TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay'dan önemli açıklamalar

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, "İsrail, Pehlevi'yi İran'ın başına getirmeyi yüzde yüz istiyor" dedi. Oktay, "İran saldırısının Pakistan-Afganistan savaşıyla ilişkisiz olması mümkün değil" diyerek dikkat çeken bir açıklama yaptı.

ABONE OL
GİRİŞ 01.03.2026 11:45 GÜNCELLEME 01.03.2026 13:41 SİYASET
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay'dan önemli açıklamalar

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Başkent Kulisi programında Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Acet'in sorularını yanıtladı. 

Fuat Oktay'ın açıklamalarından satır başları:

(ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları) Öncelikle iyi pazarlar diliyorum ve Ramazan ayınızı tebrik ediyorum. Müslümanlar için bir barış ayı olması gereken Ramazan her yıl şu ya da bu bahanelerle kana bulanır. Denk mi geliyor yoksa denk mi getiriliyor? Sorgulanması lazım. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki gündemin çok hızlı değiştiği bir coğrafya. Türkiye olarak asla arzu etmediğimiz bir yapı. İran ile ABD arasında olan sorun neydi? Nükleer silahlarla alakalı idi. İsrail'in demir kubbesinin demir kubbe olmadığı fark edilince, bu defa uzun menzilli füzelerin altyapısıyla birlikte yok edilmesi talebi geldi. Talepler hep artarak devam etti. Şimdi burada şöyle bir şey var, bu sürecin geleceği belliydi. Bu sürecin geleceğini tüm dünya görüyordu. ABD'nin bölgeye yaptığı yığınağa baktığınızda her türlü savaş gemileriyle, 200'ü aşkın savaş uçaklarıyla ve her türlü füze, donanma, bu yığınaklarla birinci dünya savaşından beri bölgeye yapılan yığınaklardan en büyüğü. Türkiye olarak buna müsaade etmeme adına, gittiğimiz her ortamda bunun barışçıl anlamda çözülmesi gerektiğini söyledik. 

"PEHLEVİ'NİN BAŞA GETİRİLMESİ İSRAİL'İN YÜZDE YÜZ İSTEDİĞİ ŞEY"

Diğer tarafta İsrail var, "Ne pahasına olursa olsun vur" diyen. Lübnan ile başlayan, Irak'la Suriye ile devam eden sonrasında İran'ın yumuşatılmasıyla ilgili süreç. Yayılmacı siyaset. "Bunu aslında barışçıl yöntemlerle halledebilir miyiz?" tarzı görüşmelerde sıkıntı yaşandı. Kısa vadeli bir operasyon mu? Yoksa daha uzun vadeli bir savaşa dönüşeceği belli değil. 12 günlük savaşı yeni yaşamış, orada tüm üst düzey yetkililere kadar hepsini kaybetmiş İran'ın, Cumhurbaşkanının yemin törenine gelen bir misafirinizi bombalatacak kadar bir istihbarat boşluğu olan bir İran'ın, bunlardan ders çıkarmayıp tehditler savurması, ve operasyondan bir kaç saat içinde dini liderini kaybetmen kabul edilemez. İran açısından baktığınızda ders çıkaramadığını görüyoruz. Hamaney başta olmak üzere savunma bakanı, devrim muhafızları komutanı daha ilk günden bu kadar kayıp veren İran'dan bahsediyoruz. İran'ın işgali olayı pek mümkün olmadığı gözükmediğine göre, kara harekatı olmadan dünyanın hiçbir yerinde bir şey yapamazsınız. Rejim değişikliğiyle alakalı bir hedef olduğu çok açık gözüküyor. İsrail'e baktığınızda kendisiyle neredeyse birebir örtüşen Pehlevi olayının İran'ın başına getirilmesi, İsrail'in yüzde yüz istediği bir şey. Pehlevi de bir fırsatçılıktan başka bir şey değil. Kendi halkının bombalanmasından sevinen bir kişinin kabul görmeyeceği açık. Trump'ın kafasında bir isim var mı? Bilemiyorum. "Daha iyi adaylar olabilir ama kafamda" tarzı bir açıklaması var.

"TÜRKİYE'NİN BÖLGEDE GÜÇ KAZANMASI İSRAİL'İ RAHATSIZ EDİYOR"

Diğer senaryo başka bir dini lider ile yola devam etme. İran'da 3 kişilik konseyin açıklanacağına dair bir açıklama vardı. Nasıl evrilir bunu birlikte göreceğiz. Türkiye açısından baktığımızda sahada kim kimi bombaladının üstüne çıkıp ne olup ne bitiyor diye bakmak lazım. Türkiye açısından baktığımızda bir İsrail'in ileriye dönük emellerin unutulmadığını bilmek lazım. Suriye'de Türkiye'nin ciddi bir rol almasının İsrail'de rahatsızlık oluşturduğunu biliyorduk. Türkiye'nin bölgede güç kazanması da İsrail'i rahatsız ediyor. İsrail'in bir kuşatma peşinde olduğunu da biliyoruz. Netanyahu'nun 6 köşeli diye anlattığı bir ittifak arayışı. Bölgemizde bir sorun varsa başka bir süper gücün gelip çözmesi mümkün değil. Bunu Irak'ta gördük. Dolayısıyla bunu kendimiz başaralım dedik. Başkasının gelmesine gerek yok anlamında. 

