Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan Kanal 7 ekranlarında önemli açıklamalar
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz; terörsüz Türkiye, Suriye'deki son durum, AB ile ilişkiler, enflasyon ve faizdeki gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu.
ABONE OLKanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Acet, bu hafta Başkent Kulisi programının 750. bölümünde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ı ağırladı.
Cevdet Yılmaz'ın açıklamalarından satır başları:
Tebrik ediyorum, 750. program. Bir istikrar tabi bunu çok önemli buluyorum. Bir şeyleri üstüne koya koya gidebilmek önemlidir. Daha nice programlara inşallah.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
Türkiye'de epey süredir bir süreç başlamış durumda. Sayın Devlet Bahçeli'nin ezber bozan çıkışları, örgütün kurucunun örgütü feshedin çağrısı çok önemli aşamalardı. Meclis'te bir komisyon var, geniş tabanlı bir komisyon. Çok da örnek bir çalışma yaptılar. Her konuda bunu yapamıyoruz. Partiler bir araya geldiler ve süreci belli bir aşamaya getirdiler. Partilerin raporları çıktı, şimdi o raporlardan bir de ortak rapor çıkarılacak. Bu ortak rapora göre adımlar atılacak. Örgütün kendisini feshettiğini teyit edilmesi önemli. Meclis'in yasalarla bu terörsüz Türkiye'yi gerçekliğe dönüştürmesi lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız süreci yakından takip ediyor, DEM Parti heyetiyle de görüşme gerçekleştirdi.
SURİYE'DEKİ SON DURUM
Suriye'deki istikrarın oturmasıyla, Suriye'de bütün unsurların oturmasıyla, Türkiye'de daha olumlu bir atmosfer oluşacaktır. Türkiye'deki süreç açısından da olumlu bir gelişme. Suriye'nin egemenliği çok kıymetli, bir tane devlet olması, bir tane ordu olması. Bu yönde gelişmeler olduğunu görüyoruz. Sahada büyük çatışmalar olmadan bunun gerçekleşmesi önemli. Suriye halkı çok çekti, iç savaş yaşadı, yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Artık yeter! Suriye halkı refahı hak ediyor. Suriye'nin istikrarı sadece Suriyelileri değil tüm bölgeyi etkileyecek, Türkiye de dahil olmak üzere. Türkiye Cumhuriyeti olarak oradaki kardeşlerimize eşit yakınlıktayız. Daha güçlü bir gelecek inşa etmeleri bizim tek amacımız.
MARTA KOS'UN ZİYARETİ
Genişlemeden Sorumlu Komiser, AB'nin bakanı Türkiye'yi ziyaret etmişti. Ticaret Bakanımızla birlikte ben de kendisiyle görüştüm. Bu görüşmeyi önemli buldum. Sıradan bir görüşme değildi. Yeni bir döneme dair yaklaşım hissettiğimi ifade edebilirim. Avrupa Birliği, ABD'nin sağladığı güvenlik garantisiyle ilerleyemeyeceğinin farkında. Burada da Türkiye'nin değeri yeniden keşfediliyor. Avrupa ekonomik anlamda da baskı altında. Avrupa bir çıkış arıyor. Diğer yandan enerjiden göç meselelerine birçok konu var. hangisine bakarsanız bakın Avrupa ile Türkiye'nin ortak menfaatleri var. İki taraf birlikte hareket ettiğinde kazanç sağlıyor. Biz aday ülkeyiz, 5 milyon civarında insanımız var. Ticaretimizin büyük kısmı Avrupa ile, bunlara baktığımızda iki tarafında da kazanacağı bir iş birliği bu. Bazı ülkeler AB üzerinden Türkiye politikası geliştiriyor. Karşılıklı bazı konuları aşmamız gerekiyor. Daha üst düzey görüşmeler yapmamız gerekiyor.
EKONOMİ
2026'da finansal perspektif çok daha olumlu, enflasyon düşmeye devam edecek, faizde eğilim devam edecek. İstikametten bahsediyorum. Biz bunu sadece beklemiyoruz, bir taraftan da seçici dediğimiz politikalarla hassas gördüğümüz sektörleri destekliyoruz. İhracatçılar, genel faiz oranına göre oldukça düşük kredi kullanıyorlar. Diğer taraftan hassas dediğimiz sektörler var. Enflasyon ile mücadelemizden en çok etkilenen sektörler bunlar. Sanayimize baktığınız zaman giderek orta yüksek, yüksek teknolojilerde ihracatın arttığını görüyoruz. Sıkıntı yaşayan sektörler de bizim için önemli. Bu tekstil sektörü, gözden çıkarmadık kesinlikle. Tam aksine bu sektörlerimizi daha ileriye taşıyalım diyoruz. Bu noktada da ne yaptık, geçen sene KOBİ'lerimize korudukları istihdam için destek vermiştik. Tekstil, deri, mobilya gibi sektörlere koruduğu işçi başına destek veriyoruz. 100 çalışanını koruduysa çalışan kişi başına 3500 TL destek sunuyoruz. Çiftçilerle biz kredi faizinin yüzde 70'ini biz sağlıyoruz. Bizim selektif desteklerimiz güçlü şekilde devam edecek.
