Bağış: Karar hoşumuza gitmese de saygılıyız
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Anayasa Mahkemesi'nin kararının kendilerinin hoşuna gitmese de kabul ettiklerini ancak ülkenin ciddi bir anayasa reformuna ihtiyacı olduğunu tekrar gördüklerini söyledi.
ABONE OLDevlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Anayasa Mahkemesinin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensuplarına sivil yargı yolunu açan kararı iptaline ilişkin, ''Anayasa Mahkemesi üyelerinin oy birliği ile aldığı karar tabii ki hoşumuza gitmese de saygı duymamız gereken bir karar. Ama bu kararın bize verdiği çok açık ve net bir mesaj vardır. O da Türkiye'nin anayasa reformuna ihtiyaç duyduğudur'' dedi.
The Marmara Otel'de basın mensuplarıyla bir araya gelen Bağış, Avrupa Birliği (AB) sürecinde 2009 yılındaki gelişmelere ilişkin bir değerlendirme toplantısı yaptıktan sonra soruları yanıtladı.
Bir gazetecinin, ''Anayasa Mahkemesinin, TSK mensuplarına sivil yargı yolunu açan kararı iptaline'' ilişkin düşünlerini sorması üzerine, TSK mensuplarının sivil mahkemelerde yargılanabilmesinin yargı adaleti açısından, AB standartlarıyla uyumlu bir karar olduğunu, bunun ilerleme raporlarında da sıkça dile getirildiğini söyledi.
Meclisin bu konuda muhalefet partilerinin de katkılarıyla aldığı kararın, Türkiye'nin AB standartlarına ulaşması, demokrasinin şeffaflaşması ve ülkenin yarınlara daha emin adımlarla yürümesi açısından önemli olduğunu vurgulayarak, ''Anayasa Mahkemesi üyelerinin, oy birliği ile aldığı karar, tabii ki hoşumuza gitmese de saygı duymamız gereken bir karar. Ama bu kararın bize verdiği çok açık ve net bir mesaj vardır. O da Türkiye'nin anayasa reformuna ihtiyaç duyduğudur. Bugünkü Anayasa'mız daha önce defalarca söylediğim gibi adeta mıknatıs gibi Türkiye'yi geriye doğru çekiyor'' diye konuştu.
Egemen Bağış, ortalama yaşı 28 olan genç, dinamik ve eğitimli bir nüfusa sahip olan Türkiye'nin bugün dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın ise 6'ncı en büyük ekonomisi olduğunu ve bölgesel güç olmaktan çıkıp küresel güç olmaya doğru hızla ilerlediğini belirtti.
Böyle bir ülkenin askeri bir darbe sonrası yazılmış askeri bir anayasa ile yürütülmesinin ancak asgari demokrasiyi sağladığını, asgari demokrasinin de Türkiye'ye yakışmadığını vurgulayan Bağış, ''Gerçekten de Türkiye'deki bütün kesimlerin etnik kökeni, dini inancı, siyasi fikri ne olursa olsun bütün vatandaşların, 'Benim' diyebilecekleri bir anayasaya kavuşmamızın vakti geldi. Bu karar da bunu bir kez daha ortaya koymaktadır'' dedi.
''DARBE SÖYLENTİLERİ GEÇMİŞTE KALMIŞ KARA LEKELERDİR''
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, muhalefet partilerine bir kez daha çağrıda bulunduğunu, bunu belki 50. kez yaptığını dile getirerek, şöyle devam etti:
''Anayasalar, sadece ülkenin nasıl yürütülmesi gerektiğini ortaya koyan değil, nasıl bir ülke tasavvur ettiğimizi, nasıl bir ülke hayalini ortaya koyan belgelerdir. Bütün muhalefet partileri, bir anayasa taslağı hazırlasınlar. Bütün partilerimizin ne kadar özgürlükçü olduğunu ne kadar demokrasiye inandığını farklı kesimlerin hak ve hukukunu ne kadar önemsediğini görmemize hazırlayacakları bu taslaklar vesile olacaktır. Daha sonra, Meclisimizin Anayasa Komisyonu ki, bu komisyon farklı partilerin temsilcilerinden oluşuyor. Bu taslakları alsın değerlendirsinler. İçlerindeki en iyi tarafları derleyerek, Türkiye'ye sivil bir anayasa hazırlasınlar. Üzerinde tartışalım ve sonuçta Türkiye'de bütün kesimlerin 'Benim' diyeceği ve arkasında dimdik duracağı bir anayasaya kavuşalım. Sivil, çağdaş Atatürk'ün bizlere hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmamızı sağlayacak bir anayasaya kavuşalım. Bu karar, Türkiye'nin yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymuştur.''
