Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İran'a uyarı: Yanlışta ısrar etmeyin!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizin kalbinde derin yaralar açacak bin yıllık komşuluk hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir. Yanlışta ısrar edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum." diyerek İran'ı uyardı.
ABONE OLCumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
Senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik. Şunu konuşmamın hemen başında açıkça ifade etmek isterim: Hükümet olarak 28 Şubat’tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Devletimizin bütün kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Kriz yönetiminde deneyim sahibi kadrolarımızla gelişmeleri anbean takip ediyor, hiçbir ihtimali göz ardı etmiyoruz. Tedbiri ve temkini bir an olsun elden bırakmıyoruz.
Hedefimiz öncelikle ülkemizi bu yangından uzak tutmaktır. Türkiye’nin güvenliğini ve 86 milyon vatandaşımızın huzurunu temin etmek bu süreçte en büyük hassasiyetimizdir. Tek bir insanımızın dahi kılına zarar gelmesini istemiyoruz. Bölgemizin istikrarsızlığa sürüklenmesi amacıyla ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden kontrol altına almanın ve mümkünse tamamen söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz.
ÖZGÜR ÖZEL'E TEPKİ
Ana muhalefetin başındaki zatın söylemlerini ibretle takip ediyoruz, böyle bir dönemde halen polemik peşinde koşan bu şahsı aziz milletimin ferasetine havale ediyorum.
Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu ve en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği böyle bir dönemde hâlâ polemik peşinde koşan, bize sataşarak prim kazanma hesabı yapan bu şahsı bir kez daha aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum.
Fakat öyle şeyler söylüyor, öyle asılsız ithamlarda bulunuyor ki milletimize olan saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Bir defa şunun herkes tarafından görüldüğüne inanıyorum: Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi birikimi ve kriz yönetim tecrübesi deseniz zaten yok. Peki bunun yerine ne var? Dış politika konusunda sadece kalıplaşmış cümleleri var. Orta Doğu ve İslam dünyasıyla ilgili önyargıları var. Bilinçaltında gizledikleri kompleksleri var.
Bugün de dış politikada ortaya bir vizyon koyamıyor. Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika çizgisi geliştiremiyor. Bunların dış politikası yalnızca eleştiri ve karalama üzerine kurulu. Bu bakış açısı tehlikeli olduğu kadar hastalıklı bir yaklaşımdır.
Avrupa'dan Asya'ya birçok ülke Türkiye'nin politikasından övgüyle bahsediyor. Ana muhalefetin başındaki zat çıkıyor, gün aşırı yaptığı açıklamalarla Türkiye Cumhuriyeti'nin içler acısı durumda olduğunu söylüyor. Böyle şuursuzluk olmaz. Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içerisinde değildir. Türkiye her alanda güçlüdür, her türlü saldırıyı püskürtecek kuvvete sahiptir. Ortada durumu içler acısı durumda olan tek bir kişi vardır o da Türkiye'nin muhalefeti olmaya çalışan bu şahıstır.
Belli becerileri dahi sergileyemeyen bu şahıs ve yoldaşlarının “Biz iktidarda değilsek sorumlu hareket etmek zorunda değiliz.” tavrı, yanlış olduğu kadar son derece bencilce bir tutumdur. Açıkçası daha düne kadar “balıklar ürküyor” bahanesiyle füze testlerimizi eleştiren bir zihniyetten bugün başka türlü davranmasını beklemiyoruz. Daha düne kadar beş dakikalık bir görüşme için muhataplarına yalvaran, Batılı ülkelere “Sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz.” diyerek selam çakan bir kifayetsizlikten de farklı bir tutum beklemiyoruz.
"FIRSATÇILIĞI KENARA BIRAKIN"
Ancak yine de 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak, tüm kötü sicillerine rağmen kendilerine şu çağrıyı yapmak istiyorum: Kendi siyasi ikbalini mensubu olduğu milletin istikbalinin önünde tutanlar, ne bizim ne de milletimizin nezdinde asla itibar göremezler.
Bugün abuk sabuk söylemlerle siyasette yelkenleri şişirme, polemik yapma ve ona buna sataşma günü değildir. Bugün sorumluluk bilinciyle hareket etme, en azından bölgemiz bu tehlikeyi atlatana kadar daha sağduyulu davranma günüdür. Gelin, siyasi fırsatçılığı bir kenara bırakın. Selden kütük kapma hesabını terk edin. Bari bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükümetimizin Türkiye’yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına destek olmuyorsanız, en azından köstek olmayın.
"İLK GÜNDEN BERİ YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ İÇİNDEYİZ"
Şu gerçeği de bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: Türkiye; tıpkı beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, 13,5 yıl boyunca devam eden Suriye iç ihtilafında olduğu gibi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında olduğu gibi, İran krizinde de hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafındadır. Çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinden yanadır.
