AK Parti Sözcüsü Çelik'ten önemli açıklamalar

AK Parti MYK, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı. Ömer Çelik, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılımı, Bekir Bozdağ’ın istifası, Terörsüz Türkiye süreci ve fon soruşturmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 07.10.2026 16:07 GÜNCELLEME 07.10.2026 16:38 SİYASET
AK Parti Sözcüsü Çelik'ten önemli açıklamalar

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.

Toplantıda, Dış İlişkiler Başkanlığı sunum gerçekleştirecek, Mali ve İdari İşleri Başkanlığı'nın sunum ve önerileri ise değerlendirilerek karara bağlandı. Toplantıda ayrıca TBMM çalışmaları da değerlendirildi.

Basına kapalı gerçekleşen toplantı sonrası AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklama yapıyor.

İşte Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar:

CEMİL TUGAY'IN AK PARTİ'YE GEÇMESİ

Bugün İzmir belediye başkanımızın Cemil beyin katılım törenini izledik. Kendisine hoş geldin diyoruz. İzmir daha güçlü şekilde tam koordinasyonla geleceğe iyi hizmetlerle bakacak.

Önceki partisinde yapılanlar hakaret kampanyasından ibaret. O partilerde neden durulmaması gerektiğini gösteren üsluba devam ediyorlar.

BEKİR BOZDAĞ'IN İSTİFASI

Bugün değerli yol arkadaşımız, uzun yıllar birlikte çalıştığımız Bekir Bozdağ bey görevini sağlık sorunları nedeniyle bıraktı. Kendisinin daha sağlıklı şekilde partimize ülkemize hizmet edeceğine inanıyoruz. Genel Başkan danışmanı olarak atanmışlardır kendileri. 

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ

Gündemimizin en önemli maddelerinden bir tanesi 'Terörsüz Türkiye' süreci. Bununla ilgili olarak partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili olarak kurulan kurul, komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor.

Burada ayrıca işin Suriye boyutu ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler var. Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının Çerçeve Yasa'nın yürürlüğe girdiğini ancak uygulanmadığını söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Zaten Çerçeve Yasa'nın kapsamında da var. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılanmalarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları Çerçeve Yasa'nın uygulanmasının gerek şartıdır.

Bu şimdi Meclisimiz 467 gibi yüksek bir kabul ile bunun önünü açan bir düzenleme yapmıştır. Siyasi atmosferde buna yüksek bir destek vardır. Toplumsal destek son derece yüksektir. Bölgesel gelişmeler açısından ne kadar doğru bir tutum alındığı ortadadır. O yüzden doğru bir şekilde enforme etmek ve buna uygun bir dilin bütün siyasi partiler tarafından, bütün sivil toplum örgütleri tarafından kullanılması son derece önemlidir.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN IRAK BOYUTU

Suriye'de SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra ortaya çıkan tablo bu Terörsüz Türkiye'nin kazanımlarından biri olarak önümüze gelmiştir. Şu anda ikinci kazanım olarak Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin 11 Eylül'de yaptığı açıklamadır, buna da değinmiştim. Silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak. Böylece Sincar Dağı, Irak Devleti'nin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye'nin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır.

Tabii merkezi Irak yönetiminin Sincar'da kontrolü sağlamasının arkasından, bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika Zelikan Kampı'nın kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de, güçlerimiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de öngörülmektedir. Oraya gidişimizin belli sebepleri vardır. O sebeplerden bir tanesi o zamanki merkezi Irak hükümetinin Türkiye'ye dönük bu terör saldırılarını engelleyememesiydi. Şimdi Türkiye-Irak mutabakatı kapsamında eğer Sincar'ın kontrolü merkezi Irak yönetimine geçerse bir burada bir çalışma yapılıyor. Başika Zelikan Kampı'nın da merkezi Irak yönetimine devredilmesiyle ilgili bir çalışma yapılıyor. Bununla ilgili bir öngörü oluşturulmaya çalışılıyor. O tabii bütün bu gelişmelere ve bunun Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge sürecinin bu bahsettiğim Irak'taki yansımalarına göre gerçekleşecek bir meseledir.

Terörsüz Türkiye birinci gündem maddemiz olarak partimiz tarafından takip edilmeye devam ediyor.

FON SORUŞTURMASI

Yüce Meclis de bu fon meselesiyle ilgili ortaya çıkan sıkıntılar bağlamında Cumhurbaşkanı Yardımcımız bilgilendiriyor Yüce Meclisi. Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında biliyorsunuz bir toplantı yaptık. Bu toplantı çerçevesinde, talimatları doğrultusunda kurul kuruldu. Bu kurul, hem bütün bu sürecin bütün boyutlarını açığa çıkaracak çalışmaları yapıyor Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının koordinasyonunda. Aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdi. Diğer bütün kurumlar...

Bütün bu görev alanlarıyla ilgili olarak bütün bu sürecin yasal boşlukları dahil olmak üzere bütün bu sürecin tüm boyutlarını ortaya çıkarıyorlar. Ve burada Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu bütün bu çalışmaları yürütürken aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor.

'HAKLARI GASP EDİLENLER MÜSTERİH OLSUN'

Bu vurguncular tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış, devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların yaptığı, bütünsel bir şekilde yaptığı, tam bir koordinasyonla yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır.

Yine dediğim gibi vatandaşlarımızın haksızlığa uğrayanların haksızlıklarının telafisi için alınacak adımlarla ilgili bir eylem planı ortaya çıkmıştır. Yine bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme, kaç maddelik bir düzenleme gerekiyorsa onun da Yüce Meclise gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır.

'KARANLIK NOKTA KALMAYACAK'

Burada hiçbir şekilde, her zaman söylediğimiz gibi hiçbir karanlık nokta kalmayacaktır. Yani bu işleri kimler yapmış, bu işlerde kim tamahkarlık yapmış, kim dolandırıcılık yapmış, kim mağdur olmuş; bütün bu tablo en net şekilde matematiksel bir kesinlik çerçevesinde ortaya çıkacaktır.

Şimdi buradan birtakım provokatif faaliyetler, Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemler, birtakım siyasi linç kampanyaları da görüyoruz. Biz bunlara da geçit vermeden siyaset adabı içerisinde, devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde hem bu meselelerin aydınlatılması hem suçluların cezalandırılması hem de haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda bütün bu çerçeveyi en kararlı bir şekilde yürüteceğiz.

SURİYE MESAJI

Değerli arkadaşlarım, daha önce bahsetmiştim size Suriye'deki güncel gelişmelerle ilgili olarak. Tabii SDG'nin feshedilmesiyle birlikte Süveyda bölgesinde bir ayrılıkçı Dürzi hareketi var ki bunun Dürzi kardeşlerimizin genelini temsil eden hiçbir vasfı yoktur. Bir de tabii İsrail'in saldırgan tutumları Suriye'ye istikrarsızlaştırıcı birtakım maalesef eylemler olarak geri dönüyor.

Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz bölge bağlamında SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye'nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi hepimizin çok önemsediği bir şey. Aynı zamanda da Suriye'de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini, yani Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Dürzi, Nusayri kim varsa, Ezidi orada, Hristiyan, Müslüman hepsinin kendisini sistemin içerisinde, toplumun parçası olarak görebileceği, parlamento, meclis, kapsayıcı modellerin ortaya çıkması gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz.

İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. Daha birkaç gün önce bahsettik. 1974 Kuneytra Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı ihlal eden bir adım daha attı. Dolayısıyla işgalciliğini devam ettirerek Suriye'yi istikrarsızlaştırmak, bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibisinden bir tavır devam etmektedir.

tüm bunlar olurken Amerika Birleşik Devletleri'nin bu kadar uzun yıllardan sonra hem Irak'tan hem Suriye'den çıkmış olması da çok önemli bir gelişme. Bölgenin bundan sonraki dinamiklerini etkileyecek bir gelişme olarak yakın takibimizdedir.

Yine 17 Haziran'daki İslamabad Mutabakatı'nın maalesef gereklerinin yerine gelmemesinden dolayı Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki çatışmaların yükselmesi yeni bir tehlike oluşturuyor. Bununla bağlantılı olarak Yemen'de ortaya çıkan ve Babülmendep'i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha aslında etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye'nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu, Türkiye'nin iç cephesinin güçlendirilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha göstermiştir.

GAZZE'DEKİ SOYKIRIMI TAKİP EDİYORUZ

Bütün gündemlerimizin başında Gazze'deki soykırımı takip etmeye devam ediyoruz. Gazze'de devam eden soykırımı ve buradaki İsrail'in bunu artıran eylemlerini takip etmeye devam ediyoruz.

Aslında Başkan Trump'ın barış planı çerçevesindeki ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu. Hamas bununla ilgili olarak mükellefiyetlerini yerine getireceğini ifade etmişti ama buna İsrail tarafı yanaşmadı. Şimdi de bakıyorsunuz bugün 7 Ekim bağlamında tek taraflı olarak Hamas'ı suçlayan, İsrail'in katliamlarını görmezden gelen, İsrail'in yaptığı soykırımı görmezden gelen bir propaganda makinesi çalıştırılmaya devam ediliyor. Ama ne olursa olsun bugün Batı Şeria da Gazzeleştirilmeye çalışılıyor. En son İsrail Savunma Bakanı Katz'ın orada yaptığı açıklamada İsrail ordusunun Batı Şeria'daki askeri varlığını 24 tabura çıkarması aslında oranın Gazzeleştirilmesi yönündeki ortaya koyduğumuz hassasiyetin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Birkaç kere sizinle de paylaşmıştım, 7 Ekim'in yıl dönümünde tekrar paylaşayım: Daha olaylar olur olmaz Netanyahu'nun ilk açıklaması İsrail'in savunulması ile ilgili değildi. İlk açıklaması "Bölgedeki haritaları değiştireceğiz." İkinci açıklaması "David Koridoru'nu kuracağız." Üçüncü açıklaması işte birtakım Arz-ı Mevud ile ilgili sözleri ifade ediyordu.

Yani o günden itibaren birileri "İsrail'in kendisini savunma hakkı var" dediğinde, bunu Netanyahu İsrail'in daha çok öldürme ve daha çok soykırım yapma hakkı var olarak algılıyor ve bu şekilde uyguluyor. Dolayısıyla İsrail'in kendini savunma hakkı var diyenlerin Filistinli kadınların, Filistinli çocukların yaşama hakkı hakkında da bir şey söylemesi gerekiyor.

Biraz evvel Sayın Cumhurbaşkanımız Başkan Putin'le konuştu. Bu bağlamda Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili gelişmeleri de yakın bir şekilde takip etmeye devam ediyoruz.

Tabii meclis açıldı. İç siyaset bağlamında önümüzdeki dönemde yapacağımız reformlar var. Cumhur İttifakı olarak bunları olgunlaştıracağız ve bunları olgunlaştırdıktan sonra siyasetimizin bir unsuru haline getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız önümüzdeki 10 ayın çok kapsamlı ve iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimatlar verdiler. Bu talimatlar çerçevesinde de MYK'mızda her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak.

Tabii tüm dünyada büyük bir tehlikeden bahsediliyor. Bu ara daha çok konuşuluyor, yapay zekanın artık kontrolden çıkmaya başladığıyla ilgili. Dolayısıyla herkesin aslında kendi milli kapasitesini geliştirmesi bakımından çok daha hassas günlerden geçtiğimizi ifade etmek lazım.

Yapay zekayı bizzat üretenler, bu mühendisler, bu firmaların sahipleri, ortakları bizzat insanlığın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu, ahlaki ve moral değerlerinin de tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Onun için her zaman önemli olan TEKNOFEST artık bundan sonrasında çok daha önemli.

En son Şanlıurfa'da gerçekleşen TEKNOFEST Güneydoğu'ya vatandaşlarımızın gösterdiği ilgi, dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında aslında Türkiye'nin Kızılelma hedefi bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Tabii Göbeklitepe'den Geleceğe gibi bir mottonun olması, tarihin sıfır noktasında teknoloji hamlesi gibi bir mottoyla bunun desteklenmesi Güneydoğu'da bu özgüven devriminin gösterilmesi bakımından da önemli olmuştur."

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konuşmasının ardından basın toplantısına katılan gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik'in açıklamaları şu şekilde oldu:

CUMHURBAŞKANI SURİYE'YE GİDECEK Mİ?

Cumhurbaşkanımızın Suriye'ye gitme arzusu var. Tabii bu Suriye ile birlikte koordine edilecek bir konu. Çalışılıyor bunun üzerinde. Bizim birimlerimizle Suriye birimleri arasındaki çalışma bu konuda devam ediyor. Fakat tarih henüz kesinleşmedi. Ama bu çalışma devam ediyor.

Şimdi, Mekke Anlaşması ile ilgili olarak; burada aslında İçişleri Bakanlığının yaptığı çalışma açısından süreç olgunlaşmıştır. Fakat tabii ki Meclise gelecektir anlaşmanın hayata geçmesi için. Bu çalışma da olgunlaştığı için birkaç gün içerisinde Meclise gönderilmesi söz konusu olacak.

Yani esasında çok garip bir şey var; olağan süreçler işliyor, olağan süreçler işlerken sanki yanlış şeyler yapılıyormuş ya da bunlar gözden kaçırılıyormuş gibisinden bir kampanya başlatılıyor sürekli muhalefet tarafından. Halbuki önce bir irade beyanı ortaya koyulur. İrade beyanı ortaya Cumhurbaşkanımız tarafından koyuldu. Sonra bu mekanizmalar çalışılır. Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız muhataplarıyla kaç kere bir araya geldiler, bunlar olgunlaştırıldı. Çünkü sonuçta Meclise göndereceğiniz şeyin bir çerçevesi olacak. Bu çerçeve de Dışişleri Bakanlığının iç süreçleri açısından tamamlandı ve bu birkaç gün içerisinde Meclise gider ve Yüce Meclisin takdiriyle süreç neticelenmiş olur.

Başka ülkeler konusunda; tabii ki bu bir bölgesel barış projesi aslında. Bunun herhangi bir şekilde ittifak üyesi olduğumuz diğer ülkelere alternatif, yani NATO ve diğer yerlere alternatif bir işlevi yok. Tam tersine bölgesel barışın ve küresel barışın korunmasıyla ilgili, küresel ve bölgesel barış açısından üstlendiğimiz rollerle ilgili tamamlayıcı bir fonksiyonu var bunun. Dolayısıyla bu süreçler tamamlanacak.

Hukuki zemin sorduğunuz; işte Meclisteki sürecin tamamlanmasıyla birlikte tam olarak gerçekleşmiş olacak. O bakımdan da başka ülkelerin katılımına tabii ki açık. Ama bu tip güvenlik anlaşmaları, bu tip ittifaklar kendi ilkeleri, prensipleri çerçevesinde diğer devletlerle de görüşülerek zaman içerisinde olgunlaşır. Hemen bugün, yarın, işte bir ay sonra şu ülke katılacak, iki ay sonra şu ülke katılacak diye bir şey yok. Ama bunun bölgesel barış açısından bütün ülkelere açık olduğu net bir şekilde ifade edilmiş oldu. Birkaç gün içerisinde de Meclise gider.

BAHÇELİ'NİN 'ERDOĞAN'IN ADAYLIĞI' AÇIKLAMASI

Öncelikle Sayın Bahçeli'ye bu güçlü vurgusu, bu güçlü cümleleri için bir kere daha şükranlarımızı sunuyoruz. Tabii ki Cumhur İttifakı'nın önümüzdeki dönemde de Cumhurbaşkanı adayı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır.

MYK'da bunu daha önce görüşmüştük ama şöyle, burada da bunu ifade edeyim size: Cumhurbaşkanımız tabii kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bu konular herhangi bir şekilde bir resmi gündem maddesi olarak yer almıyor. Bu konuda bir hassasiyeti var. O sebeple MYK üyeleri ve MKYK üyeleri olarak bu konuyu biz dile getirdik ve MYK üyelerinin, MKYK üyelerinin, Bakanlar Kurulundaki arkadaşlarımızın ve tüm teşkilatlarımızın ortak kanaatinin, ittifakla bu olduğunu kendilerine arz ettik. Arkadaşlarımız da bunu alkışlarla onayladılar yakın zamanda yaptığımız bir toplantıda.

Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımız kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bunu tabii ki resmi gündeme koydurmaz. Ama biz bu gündem çerçevesinde bunu daha önceki MYK ve MKYK toplantılarında kendimiz açarak bunu ifade ettik. Orada da arkadaşlarımızın ortak iradesiyle bu ortaya çıkmıştı. Hani şöyle bir şey vardır; bu bizim kendi davamız açısından, kendi şuurumuz açısından, AK Partililiğimiz açısından bizim açımızdan kesin bir hükümdür. Ve hani denir ya; "Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez" diye, bizim açımızdan Cumhurbaşkanımızın adaylığı böyle bir değere, böyle bir kıymete sahiptir.

Önümüzdeki dönemde de bakın etrafımızdaki bütün bu gelişmeler, işte kısa bir zaman dilimi içerisinde size özetlemeye çalışıyoruz, bütün bunların içerisinde Cumhurbaşkanımızın liderliğinin ne kadar kıymetli olduğu bu bakımdan da görülüyor. O yüzden Sayın Bahçeli'ye de bu açıklamaları için bir kere daha buradan şükranlarımızı sunuyoruz, saygılarımızı iletiyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL'İN FON İDDİALARI

Elinde belge olan götürüp yargıya versin. Özel'in iddiaları elinde patladı. Bu işin temizlenmesinin başındaki irade Erdoğan'dır.

Haberin Ayrıntıları Geliyor...

Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.

App Store Google Play Takip Et

 

KAYNAK : AA
Şule Altınel Haber7.com - İnternet Editörü

Editör Hakkında

Sakarya’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde lisans eğitimini tamamlamasının ardından gazetecilik kariyerine başladı. 2016 yılından beri çeşitli medya kuruluşlarında çalıştı. 2025 Haziran ayından itibaren Haber7’de ‘gündem editörü’ olarak kariyerini sürdürmekte.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR