin beşiği olduğunu dile getiren Erdoğan, öğrencilere, İstanbul'da bir üniversite öğrenimini tahsil ettikleri için çok şanslı olduklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, öğrencilere, ''Sizlere bağlanan umutları, anne-babalarınızın ideallerini gerçekleştirecek, geleceğe binlerce meşale taşıyacaksınız'' şeklinde seslendi.

Türkiye'nin en zor dönemlerinden binbir meşakkatle buralara geldiklerini anlatan Erdoğan, geldikleri noktada Türkiye'nin iddiasını aşan hizmetler sunmanın azami gayreti içinde olduklarını ifade etti.

-TÜRKİYE'NİN ÖNCELİKLERİ-

Erdoğan, Türkiye'nin bütün dinamiklerine sonuna kadar güvendiklerini, millete duydukları güvenin aynısının ülkenin bütün evlatlarınca paylaşılmasını arzu ettiklerini söyledi.

Umutsuzluğa zerre kadar prim vermeden Türkiye'ye yaraşır gençler yetiştirmek için gecelerini gündüzlerine kattıklarını dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin modernleşme serüvenini, çağdaşlaşma sürecini yara-bere almadan yürütmek zorunda olduklarını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin demokratik kalkınma mücadelesini devleti ve milletiyle bütünleşerek daha ileri merhalelere taşımak zorunda olduğuna işaret ederek, insan hak ve hürriyetlerinde bu ülkenin bütün çocuklarının haksız rekabete uğramaktan kurtulması gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, Türkiye'nin gelecek hedeflerini hayata geçirebilmek için herkese büyük sorumluluklar düştüğüne işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Unutmayın ki bütün alanlar birbiriyle bağlantılıdır. Üniversite ortalaması ile ticari ve sosyal hayatımız, ekonomik düzeyimiz birbirine bağlıdır. Hepimiz gelişmiş, kalkınmış bir Türkiye istemek durumundayız. Hepimiz özgür bir Türkiye'den yana olmak durumundayız. Hepimiz Türkiye'nin önceliklerine odaklanmak durumundayız. Türkiye kördüğümü çözmüştür, umutsuzluğu, karamsarlığı yenmiştir, ayaklarının altına almıştır. Artık bundan böyle kimse Türkiye'yi eski girdaba sürükleyemez. Kimse bu ülkenin evlatlarının kalbinde yeşeren o taze umutları evvelallah söndüremeyecektir, söndüremez. Yeter ki hepimiz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirelim.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin demokrasisi, hukuk devleti, ekonomisi, siyasi iradesi ve yetişmiş insan gücüyle her gün daha çok büyüdüğünü ve kalkındığını belirterek, bunu dünyanın da tescil ettiğini söyledi.

Erdoğan, Fatih Üniversitesi'nin 2008-2009 akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, dün, Türkiye'nin tüm illerinin üniversiteye kavuşmasının hayal bile edilemediğini bildirdi.

Türkiye'nin bütün yollarının açılmaya başlandığını, bütün şehirleri ve fabrikalarının doğal gaza kavuşuyor olmasının da hayal bile edilemediğini ifade eden Erdoğan, ''Dün 2 kıtayı birleştiren bir Marmaray Projesi hayal edilse bile elini taşın altına koyacak bir irade hayal edilemezdi ama artık Türkiye bütün alanlarda kabuğunu kırıyor, hayal edilemeyen ideallerini gerçekleştiriyor'' diye konuştu.

Erdoğan, sadece ekonomik kalkınma ile muasır medeniyet çıtasını yükseltemeyeceklerini iyi bildiklerini kaydederek, ''Bu anlamda toplumun duygusuna uygun, milletimizin özüne, mayasına uygun bir yeniden dirilişin, bir yeniden uyanışın bütün işaretleri 81 vilayetimizde görülüyor'' dedi.