İlk günden itibaren yoğun bir diplomasi trafiği içindeyiz. Kriz daha fazla büyümeden bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla şimdiye kadar 16 liderle görüşme gerçekleştirdik. Dışişleri Bakanımız aynı şekilde 50’nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve diğer yetkililerimiz muhataplarıyla sürekli temas halindeler.
Başta Hazine ve Maliye, Enerji, Ulaştırma ve Tarım olmak üzere ilgili bakanlarımız da kendi görev alanlarıyla ilgili gelişmeleri hassasiyetle takip ediyor. Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz.
"EŞEL MOBİL SİSTEMİNİ DEVREYE ALDIK"
Attığımız adımlar sayesinde piyasalarımız sağlıklı bir şekilde işlemeye devam ediyor. 28 Şubat’tan bu yana Merkez Bankamız Türk lirası ve döviz likiditesini etkin biçimde yönetmek üzere gerekli tedbirleri aldı. Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul, piyasaların güvenli işleyişini güvence altına alacak düzenlemeleri süratle hayata geçirdi.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki ani yükselişlere rağmen dezenflasyonun sürmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Vatandaşlarımızı enerji fiyatlarındaki olası artışlardan korumak amacıyla eşel mobil sistemini geçici olarak devreye aldık.
İran sınırındaki üç gümrük kapımızda herhangi bir sorun ya da yoğunluk bulunmuyor. Savaştan etkilenen 15 ülkedeki ticari ve ekonomik faaliyetler ticaret müşavirliklerimiz ve ataşelerimiz tarafından dikkatlice takip ediliyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında herhangi bir olumsuzluk şimdilik söz konusu değildir.
Burada geleceğe dair umutlarımızı artıran bir haberi de paylaşmak istiyorum. Avrupa Birliği Komisyonu, yayımladığı son taslakla Avrupa Birliği menşe şartının Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’de üretilen ürünleri de kapsaması gerektiğini belirtti. Bunu doğru yönde atılmış bir adım olarak görüyoruz. Aynı yapıcı yaklaşımın müteakip aşamalarda da sürdürülmesini temenni ediyoruz.
Kıymetli basın mensupları, 28 Şubat’tan beri savunma ve güvenlik tedbirlerimizin tahkimi noktasında da ihtiyaç duyulan tüm adımları atıyoruz. F-16’larımız, havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla muhtemel tehditlere karşı hava sahamızı 7/24 gözlemliyoruz. Hava savunma harekât merkezlerimizin tamamı aynı esaslarla faaliyete geçmiş durumda.
"İRAN'A GEREKLİ İKAZLAR YAPILDI"
Kara, deniz ve hava kuvvetleri unsurlarımızla hudut güvenliğimizi her türlü hava ve arazi şartlarında yaklaşık 60 bin personelle sağlıyoruz. 4 Mart’ta İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra ülkemize yöneldiği tespit edilen füze NATO tarafından etkisiz hâle getirildi. Akabinde İran makamlarına gerekli ikazlar yapıldı.
Ancak burada şu hususu açık yüreklilikle ifade etmek durumundayım: Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir.
Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir. Ateşin daha fazla yayılmaması, daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır. Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum.
Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eşgüdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz.
"KİMSE YANLIŞ HESAP YAPMAMALI"
İki devlet, tek millet çağrısıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki kardeş ülkelerle de dayanışma hâlindeyiz. Aynı şekilde bölgedeki terör unsurlarının faaliyetlerini de anbean izliyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizi sekteye uğratacak, bölgemizin huzuruna ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun en güçlü şekilde karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum.
Kimse yanlış hesap yapmamalıdır. Katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşülmemelidir. Irak Kürt Bölgesi’ndeki kardeşlerimizin yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşılıyor, bu oyuna gelmeyeceklerine yürekten inanıyorum.
Muhalefetin sık sık istismar ettiği bir başka konu, malum hudut güvenliği. Şu an için sınır hattımızda herhangi bir sorun ya da hareketlilik yok. Sınır hattında, hudut kapılarında ve ilgili illerimizde önleyici tedbirlerimizi artırdık, kurumlar arası iş bölümünü netleştirdik. İhtiyaç hâlinde devreye alınacak uygulama planlarını, koordinasyon merkezlerimizi ve müdahale mekanizmalarını hazır tutuyoruz.
"TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL"
Türkiye, emin ve ehil kadroların yönetiminde hamdolsun güvendedir. Özellikle yabancı basında son günlerde koro hâlinde senkronize şekilde yürütülen kampanyalar Allah’ın izniyle Türkiye’ye hiçbir zarar veremez. Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır.
Malum çevreler tarafından körüklenen kampanyalara rağmen biz Türkiye’yi 100 yıllık rotasında emin adımlarla yürütüyoruz ve yürüyeceğiz. Karanlık odaklarca yazılan kanlı senaryoların hiçbiri işe yaramayacaktır. Bu millete tuzak kuranların hevesleri yine kursaklarında kalacaktır. Bugüne kadar her yolu denediler. Tüm maşalarını üzerimize saldılar ama başaramadılar. İnşallah bundan sonra da başaramayacaklar.