Kemal Kılıçdaroğlu: Arınma yapacağım diye benden korkuyorlar
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin 'kirlilikten arınması' gerektiğini belirterek "Arınma dedim diye korkuyorlar" dedi.
ABONE OLCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir TV canlı yayınında açıklamalarda bulundu.
Kendisine yönelik eleştiriler hatırlatılarak, "Bu tepkiler karşısında bir an olsun kendinizi sorguladınız mı? 'Bugün olsa yine aynı şeyi yaparım' diyor musunuz?" sorusu üzerine, "Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik, bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Siz bunu ister misiniz?" dedi.
"ARINMA YAPACAĞIM DİYE KORKUYORLAR"
Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararıyla kendisiyle beraber Parti Meclisinin de olduğu gibi geldiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Benden niye korkuyorlar? Hangi gerekçeyle korkuyorlar? Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz kültürü vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ve genel başkanlar da parti yöneticileri de itirazları sonuna kadar dinlerler. Ama hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır."
Yüzyıllık bir partiyi kayyumun yönetemeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Ama mutlak butlan kararı verirse ben mecburum gitmeye. Partinin eski yöneticileri, eski Parti Meclisi üyeleri, hepsi atanacak. Bana görev veriliyor, onlara da görev veriliyor. Partiyi alın, doğru dürüst bir kurultay yapın, hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın ve dolayısıyla yolunuza devam edin. Bitti bu kadar basit." ifadesini kullandı.
Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararı çıkmadan bir gün önce yayınladığı video işaret edilerek, "Bu kararın çıkacağını biliyor muydunuz?" sorusu üzerine, "Ben kararın çıktığını bilsem böyle bir video yayınlar mıyım? Belli dönemlerde videolar çekiyorum. Eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir yargıçla konuştuğumu, herhangi bir şekilde bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah genel başkanlığı bırakıyorum. Bakın bu tür olaylar doğrudan doğruya yıpratma amaçlı gündeme getiriliyor." değerlendirmesinde bulundu.
"İktidarla mutlak butlan kararı için bir arka planda anlaşma yürüttünüz mü?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Erdoğan'ı her dönem eleştirdim. Özgür Bey 'müzakere edeceğiz, mücadele etmeyeceğiz' dediği zaman tweet yayınladım, 'müzakere edilmez, mücadele edilir' diye. Niye bunu söylemiyorsunuz? Memleketi bu hale getiren birisiyle neyi müzakere edeceksiniz? 'Efendim müzakere edeceğiz, bir şey olursa sorumluluk bana ait.' Sorumluluk kişiye ait değildir, sorumlu, sorun yaratan kişinin partide yarattığı derin yarılmalardır. Bunlar olmaz, buna izin veremezsiniz. Gelelim Erdoğan'la işbirliği, diğerleriyle işbirliği… Bir partinin genel başkanı, geçmişte Meclis Başkanlığı yapmış AK Partili birisiyle, CHP Genel Başkanı iki saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da 'partinin sorunlarını görüştük.' CHP Genel Başkanı'nı AK Parti'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Siz gazetecisiniz, niye bunu sormuyorsunuz? 'Ey Özel, sen ne görüştün? CHP'nin nelerini görüştün sen?'"
Kılıçdaroğlu, "Kendinizin değil de Özgür Özel'in mi böyle bir ilişki kurduğunu düşünüyorsunuz iktidarla?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Ben bir ilişki değil, somut olay söylüyorum. Açık bir olay ifade ediyorum. Arka kapı diplomasisi... Kim söylüyor bunu? Ben mi söylüyorum? Masaya oturmak için, Kürt sorunu çözmek için yapılan açıklamalar var, yine parti yetkililerinin yaptığı açıklamalar var. Masaya oturmak için belli şartlar arıyorlar. Ne demek arka kapı diplomasisi? Ben mi yaptım? Kim yaptı? Bütün bunlar unutuluyor, 'Kılıçdaroğlu gitti, şunu yaptı, şununla görüştü, şunu şöyle yaptı.' Yok efendim. Hala eleştiririm. Memleketi bu duruma kim getirdi? Ülkenin içinde bulunduğu sorunu aşmak, Türkiye'yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi? Olmaz. Siyaset üretmeniz lazım. Kısır tartışmaların, çekişmelerin dışına çıkmanız lazım."