MEHMET AKİF'İN MISRALARI İLE MESAJ

Başbakan Erdoğan, üniversite öğrencilerine şöyle seslendi:

''Sizden ricam, bu ülkeyi, 81 vilayetiyle birlikte düşünmeniz, zihninizde, gönlünüzde bunu kucaklayarak göstermenizdir. Zira diplomalarınızı aldıktan sonra aldığınız ilim ve irfanın hakkını vermek için Anadolu yollarına düşeceksiniz. Orada sizin dönüşünüzü bekleyen milyonlarca çocuk ve insanımız var. Onların gözündeki ışık siz olacaksınız. Unutmayın, bu ülkenin en büyük meselesi birliktir, beraberliktir. Esasen insanlığın bütün meselesi de insani özü korumak ve savunmaktır.

Bir de bizim benliğimizin, kimliğimizin bazı nişaneleri var. Hani Mehmet Akif'e gönderilen bir yavruya Akif'in nasihatı var,

'İhtiyar amcanı dinler misin oğlum Nevruz?

Ne çok söyle, ne büyük söyle. Yiğit işte gerek.

Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme.

Özü sağlam, sözü sağlam adam ol, ırkına çek'...

İşte böyle bir gençlik. Bu gençlik, zulmü alkışlamaz. Bu gençlik, zalimi asla sevmez. Bu gençlik, hakkın ve haklının yanında, doğrunun yanında olur. Yanlışın karşısında dimdik durur.

İşte bu ülke geçmişte nesillerini belki kaybetti ama bugün hala o kayıpların telafisi için bir fatura ödüyor ama dikkat etmenizi rica ediyorum. Artık bütün dogmalardan, bütün ideolojik ön kabullerden, bütün ön yargılardan sıyrılmak suretiyle dipdiri ayağa kalkan bir gençlik var. Ben karşımda bunları görüyorum.''

-ÖTEKİLEŞTİRME-

Başbakan Erdoğan, üniversitenin evrensel tanımına bakıldığı zaman analitik olmayı, evrensel düşünmeyi ve farklı düşünen insanların fikirlerini anlamayı zorunlu kıldığına işaret ederek, ''Yüreğinizi ne kadar açabilirseniz o kadar insanlığa hizmet edersiniz. Eğer ön yargılarla hayata bakarsanız ne siz özgür olabilirsiniz ne de özgürlüğün hazzını başkalarına anlatabilirsiniz. Eğer dar ideolojik kalıplarla dünyaya bakarsanız, öğrendiklerinizi tartışmazsanız, bir akıl süzgecinden geçirmezseniz bu ülkede felsefe, edebiyat, siyaset, sanat ve mimari gelişmez'' diye konuştu.

Bu anlamda eşsiz bir geleneğe sahip olunduğunu da dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

''Ama burada bir hususa özellikle dikkat çekmek istiyorum. Çok övündüğümüz, 'muhteşem' dediğimiz tarihimizi donuk bir tarih anlayışıyla geleceğe taşıyamayız. Yani tarihle övünmek bize yetmez. Çünkü tarihi yürüyüşümüz devam ediyor. Bunu bizler de devam ettirmek zorundayız. Biz doğan her yeni günü yeni bir sorumluluk olarak görüyor, her gün yeni ve taze şeyler söylemenin mesuliyetini duyuyoruz. Tarihin sonunun geldiğini iddia eden kahinler varsın kendi safsatalarına inansınlar, umutların tükendiğini, bütün tezlerin, bütün medeniyetlerin çürüdüğünü söylesinler. Biz öyle inanmıyoruz. Biz dirilişe, yeniden doğuşa inanıyoruz. Kendi umutları, kendi insani idealleri tükenmiş olabilir ama asla böyle bir karamsarlık içinde olamayız. Bizim insani sorumluluğumuz devam ediyor. Yaşantımız boyunca bu sorumluluğun bilincinde olacağız. Bugün bütün dünya ile konuştuğumuza göre, bütün milletlerle konuştuğumuza göre yeryüzü haritası çapında düşünmeye mecburuz. Aksi takdirde başkalarını ötekileştirir, başkalarını tecrit ederiz. Eğer böyle yaparsak esasen biz toplumun, insanlığın gövdesinden kopmuş oluruz. Biz ötekileşmiş oluruz.''

