Üsküdar Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonunda ifadeler ortaya çıktı!

İstanbul Başsavcılığı'nın Üsküdar Belediyesi soruşturmasında, etkin pişmanlıktan yararlanan iki şüpheli ifadelerinde, ruhsat ve iskan süreçlerinin ödeme yapılmadan ilerlemediği, paraların elden döviz olarak teslim edildiği belirtildi.

ABONE OL
GİRİŞ 12.04.2026 09:33 GÜNCELLEME 12.04.2026 10:16 SİYASET
Üsküdar Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonunda ifadeler ortaya çıktı!

Haber7

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Üsküdar Belediyesi’ne yönelik soruşturmasında etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen iki şüphelinin ifadeleri gündeme damgasını vurdu. İş takipçisi Ahmet İşman ile müteahhit Engin Araz’ın anlatımları, belediyede ruhsat ve iskân süreçlerinin ödeme yapılmadan ilerlemediğini ortaya koydu. İfadelerde Nazım Akkoyunlu’nun karar verici isim olduğu, Alperen Uçar üzerinden para trafiğinin yürütüldüğü ve bazı ödemelerin elden döviz olarak teslim edildiği öğrenildi.

RÜŞVET ÇARKINI ANLATTILAR

Soruşturmanın en dikkat çekici yönü, iki ayrı şüphelinin farklı yerlerden aynı yapıyı tarif etmesi oldu. Ahmet İşman, savcılık ifadesinde Üsküdar Belediyesi’ndeki “rüşvet çarkını” anlatmak istediğini söyleyerek, seçim sonrası belediyede asıl gücün Nazım Akkoyunlu’da toplandığını öne sürdü. İşman’a göre Akkoyunlu, resmi olarak başkan yardımcısı olmasa da belediyede o sıfatla biliniyor, imar, ruhsat ve yapı kontrol süreçlerinde son sözü söylüyordu.

Müteahhit Engin Araz da kendi ifadesinde benzer bir tablo çizdi. Araz, belediyede Filiz Deveci’nin imza atan isim olduğunu, ancak asıl söz sahibinin İBB’den özellikle gönderildiğini duyduğu Nazım Akkoyunlu olduğunu anlattı. Nazım’ın onayı olmadan hiçbir işlemin yapılmadığını, alınacak paraların da onun tarafından belirlendiğini iş takipçisi Ahmet İşman’dan duyduğunu söyledi.

RÜŞVET İÇİN TOPLANTI: İSTENİLEN VERİLMEZSE İŞ YAPILMAZ

İşman ifadesinde bu kadar yüksek meblağdaki rüşvetlerden Başkan Sinem Dedetaş’ın haberinin olmamasının altını çizerek, “Üsküdar Belediyesi seçimden sonra el değiştirince Sinem Dedetaş ve ekibi belediyeye geldi. İlk zamanlar biz Nazım'ı imar, ruhsat ve yapı kontrol birimlerinden sorumlu belediye başkan yardımcısı olarak biliyorduk. Belediyedeki odasında da belediye başkan yardımcısı olarak tabelası asılıydı. Daha sonra Nazım'ın memur olmadığı, bu sebeple de başkan yardımcısı olmadığı ortaya çıktı. Nazım'ın başkanlığında yapı kontrol müdürü Alperen, Ege Akkoyunlu ve Hakan Yavuz haftada bir defa toplantı yaparak yapı kontrol müdürlüğünün toplantısını yaparlar. Burada işleri devam eden projelerin seviye tespitlerine göre alınacak rüşvet miktarı belirlenir. Bu belirlemiş oldukları rüşvet miktarlarını ilgili yapı yerin ya müteahhitine ya da iş takipçisine bildirirler. Bu rüşvet miktarı ödenmeden hiçbir işlem yapılmaz. İstenilen rüşvet istenilen yere veya elden kendilerine ulaşmadıkça inşaatın ilerlemesi yapılmaz, bizde yapı denetim hak edişini alamayız, bu sebeple de firma bize maaş vermez. Bunu bildikleri içinde bizim üstümüzden mütehaitlere bu durumun ulaştırılması söylenir. Genelde parayı elden alıyorlar. Parayı yapı kontrol müdürü Alperen toplar. Belediyedeki bu rüşvet çarkından belediye başkanının haberinin olmaması mümkün değildir. Çünkü çok yüksek miktarda para topluyorlar” ifadelerine yer verdi.