"PARTİ ZARAR GÖRMESİN DİYE KONUŞMUYORUM"
Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"38. Kurultay'dan hemen sonra Özgür Bey'e bazı temel noktaları, partinin içinde bulunduğu bazı sorunları açıkladım ve 'bir genel başkan olarak sizin bunları bilmeniz gerekir' dedim. Sonra medyaya açık bölümde de şunu söyledi, 'Bir genel başkanın, sadece bir genel başkanın bilmesi gereken bazı konuları aktardı.' Bunları aktardım. Daha sonra onun bir kısmı kamuoyunda yankılandı. 'Bazı belediye başkanlarını göstermeyin' dedim. 'Bunlarla ilgili partinin arşivinde raporlar var' dedim. Şimdi isim vermeyeyim, gösterdiler, bir kısmı içeride şimdi. Olmaz arkadaşlar. Şimdi bunları kamuoyunun büyük bir kısmı bilmiyor. Ben çıkıp konuşmuyorum parti zarar görmesin diye ama burada belli şeyleri açıklamak zorundayım, açıklıyorum da zaten."
Kılıçdaroğlu'na, "Ahlaki üstünlüğünü kaybeden bir parti, 47 yıl sonra yerel seçimlerden nasıl birinci parti çıkar ve bugüne kadar yapılan anketlerin yüzde 90'ında nasıl hala birinci parti olma konumunu korur?" sorusu soruldu.
"Birinci parti olmasından son derece memnunum ama bu bir süreç işidir." diyen Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:
"Kaç belediye başkanı istifa etti? Kaçı AK Parti'ye geçti? 40'ın üstünde. En çok soruşturmayı geçiren kişi benim siyasette. Hala yüzlerce davam var ve o davaların yüzde 99,9'u da Erdoğan'la ilgilidir. Hiç kimse benim ahlakımı tartışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verir pozisyondaysa kimse o belediye başkanına bir şey yapamaz. Belediyeler sosyal kuruluşlardır. Milli Eğitim Bakanı ne diyor? 'Belediyeler kreş açamaz.' CHP'li belediye başkanı, 'özellikle yoksul mahallelerden başlayarak kreş açın' dedik. Kreş açtı. Hangi Milli Eğitim Bakanı gelip kreşi kapattı? Hiçbirisi. Soruşturma açtı mı? Hayır. Ben şu mahalledeki yoksul olan herkese birer milyon lira para vereceğim ayda. Hiçbir zaman hiç kimse soruşturma açamaz. Ama 1 milyon dağıtacağım deyip de 500 binini cebe atarsa bu ayrı bir şey, soruşturma yer buradan. Her belediye başkanı, CHP'li belediye başkanı başında kendisi hakkında her an soruşturma açılacak bir organ olduğunu bilmeli."
Kılıçdaroğlu, daha önce yargılanan belediye başkanlarının olduğunu ve belediye meselesini hiçbir zaman parti meselesi haline getirmediklerine işaret ederek, "Şunu söyledim, olay adliyeyle belediye arasındaki olay. Bizden uzman isterseniz uzman göndeririz, avukat isterseniz avukat göndeririz ama olayı bir parti meselesine dönüştürmeyiz. Harcama belediyenin harcamalarıdır, gidip hesabını vereceksin." dedi.
