Vlaoviç: Alpay'ın kariyerini lekeledim!

EURO 96'nın grup maçlarında Türkiye'yi yıkan golü atan Hırvatistan'ın efsane forveti Goran Vlaovic Alpay Özalan'a Fair-Play ödülü getiren pozisyonu anlattı...

ABONE OL
GİRİŞ 18.11.2011 10:03 GÜNCELLEME 18.11.2011 10:03 SPOR
Vlaoviç: Alpay'ın kariyerini lekeledim!
Ahmet Uykan'ın haberi
 
İngiltere'nin düzenlediği Euro 96'nın grup maçlarında Türkiye'yi yıkan golü atan Hırvatistan'ın efsane forveti Goran Vlaovic,konuştu. Ülkesinin milli takımının Euro 2012 play-off turunda Ay-Yıldızlı ekibimizi elemesini değerlendiren Vlaovic, Türk Telekom Arena'daki 3-0'lık galibiyete çok şaşırdığını söyledi. Vlaovic, 15 yıl önce Alpay Özalan'a Fair-Play ödülü getiren pozisyonu da anlattı.

Tarih 11 Haziran 1996... Tarihlerinde ilk defa Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılan Türkiye ile Hırvatistan'ın mücadelesinde Milliler, rakip karşısında dirençli bir futbol sergilemişti. Müsabaka boyunca Rüştü Reçber'in başarılı performansının yanına Hırvat forvetlerin beceriksizlikleri de eklenince normal sürenin son 5 dakikasına golsüz eşitlikle girilmişti. Ne var ki Goran Vlaovic, savunmamızın arkasına sarktığı anda tüm Türkiye'nin yüreği ağzına gelmişti. Vlaovic'e yetişen Alpay Özalan'ın faul yaparak golü engelleyeceği düşünülürken deneyimli stoper, rakibinin gole gitmesine izin verdi. Vlaovic de topu ağlara göndermekte hiç zorlanmadı. Turnuvanın sonunda Alpay, Vlaovic'i düşürmediği için fair-play ödülüne layık görüldü. Ancak Türkiye, gol bile atamadan puansız bir biçimde gruplarda turnuvaya veda etti.

İki ülkenin yolu daha sonra Euro 2008 finallerinde kesişti. 20 Haziran 2008'de Viyana'da oynanan çeyrek finalde Ay-Yıldızlılar penaltılarla 4-2 güldü. Aradan üç yılı aşkın bir süre geçti ve Hırvatistan ile Türkiye, bu kez 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası play-off turunda rakip oldu. Türk Telekom Arena'da 3-0 kaybeden Guus Hiddink'in talebeleri, rövanşta 0-0 berabere kalarak Polonya ile Ukrayna'nın ortaklaşa düzenleyeceği şölene uzak kaldı. Hırvatlara konuk olduğumuz Maksimir Stadı'nda yakından tanıdığımız bir sima da tribündeydi. Bu isim, 1996'da Alpay'ın içerisinde olduğu pozisyonun kahramanı Goran Vlaovic idi. Adı söz konusu olduğunda herkesin 15 sene öncesini anımsadığı Vlaovic'le dünü ve bugünü konuştuk. Efsane futbolcu, biraz temkinli davranmasına karşın sorularımızı içtenlikle cevapladı.

Türkiye neden Hırvatistan'a elendi? Sonucu, oyuncuların kalitesi mi yoksa Guus Hiddink ile Biliç arasındaki fark mı belirledi?

Slaven Biliç, Hırvatistan'ı İstanbul'daki maça çok iyi motive etmiş. Ayrıca daha 2. dakikada atılan gol, Türkiye'yi moralman yıktı. Daha sonra kalemizi iyi savunup yakaladığımız tüm gol şanslarını boş geçmeyince inanılmaz bir skor yakaladık. Gerçeği söylemek gerekirse ben İstanbul'daki maçta beraberliğe razıydım. Bu konuda Hiddink'i suçlamak haksızlık olur. Çünkü futbolda son sözü daima sahada oyuncular söyler.

Peki Hiddink'in yıllık aldığı yaklaşık 6 milyon Euro ücret hakkında yorumun nedir?

Hiddink'i Valencia'dan tanıyorum. Kariyeri başarılarla dolu bir hoca. Ancak aldığı yüksek maaş onun değil, sizin federasyonun sorunu. Demek ki sözleşmeyi yaparken onu bu parayı vermeye layık görmüşler. Fakat ben bu konuda yetkili biri olsaydım Hiddink'e en fazla yıllık 2 milyon Euro verip sözleşmeye de Euro 2012 finallerine katılma garantisi isterdim. O zaman belki daha farklı bir sonuç alırdınız.

Senin için Euro 1996 finalleri ne ifade ediyor?

Hem benim hem de o yıllarda yeni bağımsızlığını kazanan ülkem için çok anlamlı ve tarihî bir turnuvaydı. 1998 Dünya Kupası'nda üçüncü olmamızı sağlayan bir kadronun temellerini atmıştık.

Türkiye'ye 87. dakikada attığın gol ve seni düşürmeyen Alpay Özalan için neler söylemek istersin?

(Gülerek) Bu soruyu herkes gibi sizin de soracağınızı tahmin ediyordum. Gerçekten o pozisyon hâlâ hafızalardan silinmedi. O maçta şans yüzüme gülmüştü. Ülkem adına çok değerli bir gol kazandırmıştım. Ancak Türkiye ve Alpay için tam tersi bir durum söz konusu. Belki de Alpay'ın kariyerini lekeleyen bir maçtı.

O pozisyonda Alpay'ın seni düşüreceğini bekledin mi?

Hayır beklemiyordum. Çünkü futbolu iyi bilen ve daha önce oynamış biri o pozisyonun böyle gelişebileceğini tahmin edebilir. Ben Alpay'dan daha hızlı davranıp onun önüne geçtim. Alpay'ın beni düşürmeyeceğini adeta hissetmiştim. Zaten saniyelik bir andı. Alpay da pozisyonunu iyi alamadı. O anda ne yapacağını şaşırdı. Gerekli hamleyi yapmak için zamanlamayı da yapamamıştı.

Sen Alpay'ın yerinde olsaydın ne yapardın peki?

Ben de faul yapmazdım. O pozisyonda sadece amatör diyebileceğimiz tarzdaki oyuncular rakibini yere indirirdi.

Fakat Alpay seni düşürmediği için pişman olduğunu söyledi...

Elbette pişmanlık duymuştur. Ancak dediğim gibi beni yakalama fırsatını harcamıştı. Ben de Alpay'dan daha atik davranarak onu devre dışında bırakmayı başarmıştım. Alpay seni düşürmediği için fair-play ödülü aldı. Ama Türkiye turnuvayı gol atamadan ve puansız bitirdi. Evet, Alpay belki bu ödülle teselli olmuştu; ancak Türkiye başarıyı yakalamak için 2002 Dünya Kupası'na kadar beklemek zorunda kaldı.

Alpay'la daha sonra Beşiktaş-Valencia maçlarında karşı karşıya gelmiştiniz. Neler konuştunuz?

Alpay Özalan gerçekten karakterli ve kaliteli bir oyuncu idi. O maçta dostça selamlaştık. Tabii ki bütün gözler bizim üzerimizdeydi. Ben adeta Alpay için 'kara kedi' gibiydim. Sürekli benim peşimdeydi...

(zaman)