ÖNCE 3.5 MİLYON TL SONRA 40 BİN DOLAR

Dosyanın en çarpıcı bölümlerinden biri Engin Araz’ın kendi inşaatı üzerinden anlattıkları oldu. Araz, Çengelköy-Küçüksu bölgesindeki 863 ada 56, 59, 62 ve 65 parsellerde dört bloklu bir inşaat yaptığını, ruhsatı eski dönemde aldığını, ancak iskân aşamasında büyük sıkıntı yaşadığını söyledi.

Araz avukatıyla beraber verdiği ifadesinde, “Müvekkilimin mevcut durumu inşaat iskanı ile ilgili olduğu için müvekkilime bu yönden yaklaşılmıştır. İnşaattaki rutin aykırılıklar müvekkilimizin önüne getirilmiştir. Müvekkilimiz bu aykırılıkları giderse dahi önce %80 onayı verilmeyeceği söylenmiştir. %80 onayından sonra müvekkilin önüne koyulan aykırılıklar giderilse bile kendilerine ödemelerin yapılması gerektiği aksi taktirde iskanın verilmeyeceği söylenmiştir. Müvekkil bu durumda iskan alamamaktan kaynaklı olarak arsa sahiplerine aylık yaklaşık olarak 500 bin TL kadar cezai şart ödemek durumunda kalmıştır. Başka türlü iskan alamayacağı açık olduğundan ve ödenen cezai şartları çok yüksek olduğundan ve tarafımızdan istenilen 3 milyon 500 bin TL ve 40 bin dolar Ahmet İşman'a ve onun vasıtası ile Alperen Uçar'a teslim edilmiştir. Müvekkile belediye yetkililerince aykırılıkların giderilip giderilmemesinin önemli olmadığı söylendiği için çatı aykırılığı giderilmemiştir” şeklinde konuştu.

Araz, şirket hesabından çekilen 3.5 milyon lirayı çantaya koyup Ahmet İşman’a verdiklerini, yaklaşık 15 gün sonra 40 bin doları da aynı şekilde teslim ettiklerini söyledi. Bu ödemelerden sonra blokların iskanlarının peyderpey çıkarıldığını ifade etti.

“4 BLOKUN İSKANI RÜŞVETLE ALINDI”

Ahmet İşman’ın ifadesi, Engin Araz’ın anlattıklarını daha da kritik hale getirdi. İşman, bazı olaylarda parayı bizzat teslim alan ve belediye tarafına ulaştıran kişi olduğunu anlattı. Özkan Sinan Binali’den aldığı 3.5 milyon liranın döviz karşılığını Alperen Uçar’ın evine giderek elden verdiğini söyledi.

Başka bir olayda ise 1 milyon 250 bin liranın döviz karşılığını yine alıp belediyede Alperen’e teslim ettiğini şu ifadelerle anlattı:

“1.250.000 TL'nin döviz karşılığını Özkan Sinan Binali'den alarak Alperen'e belediyede teslim ettim diye hatırlıyorum. Burası 5 bloktu. 4 blokun iskanı rüşvet ile alındı. 1 blokun iskanı hala bekliyor. Oraya da 1.500.000 TL istenmişti, o para ödenmediği için oranın iskanı kaldı. Yine bu 1.500.000 TL'yi Alperen istemişti.”

ISMARLAMA RÜŞVET: “SÖYLE 900 BİN TL YATIRSIN”

Ahmet İşman’ın savcılıktaki anlatımında rüşvet çarkına dair dikkat bir başka bir detaya yer verdi, Üsküdar Belediyesi Spor Kulübü hesabına yatırıldığı söylenen 900 bin lira oldu.