Belediye başkanlarının büyük bir bölümünün Kılıçdaroğlu'nun döneminde görev yaptığı belirtilerek, "Sizin kurultayı kaybetmenizden sonra mı yolsuzluk yapmaya ve ahlaki üstünlüğü kaybetmeye karar verdiler?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Yapılan açıklamalar var, kendilerinden para istendiğine dair itiraflar var. Bir parti bir belediyeden para isteyemez. Para istediğiniz andan itibaren belediye başkanına 'git rüşvet al demektir' bu. Nereden verecek parayı size? Nereden verecek? Bütçeden veremeyecek, resmi olarak aktaramayacak. Peki nereden verecek? Bir araba yapılıyor, açıklama şu, 'belediyeden aldık, öbür taraftan da hazineden aldık. Bir cepten aldık öbür cebe.' Ne demek bu ya? Hazineden gelen parayla belediyeden gelen kıyak aynı şey olur mu ya? Akıl var mantık var. Ama hiçbir gazeteci çıkıp 'Sayın Özel, sen bunu nasıl söylüyorsun? Böyle bir şey olmaz, bu yanlıştır' demiyorsunuz. Kimse kusura bakmasın, denmiyor. Belediye 'Genel Başkan Yardımcısı'na parayı verdim' diyor. Kim diyor? Parayı veren adam söylüyor. Bana söyler misiniz o genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Niye açmıyorlar? Siz niye sormuyorsunuz? Arkadaş, bu adam sana diyor ki 'Ben gittim rüşvet verdim, şurada verdim, şu saatte verdim, telefonlar uyuştu, her şey tamam.' Niye takip etmiyorsunuz? Niye edilmiyor? Kişi diyor 'Verdim.' Parayı veriyor, zamanı veriyor, her şeyi veriyor. Çakışan her şey var. Niye söylesin?"
Kemal Kılıçdaroğlu, "Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Açılmadı. Niye açılmıyor? Niye bunlar sorulmuyor? Ben mi sormak zorundayım?" dedi.
Soru üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, "Ekrem Bey'in içinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona bir cevap vermek gibi bir niyetim yok doğrusunu isterseniz." dedi.
Kılıçdaroğlu, İBB iddianamesinin tamamını okumadığını belirterek, sadece İBB değil, tutuklu bütün belediye başkanlarıyla ilgili bir hukuk komisyonu kurduklarını ve bu şekilde davaları takip ettiğini dile getirdi.
Arınmayı sadece Ekrem İmamoğlu için söylemediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, arınma kavramını kişiye indirgemenin büyük hata olacağını ifade etti.
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ile ilgili düşüncelerini, "Tutuklandığında evine ziyarete gittim, kapının önünde bir basın açıklaması yaptım. O basın açıklamasında ne söylediysem bugün de aynı şeyleri söylüyorum." diye dile getirdi.
Sorunlu belediye başkanıyla suçlu belediye başkanının ayrı olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Suçlamam için elde bir şey olması lazım, mahkeme kararı olması lazım. Mahkeme kararı yoksa olmaz. Sorunlu bazı belediye başkanlarını partinin arşivinde, partinin arşivinde onlarla ilgili olumsuz rapor olduğu için, hatta olumsuz raporları yazanlardan birisi de partimizin İstanbul milletvekili idi, onu göndermiştim 'Git bir bak bakalım burada neler oluyor' diye. Raporlar var ve bu raporlar dolayısıyla da ben Özgür Bey'e bazı belediye başkanlarını ismini vererek 'Bunları gösterme' diye söylemiştim. 'Bunlara dikkat et' demiştim. Dört belediye başkanının adını vermiştim. Elimizdeki rapor öyleydi." dedi.
Kılıçdaroğlu, "Ekrem İmamoğlu şu an sizin yanınızda olduğunu düşünüyor mu sizce?" sorusuna "Onu ben bilmem. Yani yanımda mı olur, karşımda mı olur, öbür tarafta mı, bu tarafta mı onu ben bilmem ama hepsini ziyaret ettim. Ziyaret etmedim diye bir şey yok." dedi.
Yargının bağımsız olduğuna yönelik soru üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Nerede söyledim ben yargının bağımsız olduğunu? Yargının bağımsız olmadığını, yargının siyasallaştığını en çok söyleyen benim. Yargının bağımsız olduğuna inanmıyorum. Siyasi alanda yargı bağımsız değil. Can Atalay'ın hapiste olması yargı bağımsızlığı yüzünden mi? Hayır. Selahattin Demirtaş'ın hapiste olması yargı bağımsızlığı yüzünden mi? Hayır. Osman Kavala'nın mahkum olması yargı bağımsızlığı yüzünden. Biz bunları biliyoruz ama bakın onlar siyasi dava, bu dava siyasi dava değil. İkisinin arasında çok büyük farklar var."
"ÖZGÜR BEY'E DEVİR TESLİM SIRASINDA BAZI İSİMLERİ VERDİM"
AK Partili belediyelere soruşturma açılmadığı iddiasına yönelik soru üzerine Kılıçdaroğlu, "AK Partili belediyelerle ilgili dilimde tüy bitti, söyledim. Ben bunların hepsini söyledim." dedi.
"Rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden uzaklaştıramadığım için özür dilerim." açıklaması hatırlatılıp, herkesin töhmet altında kaldığı belirtilerek kimi kastettiğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Hayır herkesi değil, herkesi değil… Ben size ne söylemiştim? Ne dediniz? Özgür Bey'e devir teslim sırasında bazı isimleri verdim değil mi?" dedi.
Gazetecinin, "O 4 isim sizin döneminizden mi?" sorusu üzerine, Kılıçdaroğlu, "Bu partide genel başkanlık yaptım. Bu partinin yıpranmasını istemem ve konuşurken de son derece dikkatli konuşuyorum. Siz gazeteci olarak sorgulamak zorundasınız bunları. Siz onları değil, beni sorguluyorsunuz, neden bunları söylüyor diye." ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, parti yetkilisinin belediye başkanından para isteyemeyeceğini vurgulayarak, belediye başkanı bunu bütçesinden karşılayamayacağına göre, talebin "rüşvet al" anlamına gelebileceğini söyledi.
Parti yetkilisinin para istediği iddiasının gerçek olup olmadığının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Parayı veren söylüyor ya." dedi.
Gazetecinin, "Parayı aldığını söylediği kişi de almadım diyor." demesi üzerine Kılıçdaroğlu, "Hayır efendim, parayı verdim diyor. Gününü veriyor, saatini veriyor, bankadan çektiğini veriyor, her şeyi söylüyor." diye konuştu.
CHP kurultayında yolsuzluk yapıldığına dair somut belge olup olmadığına ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, davanın bir tarafı olmadığını söyledi.
Davanın tarafı olduğu takdirde bütün belgeler ve dokümanları toplayacağını belirten Kılıçdaroğlu, "Bunu ifade verenler daha önce değişimci olarak kendisini tanımlayanlar. Söyleyenler onlar. Konuşanlar onlar. 'Parayı dağıttım.' diyenler onlar. Gezenler onlar. İfade verenler onlar. Hakim de diyor ki 'Parayla pulla bu kurultay satın alınırsa ben de bunu iptal ediyorum.' diyor. Beni ve eski Parti Meclisini göreve davet etmesinin nedeni o. Başka bir şey değil." diye konuştu.
"SORUN DENGEYİ DEĞİŞTİRECEK BOYUTTA BİR PARA HAREKETİNİN OLMASIDIR"
Paranın dağıtıldığı ve iradenin satın alındığı iddia edilen 38. Kurultay ile ilgili herhangi bir ilgisinin olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
- "Ben gidip şikayet etmedim ki. Herkes sanki bu mutlak butlan davasını ben açmışım gibi kamuoyuna deklare ediliyor. Yok öyle bir şey. Burada sorun dengeyi değiştirecek boyutta bir para hareketinin olmasıdır. Bunu sadece CHP için değil siyasal tarihimiz açısından da ciddi bir olay olarak görüyorum. Eğer bir kurultayı parayla satın alıyorsanız bu, bir milli güvenlik sorunudur. Yarın bir başka ülke gelip, başka adamları bulup, kurultayı satın alıp bunları yaparsa ne yapacaksınız Allah aşkına? Olmaz. Ahlaki üstünlüğü, arınmayı bunun için söylüyorum. Bizim kurultaylarımızda kavga çıkar, sert tartışmalar olur ama para pul işleri olmazdı. Niye şimdi para pul işi girdi? Hangi gerekçeyle girdi? Bunu sorgulamanız gerekir. Bu paraları kim dağıttı? Kimler arabalara bindi? Hangi arabalarla nerelere gitti? Delegeler nasıl satın alındı? Ben söylemiyorum ki. Bunu onlar anlatıyor."
Kılıçdaroğlu, kurultay davası sonrası CHP Genel Merkezi'nde yaşananlara ilişkin soru üzerine, "Üzüldüm. 'CHP Genel Merkezi böyle olmamalıydı.' dedim hatta şunu bile söyledim, 'Ya milletvekillerini bari içeri alsalardı bu tartışmalar olmazdı.' Genel merkeze zorla girilmesini asla savunmadım." ifadelerini kullandı.
İcra memurunun gelip kararı tebliğ etmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "İcra memurunun gelip mutlak butlan ile ilgili kararı tebliğ etmesinden daha doğal ne olabilir? İcra memurunun oraya girmesi lazım. Tebliğ etmesi lazım kararı. Polisin girmesini asla doğru bulmam. Şiddet uygulamasını asla doğru bulmam. Genel merkezden dışarıya taş atılmasını asla doğru bulmam. CHP Genel Merkezi'nde bunlar olur mu? Olmaması lazım. Niye polisin zorla girmesine ortam hazırlıyorsunuz? Hangi gerekçeyle bu ortamı hazırlıyorsunuz? İcra memuru, milletvekilleri girer yani polisin zorla girmesi için her koşulu yapıyorsunuz. Oradakilerin çoğu da CHP'li değil." dedi.
"100 YILLIK BİR PARTİ KAYYUMLA YÖNETİLMEZ"
Kayyum eleştirilerine cevap veren Kılıçdaroğlu, "Kayyumu kabul etmediğimi iki belediye başkanı ve eski bir milletvekiline söyledim. Daha alt mahkemede görüşülürken 'Beni kayyum olarak yazarlarsa asla kabul etmem.' dedim. Yüz yıllık bir parti kayyumla yönetilmez ama 'Mutlak butlan çıkarsa sadece ben değil eski parti meclisinin tamamı gelecek.' dedim. Yeniden bir kurultay yapacağız çünkü mahkeme diyor ki 'Bu kurultay şaibeli.'" değerlendirmesinde bulundu.
Mutlak butlana karşı çıkanların daha sonra kayyum atanmasını dillendirdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Gerçekten akıl tutulması var. Neden biliyor musunuz? Arınmadan korkuyorlar. Kirlileri arındıracağım. Bu millete söz verdim. Bu partinin ahlaki üstünlüğünü koruyacağım. Öyle para pul işine girenlerin bu partide yeri yoktur. Çıkar sağlayanların bu partide yeri yoktur. Bunu gayet açık ve net söylüyorum. Görevine son verilenin gerekçelerini olduğu gibi yazıyoruz. Gidin, aklanın gelin, başımızın üstünde yeriniz var." diye konuştu.
MUTLAK BUTLAN KARARI
Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararına ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:
"Olay siyasi, karar farklıdır yani bir düşünceden ötürü değil. Para hareketi var orada. Bir siyasi partiyle ilgili bir olay bu ama olay adi bir olay. Şimdi alt mahkeme karar verdi, değil mi? Alt mahkeme dedi ki: 'Ben bakmıyorum buna'. Ben, buna itiraz mı ettim? Bilmediğim şeyi söyleyemiyorum ama şimdi Erdoğan yani benim şahsi kanaatim, herhalde elinin altındaki mahkemeye butlan kararını verdirirdi. Daha rahat derdi yani aşağıdaki hakime. 'Ver bu kararı, mesele bitsin.' derdi yani. Yapar mı, yapmaz mı onu bilmem. Şimdi şunu da kabul etmemiz lazım. 'Bütün yargıçlar, Erdoğan'ın talimatıyla hareket ediyor.' dersek bu, çok büyük bir hatadır.' Böyle bir şey yoktur yani. Bu, yargı ve yargıcı töhmet altında bırakmaktır."
Mutlak butlan kararının sıradan bir karar olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bütün ders kitaplarına girecek bu çünkü bizim tarihimizde bir ilk. Bir siyasal partinin genel kurulunun, kurultayının mutlak butlanla yok hükmünde sayılması, gerekçeleri, bütün bunların hepsi ders kitaplarına girecek." ifadelerini kullandı.
"PARTİ, KURULUŞUNDAKİ AHLAKİ KODLARA DÖNMEK ZORUNDADIR"
Partiyi arındırma görevini CHP'nin tarihinden aldığını belirten Kılıçdaroğlu, "CHP'nin ahlaki üstünlüğü tartışılmazdır. CHP, bu ahlaki üstünlüğü korumak zorundadır. Benim görevim bu. Parti kuruluşundaki ahlaki kodlara dönmek zorundadır. Bunu yapmadığımız takdirde görevimi yapmamış olurum. Görevimi partiye ihanet etmiş olurum. Para pul işine giren insanı ben nasıl koruyacağım? Para pul işiyle gidip de şunu bunu yapan, delege satın alan insanı ben nasıl koruyacağım?" şeklinde konuştu.
CHP kurultay sürecine ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, "Kesinlikle partiyi en kısa sürede kurultaya götüreceğim. Mahkemenin Yargıtay aşaması, tedbir kararı var." dedi.
"OLAĞAN KURULTAYI YAPARIZ"
Kılıçdaroğlu, "Olağan kurultayı yaparız yani. En fazla 4-5 ay sürer. İl başkanı seçimi var, delegelerin seçimi var. Eski delegelerle zaten yapamazsınız efendim. Mümkün değil çünkü mahkeme iptal etmiş. Neden? Şaibe var diye." dedi.
FETÖ iddialarına ilişkin açıklamasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Biz, hiçbir zaman öyle bir suçlama yapmadık ama Özgür Bey, MİT Müsteşarı'na söylüyor. 'Bizim de kendisinden bir destek talebimiz oldu. CHP'nin yurt dışındaki ofislerinde çok sayıda başvuru alıyoruz. Üye alım sırasında CHP'ye FETÖ veya diğer terör örgütleri sızmasın diye MİT'ten istihbarat desteği istedik.' diye. Ben de buna dikkat çektim. Ne var bunda?" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, "Hiçbir siyasi parti, üyeleri hakkında MİT'ten bilgi almaz. Milli İstihbarat Teşkilatı, bir partinin kuruluşu değildir, istenmez." dedi.
Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin soru üzerine, cumhurbaşkanı adayının zamanı geldiğinde partinin yetkili organlarınca belirleneceğini belirterek, "Eğer Anayasa değişmezse mecburen bir cumhurbaşkanı adayı belirlersek gene bakacağız." dedi.
Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın, İmamoğlu'nun "Aday adayıdır." yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Onun ön cümlesi de var. Sorun çıkmazsa yani adaylığı önünde bir engel olmazsa o da olabilir, başka birisi de olabilir. Aday adayı olabilir." ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğine ilişkin soruya cevabında, "Parlamentoyu gerçekten parlamento yaparlarsa biz ona 'Evet' deriz. Parlamenterlerin iradesine yukarıdan müdahale etmezlerse biz ona 'Evet' deriz." şeklinde konuştu.
Kendisine yönelik "Sokağa çıkamaz" eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, yakın zamanda vatandaşlarla bir araya geleceğini belirterek, "Sokağa da çıkarım, her yere çıkarım ya. Niye çıkamayalım? Biz, adam mı öldürdük, adam mı kestik, neyi savunuyorum? Ahlakı savunuyorum. Ahlakı savunan adam sokağa mı çıkamayacak?" ifadelerini kullandı.
"BEN OTURMAK İSTİYORUM"
Kılıçdaroğlu, CHP kurultayında genel başkanlığa aday olup olmayacağına ilişkin soru üzerine adaylığın kişisel iradeyle değil destekle şekillendiğini belirterek, "Partiyi belli bir noktaya getirdikten sonra yani kirlilikten arındırdıktan sonra ben oturmak istiyorum, ben yaşamak istiyorum, eşimle, çocuklarımla huzur içinde yaşamak istiyorum." dedi.
Kılıçdaroğlu, "13 seçim kaybetti" eleştirisinin doğru olmadığını savundu.
Referandumların seçim olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Hiçbir zaman 13 seçim olmadı. 2010 Anayasa referandumu, seçim değil referandum. 13 seçim bile olmadı." dedi.