PAKİSTAN-AFGANİSTAN SAVAŞININ İLİŞKİSİZ OLMASI MÜMKÜN MÜ?

Buradaki ifade ettiğimiz boyuttaki gelişmeler bölgede farklı bir arayışı getirdi. Bu arayışa baktığımızda dün İran'a saldırı vardı ama öncesi gün Pakistan-Afganistan savaşı çıktı. İlişkisiz olması mümkün mü? Buraya baktığınızda bunun Modi'nin İsrail'i ziyaret etmesinin hemen akabinde olması tesadüf olamaz. Hindistan'ın Pakistan'a saldırma riski var. Ne yapılıyor? İran'dan başlayarak Hindistan'a kadar tamamen istikrarsızlaştırıldığı bir durum var. "Pakistan'ın istikrarsızlaştırılması kimin işe yarar?" dediğinizde cevabı belli aslında. Bütün bunlara baktığınızda Türkiye'nin dış politikasındaki net unsur olan, biz aslında mevcut sorunların savaş yoluyla değil, barış görüşmeleri yoluyla çözülmesini istiyoruz. Bölge kana doydu, dursun istiyoruz. Türkiye olarak biz yine olayın diplomasi boyutuyla çözülmesini istiyoruz. İran'da iç karışıklığın çıkması bölge açısından çok riskli. 

FUAT OKTAY'IN ABD ZİYARETİ

Ziyaretimiz İran olayından önceydi. Orada da bizim arzumuz şuydu. Hem devlet başkanları düzeyinde devam eden ilişki hem de bakanlıklar düzeyinde devam eden bir ilişki var. Kongrede hep Türkiye alehtarı bir hava oluşturulur. Oradaki arzu ettiğimiz şey şuydu. Pozitif anlayışı kongreye yansıtalım dedik. Olmayan şeyler algı operasyonu ile gösteriliyor. "Bir sorun olduğunda birbirimizle doğrudan görüşmeliyiz" dedik. Bir buçuk sene önceki ziyaretimde hava daha negatifti. Şimdi daha olumlu bir hava var. Şimdi gittiğimizdeki durum çok farklıydı. İsrail bayraklarının indirildiğini gördük. İsrail'in katliamları nedeniyle kamuoyunun yansımasıydı. İkincisi Trump etkisini gördük. Trump'ın Cumhurbaşkanımızla olan pozitif ilişkisinin kongreye de yansıdığını görüyoruz. Türkiye aleyhinde ve Cumhurbaşkanımız aleyhinde bir şey söylemekten kaçındığını gördük. Senatodan ve temsilciler meclisinden etkili isimlerle görüştük. Buna demokratların liderleri de dahil. Cumhuriyetçilerle görüşmelerimiz şunu ifade ettik, "DEAŞ ile mücadele ediyorum diyerek PKK'ya destek veremezsiniz" dedik. Burada anlaşamadığımız ana konu vardı. İkincisi ise Gazze'deki durumdu, oradaki katliamların durdurulması gerektiğiydi. Üçüncüsü ise Rusya faktörüydü. Rusya ile ilişkilerimiz rahatsız ediyordu. 

F-35, CAATSA SORUNLARI

KAAN motorlarının yaptırımlarla alakası yok, orada yumuşak bir hava olduğunu gördük. Aslında buna sıcak olduklarını gördük. CAATSA'ya geldiğimizde orada S-400'lerle ilgili teknik sorunlar var. "Nasıl çözeriz bunu?" diyerek çalışılıyor. CAATSA ve bazı yaptırımlar var. Orada da F-35'lerle ilgili sorunlar var. Trump tarafından net bir duruş sergilenirse, kongrede bunun aşılacağını gördük. Ara seçimlerde temsilciler meclisi tamamen değişecek. 35 ayrı eyalette seçim olacak. Bizim muhalefetin sadece Erdoğan karşıtlığı üzerine yoğunlaşması gibi ABD'de de Trump karşıtlığı politikası var. Aslında demokratlarla da çok daha yakından görüşmek ve bu konuyu siyaset üstü değerlendirmek gerekir. Biden dönemi ile Trump dönemi arasında 180 derecelik bir fark var. Bunun doğru olmadığını ve bunun ilerideki değişiklerde yaşanmaması gerektiğini anlattık. 

KAYNAK : Haber7
Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR