CHP'li vekilden özeleştiri: 'Vatandaş bize neden oy versin, Trump'la biz mi görüşeceğiz?'
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, partisinin siyaset dilini eleştirerek solun klasik söylemlerine neşter vurdu. Erol, "devletin faşist olamayacağını" vurgulayarak "CHP'nin devletle çatışmaktan vazgeçmesi" gerektiğini belirtti.
ABONE OLCHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, sol siyasetteki devlet algısı ve CHP'nin yeni siyaset dili arayışına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Erol, 2 Ağustos Pazar günü Kanal Fırat YouTube kanalında yayınlanan ve Kanal Fırat - Kanal E Genel Yayın Yönetmeni Zeki Akbıyık'ın sunduğu programa katıldı.
Erol, "Türkiye'nin mevcut siyasi konjonktüründe birinci önceliğin ekonomi değil milli güvenlik" olduğunu savundu.
Partilerin varoluş amacının devleti yönetmek olduğunu hatırlatan Erol, solun klasik söylemlerini eleştirdi:
"Bizim solun klasik sözleri vardı, mesela hep deriz ki faşist devlet. Devlet faşist olmaz, devlet bir kurumdur. Devleti yönetenlere faşist diyebilirsin. Ama devlete diyemezsin. Çünkü bu devlet hepimizin. Devletle çatışma dilini kullanamazsınız. Hükümetle hizmette yarışarak siyaset yapmalısınız."
"TRUMP'IN KARŞISINA GİDİP NASIL GÖRÜŞECEK"
Seçmen davranışlarını umut ve korku ekseninde analiz eden Erol, muhalefetin devleti yönetme iddiasını ve kadrolarını vatandaşa net bir şekilde gösteremediğini belirtti:
"Bizim yalnızca parti içi meselelerle iktidar olma şansımız yok. Biz bu ülkeyi nasıl yöneteceğiz, hangi kadrolarla? Bizim korku yaratma şansımız yok. Yani Trump'ın karşısına gidip nasıl görüşecek, Putin'in karşısına nasıl konuşacak."
"YALNIZCA SOKAK SESİYLE OLMAZ"
Seçmenin sandık başındaki reflekslerine de değinen Erol, CHP'nin devlet adamı profiline sahip kadroları öne çıkarması gerektiğinin altını çizdi.
Sadece siyasi söylemlerle seçim kazanılamayacağına dikkat çeken Erol, partisinin izlemesi gereken yola dair özeleştirisini şu ifadelerle dile getirdi:
"Bize bakıyor CHP kadrolarına, böyle bir kadro göremeyince yalnızca siyaset diliyle bu işler olmaz. Yalnızca sokak sesiyle olmaz, sokakları hareketlendirmekle olmaz. Sandığa gittiğinde diyor ki iyi kötü devleti yine bunlar yönetir diyor ve oyunu veriyor. Bizim umut olmamız lazım."