Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan okul saldırılarıyla ilgili açıklama: Önemli bulgulara ulaşıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul saldırılarıyla ilgili, "Her iki saldırganın dijital ayak izleri kısa sürede tespit edildi. Çok önemli bulgulara ulaşıldı. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için gerekli talimatları verdim." dedi.
ABONE OLCumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
(Okul saldırıları) Millet olarak hepimiz acılarımızı, ailelerimizin üzüntülerini samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını; eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz.
Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum. Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. İki öğretmen ile üç öğrencimizin tedavisi hâlen devam ediyor. Hamdolsun, yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Yüreklerdeki yangının sönmeyeceğini biliyoruz. Saldırılar sadece Kahramanmaraş'ı Siverek'i değil, 81 ilimizi etkiledi. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızın hemen Kahramanmaraş'a gönderdik. İlk andan itibaren ailelerimizin yanında olduk. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken bir yandan adli makamlarımız çalışmalarını başlattılar. Saldırılar her yönüyle araştırılıyor.
"ÖNEMLİ BULGULARA ULAŞILDI"
Her iki saldırganın nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Her iki saldırganın dijital ayak izleri kısa sürede tespit edildi. Çok önemli bulgulara ulaşıldı. Detaylı incelemeler sonucunda çok önemli bilgiler bulundu. Saldırganın babası tutuklandı. Süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldık. Milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. İnternetin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. ABD'de gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılarına baktığımızda amacın toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Tıpkı terör örgütleri gibi toplumda huzursuzluk oluşturmayı hedefliyorlar. Bu süreçte kimi medya organlarımız kimi siyasetçilerimiz faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir.
"BÖYLE BİR ACI ÜZERİNDEN MİLLETİ TAHRİK ETMEK SORUMSUZLUKTUR"
Kimse kusura bakmasın ama daha olay aydınlatılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milleti tehdit etmeye çalışan sivil toplum kuruluşlarının hedef tahtasına konulması ne anlama gelmektedir? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan “olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar” diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana, hangi ahlaka sığar?
Milletçe yüreğimiz yanıyor. Fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk olarak Ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapılıyor. Nedir bu telaşınız, nedir bu aceleniz?
"KORKU VE ENDİŞE YAYMAK SORUMSUZLUKTUR"
Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur.
Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra, infiale kapılmadan; sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden, ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak, Allah’a hamdolsun, bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz.
Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.
Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlenmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş yelpazede hareket etmemiz önem arz ediyor. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi, buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil adımla çözülmeyecek kadar çok katmanlı sınama bulunuyor.
Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar evin bir odasında sohbet ederken diğer odadaki çocuklarımızın dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, öğretmenler, ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına daha fazla etki ediyor. Bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihnini iğfal ettiği bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına, algoritmaların manipülasyon gücünü eklediğimizde karşımıza karışık bir sorun çıkıyor.
"OKUL GÜVENLİĞİNDE EN KÜÇÜK TAVİZ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR"
Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. En küçük taviz söz konusu değildir. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü, eğitim boyutlarıyla meseleye yaklaşmamız mümkündür. Siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Okul kolluk işbirliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza gerekli talimatları verdim.
Özellikle aileye, ailenin özel konumuna dikkat çekmek istiyorum. Aile kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar. Sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun parçası olmayı ailede öğrenir. Aile kültür, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mektebidir.
Yıllardır “güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum” dememizin ve artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi budur.
"VELİ RANDEVU SİSTEMİNİ DAHA ETKİN HALE GETİRECEĞİZ"
Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı daha kırılgan hâle getiriyor. Okul, aile ve rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkin şekilde kullanılması büyük önem taşıyor.
Hükûmet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemi’ni daha etkin hâle getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız.
Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek, duygu ve değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden ve etkili şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hâle getireceğiz.
OLUMSUZ ETKİ OLUŞTURAN YAPIMLAR
Aziz kardeşlerim, şiddetin tırmanmasında bir diğer etken de çocuklar üzerinde olumsuz etki oluşturan diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın kişiler olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçekle bağını zedeliyor.
Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi, son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız açısından taklit riskini artırıyor.
Bakınız, biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten, iyiliksever ve hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil, her türlü canlı istifade etti.
"KURU GÜRÜLTÜYE PABUÇ BIRAKMAYIZ"
Belirli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz, en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça, birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar.
Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi ve toplumu koruma gayretleri adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla göz ardı edildi. Oysa terazinin bir kefesinde özgürlük varsa, diğerinde sorumluluk vardır. Mesele, bu ikisi arasında dengeyi yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık, inşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız.
"EKRANDA ŞİDDET VE YOZLAŞMA" MESELESİ
Değerli arkadaşlar, burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: Reyting kaygısı, şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade; aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti ve şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor.
Biz, yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insan, bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor.
RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla birlikte, özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız.
15 YAŞ ALTINA SOSYAL AĞ KULLANIMI DÜZENLEMESİ
Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarını güçlendirecek yeni düzenlemeler yaparken, bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz.
Şu bir gerçektir ki dijital dünyada bir içerik birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde zaman zaman gecikmeler yaşanabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçmek için içerik takibinde tek tek kaldırma yöntemi yerine hızlı filtreleme araçlarının kullanılması gerekiyor.
Aynı şekilde yaş doğrulama, kimlik temelli denetim ve VPN ile aşılma girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden, 15 yaş altı çocukların sosyal ağ kullanımını sınırlayan düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle önemli bir boşluğun doldurulacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü de getireceğiz.
'ATEŞLİ SİLAHLAR' MESELESİ
Bir diğer konu ateşli silahlar meselesidir. Zaten bir süredir bu sorunun üzerine kararlılıkla gidiyorduk. Mevcut uygulamalara ek olarak, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine, özellikle silahın çocukların eline geçmesi durumunda verilecek cezaları artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız.
Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni, uygulanabilir, etkin ve caydırıcı önlemleri kararlılıkla hayata geçireceğiz.
Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var: Onlara, vatandaşı olmaktan gurur duyacakları; müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış ve güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri umutla parlayan çocukları için bu sorunu büyümeden çözüme kavuşturacağız.