-KÜRESELLEŞEN DÜNYADA MUTLULUK-

Küreselleşen dünyada herkes mutlu olmadan mutlu olunamayacağını, herkes refaha kavuşmadan refaha, huzura ve esenliğe kavuşulamayacağını anlatan Erdoğan, öğrencilere kendilerine verilenlerle yetinmemeleri, hep daha fazlasını istemeleri ricasında da bulundu.

Tüm üniversite öğrencilerinden mezun olduklarında ellerinde sadece bir diploma değil, aynı zamanda bir Türkiye ve bir dünya tasavvuru olmasını isteyen Erdoğan, ''Cumhuriyetimizin bu ülkenin en umutsuz zamanlarında kurulduğunu unutmayalım. İşte cumhuriyetimizi kuran, en amansız zamanlarda İstanbul'u işgalden kurtaran Gazi Mustafa Kemal komutasındaki o ordu ve bu vatan için, bu bayrak için hayatlarını adayan o kahramanlar daima aklımızda olmalı'' diye konuştu.

Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal'in muasır medeniyet hedefinin bu ülkenin evlatlarının yaklaşamayacağı bir hedef olmadığını ifade ederek, kendilerinin bu çıtanın daha da üstüne çıkacaklarına inandıklarını söyledi.

-GENÇLERE DUYULAN GÜVEN-

Milletçe bunun mücadelesinin verildiğini kaydeden Erdoğan, Türkiye'de üniversitede okuyan milyonlarca gence sonuna kadar bu konuda güvendiklerini, bu gençlerin bilgi çağına uygun, Türkiye'nin özlediği muasır medeniyet hedeflerine ve anne-babalarının ideallerine uygun olarak üniversitelerden mezun olacaklarını ifade etti.

Öğrencilere, hocalarına hürmette asla kusur etmemeleri tavsiyesinde bulunan Erdoğan, gençlerin ellerindeki fırsatların ve imkanların sınırlı bir zaman için kendilerine sunulduğunu asla unutmamaları gerektiğini de belirtti.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Diploma sahibi olmayı yegane hedef olarak önünüze koymayın. Bilginin mutlaka felsefesine kafa yorun ki geleceğin Türkiye'si sizden faydalansın. Türkiye hamd olsun bütün zorluklarını aşıyor. Türkiye demokrasisiyle hukuk devletiyle ekonomisiyle siyasi iradesiyle yetişmiş insan gücüyle her gün daha çok büyüyor, kalkınıyor. Bunu artık dünya tescil ediyor. Bu idealleri yakaladığımız için mutluyuz, bahtiyarız. İnanıyorum ki geleceğimiz çok daha aydınlık olacak.''

-''DÜNYADA BİR KÜRESEL EKONOMİK KRİZ VAR. BUNDAN BELKİ BİZ DE ETKİLENECEĞİZ AMA BİZ EN AZ ETKİLENEN OLACAĞIZ''

Erdoğan, , Türkiye'de bazı karamsar tablolar çizenler olduğunu ancak  bu tabloların çizilme nedenini bildiklerini ifade etti.

Erdoğan, ''Şu anda dünyada bir küresel ekonomik kriz var. Bu krizden başta ABD, AB üyesi ülkeler ve Japonya olmak üzere bütün bu ülkeler ciddi manada etkilenirken bundan belki biz de etkileneceğiz ama biz en az etkilenen olacağız. Bunu böyle bilin. Biz dersimize iyi çalıştık. Hazırlıklarımızı iyi yaptık. Biz hiçbir zaman vatandaşımıza yokluğu satmadık. Biz vatandaşımıza var olanı sattık'' diye konuştu.

1990'lı yıllardaki krizlerin, 2000-2001 yılı krizleri gibi krizlerin Türkiye'de yaşanmadığını, finans sektöründe de böyle bir sıkıntının söz konusu olmadığını vurgulayan Erdoğan, kendi iktidarlarından önceki 3,5 yıl içinde 21 bankanın fona devredildiğini hatırlattı.

Erdoğan, şu anda böyle bir şeyin yaşanmadığına dikkati çekerek, bunun denetleme ve düzenlemelerini ona göre yapmalarından kaynaklandığını belirtti.