İşman ifadesinde, “Alperen müdür buranın cezasının düşürülmesi ve iskan ruhsatı için Sedat'a söyle Üsküdar Belediyesi Spor Kulübüne 900.000 TL para yatırsın dedi. Bende bu durumu Sedat'a söyledim. Sedat müteahhitten 900.000 TL'yi aldı fakat yatırma işlemini beceremediği için benden rica etti. Sedat parayı benim hesabıma yolladı. Bende kendi hesabımdan Üsküdar Belediyesi Spor Kulübünün hesabına gönderdim” ifadelerine yer verdi.

“RÜŞVET DOLAR VEYA EURO OLARAK VERİLİYORDU”

Ahmet İşman’ın ifadesindeki en dikkat çeken cümlelerden biri, para teslim yöntemine dair anlattığı ayrıntı oldu. İşman, bazı ödemelerde kendisine verilen parayı önce dövize çevirdiklerini söyledi. Gerekçesi ise oldukça çarpıcıydı: TL çok yer kapladığı için rüşvet paraları genellikle dolar ya da euroya çevriliyordu. Bu ifade, dosyada neden birçok olayın “elden döviz teslimi” olarak anlatıldığını da açıklayan bir unsur olarak öne çıktı.

RÜŞVET İÇİN ‘MÜHÜRLEME’ TEHDİDİ

Her iki ifade de belediyedeki sürecin sadece para talebinden ibaret olmadığını, aynı zamanda ciddi bir tehdit ve baskı mekanizmasına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

İşman, “Ben Nazım ile bir kere görüştüm. Başkan yardımcısı olarak bildiğimiz için hayırlı olsuna gitmiştim. Ben yapı denetim firmasında çalıştığım için yapı denetimini aldığımız inşaatların onayları yapılmazsa maaşlarımızı alamıyorum. Bunu bilen belediye yönetimi de müteahhitlerden rüşvet almak amacıyla bizi sıkıştırıyor. Çünkü bizim seviyelerimizi onaylamıyorlar. Seviyelerimiz onaylanmayınca mütehaitte inşaatına devam edemiyor. Etse bile kaçak bir şekilde devam ediyor. Belediyede mühürleme tehdidi ile müteahhitleri sıkıştırıyor. Bu sebepten dolayıda mütehaitler genelde belediyenin istediği rüşveti vermek durumunda kalıyor” dedi.

TAPE KAYITLARI VE YAZIŞMALAR DA DOSYADA

Ahmet İşman, savcılıkta kendisine okunan bazı tape kayıtlarına da açıklık getirdi. 13 Şubat ve 17 Şubat 2026 tarihli kayıtların, Spor Kulübü’ne 900 bin lira gönderildiğini anlattığı dosyayla ilgili olduğunu söyledi. 2 Mart ve 9 Mart 2026 tarihli kayıtların ise başka bir para teslimi olayına ilişkin olduğunu belirtti. Engin Araz da telefonunda Alperen Uçar’la bu konulara ilişkin yazışmalar bulunabileceğini söyledi. Böylece dosyada sadece sözlü anlatımların değil, telefon kayıtları ve dijital iletişim verilerinin de önemli yer tuttuğu görüldü.

Ahmet İşman ile Engin Araz’ın etkin pişmanlık ifadeleri, Üsküdar Belediyesinde karar yapısı, para toplama yöntemi, ödeme kanalları, isimler arası bağlantılar ve baskı mekanizması hakkında ayrıntılı bir tablo ortaya koydu. En dikkat çekici nokta ise iki ayrı şüphelinin farklı pozisyonlardan aynı sistemi tarif etmesi oldu. Biri iş takipçisi olarak içeriden konuştu, diğeri müteahhit olarak dışarıdan ama doğrudan baskıya maruz kalan taraf olarak aynı çarkı anlattı. Bu nedenle dosyada sadece münferit para alışverişi iddiaları değil, ruhsat ve iskan süreçlerine bağlandığı kaydedilen organize bir düzenek tartışma konusu olmaya devam ediyor.

KAYNAK : Haber7
Mücahit Çetin Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

1993 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Medya kuruluşlarında gündem ve özel haber editörü olarak görev aldı. Halen Haber7’de özel haber editörü olarak çalışıyor. ‎

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR