AK Parti Sözcüsü Çelik'ten fon soruşturmasına ilişkin açıklama: Karanlık nokta kalmayacak!
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı sonrası fon soruşturmasından Terörsüz Türkiye sürecine, Suriye’den Gazze’ye kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Çelik, fon soruşturmasında “Hiçbir karanlık nokta kalmayacak” dedi.
ABONE OLAK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sona erdi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, toplantının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çelik, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılım törenini takip ettiklerini belirterek Tugay'a "hoş geldiniz" dedi. Çelik ayrıca, Milli Görüş Hareketi'nin önemli isimlerinden Recai Kutan'ın vefat yıl dönümü dolayısıyla rahmet dileğinde bulundu.
Çelik, Meclis Başkanvekilliği görevinden sağlık sorunları nedeniyle ayrılan Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ'ın Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdirleriyle Genel Başkan Danışmanı olarak görevlendirildiğini açıkladı.
Terörsüz Türkiye sürecinin AK Parti'nin gündeminin en önemli maddelerinden biri olduğunu belirten Çelik, Suriye ve Irak boyutundaki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Çelik, fon soruşturmasına ilişkin ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın TBMM Genel Kurulu'nda bilgilendirme yaptığını hatırlatarak, sürecin bütün boyutlarının ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Çelik, fon vurguncuları tarafından mağdur edilen vatandaşların haklarının korunması için de eylem planı hazırlandığını belirtti.
CEMİL BAŞKANIMIZA "HOŞ GELDİNİZ" DİYORUZ
Ömer Çelik, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılım törenini takip ettiklerini belirterek, "Bugün İzmir Belediye Başkanımız Cemil Bey'in katılım törenini izledik. Kendisine hoş geldin diyoruz. İzmir daha güçlü şekilde tam koordinasyonla geleceğe iyi hizmetlerle bakacak." dedi.
Çelik, Cemil Tugay'ın önceki partisinden gelen tepkilere ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Görüldüğü gibi önceki partisindekilerin 2-3 gündür yaptığı sadece bir hakaret kampanyasından ibaret." ifadelerini kullandı.
Çelik şöyle devam etti:
"Açıkçası bütün bunlara bakıldığında o partilerde niye durulmaması gerektiğini, o partilerde niye hiçbir şekilde hizmet siyasetinin söz konusu olamayacağını gösteren bir üslubu her açıdan ve her zeminde kullanmaya devam ediyorlar. Biz Cemil Başkanımıza tekrardan 'hoş geldiniz' diyoruz."
RECAİ KUTAN'I RAHMETLE ANDI
Çelik, Milli Görüş Hareketi'nin önemli isimlerinden Recai Kutan'ın vefat yıl dönümü olduğunu belirterek, Kutan'ı rahmetle andı.
Çelik, "Milli Görüş Hareketi'nin önemli isimlerinden Recai Kutan Bey'in vefat yıl dönümü. Gerçekten çok beyefendi, herkesin 'ağabey' dediği, çok tecrübeli birisiydi. Cenab-ı Allah'tan bir kere daha rahmet diliyoruz. Mekanı cennet olsun." diye konuştu.
BEKİR BOZDAĞ, GENEL BAŞKAN DANIŞMANI OLARAK ATANDI
Ömer Çelik, uzun yıllardır birlikte siyaset yaptıkları Şanlıurfa Milletvekili ve Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrıldığını belirtti.
Çelik, Bozdağ'ın bundan sonraki süreçte partiye ve ülkeye daha güçlü şekilde hizmet edeceğine inandığını ifade ederek şöyle konuştu:
"Bugün çok değerli yol arkadaşımız, uzun yıllardır beraber siyaset yaptığımız ve gerçekten siyasi hayatımıza büyük kazanımlar getirilmiş olan Meclis Başkanvekilimiz, Bakanımız, Şanlıurfa Milletvekilimiz Bekir Bozdağ Bey bu görevi sağlık sorunları sebebiyle bıraktı. Bekir Bey'in bundan sonrasında daha güçlü bir şekilde, daha sağlıklı bir şekilde partimize, ülkemize hizmet etmeye devam edeceğine inanıyoruz. İnşallah daha güçlü şifalar bulacaktır."
Bozdağ'ın 15 Temmuz darbe girişimi sırasında TBMM'nin milli irade adına gösterdiği direnişin kahramanlarından biri olduğunu belirten Çelik, "Kendisi 15 Temmuz'daki Fetullahçı terör örgütüne karşı Yüce Meclisin milli irade adına direnişinin kahramanlarından bir tanesidir." dedi.
Çelik, Bozdağ'ın milletvekili, bakan ve Meclis Başkanvekili olarak ülkeye önemli hizmetlerde bulunduğunu ifade etti.
"Ülkemizde milletvekili olarak, bakan olarak, Meclis Başkanvekili olarak büyük hizmetlere imza atmıştır. Tabii ki Bekir Bey'in tecrübesinden partimizin faydalanmaması diye bir şey söz konusu olamaz." diyen Çelik, Bozdağ'ın yeni görevini de açıkladı.
Çelik, "Meclis Başkanvekilliğinden ayrıldıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın takdirleriyle Genel Başkan Danışmanı olarak atanmışlardır. Bekir Bey bundan sonra Şanlıurfa Milletvekilimiz ve Genel Başkan Danışmanı olarak partimize, ülkemize, siyasi hayatımıza hizmet edecektir. Biliyorsunuz Genel Başkan Danışmalarımız doğal olarak MYK'mıza katılıyorlar ve katkıda bulunuyorlar." ifadelerini kullandı.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYOR"
Çelik, MYK gündeminin en önemli maddelerinden birinin "Terörsüz Türkiye" süreci olduğunu belirtti.
Çelik, "Değerli arkadaşlarım, gündemimizin en önemli maddelerinden bir tanesi 'Terörsüz Türkiye' süreci. Bununla ilgili olarak partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili olarak kurulan kurul, komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor." dedi.
Sürecin Suriye ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler yaşandığını belirten Çelik, bazı örgüt mensuplarının Çerçeve Yasa'nın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığı yönündeki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Çelik, "Zaten Çerçeve Yasa'nın kapsamında da var. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılanmalarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları Çerçeve Yasa'nın uygulanmasının gerek şartıdır." ifadelerini kullandı.
"MECLİS 467 GİBİ YÜKSEK BİR KABUL İLE ÖNÜNÜ AÇAN DÜZENLEME YAPTI"
Çelik, TBMM'nin Terörsüz Türkiye sürecinin önünü açan düzenlemeyi yüksek bir oyla kabul ettiğini belirterek siyasi ve toplumsal desteğin yüksek olduğunu söyledi.
"Bu şimdi Meclisimiz 467 gibi yüksek bir kabul ile bunun önünü açan bir düzenleme yapmıştır. Siyasi atmosferde buna yüksek bir destek vardır. Toplumsal destek son derece yüksektir. Bölgesel gelişmeler açısından ne kadar doğru bir tutum alındığı ortadadır." diyen Çelik, süreçle ilgili doğru bilgilendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.
Çelik, "O yüzden doğru bir şekilde enforme etmek ve buna uygun bir dilin bütün siyasi partiler tarafından, bütün sivil toplum örgütleri tarafından kullanılması son derece önemlidir." ifadelerini kullandı.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN IRAK BOYUTU
Terörsüz Türkiye sürecinin Irak boyutuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çelik, Suriye'de SDG'nin kendisini feshetmesinin ardından ortaya çıkan tablonun sürecin kazanımlarından biri olduğunu söyledi.
Çelik, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin 11 Eylül'de yaptığı açıklamaya da dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Suriye'de SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra ortaya çıkan tablo bu Terörsüz Türkiye'nin kazanımlarından biri olarak önümüze gelmiştir. Şu anda ikinci kazanım olarak Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin 11 Eylül'de yaptığı açıklamadır, buna da değinmiştim. Silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak."
Çelik, bunun sonucunda Sincar Dağı'nın Irak Devleti'nin kontrolüne geçeceğini belirterek, bunun da Terörsüz Türkiye'nin Irak boyutundaki önemli gelişmelerden biri olacağını söyledi.
" Böylece Sincar Dağı, Irak Devleti'nin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye'nin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır." dedi.
BAŞİKA ZELİKAN KAMPI'NIN DEVRİ İÇİN 60 GÜNLÜK SÜREÇ
Çelik, Sincar'ın merkezi Irak yönetiminin kontrolüne geçmesinin ardından Başika Zelikan Kampı'na ilişkin de bir süreç öngörüldüğünü açıkladı.
Çelik, "Tabii merkezi Irak yönetiminin Sincar'da kontrolü sağlamasının arkasından, bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika Zelikan Kampı'nın kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de, güçlerimiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de öngörülmektedir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin bölgedeki varlığının geçmişte yaşanan terör saldırıları ve merkezi Irak hükümetinin bu saldırıları engelleyememesiyle bağlantılı olduğunu belirten Çelik, Türkiye-Irak mutabakatı kapsamında yeni bir çalışma yürütüldüğünü söyledi.
"Oraya gidişimizin belli sebepleri vardır. O sebeplerden bir tanesi o zamanki merkezi Irak hükümetinin Türkiye'ye dönük bu terör saldırılarını engelleyememesiydi." diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi Türkiye-Irak mutabakatı kapsamında eğer Sincar'ın kontrolü merkezi Irak yönetimine geçerse bir burada bir çalışma yapılıyor. Başika Zelikan Kampı'nın da merkezi Irak yönetimine devredilmesiyle ilgili bir çalışma yapılıyor. Bununla ilgili bir öngörü oluşturulmaya çalışılıyor."
Çelik, Başika Zelikan Kampı'nın geleceğine ilişkin sürecin bölgedeki gelişmelere bağlı olduğunu belirterek, "O tabii bütün bu gelişmelere ve bunun Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge sürecinin bu bahsettiğim Irak'taki yansımalarına göre gerçekleşecek bir meseledir." dedi.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE BİRİNCİ GÜNDEM MADDESİ"
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın MYK ve diğer parti birimlerinde Terörsüz Türkiye sürecini sürekli vurguladığını belirterek, sürecin AK Parti açısından öncelikli gündem olmaya devam ettiğini söyledi.
Çelik, "Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın MYK'da ve diğer birimlerimizde sürekli vurguladığı gibi terörsüz Türkiye, birinci gündem maddemiz, gündem maddelerimizin başındaki bir madde olarak partimiz tarafından takip edilmeye devam ediliyor. Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesi burada en net şekilde vurgulanıyor." ifadelerini kullandı.
FON SORUŞTURMASINDA TÜM BOYUTLAR ORTAYA ÇIKARILACAK
Ömer Çelik, konuşmasında fon soruşturmasına ilişkin yürütülen çalışmalara da değindi.
TBMM'de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın fon meselesiyle ilgili ortaya çıkan sıkıntılar kapsamında bilgilendirme yaptığını belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantının ardından bir kurul oluşturulduğunu söyledi.
Çelik, "Şimdi Yüce Meclis de bu fon meselesiyle ilgili ortaya çıkan sıkıntılar bağlamında Cumhurbaşkanı Yardımcımız bilgilendiriyor Yüce Meclisi. Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında biliyorsunuz bir toplantı yaptık. Bu toplantı çerçevesinde, talimatları doğrultusunda kurul kuruldu." dedi.
Söz konusu kurulun Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının koordinasyonunda çalışmalar yürüttüğünü belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Devlet Denetleme Kurulu'nu da görevlendirdiğini ifade etti.
Çelik, "Bu kurul, hem bütün bu sürecin bütün boyutlarını açığa çıkaracak çalışmaları yapıyor Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının koordinasyonunda. Aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdi. Diğer bütün kurumlar..." diye konuştu.
"FON VURGUNCULARININ MAĞDUR ETTİĞİ VATANDAŞLARIN HAKLARI KORUNACAK"
Çelik, yürütülen çalışmalar kapsamında sürecin yasal boşluklar dahil bütün boyutlarının ortaya çıkarıldığını belirtti.
"Bütün bu görev alanlarıyla ilgili olarak bütün bu sürecin yasal boşlukları dahil olmak üzere bütün bu sürecin tüm boyutlarını ortaya çıkarıyorlar." diyen Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu'nun çalışmalarına da değindi.
Çelik, "Ve burada Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu bütün bu çalışmaları yürütürken aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor." ifadelerini kullandı.
"HAKLARI GASBEDİLENLER MÜSTERİH OLSUN"
Fon soruşturması kapsamında mağdur edilen vatandaşlara da seslenen Çelik, hakları gasp edilenlerin müsterih olması gerektiğini söyledi.
Çelik, "Bu vurguncular tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış, devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir." dedi.
Yürütülen çalışmaların kısa sürede tamamlanacağını belirten Çelik, "Bu çıktığı zaman tüm kurumların yaptığı, bütünsel bir şekilde yaptığı, tam bir koordinasyonla yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır." ifadelerini kullandı.
Çelik, mağduriyetlerin giderilmesi için hazırlanan eylem planının yanı sıra benzer olayların yeniden yaşanmaması için gerekli yasal düzenlemelerin de Meclis'e gönderileceğini söyledi.
"Yine dediğim gibi vatandaşlarımızın haksızlığa uğrayanların haksızlıklarının telafisi için alınacak adımlarla ilgili bir eylem planı ortaya çıkmıştır. Yine bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme, kaç maddelik bir düzenleme gerekiyorsa onun da yüce Meclis'e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır." dedi.
"HİÇBİR ŞEKİLDE KARANLIK NOKTA KALMAYACAK"
Çelik, fon soruşturmasında tüm ayrıntıların ortaya çıkarılacağını vurgulayarak, "Burada hiçbir şekilde, her zaman söylediğimiz gibi hiçbir karanlık nokta kalmayacaktır." dedi.
Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yani bu işleri kimler yapmış, bu işlerde kim tamahkarlık yapmış, kim dolandırıcılık yapmış, kim mağdur olmuş; bütün bu tablo en net şekilde matematiksel bir kesinlik çerçevesinde ortaya çıkacaktır."
"BU ÇERÇEVEYİ EN KARARLI BİR ŞEKİLDE YÜRÜTECEĞİZ"
Ömer Çelik, fon soruşturması üzerinden Türk ekonomisini hedef alan söylemler ve siyasi linç kampanyaları yürütüldüğünü belirterek, bunlara geçit vermeyeceklerini söyledi.
Çelik, "Şimdi buradan birtakım provokatif faaliyetler, Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemler, birtakım siyasi linç kampanyaları da görüyoruz. Biz bunlara da geçit vermeden siyaset adabı içerisinde, devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde hem bu meselelerin aydınlatılması hem suçluların cezalandırılması hem de haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda bütün bu çerçeveyi en kararlı bir şekilde yürüteceğiz." dedi.
SURİYE'DEKİ GELİŞMELER YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR
Çelik, Suriye'deki güncel gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
SDG'nin feshedilmesinin ardından Süveyda bölgesinde ayrılıkçı bir Dürzi hareketinin bulunduğunu belirten Çelik, bu hareketin Dürzi toplumunun genelini temsil etmediğini söyledi.
Çelik, "Değerli arkadaşlarım, daha önce bahsetmiştim size Suriye'deki güncel gelişmelerle ilgili olarak. Tabii SDG'nin feshedilmesiyle birlikte Süveyda bölgesinde bir ayrılıkçı Dürzi hareketi var ki bunun Dürzi kardeşlerimizin genelini temsil eden hiçbir vasfı yoktur. Bir de tabii İsrail'in saldırgan tutumları Suriye'ye istikrarsızlaştırıcı birtakım maalesef eylemler olarak geri dönüyor." ifadelerini kullandı.
SURİYE'NİN GELECEĞE DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE BAKABİLMESİ HEPİMİZİN ÇOK ÖNEMSEDİĞİ BİR ŞEY
Çelik, Suriye'deki süreçlerin yakından takip edildiğini belirterek, Terörsüz Bölge kapsamında Suriye'nin tek devlet, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu anlayışıyla geleceğe hazırlanmasının önemine dikkat çekti.
"Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz bölge bağlamında SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye'nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi hepimizin çok önemsediği bir şey." diyen Çelik, Suriye'deki yönetim mekanizmalarının kapsayıcı olması gerektiğini vurguladı.
Çelik şöyle devam etti:
"Aynı zamanda da Suriye'de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini, yani Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Dürzi, Nusayri kim varsa, Ezidi orada, Hristiyan, Müslüman hepsinin kendisini sistemin içerisinde, toplumun parçası olarak görebileceği, parlamento, meclis, kapsayıcı modellerin ortaya çıkması gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz."
ÇELİK'TEN İSRAİL'E TEPKİ: SURİYE'Yİ İSTİKRARSIZLAŞTIRMA TAVRI DEVAM EDİYOR
İsrail kaynaklı sorunların Suriye'deki tablonun temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Çelik, İsrail'in 1974 Kuneytra Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı ihlal eden yeni bir adım attığını söyledi.
