Saadet, Fatih için iddialı ama tedirgin
Saadet Partisi'nin en iddialı olduğu yerlerin başında Fatih. Başkan adayı Türker Saltabaş, seçimler için çok iddialı ama genel olarak Fatih için tedirgin. Peki neden?
ABONE OLErsin ÇELİK'in röportajı
Saadet Partisi’nin en iddialı olduğu ilçelerin başında Fatih geliyor. Saadet Partisi Fatih’te, Fatihlilerin yakından tanıyıp, sevip saydığı bir isim olan Türker Saltabaş’ı yeniden aday gösterdi. Saltabaş belediyecilikte çok tecrübeli bir isim. 1994’de Fatih’te iptal edilen yerel seçimlerde belediye başkanı seçilen şimdinin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in yardımcılarından. Daha sonra 10 yıla yakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi tecrübesi var. Saltabaş 2004’de de Fatih’ten adaydı fakat bu seçimler için çok iddialı. 2004’de aldığı tepkilerin çok çok üstünde destek aldığını söyleyen Saltabaş’la Haber 7 ziyaretinde projelerini konuştuk.
Saltabaş’a göre Fatih’te çok ilginç şeyler oluyor. Eminönü ile birleştirilen Fatih’in 69 olan mahalle sayısının 24’e düşürülmesinin ardında çok başka şeyler var. İleriye dönük Fatih’i büyük tehlikelerin beklediğini söyleyen Saltabaş’ın şu sözleri çok ilginç: “Biz görmesek de çocuklarımız görecek. Fatih’i alacaklar elimizden. Üç tane isim vermek için Fatih’teki 69 mahalle 24’e düşürüldü. Fener, Balat, Ayvansaray isimlerini vermek için yaptılar. Bu değişiklik Başbakan Erdoğan’a rağmen çıkarıldı. Fatih’te özellikle Ayvansaray, Patrikhane’nin etrafında olan bir bölge. Hızırçavuş, Katipmuslahattin, Hatipmuslahattin ve Tevkicafer gibi isimler kalktı, Rumların taktığı Fener, Balat ve Ayvansaray isimleri buralara verildi. Bu mahalleleri sadece bu iş için birleştirdiler. “Niye yaptınız?” diye soruyoruz cevap vermiyorlar. Fatih 450 bin nüfuslu 24 mahallesi var, Eminönü 28 bin nüfusu var ama 33 mahalle. Mantığa sığıyor mu? Madem birleştireceksin 4 mahalleden birinin adını ver. Neden başka bir isim veriyorsun?”
"AİHM'DEN HİÇ DÖNMEZ"
Saltabaş’ın dikkat çektiği diğer bir konu ise, 5366 sayılı yasa; “Fatih’te çok tehlikeli bir şey daha yapılıyor. 5366 sayılı yasa ile arkasında 'Dünya Kiliseler Birliği’nin olduğu TAÇ Vakfı’nın çıkarttırdığı yasa ile mülkiyet hakkı ihlal ediliyor. Böyle bir olay Türkiye’de ilk defa yaşanıyor. Patrikhane’den Ayvansaray’a kadar olan bölümü 250 milyon dolar artı KDV ile bir şirkete verdiler. Bu şirket buranın projesini hazırlayacak. Mülkiyet sahiplerinin haberi olmadan yüzde yenileme alanı olarak mülkiyetlerin yüzde 57’si Fatihlilerin elinden alınacak. Bu yasa Anayasa Mahkemesi’nden dönmeliydi, dönmedi. AİHM’den hiç dönmez. Bu şekilde Fatih’in dörtte biri yenileme alanı içerisine alınacak.”
"PARKLARDA FUHUŞ PAZARLIĞI YAPILIYOR"
Saadet adayının Fatih için öngördüğü öncelikli sorun ise güvenlik. “Parklar ve sokaklar gezilecek oturulacak bir yer olmaktan çıkıyor” diyen Saltabaş’a göre Eminönü’nde yaşayan 100 bine yakın insan 30 yıllık bir sürede güvenlik sorunu nedeniyle göç etmiş. 150 bin nüfuslu ilçe şimdi 28 bine düşmüş. Aynı tehlikenin 450 bin nüfuslu Fatih için de geçerli öne süren Saltabaş sorunu nasıl çözeceğini şöyle açıklıyor: “Ben seçilirsem ilk başta güvenlik sorununu çözeceğim. Fatih’i terk edilen bir ilçe olmaktan çıkaracağım. Bu nasıl olacak? Bekçilik sistemini geri getirerek... Parklara, okul önlerinde ve bazı kritik noktalar, 24 saat kamera ve güvenlik elemanları ile kontrol altına alınacak. Fatih’te girilip oturulamayan parklar var. Bir takım kirli işler dönüyor. Fuhuş pazarlığı yapılıyor. Zaten aile ile girmek mümkün değil. Fatih Yusuf Paşa’daki parkta bir kadının yalnız başına 5 dakika bekleyemeyeceğini söylüyor mahalle muhtarı. Burası neresi, Aksaray meydanı! Parkları gençlik merkezlerine çevireceğiz. İçinde aktif bir yaşam ve güvenlik olacak. Bu şekilde Fatih’teki parkları hem güvenli hem eğitim yuvası haline gelecek, hem de üniversite öğrencilerine emekleri karşılığında burs alacakları ortamları oluşturmuş olacağız.”
Saadet Partisi Fatih Belediye Başkan adayı Türker Saltabaş, Ünal Tanık ve Ersin Çelik'in sorularını yanıtladı, projelerini anlatı...
OSMANLI'YA YAKIŞIR PROJE
Fatih’te düşünülen bir diğer sosyal proje ise tam Osmanlı’ya yakışır şekilde... “Kuşlara bile vakıf yapan bir medeniyetin torunları olarak bizler, 5 tane büyük hastanesi olan Fatih’te hasta yakınlarının kalabileceği bir konuk evi yapamamışız.” diye çıkışan Saltabaş’ın projesi çok basit, masrafı hiç yok denecek kadar olmayan ve yüzde yüz insanı karşılıklı; “ Öncelikli işlerimizden birisi de “hasta konuk evi” olacak. Anadolu’dan gelen hastaların refakatçileri artık parklarda, hastane bahçelerinde banklarda yatmayacak, gecelemeyecek. Hastası tedavi olurken o da temiz bir ortamda kalacak. Çok zor bir şey değil. Sokakta yatan insanlar var. Bir ilçede bu insanların sayısı en fazla 10-15’dir. Bir ilçede, Fatih’te eğer bu insanların barınacağı bir yer oluşturulmadıysa belediyeler ve belediye başkanları neden var o zaman? Bu kadar aciz miyiz? Biz insan eksenli bir belediyeciliği ortaya koyacağız.
BU FIKRA HERKESE LAZIM
Saltabaş'la sohbetimiz bir fıkra ile bitti. Türker Saltabaş fıkra repertuarı çok geniş olan bir sima. Özellikle Bayburt ve Erzurum fıkraları baştan aşağı mesaj dolu. Aktaracağımız fıkra ise kendisi dahil tüm siyasetçileri hedef alıyor... Siyasete ve siyasetçiye olan güvenin sarsıldığını bu seçim döneminde çok belirgin bir şekilde yansıdığını ifade eden Saadet adayı Saltabaş kendisine gösterilen tepkiler karşılığında şu fıkrayı anlatıyormuş: Adamın biri yolda giderken bir minibüsün uçurumdan yuvarlandığını görüyor. İniyor bakıyor, bir siyasi parti minibüsü. İçinde de 7 tane insan var ve hepsi savrulmuş araç içinde yatıyor. Yav şunlara bir iyilik yapayım da hepsini gömeyim. Kurda kuşa yem olmasınlar” diyor, bir çukur açıyor ve hepsini oraya gömüyor. Dönüyor köyünün kahvesinde başından geçenleri anlatıyor. Arkadaşları “Sen doktor değilsin. Nabızlarını hiç kontrol ettin mi? Kalp atışlarına baktın mı? Belki içlerinde ölmeyenler vardı. Neden gömdün?” diye tepki gösterince, arkadaşlarına cevap veriyor; “Ya iki tanesi ‘Biz yaralıyız ölmedik’ diyerek çok yalvardı ama ben siyasetçiler diye inanmadım gömdüm”