ENFLASYON YÜZDE 20'NİN ALTINA DÜŞECEK
Tarım sektörü geçtiğimiz sene hem don hem kuraklık yaşadı, bu da büyümemizi geri çekti. Elektrik üretimimiz etkiledi, barajlarda yeterince su olmayınca. Gıda fiyatlarını olumsuz etkiledi. Bu sene normal bir yıl yaşarsak tarımda, ilk 2 ay çok iyi. Bereketli bir yıl olacak gibi görünüyor. Normal bir yıl yaşarsak hem büyüme üzerinde hem de gıda fiyatlarında olumlu bir etki olacak. Kira çok önemli konu. Sosyal konut kampanyamızla destekliyoruz. Kirada artık sert ataklar olmayacak. Tam aksine daha aşağıya doğru bir gidişat göreceğiz. Özel okullar manşet enflasyonumuzu yukarı çekiyor. Burada da bir düzenleme yaptık, artık aşırı artışlar olmayacak. Bu etkilere baktığımızda ben 2026'nın sonunda yüzde 20'nin altında bir enflasyon bekliyorum.
"TÜRKİYE'DE TÜKETİM DURMADI"
Enflasyonla mücadeleyi büyümenin karşıtı olarak konumlandırmak doğru değil. Enflasyon düştükçe haliyle sosyal adalet ve büyüme perspektifiniz güçleniyor. Geçici bazı meydan okumalar yaşanabilir ama şunun altını çizmemiz lazım. Düşük enflasyon yatırım ortamını geliştirir. Sürdürülebilir büyümenin zeminini sağlamlaştırır. Biz büyük bir deprem yüküyle karşı karşıya kaldık. Bazı alınan kararların bütçemize yükü vardı, EYT gibi. Bunlara göre yine iyi yönettiğimizi düşünüyorum. Yüklerimiz azaldıkça yoksul kesimin ihtiyaçlarına göre hareket edeceğiz. Sıkıntı yaşayan emeklilerimizle ilgili bir yaklaşım içerisinde olacağımızı ifade etmek isterim. Biz ekonomiyi insan odaklı yapıyoruz. Bunların hepsini toplumun refahı için yapıyoruz. Hiçbir zaman gerçekleştirilmeyecek vaatlerle vatandaşı kandırarak yapmıyoruz. Somut adımları ortaya koyarak bunu yapmaya çalışıyoruz. Hiç etki olmuyor demeyelim, etkileri görüyoruz. Geçen sene 1 milyon 400 bine yakın otomobil satın almış vatandaşlarımız. Dolayısıyla nüfusumuzdan daha çok artan bir alım var. Konut sahipliği de öyle, geçen sene 1 milyon 700 bin konut alınmış. Türkiye'de tüketimin durduğu yok ama diyoruz ki tüketim dengeli bir şekilde gitsin. Ben sağlıklı bir şekilde ilerlediğimizi düşünüyorum.
Enflasyona yol açmadan bunu sağlamamız önemli, bir anda kredi musluklarını açtığınızda ne olur? Yine fiyatlar yükselir ve kaybeden vatandaşımız olur. Bunun yerine biz vatandaşımızın alım gücünü artırmak istiyoruz.
Geçen sene FTI denilen yatırımlar arttı, dünyada daraldığı bir dönemde Türkiye'de arttı.
Yabancılar "Türkiye iyi yolda, dolayısıyla bugün sıkıntı olsa bile gelecekte bu şirketler büyüyecek, çok daha karlı olacaklar, şimdiden pozisyon alalım" diyorlar. Türkiye sermayeyi cezbetmeye başladı.
DÜNYA NEREYE GİDİYOR?
En riskli dönemler, bu dönemlerde kendi iç istikrarını koruyanlar, güçlü liderliği koruyanlar bu süreçlerden karlı çıkacaklar. Sağlam duramayanlar zararlı çıkacaklar. Bu dönemler aynı zamanda dünyadaki hiyerarşinin değişebileceği dönemler. Bu karmaşık dönemlerde, tuhaf dönemlerde doğru davranırsanız dünyadaki hiyerarşide konumuzu çok daha yükseklere taşıyabilirsiniz. Biz gelişmeleri iyi okuyoruz. Gerçekleri görmeden gidersek başımızı bir taraflara toslarız. Tehditleri çok iyi görmeliyiz. Trump ile ilgili demiyorum. Kişilerden bağımsız genel küresel bir gidişat var. Bunu iyi okumamız gerekiyor. Küresel ısınmadan, terörizme, kara para aklamadan başka meselelere kadar birçok şey var. Bir yandan teknolojik gelişmeler var. Bu yeni gelişmelere hızla adapte olmamız gerekiyor. Yapay zeka başta olmak üzere yeşil dönüşümü hızla başarmamız gerekiyor. Yeni dönem bölgesel ilişkileri ortaya çıkarıyor. Cumhurbaşkanımızın kurduğu bağlar Türkiye'yi güçlendiriyor. Şu anda Afrika ile Asya ile ABD ile işbirlikleri geliştiriyor. Bunları güçlü tutmamız çok kıymetli. Sayın Cumhurbaşkanımız bunun için büyük bir gayret sergiliyor. Bu ilişkiler ekonomik anlamda da güvenlik anlamında da çok önemli. Siyasi güç olarak Türkiye tüm kanallarla açık iletişim kurabilen bir ülke.