Çelik, "İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. Daha birkaç gün önce bahsettik. 1974 Kuneytra Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı ihlal eden bir adım daha attı. Dolayısıyla işgalciliğini devam ettirerek Suriye'yi istikrarsızlaştırmak, bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibisinden bir tavır devam etmektedir." dedi.
ABD'NİN IRAK VE SURİYE'DEN ÇEKİLMESİ YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR
Çelik, ABD'nin uzun yılların ardından Irak ve Suriye'den çıkmış olmasının bölgenin gelecekteki dinamikleri açısından önemli olduğunu belirtti.
"Tüm bunlar olurken Amerika Birleşik Devletleri'nin bu kadar uzun yıllardan sonra hem Irak'tan hem Suriye'den çıkmış olması da çok önemli bir gelişme. Bölgenin bundan sonraki dinamiklerini etkileyecek bir gelişme olarak yakın takibimizdedir." ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE'NİN İSTİKRARININ KORUNMASI ÇOK ÖNEMLİ"
Çelik, 17 Haziran'daki İslamabad Mutabakatı'nın gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle ABD ile İran arasındaki çatışmaların yükselmesinin yeni bir tehlike oluşturduğunu söyledi.
Çelik, bu gelişmeyle bağlantılı olarak Yemen'de ortaya çıkan ve Babülmendep'i tehdit eden tablonun da Türkiye'nin istikrarının korunmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.
"Yine 17 Haziran'daki İslamabad Mutabakatı'nın maalesef gereklerinin yerine gelmemesinden dolayı Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki çatışmaların yükselmesi yeni bir tehlike oluşturuyor. Bununla bağlantılı olarak Yemen'de ortaya çıkan ve Babülmendep'i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha aslında etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye'nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu, Türkiye'nin iç cephesinin güçlendirilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha göstermiştir." dedi.
GAZZE'DEKİ SOYKIRIMI TAKİP EDİYORUZ
Ömer Çelik, gündemlerinin başında Gazze'de devam eden soykırımın bulunduğunu belirterek, İsrail'in saldırılarını artıran eylemlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
"Bütün gündemlerimizin başında Gazze'deki soykırımı takip etmeye devam ediyoruz. Gazze'de devam eden soykırımı ve buradaki İsrail'in bunu artıran eylemlerini takip etmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Çelik, ABD Başkanı Donald Trump'ın barış planı kapsamında ikinci aşamaya geçilmesi gerektiğini, Hamas'ın yükümlülüklerini yerine getireceğini ifade ettiğini ancak İsrail tarafının buna yanaşmadığını söyledi.
"Şimdi de bakıyorsunuz bugün 7 Ekim bağlamında tek taraflı olarak Hamas'ı suçlayan, İsrail'in katliamlarını görmezden gelen, İsrail'in yaptığı soykırımı görmezden gelen bir propaganda makinesi çalıştırılmaya devam ediliyor." diyen Çelik, Batı Şeria'nın da Gazze'ye dönüştürülmeye çalışıldığını belirtti.
Çelik, İsrail Savunma Bakanı Katz'ın İsrail ordusunun Batı Şeria'daki askeri varlığını 24 tabura çıkaracağı yönündeki açıklamasına işaret ederek, bunun Batı Şeria'nın "Gazzeleştirilmesi" yönündeki endişeleri doğruladığını söyledi.
"NETANYAHU'NUN İLK AÇIKLAMASI 'BÖLGEDEKİ HARİTALARI DEĞİŞTİRECEĞİZ' OLDU"
Çelik, 7 Ekim'in yıl dönümü dolayısıyla daha önce de gündeme getirdiği Netanyahu'nun açıklamalarını hatırlattı.
"Biraz evvel Sayın Cumhurbaşkanımız Başkan Putin'le konuştu. Bu bağlamda Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili gelişmeleri de yakın bir şekilde takip etmeye devam ediyoruz." diyen Çelik, ardından Gazze'ye ilişkin değerlendirmelerini sürdürdü.
Çelik, "Birkaç kere sizinle de paylaşmıştım, 7 Ekim'in yıl dönümünde tekrar paylaşayım: Daha olaylar olur olmaz Netanyahu'nun ilk açıklaması İsrail'in savunulması ile ilgili değildi. İlk açıklaması 'Bölgedeki haritaları değiştireceğiz.' İkinci açıklaması 'David Koridoru'nu kuracağız.' Üçüncü açıklaması işte birtakım Arz-ı Mevud ile ilgili sözleri ifade ediyordu." ifadelerini kullandı.
Çelik, "İsrail'in kendisini savunma hakkı var" söyleminin Netanyahu tarafından farklı şekilde yorumlandığını belirterek, Filistinlilerin yaşam hakkına da dikkat çekilmesi gerektiğini söyledi.
"Yani o günden itibaren birileri 'İsrail'in kendisini savunma hakkı var' dediğinde, bunu Netanyahu İsrail'in daha çok öldürme ve daha çok soykırım yapma hakkı var olarak algılıyor ve bu şekilde uyguluyor. Dolayısıyla İsrail'in kendini savunma hakkı var diyenlerin Filistinli kadınların, Filistinli çocukların yaşama hakkı hakkında da bir şey söylemesi gerekiyor." dedi.
CUMHUR İTTİFAKI'NIN ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE REFORM GÜNDEMİ OLACAK
Meclisin açılmasıyla birlikte iç siyaset bakımından önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek reformların bulunduğunu belirten Çelik, Cumhur İttifakı olarak bu reformları olgunlaştıracaklarını söyledi.
"Tabii meclis açıldı. İç siyaset bağlamında önümüzdeki dönemde yapacağımız reformlar var. Cumhur İttifakı olarak bunları olgunlaştıracağız ve bunları olgunlaştırdıktan sonra siyasetimizin bir unsuru haline getireceğiz." diyen Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önümüzdeki 10 ayın kapsamlı şekilde değerlendirilmesi yönünde talimat verdiğini belirtti.
"Sayın Cumhurbaşkanımız önümüzdeki 10 ayın çok kapsamlı ve iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimatlar verdiler. Bu talimatlar çerçevesinde de MYK'mızda her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak." ifadelerini kullandı.
ÇELİK'TEN YAPAY ZEKA VURGUSU: "MİLLİ KAPASİTEMİZİ GELİŞTİRMELİYİZ"
Ömer Çelik, dünyada yapay zekanın kontrolden çıkmaya başladığı yönündeki tartışmalara da değindi.
"Tabii tüm dünyada büyük bir tehlikeden bahsediliyor. Bu ara daha çok konuşuluyor, yapay zekanın artık kontrolden çıkmaya başladığıyla ilgili. Dolayısıyla herkesin aslında kendi milli kapasitesini geliştirmesi bakımından çok daha hassas günlerden geçtiğimizi ifade etmek lazım." dedi.
Yapay zekayı geliştiren mühendisler ve şirket sahiplerinin de insanlığın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu dile getirdiğini belirten Çelik, Türkiye'nin teknoloji kapasitesinin geliştirilmesi açısından TEKNOFEST'in önemine dikkat çekti.
"Yapay zekayı bizzat üretenler, bu mühendisler, bu firmaların sahipleri, ortakları bizzat insanlığın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu, ahlaki ve moral değerlerinin de tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Onun için her zaman önemli olan TEKNOFEST artık bundan sonrasında çok daha önemli." ifadelerini kullandı.
"TEKNOFEST, TÜRKİYE'NİN ÖZGÜVEN DEVRİMİNİ ORTAYA KOYUYOR"
Çelik, Şanlıurfa'da düzenlenen TEKNOFEST'e vatandaşların gösterdiği ilginin Türkiye'nin teknoloji ve savunma alanındaki hedefleri açısından önemli olduğunu söyledi.
"En son Şanlıurfa'da gerçekleşen TEKNOFEST Güneydoğu'ya vatandaşlarımızın gösterdiği ilgi, dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında aslında Türkiye'nin Kızılelma hedefi bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor." diyen Çelik, etkinlikte kullanılan "Göbeklitepe'den Geleceğe" ve "tarihin sıfır noktasında teknoloji hamlesi" mottolarına da dikkat çekti.
Çelik, "Tabii Göbeklitepe'den Geleceğe gibi bir mottonun olması, tarihin sıfır noktasında teknoloji hamlesi gibi bir mottoyla bunun desteklenmesi Güneydoğu'da bu özgüven devriminin gösterilmesi bakımından da önemli olmuştur." dedi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SURİYE'YE GİDECEK Mİ?
Ömer Çelik, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'yi ziyaret edip etmeyeceğine ilişkin soruya Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'ye gitme arzusunun bulunduğunu söyledi.
Çelik, "Cumhurbaşkanımızın Suriye'ye gitme arzusu var. Tabii bu Suriye ile birlikte koordine edilecek bir konu. Çalışılıyor bunun üzerinde. Bizim birimlerimizle Suriye birimleri arasındaki çalışma bu konuda devam ediyor. Fakat tarih henüz kesinleşmedi. Ama bu çalışma devam ediyor." dedi.
MEKKE ANLAŞMASI BİRKAÇ GÜN İÇİNDE MECLİS'E GÖNDERİLECEK
Çelik, Mekke Anlaşması'na ilişkin çalışmaların İçişleri Bakanlığı tarafından olgunlaştırıldığını belirterek, anlaşmanın hayata geçirilmesi için Meclis sürecinin başlayacağını söyledi.
"Şimdi, Mekke Anlaşması ile ilgili olarak; burada aslında İçişleri Bakanlığının yaptığı çalışma açısından süreç olgunlaşmıştır. Fakat tabii ki Meclise gelecektir anlaşmanın hayata geçmesi için. Bu çalışma da olgunlaştığı için birkaç gün içerisinde Meclise gönderilmesi söz konusu olacak." ifadelerini kullandı.
Muhalefetin hükümetin attığı adımlara ilişkin eleştirilerine de yanıt veren Çelik, olağan süreçlerin işletildiğini söyledi.
"Yani esasında çok garip bir şey var; olağan süreçler işliyor, olağan süreçler işlerken sanki yanlış şeyler yapılıyormuş ya da bunlar gözden kaçırılıyormuş gibisinden bir kampanya başlatılıyor sürekli muhalefet tarafından." dedi.
Çelik, sürecin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın irade beyanıyla başladığını, ardından ilgili kurumların çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
"Halbuki önce bir irade beyanı ortaya koyulur. İrade beyanı ortaya Cumhurbaşkanımız tarafından koyuldu. Sonra bu mekanizmalar çalışılır. Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız muhataplarıyla kaç kere bir araya geldiler, bunlar olgunlaştırıldı. Çünkü sonuçta Meclise göndereceğiniz şeyin bir çerçevesi olacak. Bu çerçeve de Dışişleri Bakanlığının iç süreçleri açısından tamamlandı ve bu birkaç gün içerisinde Meclise gider ve Yüce Meclisin takdiriyle süreç neticelenmiş olur." ifadelerini kullandı.
"MEKKE ANLAŞMASI BÖLGESEL BARIŞ PROJESİ"
Çelik, Mekke Anlaşması'nın NATO veya Türkiye'nin üyesi olduğu diğer ittifaklara alternatif olmadığını, bölgesel ve küresel barış açısından tamamlayıcı bir işlev gördüğünü söyledi.
"Başka ülkeler konusunda; tabii ki bu bir bölgesel barış projesi aslında. Bunun herhangi bir şekilde ittifak üyesi olduğumuz diğer ülkelere alternatif, yani NATO ve diğer yerlere alternatif bir işlevi yok. Tam tersine bölgesel barışın ve küresel barışın korunmasıyla ilgili, küresel ve bölgesel barış açısından üstlendiğimiz rollerle ilgili tamamlayıcı bir fonksiyonu var bunun. Dolayısıyla bu süreçler tamamlanacak." dedi.
Anlaşmanın hukuki zemininin Meclis sürecinin tamamlanmasıyla oluşacağını belirten Çelik, diğer ülkelerin de sürece katılımına açık olduğunu ifade etti.
"Hukuki zemin sorduğunuz; işte Meclisteki sürecin tamamlanmasıyla birlikte tam olarak gerçekleşmiş olacak. O bakımdan da başka ülkelerin katılımına tabii ki açık." diyen Çelik, sürecin farklı devletlerle görüşmeler yapılarak zaman içinde olgunlaşacağını belirtti.
Çelik, "Ama bu tip güvenlik anlaşmaları, bu tip ittifaklar kendi ilkeleri, prensipleri çerçevesinde diğer devletlerle de görüşülerek zaman içerisinde olgunlaşır. Hemen bugün, yarın, işte bir ay sonra şu ülke katılacak, iki ay sonra şu ülke katılacak diye bir şey yok. Ama bunun bölgesel barış açısından bütün ülkelere açık olduğu net bir şekilde ifade edilmiş oldu. Birkaç gün içerisinde de Meclise gider." ifadelerini kullandı.
BAHÇELİ'NİN "ERDOĞAN'IN ADAYLIĞI" AÇIKLAMASI
Ömer Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığına ilişkin açıklamalarına da yanıt verdi.
Çelik, "Öncelikle Sayın Bahçeli'ye bu güçlü vurgusu, bu güçlü cümleleri için bir kere daha şükranlarımızı sunuyoruz. Tabii ki Cumhur İttifakı'nın önümüzdeki dönemde de Cumhurbaşkanı adayı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır." dedi.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığı konusunun daha önce MYK ve MKYK toplantılarında gündeme geldiğini belirterek, Erdoğan'ın kendi adaylığına ilişkin konuların resmi gündem maddesi yapılması konusunda hassasiyetinin bulunduğunu söyledi.
"MYK'da bunu daha önce görüşmüştük ama şöyle, burada da bunu ifade edeyim size: Cumhurbaşkanımız tabii kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bu konular herhangi bir şekilde bir resmi gündem maddesi olarak yer almıyor. Bu konuda bir hassasiyeti var." ifadelerini kullanan Çelik, parti yönetiminin ve teşkilatların ortak kanaatini Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ilettiklerini belirtti.
Çelik, "O sebeple MYK üyeleri ve MKYK üyeleri olarak bu konuyu biz dile getirdik ve MYK üyelerinin, MKYK üyelerinin, Bakanlar Kurulundaki arkadaşlarımızın ve tüm teşkilatlarımızın ortak kanaatinin, ittifakla bu olduğunu kendilerine arz ettik. Arkadaşlarımız da bunu alkışlarla onayladılar yakın zamanda yaptığımız bir toplantıda." dedi.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığının AK Parti açısından kesin bir irade olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
"Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımız kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bunu tabii ki resmi gündeme koydurmaz. Ama biz bu gündem çerçevesinde bunu daha önceki MYK ve MKYK toplantılarında kendimiz açarak bunu ifade ettik. Orada da arkadaşlarımızın ortak iradesiyle bu ortaya çıkmıştı. Hani şöyle bir şey vardır; bu bizim kendi davamız açısından, kendi şuurumuz açısından, AK Partililiğimiz açısından bizim açımızdan kesin bir hükümdür. Ve hani denir ya; 'Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez' diye, bizim açımızdan Cumhurbaşkanımızın adaylığı böyle bir değere, böyle bir kıymete sahiptir."
Çelik, bölgedeki ve dünyadaki gelişmeler karşısında Erdoğan'ın liderliğinin önemine dikkat çekerek Bahçeli'ye teşekkür etti.
"Önümüzdeki dönemde de bakın etrafımızdaki bütün bu gelişmeler, işte kısa bir zaman dilimi içerisinde size özetlemeye çalışıyoruz, bütün bunların içerisinde Cumhurbaşkanımızın liderliğinin ne kadar kıymetli olduğu bu bakımdan da görülüyor. O yüzden Sayın Bahçeli'ye de bu açıklamaları için bir kere daha buradan şükranlarımızı sunuyoruz, saygılarımızı iletiyoruz." ifadelerini kullandı.
ERDOĞAN-BAHÇELİ GÖRÜŞMESİ NE ZAMAN?
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin belli periyotlarla görüştüğünü belirterek, yeni görüşmenin iki liderin takvimine göre planlanacağını söyledi.
"Sayın Cumhurbaşkanımızla Sayın Bahçeli belli bir periyotla görüşüyorlar zaten. Hani bunun her ikisinin takviminin uygunluğuna göre planlanıyor. Yani bu yarın da olabilir, 5 gün sonra da olabilir. Hani bunda bir şey yok. Bu gayet doğal bir şekilde, gündeme uygun olarak gerçekleşiyor. Ve bütün meselelerin de bu şekilde üzerinden geçilmiş oluyor." dedi.
ÖZGÜR ÖZEL'İN FON İDDİALARINA YANIT
Çelik, fon soruşturması üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalara sert tepki gösterdi.
Çelik, devlet kurumlarının soruşturma kapsamında büyük bir süratle adım attığını belirterek, "Şimdi değerli arkadaşlar, bu konuda devletin kurumlarının nasıl bir koordinasyon içerisinde ve ne kadar büyük bir süratle bu adımları attığını söyledim." dedi.
Bu tür krizlerin başka ülkelerde de yaşandığını belirten Çelik, Türkiye'de ise sermaye piyasalarının küçük bir bölümünü ilgilendiren bu meselenin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması konusunda kararlı olduklarını söyledi.
"Biz bunu, bu sermaye piyasalarının çok küçük bir kısmını ilgilendiren bir şey, bütün boyutlarıyla ortaya çıkarmak konusunda son derece kararlıyız. Spekülasyonla hareket etmiyoruz. Biz gerçekten bilgi, belge, data ile hareket ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Çelik, Yeni Parti tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik yapılan açıklamalara tepki göstererek, bu ifadelerin kabul edilemez olduğunu söyledi.
"Şimdi dün bu kişi çıkıyor; Sayın Cumhurbaşkanımıza, 'Bu işin merkezinde sen varsın, bu işin başında sen varsın' diye haddini aşan, haddini aşan, gayriahlaki ve hakkaniyetsiz açıklamalar yapıyor." diyen Çelik, soruşturmanın arkasındaki iradenin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirtti.
Çelik, "Ya bu meselenin açığa çıkmasının ve bu meselenin temizlenmesinin başındaki irade Cumhurbaşkanımızdır. Bütün bu iradesi, verdiği talimatlarla bu sıkıntının, vurgunculuğun, dolandırıcılığın, buradaki şeytanlıkların temizlenmesi talimatını veren irade Cumhurbaşkanımızdır. Yani ne hadle ve ne hakla Cumhurbaşkanımıza karşı bu ifadeleri kullanıyor?" ifadelerini kullandı.
"ELİNDE BELGE OLAN, BİLGİ OLAN ALSIN YARGIYA VERSİN"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aile bireylerinin de soruşturmaya dahil edilmeye çalışıldığını belirten Çelik, iddiaların belge ve bilgiyle ortaya konulması gerektiğini söyleyerek Özgür Özel'e fon iddialarına tepki gösterdi.
"Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini işin içine karıştırmaya çalışıyor her zaman yaptığı gibi. Bu işler defalarca ellerinde patladı. Buna yine devam ediyorlar." diyen Çelik, tüm işlemlerin açık olduğunu belirtti.
Çelik, "Bütün işlemler açık, herkes ekranda görüyor ne olduğunu, bütün her şeyin. Yani burada bugün Sayın Cumhurbaşkanımız da söyledi; ya bu işler siyasi yankesicilikle ele alınacak işler değil. Bir şey iddia ediyor, sonra 'İddia edildiğine göre', 'Söylendiğine göre', 'Yapıldığına göre'... Birbiriyle alakası olmayan şeyleri birbirine bağlamaya çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.
Çelik, "Dolayısıyla burada bu işin de temizlenmesinin iradesinin de başındaki isim Cumhurbaşkanımızdır." dedi.
Ardından elinde bilgi ve belge bulunanlara çağrıda bulunan Çelik, "Bakın, bunu net bir şekilde söylüyorum arkadaşlar; biz defalarca Cumhurbaşkanımızla bu konuda toplantı yapıldı kamuoyuna yansıyan, yansımayan. Biraz evvel kapalı MYK'nın kapalı bölümünde de konuşma yaptı ve bu konudaki iradesini bir kere daha net bir şekilde ortaya koydu. Ve burada elinde belge olan, bilgi olan alsın getirsin. Götürsün yargıya versin." diye konuştu.
"ADALET BAKANI'MIZ GÖREVİNİ YAPIYOR"
Çelik, Adalet Bakanlığı'nın soruşturmaları Anayasa ve yasaların çizdiği usuller çerçevesinde yürüttüğünü belirtti.
"Diğer bir konu; Adalet Bakanımız, Adalet Bakanlığı, Anayasa'nın, yasaların çizdiği usuller çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor. İhbar geliyor, ihbara bakıyor. İddia oluyor, iddiaya bakıyor. Suç unsuru gördüğü zaman, devlet birimlerinden geldiği zaman bunları inceliyor." dedi.
Çelik, muhalefetin kendi içindeki yolsuzluk iddialarının da Adalet Bakanlığı tarafından incelendiğini belirterek, bu soruşturmalar nedeniyle Adalet Bakanı'nın hedef alınmasına tepki gösterdi.
"Şimdi ne zaman bunların bir yolsuzluğu, arsızlığı patlasa sürekli olarak Adalet Bakanımızı ve Adalet Bakanlığımızı hedef alıyorlar." diyen Çelik, şöyle devam etti:
"Yani bunlar için makbul Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı, Anayasa'yı bunlara uygulamayacak, kanunları bunlara uygulamayacak, bunlarla ilgili hiçbir soruşturma yapmayacak, bunlar kendini devletin ayrıcalıklı sahipleri zannettikleri zamanlardaki rollerini sürdürecekler ve sürekli olarak geçmişte 'AK Parti yargı kolları' diyordu, kendisini sahte Adalet Bakanı zannediyor bu kişi."
Çelik, soruşturmaların Anayasa ve yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde yürütüldüğünü vurguladı.
"Şimdi burada net bir durum var; Anayasa'nın, yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde bütün bu soruşturmalar yürütülüyor ve açık bir şekilde de paylaşılıyor. E şimdi sen burada ne hakla Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanlığını hedef alıyorsun? Yani yargı size uygulanmasın mı? Yargı, yargısal işlemlerden muaf mı olasınız? Kendinizi hâlâ devletin sahibi mi görüyorsunuz?" ifadelerini kullandı.
"CHP'LİLERİN CHP'LİLER HAKKINDA SÖYLEDİKLERİ YOLSUZLUKLAR DOĞRU ÇIKTI"
Çelik, muhalefet içerisinden bazı isimlerin de benzer iddialarla ilgili açıklamalar yaptığını belirterek, söz konusu iddiaların Adalet Bakanlığı tarafından incelendiğini söyledi.
"Ve bütün bu neticede ortaya çıkan şey, yani CHP'lilerin CHP'lilere söylediği iddialar Adalet Bakanlığı tarafından incelenmiş ve sonuçta CHP'lilerin CHP'liler hakkında söyledikleri yolsuzluklar doğru çıkmış." diyen Çelik, buna rağmen Adalet Bakanı'na yönelik eleştirilerin sürdürüldüğünü ifade etti.
"CHP'lilerin CHP'liler hakkında söyledikleri yolsuzluklar doğru çıkmış. Bunlarla ilgili bir şey söylenmiyor, o zamanki CHP'yi kastediyorum, şimdi Yeni Parti. Orada Adalet Bakanımıza saldırıyor." ifadelerini kullanan Çelik, Adalet Bakanlığı'nın görevini yaptığını vurguladı.
Çelik, "Burada hiçbir şekilde Adalet Bakanlığı, Adalet Bakanı'mız Anayasa'nın, kanunların verdiği yetki çerçevesinde görevini yapıyor. Bizim milli iradeye karşı borcumuz budur. Onun ötesinde onların söylediklerinin hiçbir önemi yoktur." dedi.
MALİYE BAKANLIĞI FON SORUŞTURMASINDAKİ ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR
Çelik, Maliye Bakanı ve Maliye Bakanlığı'nın da fon soruşturmasının ilk gününden itibaren sürecin tüm boyutlarının ortaya çıkarılması için çalıştığını belirtti.
"Şimdi Maliye Bakanımızı hedef alıyorlar. Maliye Bakanlığı ilk andan itibaren bu konunun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması için Cumhurbaşkanımızın başkanlığında kurulan kurul dahil olmak üzere, ondan öncesinden itibaren üzerine düşeni yerine getirmiş." ifadelerini kullandı.
Maliye Bakanlığı'nın bir yandan piyasaların gelişmelerden etkilenmemesi için tedbir aldığını, diğer yandan da soruşturma kapsamında yanlışların ve vurguncuların ortaya çıkarılması için çalıştığını belirten Çelik, "Bugün de hem bundan piyasaların etkilenmemesi için tedbir alıyorlar bir yandan, bir yandan buradaki sıkıntıların temizlenmesi, yanlışların temizlenmesi için gayret ediyorlar, bir yandan vurguncuların ortaya çıkması için bununla uğraşıyorlar." dedi.
"ATILACAK ADIMLARI ATIYORUZ"
Çelik, son olarak AK Parti'nin siyasi sorumluluk çerçevesinde gerekli adımları attığını belirtti.
"Partimiz açısından baktığında, partide de bunu net bir şekilde söylüyoruz. Siyasi sorumluluk gereği atılacak adımlar atılıyor, diğer konularda açıklamalar yapılıyor. Biz burada ilkelerimizi net bir şekilde söylüyoruz." ifadelerini kullandı.
"GOOGLE'A ÖZKAN YALIM YAZIN BAKIN NELER SÖYLEMİŞ"
Ömer Çelik, fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarının devamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adalet Bakanı ve Maliye Bakanı'nı hedef alan açıklamalarda bulunan kişilere tepki gösterdi. Çelik, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in açıklamalarına işaret ederek, söz konusu isimlerin geçmişte yaptıkları açıklamaların incelenmesi gerektiğini söyledi.
Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımıza, Adalet Bakanımıza, Maliye Bakanımıza, parti yetkililerimize bunu söyleyen kişi kim? Bunun ismini yazın Google'a. Google'a Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım yazın bakın neler söylemiş. Kendi belediye başkanı kendisi hakkında ne iddialarda bulunmuş. Ve üstelik bunlar yargısal işlem konusu olmuş." dedi.
Çelik, söz konusu kişinin isminin yanına Muhittin Böcek'in de yazılarak açıklamalarının incelenmesini istedi.
"Yine bunu söyleyen şahsın isminin karşısına artı koyun. Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek yazın. Bakın nelerden bahsetmiş. Bütün bu tabloya bakın." ifadelerini kullanan Çelik, söz konusu iddialara cevap verilip verilmediğini sordu.
"Şimdi bunlara bir kere cevap vermiş mi? Verememiş. Yani bu kişiler rakamlardan bahsetmiş. Hangi duvarın üstüne hangi para kulesinin inşa edildiğinden bahsetmiş. Hangi benzinlikte buluşulduğundan bahsetmiş, değil mi? Bütün bun... Herkese öneriyorum. Bu kişinin ismini yazsınlar bu Genel Başkanın. Karşısına da bu isimleri yazsınlar. Bakalım nasıl bir doküman çıkıyor." dedi.
Çelik, basın danışmanından bu konuda kısa bir araştırma yapmasını istediğini belirterek, ortaya çıkan belge sayısına dikkat çekti.
"Ben bizim basın danışmanı arkadaşımıza dedim ki 'Sadece 10 dakika uğraş bunla. 10 dakikada ne kadar doküman çıkıyor?' 10 dakikada şu kadar doküman çıktı. Bu kadar. Yani daha çok uğraşsan, 1 saat uğraşsan demek ki neler söylenmiş, neler olmuş, şey olmuş." ifadelerini kullandı.
Çelik, kendi partisi ve yol arkadaşları tarafından suçlanan bir kişinin daha sonra bu iddialar üzerinden siyasi hüküm kurmaya çalıştığını savundu.
"Şimdi dolayısıyla kendi partisi tarafından bunlarla suçlanan, kendi yol arkadaşları tarafından bunlarla suçlanan kişi iddiayı kendi atıyor. Sonra bu iddianın üzerine hüküm inşa ediyor. Bu hükmün üzerine de bir şey, siyasi tasarrufa gitmeye başlıyor." dedi.
Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmişteki bir grup konuşmasında yaptığı "Cumhuriyet Halk Partisi arınmıştır" açıklamasını da hatırlattı.
"Çok enteresan mesela bakın; son grup konuşmasında CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu bunları kastederek, bunların bu iddialar... bunların partiden ayrılmasını kastederek 'Cumhuriyet Halk Partisi arınmıştır' dedi." ifadelerini kullandı.
MEŞRU İŞLEM YAPANLA VURGUNCULUK YAPANIN NE OLDUĞU ORADA GÖRÜLÜR
Çelik, fon ve sermaye piyasalarındaki işlemlerin incelenmesiyle meşru işlem yapanlarla vurgunculuk yapanların birbirinden ayrılabileceğini belirtti.
"Yani oranın kendi içerisindeki tartışmada çok net bir şey ortaya çıkıyor. Ha şimdi bir de şu var arkadaşlar; her şey ortada. Bakılır orada kaç bin kişi var. Kimin hesabı var, baksınlar. Hesapları incelesinler. Meşru bir şekilde işlem yapanla vurgunculuk yapanın ne olduğu orada görülür zaten." dedi.
Çelik, elinde bilgi ve belge bulunanların bunları yargıya taşıması gerektiğini belirterek, "Ondan sonra bunun üzerine istedikleri kadar konuşsunlar. Ellerinde birilerinin makamı, unvanı ve kimliği ne olursa olsun varsa bir belge, hemen bunu yargıya intikal ettirsinler. Yargıya intikal ettirsinler ve adliyeye başvurularda gereği yapılmazsa ondan sonra da konuşsunlar. Bunda bir şey yok." ifadelerini kullandı.
Söz konusu meselenin siyasi spekülasyon konusu yapılmaması gerektiğini vurgulayan Çelik, siyasetçilerin toplumun farklı kesimleriyle temas halinde olduğunu ve bunun tek başına herhangi bir suçlamaya gerekçe yapılamayacağını söyledi.
"Ama şimdi bunlar siyasi spekülasyon konusu değil. Burada herkes siyasetçi. Bir sürü arkadaşımız muhalefetten de var, iktidardan da var. Her gün herkes onlarca resim çektiriyor yolda yürüdüğü zaman. Birçok insanla temas ediyor. Bir sürü şey oluyor. Dolayısıyla burada net bir ilke koyulması lazım." dedi.
"KİM OLURSA OLSUN LİNÇ KAMPANYALARIYLA MAHKÛM EDİLMESİNE MÜSAADE ETMEYİZ"
Çelik, AK Parti olarak bu konuda net bir ilke ortaya koyduklarını belirterek, herhangi bir kişinin siyasi linç kampanyalarıyla suçlu ilan edilmesine de siyasi himaye yoluyla iddiaların örtbas edilmesine de karşı olduklarını söyledi.
"Herhangi bir arkadaşımızın, herhangi birimizin arkadaşı olsun, arkadaşı olmasın; akrabası olsun, akrabası olmasın. Sevdiği bir kişi olsun, olmasın. Tanıdığı olsun, olmasın. Mesai arkadaşı olsun, olmasın. Her kim olursa olsun bu kişilerin siyasi linç kampanyalarıyla mahkûm edilmesine de müsaade etmeyiz; bu kişilerin hakkında bir iddia varsa bu iddiaların siyasi himaye ile örtbas edilmesine de müsaade etmeyiz." ifadelerini kullandı.
Çelik, "Kim olursa olsun. Yani birisinin arkadaşıdır, değildir; ötekinin tanıdığıdır, değildir; sevdiğidir, değildir; akrabasıdır, değildir. Bizim ilkemiz budur." dedi.
İddiaların gerçek bilgi ve belgelere dayanması gerektiğini vurgulayan Çelik, sosyal medya üzerinden insanların mahkûm edilmesine karşı olduklarını belirtti.
"Ha ama burada mevzu şudur; gerçek bilgiye dayanacak. Yani biz siyasi linç kampanyalarının neticesi olarak insanların hedef gösterilmesine, sosyal medya mahkemelerinde mahkûm ettirilmesine de müsaade etmeyiz. Herhangi bir şekilde birilerinin siyasi himaye yoluyla birileri hakkındaki iddia ve incelemeler örtbas ediliyorsa ona da müsaade..." diye konuştu.
Çelik, "Hem siyasi lince karşıyız hem siyasi himayeye karşıyız. Bu kadar net prensipleri burada net bir şekilde koyu..." ifadelerini kullandı.
İddiaların ilgili kurumlara iletilmesi gerektiğini belirten Çelik, "Yolu açıktır. Ya bu zaten birçok kimsenin gözü önünde gerçekleşen bir şey. Adımlar atılacak. Adalet Bakanlığına atılacak, Maliye Bakanlığına atılacak. Bunda hiçbir şey yok. Adliye... Elinde bilgi, belge olan Adalet Bakanlığına da göndersin, Maliye Bakanlığına da göndersin." dedi.
"SİYASİ LİNÇ KAMPANYALARIYLA BU MESELELER ÇÖZÜLMEZ"
Çelik, bilgi ve belge varsa bunların incelenmesi gerektiğini, ancak siyasi linç kampanyaları ve siyasi himaye tartışmaları üzerinden bir sonuca gidilemeyeceğini söyledi.
"Dolayısıyla böyle her gün bir bir şey söylüyorlar. Data varsa, bilgi varsa, belge varsa hemen incelensin. Hep beraber gidelim üstüne, hep beraber konuşalım. Ama böyle bu meseleleri siyasi linç kampanyalarıyla, siyasi himaye tartışmaları arasında gitmez bu." ifadelerini kullandı.
Çelik, "Burada ilkelerin işletilmesi lazım. Ya onunla ilgili olarak bir şey varsa da her şey açık bir şekilde koyulur." dedi.
Sosyal medya üzerinden suçlu ilan etmenin bir yargılama yöntemi olmadığını belirten Çelik, "Yani şimdi sosyal medya mahkemesi değil ki suçlu ilan ediyorsun. Siyasi linç bir yargılama usulü değil ki." ifadelerini kullandı.
Çelik, siyasi himaye iddialarının da üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak, "Ya bunun dışında da olayı kaçırmak için, örtbas etmek için bir siyasi himaye söz konusuysa siyasi linçe ne kadar karşıysak onun 10 katı da siyasi himayeyle mücadele ederiz." dedi.
"SİYASİ OPERASYONA VE KAOS SİYASETİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ"
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da açıklamalarında bu ilkeleri net şekilde ortaya koyduğunu belirterek, muhalefetten elinde bilgi ve belge bulunanların bunları ortaya koyması gerektiğini söyledi.
"Buradaki park... Biraz evvel Sayın Cumhurbaşkanımız da konuşmalarını yaptılar. Burada bütün bunları net bir şekilde kullandık. Ha bu çerçevede muhalefetten birileri gerçekler açığa çıksın diye elinde bilgi, belge varsa bunu getirecek ortaya koyacak." ifadelerini kullandı.
Çelik, meselenin vurgunculuk, tamahkarlık ve sahtekarlıkla ilgili olduğunu belirterek, bunun üzerinden siyasi operasyon yapılmaya çalışılması halinde buna izin vermeyeceklerini söyledi.
"Konu bu vurgunculukla ilgili, bu tamahkarlıkla ilgili, bu sahtekarlıkla ilgili... Ya onun ötesinde buradan bir siyasi operasyon çıkarmaya çalışıyorlarsa bu bize işlemez. Bizim partimize işlemez." dedi.
Çelik, "Cumhurbaşkanımıza dönük böyle bir siyasi operasyona, bakanlarımıza dönük böyle bir siyasi operasyona izin... Bizim ilkelerimiz üzerinden bize temeli olmayan hesap sormaya kalkıyorlar. Biz ne ona ne siyasi operasyona ne kaos siyasetine hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğimizi şimdiye kadar söyledik." ifadelerini kullandı.
"MEŞRU İŞLEM YAPAN VATANDAŞLA DOLANDIRICILIK YAPANI KARIŞTIRMAMAK LAZIM"
Çelik, fon piyasasında hesabı bulunan herkesin dolandırıcılık veya vurgunculukla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti.
"Bakın orada herkes kendi adına hesabı olan, meşru bir işlem yapıyorsa ona diyecek bir şey yok. Bunları da birbirine karıştırmamak lazım. Meşru işlem yapan vatandaşla orada dolandırıcılık yapanı da birbirine karıştırmamak lazım." dedi.
Çelik, "Bakarsın, görürsün orada. Varsa böyle bir şey, bununla ilgili olarak da şeyini yaparsın. Yani burada bir dolandırıcılık yapılmış mı? Burada bir sahtekarlık yapılmış mı? Yok." ifadelerini kullandı.
Çelik, kendisine belge gösterilerek aynı iddiaların tekrar tekrar gündeme getirildiğini söyledi.
"Eline bir belge veriyorlar, okuyor. Kaç kere aynı şeyle karşı karşıya kaldık." dedi.
ÇELİK'TEN "BEKÇİ MURTAZA" ÇIKIŞI
Çelik, açıklamalarının devamında, söz konusu kişinin geçmişte bekçilerle ilgili bir düzenleme sırasında yaptığı açıklamayı hatırlattı.
"Şimdi bu şahsın yıllar evvel bir şeyi var biliyorsunuz. Bekçilerle ilgili bir düzenleme yapılacağı zaman dedi ki 'herkes' ben dedi 'Orhan Kemal'in romanını okudum, bütün bekçiler Bekçi Murtaza gibi olsun' dedi." ifadelerini kullanan Çelik, romandaki Bekçi Murtaza karakterinin olumsuz bir karakter olduğunu söyledi.
Çelik, "O romandaki Bekçi Murtaza da biliyorsunuz olumsuz bir karakter. Okumadığı kişiyi... kitabı okumamış yalan. Okumuş anlamamışsa o daha vahim ki genelde böyle oluyor. Yanlış bir kişiliği topluma örnek olarak gösteriyor." dedi.
Çelik, söz konusu kişinin açıklamalarını eleştirerek, "Ya okuduğunu anlamayan kişinin şeyiyle mi uğraşacağız?" ifadelerini kullandı.
Çelik, geçmişte bazı kişilerin ellerine verilen metinleri okuduğunu belirterek, "Eskiden birilerinin operasyon aleti vardı, ellerine verilen metni okurlardı. Samanyolu... yani siyasi konuşma mı yapıyorsun, Samanyolu TV'nin ana haber sunuculuğunu mu yapıyorsun?" diye konuştu.
KILIÇDAROĞLU'NUN "ARINMA" CÜMLESİNE TEFEKKÜRDE BULUNSUNLAR
Çelik, fon soruşturmasıyla ilgili olarak AK Parti'nin herhangi bir şeyin üzerini kapatmayacağını belirterek, her şeyin açığa çıkmasından yana olduklarını söyledi.
"Şimdi burada ilkeleri ortaya koyalım. Bakın bilgilendirme yapılıyor. Bütün bu hususların üzerine gidiliyor net bir şekilde. O sebeple biz bundan hiçbir çekincemiz yok, ne varsa açığa çıksın." dedi.
Çelik, AK Parti'nin şeffaflıktan yana olduğunu belirterek, "Biz kamera bantlama partisi değiliz. Bizim siyasi meşrebimizde kamera bantlama yok. Biz her şeyin şeffaf yürütülmesinden yanayız." ifadelerini kullandı.
Çelik, siyasi linç ve siyasi himayeye karşı olduklarını yineleyerek, "Ama dediğim gibi siyasi linç de olmayacak, siyasi örtbas etme faaliyeti, siyasi himaye etme faaliyeti de olmayacağız." dedi.
Çelik, "Yani kendileri otursunlar Sayın Kılıçdaroğlu'nun 'Bunlar gitti, arındık' cümlesi üzerinde bir şeyde bulunsunlar, tefekkürde bulunsunlar." ifadelerini kullandı.
"SİYASETİN SEVİYESİNİ NE OLURSA OLSUN KORUMAMIZ LAZIM"
Çelik, siyasi tartışmalarda üslubun korunması gerektiğini belirterek, yüksek makamlarda bulunan kişilere lakap takılması üzerinden de eleştirilerde bulundu.
"Bir diğer konu, bakın siyasetin seviyesini ne olursa olsun korumamız lazım. Bu kürsüden aslında öyle şeyler söyleriz ki günlerce manşet oluruz ama siyasete yazık olur. Genç insanlara siyaset açısından kötü örneklik yapılmış olur." dedi.
Çelik, söz konusu kişinin Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlar ve parti yöneticilerine lakap takmayı sevdiğini belirterek, kendilerinin ise aynı üslupla karşılık vermediğini söyledi.
"Bu kendisi yüksek makamlardaki arkadaşlarımıza, bakanlarımıza, parti yöneticilerimize lakap takmayı çok seviyor. Fakat biz bunların hiçbirini dile getirmeyiz." ifadelerini kullanan Çelik, şöyle devam etti:
"Biz sadece ona şunu söylüyoruz, hatta size sorsunlar; Meclis kulisinde kendi arkadaşlarının kendilerine taktığı lakaplarla uğraşsınlar. Ya bu bir zeka göstergesi değil ki ya. Siyasi zekayla ve siyasi argümanla yaparsın siyaseti. Öbür türlüsünü herkesin rahatlıkla yapabileceği bir şey."
"SİYASET BORSASI, MİLLETVEKİLİ BORSASI, BELEDİYE BAŞKANLARI BORSASI..."
Çelik, fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerinde "borsa" kavramı üzerinden siyasi tartışmalara da değindi.
"Burada şimdi bir sürü şey söylüyor Cumhurbaşkanımızla ilgili, bakanlarımızla ilgili, bizlerle ilgili vesaire. Doğrusu ben bu borsa işinden anlamam, hiç hesabım da olmadı. Ticaretten de anlamam zaten." diyen Çelik, meşru işlem yapan vatandaşlarla vurgunculuk yapanların ayrılması gerektiğini söyledi.
Çelik, siyasi hayatta da "borsa" şeklinde bazı kavramların kullanıldığını belirterek, "Ama bir de siyasi hayatta borsayla ilgili başka kavramlar var. Hani ben hiç hesabım olmadı, hiç anlamam bu işlerden ama diyorlar ki bir siyaset borsası var." dedi.
Çelik, "Ve bu siyaset borsasının bir milletvekili borsası var. Bir belediye başkanları borsası var. Daha doğrusu birilerini genel başkanı yapan bir kurultay borsası var diyorlar." ifadelerini kullandı.
"HESAP VERMESİ GEREKEN KİŞİ BAŞKASINA HESAP SORMAYA KALKIYOR"
Çelik, söz konusu iddiaların açık kaynaklardan görülebileceğini belirterek, fon soruşturması üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet yetkililerini hedef alanların önce kendileri hakkındaki iddialara cevap vermesi gerektiğini söyledi.
"Şimdi bununla ilgili iddiaları kim söylemiş? Dediğim gibi yazın bu konuşmaları yapan kişinin isminin karşısına Özcan Yalım diye, Muhittin Böcek diye ya da başka CHP'li CHP'de görev yapmış belediye başkanlarını, bu borsa düzeninin nasıl çalıştığını orada açık kaynaklardan görüyorsunuz." dedi.
Çelik, "Bununla ilgili konuşması, bununla ilgili hesap vermesi gereken kişi başkasına hesap sormaya kalkıyor. Ya Cumhurbaşkanımızı hedef alacağına siyaset borsasının hesabını versin. Bakanlarımızı hedef alacağına milletvekili ve belediye başkanı borsasının hesabını versin. Partimizi hedef alacağına biz zaten gereğini yapıyoruz, kurultay borsasının hesabını versin." ifadelerini kullandı.
"SİYASİ LİNÇ KAMPANYASINA DA SİYASİ HİMAYEYE DE TESLİM OLMAYACAĞIZ"
Çelik, siyasi tartışmanın seviyesini düşürmemek için daha sert ifadeler kullanmadıklarını belirtti.
"Devletin emanetidir, milletin emanetidir. Devletin, milletin emaneti olan konuda dünyanın her yerinde böyle bir yolsuzluk yapıldığı zaman, böyle bir arsızlık yapıldığı zaman bakın müdahale edilme biçimlerine, müdahale edilme süreçlerine ya da bir siyasi partinin aldığı tedbirlere bakın, yıllara yayılanlar yerine biz bunu günler içerisinde bu tedbirleri almışız, üzerine gitmeye başlamışız." dedi.
Çelik, vatandaşlara müsterih olmaları çağrısında bulunarak, hem siyasi linç kampanyalarına hem de gerçeklerin siyasi himaye yoluyla örtbas edilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.
"İnşallah vatandaşlarımız müsterih olsun. Ne siyasi linç kampanyasına teslim oluruz ne de herhangi bir gerçeğin üzerinin örtülmesi için bir siyasi himayeye müsaade ederiz. Her şey açığa çıkacak." dedi.
Çelik, soruşturma kapsamında dolandırıcılık ve vurgunculuk yapanların cezalandırılacağını, mağdur edilen vatandaşların haklarının teslim edileceğini söyledi.
"Burada dolandırıcılık, vurgunculuk yapanlar bu yaptıklarının bedelini ödeyecek ve bunların bu yaptıkları vurgunlarla haksızlığa uğrayanların hakkı teslim edilecek." ifadelerini kullandı.
Çelik, devlet bütçesinden ve vatandaşların cebinden herhangi bir kaynak çıkmayacağını belirterek şöyle konuştu;
"Devletin cebinden de bir şey çıkmayacak, vatandaşımızın da cebinden bir şey çıkmayacak. Bu irade Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesidir, Devlet Başkanı olarak iradesidir ve bütün kurumlara bu talimatlar net bir şekilde verilmiştir. Bir daha olmaması için de bütün tedbirleri alacağız."
ALİYEV'LE İLİŞKİLER: "İKİ DEVLET, TEK MİLLETİZ"
Ömer Çelik, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki ilişkiye yönelik değerlendirmelerde de bulundu. Türkiye ile Azerbaycan'ın ilişkisini "İki devlet, tek millet" anlayışıyla sürdürdüğünü belirten Çelik, iki ülkenin kendi iç ve dış siyasi gündemlerinde farklı değerlendirmeler yapabileceğini ancak ortaya çıkan görüş ayrılıklarının iki kardeş ülke olarak açık yüreklilikle konuşularak aşıldığını söyledi.
Çelik, "Sonuçta herkesin kendi iç siyasi gündemi farklı olabilir. Farklı siyasi, iç politikayla, dış politikayla ilgili değerlendirmelerinde farklılıklar olabilir. Biz bunlarda bir anlaşmazlık yaşadığımızda da bunu iki kardeş ülke olarak konuşarak, bütün bunları açık yüreklilikle paylaşarak yolumuza devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Aliyev arasında gerçek bir kardeşlik ilişkisi bulunduğunu vurgulayan Çelik, Türkiye ile Azerbaycan'ın arasına girmeye çalışan ülkelere izin vermeyeceklerini belirtti.
Çelik, "Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızla, Aliyev arasında gerçek bir kardeşlik ilişkisi var. Türkiye ile Azerbaycan arasına girmeye çalışan bazı ülkeler var. Bu ülkelere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz." dedi.
"AZERBAYCAN'I HEDEF ALAN GRUPLARIN PARTİMİZLE İLİŞKİSİ YOK"
Türkiye içerisinde bazı grupların ve sosyal medya yapılanmalarının Azerbaycan'ı hedef aldığını da söyleyen Çelik, bu grupların eylemlerinin AK Parti veya hükümetle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını ifade etti.
Çelik, söz konusu yapıların kendi inisiyatifleriyle hareket ettiğini belirterek, Türkiye ile Azerbaycan arasında ihtilaf varmış gibi bir algı oluşturulmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Çelik, "Türkiye'nin içerisinde bazı grupların, bazı sosyal medya yapılanmalarının, bazı odakların Azerbaycan'ı hedef aldığını görüyoruz. Doğru olmayan bir şekilde hedef aldığını görüyoruz. Bunun herhangi bir şekilde partimizle, hükümetimizle bir ilişkisinin olması söz konusu bile olamaz. Bunlar, bunu kendi inisiyatifleriyle yapıyorlar." diye konuştu.
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşliğe zarar verecek bir gölge oluşturulmasına da müsaade etmeyeceklerini belirten Çelik, bu tür girişimlerden büyük memnuniyetsizlik duyduklarını dile getirdi.
"KARDEŞLİĞİMİZE HALEL GETİRECEK BİR GÖLGEYE MÜSAADE ETMEYİZ"
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hem Aliyev'le hem de Azerbaycan'daki devlet ve parti kademelerindeki muhataplarla görüşmelerini güçlü şekilde sürdürdüğünü ifade etti.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin üçüncü ülkelerin girişimleri nedeniyle zarar görmesine izin vermeyeceklerini kaydeden Çelik, siyasi tartışmaların da iki ülke arasında siyasi çelişki ve gerilime dönüşmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi.
Çelik, "Hem Sayın Aliyev'le hem Azerbaycan'daki bütün devlet kademesindeki, parti kademesindeki muhataplarımızla Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Aliyev'le bu görüşmelerini en kuvvetli bir biçimde yapmaya devam ediyor. Dolayısıyla araya giren ülkeleri bir kenara iterek, siyasi tartışmaların ve siyasi konuşmaların herhangi bir siyasi çelişki ve gerilime dönüşmesine asla müsaade etmeyerek ve bazı eylem ve işlemleri sanki partimiz adına yapıyorlarmış gibi yapanların bizimle ilgisi olmadığını net bir şekilde ifade ederek bunu bir kere daha söylüyorum ki biz iki devlet, tek milletiz." dedi.
Çelik, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dayanışmanın bundan sonra da aynı şekilde sürdürüleceğini belirterek, "Kardeşliğimiz ebedi bir kardeşliktir. O sebeple bundan sonrasında da aynı kardeşlikle, aynı dayanışmayla yolumuza devam edeceğiz inşallah." ifadelerini kullandı.