Türk savunma sanayinin kurucusu Nuri Killigil Paşa

İlk milli silah sanayini kuran, Kafkas Cephesi'nin ve Milli Mücadele'nin unutulan kahramanı Nuri Killigil, Türk savunma sanayisinin ilk hamlesini yaptı.

ABONE OL
GİRİŞ 15.09.2017 09:40 GÜNCELLEME 15.09.2017 10:47 Tarih ve Fikir
Türk savunma sanayinin kurucusu Nuri Killigil Paşa

İlk milli silah sanayini kuran, Kafkas Cephesi'nin ve Milli Mücadele'nin unutulan kahramanı Nuri Killigil,Trablusgarp'ta Atatürk'ün silah arkadaşı, Kafkasya'da İslam Ordusu Kumandanı, Sütlüce'de silah ve cephane fabrikatörüydü. Fabrikasına düzenlenen bir sabotajla her şey yok oldu.

Anadolu'dan çıkıp Filistin'de, Kafkasya'dan çıkıp Çanakkale'de, Afrika'dan gelip Kût'ül-Amâre'de emperyalizme karşı savaşan milletimiz son gücüyle Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu. Savaşa giren ülkelerin toparlanmaya çalıştığı, Birleşmiş Milletler'in oluşturulduğu, Ortadoğu'da İsrail devletinin kurulduğu, Türk-Amerikan ilişkilerinin geliştiği yıllardı. Savaş bize kendi sanayimizi, silahımızı üretmemiz gerektiğini, düşmanın kavi, işimizinse çetin ve çok olduğunu gösterdi.

KAFKAS İSLAM ORDUSU KUMANDANI

Enver Paşa'nın kardeşi Killigil, 1918 yılında Bakü'nün Rus ve Ermenilerden kurtuluşunu gerçekleştiren Kafkas İslam Ordusu Kumandanı olarak görev yapmış, Milli Mücadele'de görev almış komutan ve girişimcidir. Cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarındandır ve 1930'larda kurulan, 1949'da bir sabotaj sonucu havaya uçurulan Nuri Killigil Silah Fabrikası'nın kurucusudur.

Nuri Killigil, 1938 yılında Zeytinburnu'nda kok kömürü satan bir şirketi satın alıp burayı bir madeni eşya fabrikasına dönüştürdü. Bu fabrikada tabanca, matara, demir çubuk, gaz maskesi ve mermi üretmeye başladı. Daha sonra Killigil fabrikasını genişleterek Sütlüce'ye taşıdı, yeni motor ve makinelerle havan ve havan mermisi üretimine de başladı. Bir süre sonra fabrikanın silah üretmeyeceğini beyan etti; fakat üretim gizlice devam etti.

YÜKSEK BİR PATLAMA SESİ DUYULDU

1944 senesi sonuna doğru savaşın Almanya tarafından kaybedildiği anlaşıldığında hükümet Almanya'yı destekleyenlere karşı sert tedbirler almaya başladı. Türkiye Cumhuriyeti yaralarını sarmaya ve kendi savunma sanayisini kurmaya çalışıyordu. Takvimler 1949'un 2 Mart'ını gösterdiğinde İstanbul'un Sütlüce mahallesinde yüksek bir patlama sesi duyuldu. Patlama Nuri Killigil'in sahibi olduğu silah fabrikasında gerçekleşti.

2 Mart 1949'da saat 17:10'da fabrikada faili meçhul üç büyük patlama meydana geldi. İlk patlama kimyahanede olmuştu. Sonradan cephane deposuna sıçrayan ateş mermilerin patlamasına yol açmış, ertesi gün bile duman ve patlamalar devam etmişti. Barut kokusu Galata Köprüsü'nden hissediliyordu. Fabrika çevresi kordon altına alındı. İçişleri Bakanı Ankara'dan gelerek tahkikatla bizzat ilgilendi.

Aralarında Nuri Killigil'in de bulunduğu 27 kişi bu patlamada hayatlarını kaybetti. Nuri Killigil'in cesedi bulunamadı. Ve boş tabut defnedildi. Daha sonra Nuri Paşa'nın cesedinin ana gövdesi 20 gün sonra Haliç'te su üstüne çıkmış ve cenaze namazı kılınmadan Edirnekapı Şehitliği'ne defnedilmiş. Patlamanın kimler tarafından gerçekleştirildiği ise meçhul kalmış.

MİLLİ ENDÜSTRİ SEKTÖRÜMÜZÜ ORTADAN KALDIRDI

TBMM tarafından İstiklal Madalyası'yla onurlandırılan Killigil, Türk savunma sanayinin ilk özel sektör fabrikalarından birini, bunun yanı sıra Kütahya'da da bir çini ve seramik fabrikasını kurmuştu. Sütlüce'de kurmuş olduğu silah ve mühimmat fabrikası ise Türk Savunma Sanayi için önemli bir girişim oldu. Arap- İsrail savaşında ambargoya rağmen buradan Arap direnişçilere mühimmat satışları devam etti. Yapılan sabotaj çok önemli bir milli endüstri sektörümüzü ortadan kaldırdı. 

MİLLİ SAVUNMA SANAYİİ'NİN ÖNEMİ

O sabotajdan sonra Türk Savunma Sanayi atıl durumda bırakıldı. Sonrasında özellikle son 10 yılda atılan büyük adımlar kendi üretimimiz olan birçok silah ve mühimmatı ortaya çıkardı. 

Altay tankı, Kirpi, Milli gemi Milgem, Atak helikopteri ve terörle mücadelede yerli İHA ve SİHA'lar Türk Savunma Sanayi'ni dünyada çok önemli bir yere getirdi. Bu hamleler dışa bağımlılığı yüzde 60 oranında azalttı.

Eğer o gün o patlama olmasa belki de bugün Türk Savunma Sanayi'si yüzde yüz yerli bir yapıya kavuşacak ve Türkiye dünyanın ilk 5 ekonomisi içinde yer alacaktı.