Yolsuzluğa asla prim vermediklerine işaret eden Erdoğan, ''Bakkal dükkanı açar gibi eğer bankalar açılmış olsaydı bu dönemde aynı sıkıntıyı kendilerinin de yaşayacağını'' söyledi.

Erdoğan, hayali yatırımları için vatandaşın elindeki parayı toplayanlara fırsat vermediklerini kaydederek, ''(Varsa gücün bankayı kurarsın, eğer yoksa kuramazsın) dedik. Onun için de dönemimizde banka kuran da yok'' dedi.

Dünyadan güçlü bankaların Türkiye'deki bazı bankalara ortak olduklarını veya satın aldıklarını hatırlatan Erdoğan, bunlara olumlu yaklaştıklarını ve bunun küresel sermayenin Türkiye'ye girişi anlamına geldiğini ifade etti.

-EKONOMİDEKİ 2 SİHİRLİ KELİME-

6 yıl önce Türkiye'ye gelen küresel sermayenin yılda 1 milyar doları aşmadığını, geçen yıl ise bir yılda Türkiye'ye gelen sermaye tutarının 22 milyar dolara ulaştığını anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bildiğiniz gibi bu yıl sıkıntılı bir süreç geçirdik. Bu süreç siyasi... Ve bu siyasi süreç şüphesiz ki ekonomik durumu etkiledi. Ekonomide 2 sihirli kelime vardır. Bunlardan bir tanesi istikrar, bir tanesi güvendir. Eğer siz istikrar ve güveni kaybederseniz, emniyetli bir liman, güvenilir bir liman olmaktan çıkarsınız. Ne yazık ki Türkiye, bu yıl içerisinde böyle bir süreci yaşadı, diyemiyorum, böyle bir süreç Türkiye'ye yaşatıldı. Ama tarih bunun hesabını soracaktır. Bütün bu olumsuz şartlara rağmen bu ülkenin iktidarında inanıyorum ki küresel sermaye 15 milyar dolar ile Türkiye'ye yine girecektir.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin zengin imkan ve kaynaklarını Türkiye'ye kazandırmanın bütün dertleri olduğunu, bunun için de daima eğitimi birinci sıraya aldıklarını, çünkü Türkiye'nin meselelerini eğitimle aşacağını vurguladı. Türkiye'nin bir girdaptan çıkarak bugünlere geldiğini herkesin bildiğini kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin diğer alanlardaki verilerinin de nereden nereye geldiğinin bilindiğini kaydetti.

-MİLLİ EĞİTİM BÜTÇESİ-

Eğitim alanından örnek vermek istediğine işaret eden Erdoğan, 2002 yılında 7,5 milyar YTL olan milli eğitim bütçesinin bugün 23 milyar YTL'ye yaklaştığını, artış oranının yüzde 207 olduğunu, ancak bunu da yeterli bulmadıklarını aktardı.

Bütçeden en büyük payı milli eğitimin aldığını anlatan Erdoğan, 6 yıllık iktidarları süresinde 123 bin yeni derslik yaptırarak eğitim ve öğretimin hizmetine açtıklarını söyledi.

Artık güneydoğu ve doğu illerinde okul sorununun adeta bittiğini, sıkıntının olduğu yerlerde taşımalı eğitime başvurulduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Ama tabii bugünlerde (Aktütün'de okul yok) yaygarası yapan birileri de çıkıyor. Aktütün'de okul var. Doğru konuşmuyorlar. Ne yazık ki halkımızı aldatıyorlar. Okul da var, öğretmen de var. Bunu dün konuşmamda da söyledim. Bugün de söylüyorum. Bunu söyleyenler ülkeme de halkıma da Aktütünlüler'e de saygısızlık yapıyorlar. Ve bu medya adına yapılamaz. Onun için işte (yalan-yanlış haber yapan) ifadesini kullanmak zorunda kalıyorum. Çünkü basının bir siyasi etik anlayışı değil, bir basın ahlakı anlayışı olması gerekir. Siyasilerden aradıkları anlayış gibi... Bunu beraber yapacağız. Dürüst olacağız. Halkımızı aldatmayacağız. 'Buradan reyting sağlarım' demeyeceğiz. Böyle bir işin içine girerek sadece teröre hizmet eder, halkımıza değil.''

-''BİZİM İŞİMİZ LAF DEĞİL, İŞ, İŞ...''-

Önümüzdeki hafta Tunceli'ye giderek okullar ve köprüler açacağını, bu hafta da Elazığ ve Kahramanmaraş'da açılışlar yapacağını ifade eden Erdoğan, ''Bizim işimiz laf değil, iş, iş...'' dedi.

Başbakan Erdoğan, 414 ilk ve orta öğretim yurdu, 55 de yüksek öğretim yurdu açtıklarını ve artık ranza devrini kapayarak yataklı sisteme geçtiklerini ve banyolu, temiz yurtlar yaptıklarını anlattı.

Erdoğan, 501 spor salonu, 93 çok amaçlı salonu bitirdiklerini, 6 yılda 383 genel lise, 500 Anadolu lisesi, 653 meslek lisesi, 27 fen lisesi, 15 sosyal bilimler lisesi, 20 spor lisesi, 89 Anadolu öğretmen lisesi ve 7 Anadolu güzel sanatlar lisesini hizmete açtıklarını kaydetti.

2002 yılından önce yüzde 11 olan okullama oranını yüzde 29'a çıkardıklarını anlatan Erdoğan, mesleki ve teknik eğitim oranını da yüzde 28'den yüzde 40'a, yüksek öğretimdeki okullaşma oranını da yüzde 27'den yüzde 36'ya çıkardıklarını dile getirerek, 6 yılda Türkiye genelinde 30 bin eğitim kurumuna ADSL bağlattıklarını ve bilişim sınıflarıyla öğrencilerin yüzde 95'inin internetten yararlandığını belirtti.

-ÜNİVERSİTE ŞEHİRLERİ-

Erdoğan, Pervari ve Şemdinli'de de bunun görülebileceğini dile getirerek, Hakkari'ye gittiğinde küçük bir öğrencinin kendisinden bilgisayar istediğini anlatarak, ''Artık 'Bana para ver' demiyor. Yavrumuz bilgisayar istiyor. Mesele bu... Büyük düşünme bu...'' diye konuştu.

Bunun için de yaşam standartlarını süratle geliştirerek anne ve babaları çocuklarına dizüstü bilgisayar alacak duruma getirmek istediklerini kaydeden Erdoğan, e-devlet uygulamalarının da başarıyla uygulandığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, 6 yıllık süreçte 4 bin 374 kütüphaneyi de devreye soktuklarını, 54 yeni üniversite kurduklarını, artık üniversitesi olmayan il kalmadığını belirterek, ikinci etapta da üniversite şehirleri kurulacağını ve adeta bir kaç şehrin üniversite kampüsü haline getirileceğini kaydetti.

Erdoğan, kendi iktidarlarında bütün sıraların üstüne birinci sınıf hamur kağıttan, kuşe kağıdından okul kitapları koyduklarını anlatarak, kendilerini ''Zengine niçin veriyorsunuz?'' diye eleştirenlere de ''Öğrencinin zengini-fakiri olmaz'' şeklinde cevap verdiklerini kaydetti.

Özürlü çocukların eğitimi için de ailelerine asgari ücret kadar aylık verdiklerini ifade eden Erdoğan, 2002-2003 eğitim ve öğretim yılında özürlülerin okullaşma rakamı yaklaşık 18 bin iken bugün bu rakamın 99 bine yükseldiğini söyledi.

Erdoğan, özellikle Güneydoğu Anadolu'da var olan ''Kız çocukları okumaz'' anlayışını, eşiyle beraber yaptıkları çalışma ve ''Haydi Kızlar Okula Kampanyası'' ile kırdıklarını belirterek, bu sayede yaklaşık 300 bin kız çocuğunun okula başladığını dile getirdi.

''Gönül Köprüsü Projesi'' ile de 100 bin çocuğun doğudan batıya, batıdan doğuya götürüldüğünü vurgulayan Erdoğan, böylece deniz görmeyen, büyük şehir kültürünü bilmeyenlerin aynı zamanda tarımı, toprağı tanımayanların bunları yaşayacaklarını belirtti.

