ABD'den İBB'deki 'casusluk' davasına girecek itiraf: 'Hassas veriler CIA ile paylaşılıyor'

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) sempatizanı paylaşımlarıyla öne çıkan ABD'li akademisyen Michael Rubin, bu kez Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden casusluk davasına eklenebilecek şaşırtıcı bir itirafta bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 10.03.2026 11:39 GÜNCELLEME 10.03.2026 11:57 SİYASET
ABD'den İBB'deki 'casusluk' davasına girecek itiraf: 'Hassas veriler CIA ile paylaşılıyor'

         
HABER7 - ÖZEL

Mart 2016'daki bir yazısında "Türkiye'de askeri darbe olabileceği" imasında bulunan ABD'li akademisyen Michael Rubin, tam 10 yıl sonra bu kez Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden casusluk davasını etkileyebilecek türden bir itirafta bulundu.

ABD menşeli sosyal medya platformu üzerinden paylaşım yapan Rubin, "İsrail’in, Tahran’daki trafik kameralarını hacklediği için tüm İranlı liderlerin ve generallerin nerede olduğunu bildiği iddia ediliyor. Aynı durumun İstanbul ve Ankara’da da geçerli olması muhtemeldir." dedi.

16 MİLYONLUK KENTİN HASSAS VERİSİ CIA'YE AKTARILIYOR

Bu itiraf, akıllara İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eski Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, 22 Eylül 2020 tarihinde dönemin ABD Ankara Büyükelçisi David Satterfield ile "İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi" adlı proje için yaptığı 5,1 milyon dolarlık anlaşmayı getirdi.

Gazeteci Mansur Esen'in haberine göre, anlaşma ile İstanbul'daki binlerce şehir trafik kamerasının kullanım, denetim geliştirme ve veri toplama yetkisi, Amerikan SAS şirketine devredildi.

Bu anlaşmayla, 16 milyonluk İstanbul nüfusunun tüm görüntü ve trafik verilerinin 2020 yılından beri Amerikan şirketi SAS üzerinden CIA'ye aktarıldığı da ortaya atılan diğer iddialar arasında. 

Bu verilerin içerisinde vatandaşların hareketleri, yaya ve araç güzergâhları, araç plakaları, insanların hangi Wi-Fi ağlarına bağlandığı, hangi metro istasyonlarını kullandıkları, durak ve güzergah tercihleri gibi kişisel ve stratejik bilgiler bulunuyor.

Habere göre, daha kritik olarak, askeriyede, emniyette, istihbaratta ve yüksek teknoloji şirketlerinde çalışan kritik görevlilerin günlük yaşamlarının da bu şekilde takip edilip kaydedildiği ifade ediliyor.

Bu kişilerin işe gidiş gelişleri, evden çıkış saatleri, yemek ve çay molaları, spor ve yürüyüş rutinleri gibi hassas bilgilerin anlık olarak ABD'nin eline geçtiği belirtiliyor.

RUBİN: "BU KİŞİLERİN NE KADAR SÜRE HAYATTA KALACAĞI DÜŞÜNÜLÜYOR? BİR DAKİKA MI? BEŞ DAKİKA MI?"

Rubin, X'te yaptığı paylaşımın devam eden bölümünde Türk siyasetçilere, askeri sanayide çalışan mühendislere ve istihbarat görevlilerine tehditte bulunuyor:

"Şimdi soru şu: İsrail ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin, Hamas veya Hizbullah’ı desteklemeye ya da Kürtleri öldürmeye karışan Türk siyasetçilerin, drone fabrikası çalışanlarının, istihbarat görevlilerinin ve askerî yetkililerin nerede bulunduğuna dair bilgileri çeşitli Kürt partilerine sağlaması ne kadar sürecek? Eğer gelecekte İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma olursa, hareketleri trafik kameraları tarafından takip edilen bu kişilerin ne kadar süre hayatta kalacağı düşünülüyor? Bir dakika mı? Beş dakika mı? Muhtemelen daha uzun değil."


RUBIN - FETÖ İLİŞKİSİ

Mart 2016'daki bir yazısında "Türkiye'de askeri bir darbe olabileceği" tahmininde bulunan Rubin, özellikle 15 Temmuz sürecindeki yazılarıyla birçok kesimden tepki toplamıştı.

Darbe girişiminin hemen ardından kaleme aldığı "Neden Türkiye'deki darbe ümit anlamına gelebilir" başlıklı yazısında açıkça kanlı girişiminin Türkiye için "iyi bir şey" olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetten "ancak bu şekilde kurtulmanın mümkün olduğunu" savunan Rubin'in "darbeci" tavrı, ciddi eleştiriler almıştı.

Altı yıl önce "Gülen, Humeyni gibi Türkiye'ye dönebilir" diyen Rubin'in son yıllarda FETÖ aleyhine hiçbir değerlendirme yapmaması, FETÖ ile neo-con Rubin arasındaki yeni ilişkinin boyutlarının sorgulanmasına neden olmuştu.

Darbe girişiminden dört gün sonra 19 Temmuz'daki yazısına "Gülen'i iade etmek mi? Cidden mi?" başlığını atan Rubin, FETÖ elebaşı Gülen'in darbe girişimiyle hiçbir alakasının olmadığını savunarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Gülen üzerinden güç gösterisi yaptığını iddia etmişti.

Darbe girişiminden FETÖ'yü aklamaya çalışan ve Türkiye aleyhindeki mesnetsiz iddia ve iftiralarında bulunan Rubin'in, "Reconsidering Fethullah Gülen (Fethullah Gülen'i Yeniden Düşünmek)" başlıklı makalesinin FETÖ örgütü elebaşı Gülen'e ait internet sitesinde yer alması dikkati çekmişti.

İBB'DEKİ CASUSLUK DAVASI HAKKINDA NE BİLİNİYOR?

"İBB verilerinin usulsüz kullanımı" ve "yabancı istihbarat servisleriyle bağlantı" bulguları üzerine kurulu "casusluk" soruşturması 24 Ekim 2025'te başlatılırken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianame, 18 Şubat 2026 tarihinde mahkeme tarafından kabul edildi ve dava açıldı.

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ü kapsayan davada sanıklar, "İBB'ye ait hassas verilerin yabancı istihbarat servisleriyle paylaşılması" ve "siyasal veya askeri casusluk" suçlamalarıyla yargılanıyor.

Davanın ilk duruşmasının 11 Mayıs 2026 tarihinde görülmesi kararlaştırıldı.

Gazeteci Ahmet Tezcan, Rubin'in paylaşımına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Bu itiraf çok belirleyici. İBB davasına katkıda bulunmuş. Yargı bunu dikkate almalı ayrıca gereği düşünülmeli" diyor.

KAYNAK : Haber7