Bir gazetecinin, ''Balyoz hareketi eylem planı konusunda AK Parti'nin görüş ve düşünceleri nedir?'' sorusu üzerine Egemen Bağış, bu planı kendilerinin de medyadan takip ettiklerini ifade ederek, ''Ne olup olmadığını bir görelim. İnancım şudur ki Türkiye'de bu darbe söylentileri geçmişte kalmış kara lekelerdir'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Türkiye'nin demokratik, çağdaş, sosyal, laik bir hukuk devleti olduğunu, bu çerçevede bütün kurumların yetki ve sorumluluklarının anayasa ile belirlendiğini kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Türkiye'nin tek bir ordusu vardır. Bu dünyada, kendi ordusuna 'peygamber ocağı' diyen, askerine de peygamberinin adıyla hitap eden başka bir millet yoktur. Ama aynı zamanda Türkiye'de tek bir siyasi irade vardır. Halkın oyuyla seçilmiş tek bir hükümet vardır. Halk oyuyla gelmiş hükümetlerin ancak halk oyuyla görevden gidebileceği, demokrasinin kurallarının başında gelmektedir. O çerçevede biz süreci değerlendiririz. Gerekenleri yaparız. Bundan hiç kimse endişe duymasın.''
Bir gazetecinin ''Darbe söylentileri geride kaldı diyorsunuz, ama 5 bin sayfalık bir belgeden bahsediliyor. Sizin yerinize geçecek hükümet bile belirlenmiş. Başbakan olarak Rifat Hisarcıklıoğlu'nun adı geçiyor'' sözleri üzerine Bağış, Türkiye'nin demokrasiyi benimsemiş bir ülke olduğunu, demokrasiden feragat etmeye Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir vatandaşının niyetinin olmadığını ve olmayacağını söyledi.
Bakan Bağış, ''Bu tür şeylerin, birilerinin hayallerini süsleyeceğine inanıyorum, ama hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini de çok iyi biliyorum. Bu millet böyle şeylere müsaade etmez'' dedi.
Bir gazetecinin ''İddia edilen darbe sürecinde camilerin bombalanması, ülkenin savaşa sokulması için uçak düşürülmesi planlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna da Bağış, şöyle yanıt verdi:
''Doğru olmadığına inanmak istiyorum. Bunların gerçek olmadığına inanmak istiyorum. Böyle hedefleri olanlar varsa da onların da bu hedeflerinin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği bilinciyle süreçten geçmeleri ve yargılanmaları gerektiğine inanıyorum. Ama şu anda bunlar hakkında yorum yapmak için çok erken. Hele bir süreci değerlendirelim belgeleri bir görelim. Bu ülkenin güçlü bir yargı mekanizması vardır. Eminim görevini yerine getirecektir.''
''Yargıyı harekete geçirmek için hükümet olarak adım atacak mısınız?'' sorusuna da Bağış, ''Arkadaşlar biraz sabırlı olalım. Ondan sonra göreceğiz'' dedi.
SINIR GÜVENLİĞİ İÇİN YENİ BİR BİRİM
Bir gazetecinin ''Toplantıda sınır güvenliği için yeni bir birimden bahsettiniz, konuyu açar mısınız?'' sorusuna Bağış, şu yanıtı verdi:
''Yeni bir birim oluşturulacak değil, oluşturulmalı diyorum. Tabii ki bu Türkiye'nin tercihidir. Bunun kararını verecek olan ben değilim. Türkiye'nin eğer AB standartlarında bir ülke olmasını istiyorsak, AB standartlarının neler olduğuna bakmamız lazım. AB üyesi ülkelerin kendi sınır güvenliği ile ilgili ayrı güvenlik birimleri var. Türkiye'de de sınır güvenliği ile ilgili uzmanlaşmış bir birimin ihtiyacı belirgindir. Bu çerçevede, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, AB Genel Sekreterliği, Dışişleri Bakanlığı birlikte çalışır ve ortaya bir plan konulur. Bu plan da Türkiye Cumhuriyeti devletinin planı olur. O konuda Avrupa'nın standartları bellidir.''
"EĞER MUHALEFET PARTİLERİ BU KONUDA 'İSTEMEYİZ' TAVRINI SÜRDÜRÜRLERSE O ZAMAN BİZ DE HALKA GİDERİZ"
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, muhalefet partileri destek vermese de gerekirse referandumla anayasa sürecini devam ettireceklerini belirterek, "Sonuçta Türkiye'nin sorunlarını çözmek için ne lazımsa onu yapmalıyız diye düşünüyorum. Eğer muhalefet partileri bu konuda 'istemeyiz' tavrını sürdürürlerse o zaman biz de halka gideriz. Halkımızın vereceği karar her zaman hakkaniyet kararı olacaktır. Ona da saygı duyarız" dedi.
Bağış, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, "Muhalefet destek vermese de gerekirse referandumla anayasa sürecini devam ettireceğiz diyor musunuz" sorusuna, "Tabii ki" yanıtı verdi.