-19 ÜLKEYE BURSLU ÖĞRENCİ GÖNDERİLMESİ-

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2006 yılından bu yana her yıl 1000 öğrenciyi burslu olarak yurt dışına, ABD ve İngiltere'nin yanı sıra aralarında Japonya, Çin, Kuzey Kore'nin de bulunduğu 19 ülkeye gönderdiklerini anlatan Erdoğan, 5 yıl içinde 5 bin öğrencinin burslu olarak gönderilmesini hedeflediklerini ve bu öğrencilerin üniversitelerin öğretim elemanı ihtiyacını karşılamak üzere geri döneceklerini söyledi.

Türkiye'nin 1929 yılından bu yana yurt dışına burslu öğrenci gönderdiğini, ancak bu sayının yılda 30-50 öğrenciyi aşmadığını dile getiren Erdoğan, kendilerinin ise yılda 1000 öğrenciyi gönderdiklerini ifade etti.

-MEDENİYETLER ARASI İTTİFAK ÇALIŞMASI-

Erdoğan, fahri doktora unvanı verdikleri için Fatih Üniversitesi Senatosu'na teşekkür ederek, bu iltifata mazhar olacak çalışmalar yürütmek istediğini bildirdi.

Medeniyetler arası ittifakı çok önemsediğini, medeniyetler çatışmasına sıcak bakmadığını ve bunun için gerekenin yapılmasının zorunluluğuna inandığını ifade eden Erdoğan, İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile başlattıkları çalışmayı kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti.

Hedeflerinin, medeniyetlerin çatıştığı değil, dayanışma ve ittifak içinde olduğu bir dünyayı kurabilmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, İsrail-Suriye, İsrail-Filistin arasındaki barış görüşmelerinde önemli bir rol almanın gayreti içerisinde olduklarını kaydetti.

Erdoğan, aynı şekilde Kafkasya'da istikrar ve işbirliği süreci için bir teklifleri olduğunu ve ilk adımların olumlu bulunduğunu ifade ederek, bu konudaki çalışmaları daha geniş bir halka içerisinde Balkanlar'da da sürdürdüklerini ve sürdürmeye devam edeceklerini bildirdi.

''Tarih boyunca hep barışın temsilcisi olduk ve bizler barış için Hint Yarımadaları'na kadar uzanmış bir ecdadın torunlarıyız'' diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

''Son gündem şu, gençler... Farklı düşüncelerin mensubu olabiliriz. Farklı düşünceler yaşayabiliriz, ama ne olur birbirimize saygılı olalım. Eleştirelim, ama hakaret etmeyelim. Ve bu düşünceler bizim düşünce dünyamızı daha da derinleştirecektir. Kötü örnekler asla sizin örneğiniz olmasın. İyi örnekleri örnek olarak alınız ve şunu da unutmayın maddenin sınırı yoktur. Onun için maddede kendinizden daha aşağıda olana bakıp halinize şükredin. Ama ilimde daha yukarıda olanlara bakalım. Oraya tırmanmaya çalışalım. Manevi değerlerde daha yukarıda olanlara bakalım. Oraya tırmanmaya bakalım.''

-FAHRİ DOKTORA UNVANI-

Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oğuz Borat, Fatih Üniversitesi Senatosu'nun 23 Eylül 2008 tarihli toplantısında Başbakan Erdoğan'a ''Uluslararası ihtilafların barışçı yollarla çözümü için giriştikleri uzlaştırıcı, başarılı teşebbüsler, medeniyetler arası ittifakın teessüsü için üstlendiği nazım ve yapıcı rol, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde gösterdiği dirayet ve karalılıktan dolayı uluslararası ilişkiler bilim alanında fahri doktor unvanı verilmesinin ittifakla kararlaştırıldığını'' bildirdi.

Erdoğan'a cübbesi, üniversitenin mütevelli heyeti başkanı Melih Nural tarafından giydirildi ve fahri doktora belgesi verildi.

HABER 7