Bağış, "Türkiye'nin sorunlarını çözmek için ne lazımsa onu yapmalıyız diye düşünüyorum. Eğer muhalefet partileri bu konuda 'istemeyiz' tavrını sürdürürlerse o zaman biz de halka gideriz. Halkımızın vereceği karar her zaman hakkaniyet kararı olacaktır. Ona da saygı duyarız" diye konuştu.
Bütün siyasi partilerden ne kadar demokrasi, insan hakları ve özgürlük istediklerini yansıtan bir anayasa taslağı hazırlamalarını isteyen Bağış, Anayasa Komisyonunun bu taslakları inceleyerek, farklı kesimlerin ortak taleplerini içeren ortak bir anayasa metni haline dönüştürebileceğini ifade etti.
Yakın zamanda bir anayasa değişikliği bekleyip beklemediğiyle ilgili olarak da Bağış, AK Parti'nin görüşlerinin herkes tarafından bilindiğini, ancak muhalefet partilerinin bu konuda bir cevap vermesi gerektiğini söyledi.
"ÖNEMLİ OLAN ZİHİN AÇMAKTIR"
AB sürecinde önemli olanın fasıl açmak olmadığını da belirten Bağış, "Önemli olan zihin açmaktır. Türkiye'de zihinleri değiştirmemiz, açmamız gerekiyor. AB üyesi ülkelerde Türkiye aleyhindeki zihinleri de açmamız gerekiyor. Bu konuda 2010'da gereken adımları atacağız" diye konuştu.
AB ülkeleri ile ilgili yürütülen vize çalışmalarına da değinen Bağış, AB üyesi ülkelerin Türkiye'ye uyguladığı vizenin bir kısmının hukuki boyutunu araştıran ayrı bir hukuk birimi oluşturduklarını kaydederek, "Onu inceliyoruz ama bir yandan da yapmamız gereken teknik çalışmalar var. Biyometrik pasaportlara geçmemiz lazım. O çerçevede İçişleri Bakanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız, ABGS, Darphane ile birlikte Türkiye'ye yakışır, rahat kopyalanamayacak, taklit edilemeyecek biyometrik pasaportların hazırlanması için bir süreç başlattı" dedi.
Bağış, AB ile Türkiye arasında geri kabul anlaşmasının müzakerelerine başlandığını, ayrıca Türkiye'nin sınırlarını daha güvenli hale getirme yönünde çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.
KIBRIS
Kıbrıs konusunda ise Bağış, ilk defa hem Türkiye ve Yunanistan'da hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde çözümü çok açık şekilde talep eden liderler bulunduğunu kaydederek, Türkiye'nin her aşamada çözümden yana tavır ortaya koyduğunu söyledi.
"Türkiye son 7 yılda uyguladığı farklı Kıbrıs politikasıyla adadan tek bir askerini çekmeden, bir karış toprak dahi vermeden uluslararası bakışı değiştirmiştir" diyen Bağış, herkesin Türkiye'nin limanları açmaması halinde AB üyelik müzakere sürecinin duraksayacağını söylediğini, ancak bunun tam tersinin gerçekleştiğini bildirdi.
Bağış, şunları kaydetti:
"AB ülkelerinin yeni pazarlara ulaşması için Türkiye çok önemli bir merkezdir. Yasa dışı göç, uyuşturucu ve terörle mücadelede Türkiye çok önemli bir kalkandır. Türkiye'nin artılarıyla AB'ye çok büyük katkıları olan bir ülke olduğunu Avrupalılar da görmeye başlamıştır. 600 bin Kıbrıslı Rum için Türkiye'yi göz ardı edemeyeceklerine ben yürekten inanıyorum."
Kıbrıs sorununa çözüm konusunda dörtlü bir zirvenin yapılması konusunun AB dönem başkanlığını üstlenen İspanya'da yetkililer tarafından dile getirildiğini bildiren Bağış, bu tür toplantılara Türkiye'nin her zaman sıcak baktığını belirterek, "Biz 'memnuniyetle geliriz' dedik. Yeter ki dörtlü, beşli toplantılar olsun. Türkiye ve Yunanistan, hatta garantör ülke olan İngiltere'nin de katılımıyla yapılacak bu tür toplantılara sıcak baktığımızı her vesileyle dile getirdik. Önemli olan burada üzümü yemektir, çözümü bulmaktır. Önemli olan kalıcı, adil, siyasi eşitliğe dayalı bir çözümün ortaya çıkmasıdır" diye konuştu.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokoller konusuna da değinen Bağış, Ermenistan Anayasa Mahkemesinin aldığı kararla ilgili olarak, "Ben Ermenistan Anayasa Mahkemesinin aldığı kararı biraz endişe verici buluyorum. Sonuçta Ermenistan kendi bilir. Türkiye gibi güçlü, dinamik bir ortakla sınırların açılması onların çıkarınadır" ifadesini kullandı.