Dördüncü eşim olur musunuz?

Kucakta dere geçme hadisesi bir üniversite öğretim üyesine taze anısını çağrıştırdı: Öğrencim, yapılan teklif konusunda fikrimi sordu ama ikna olmamış gibiydi...

ABONE OL
GİRİŞ 20.09.2006 11:44 GÜNCELLEME 20.09.2006 11:44 YAŞAM
Dördüncü eşim olur musunuz?

'Nereye gidiyoruz? İşte Sodom ve Gomore'nin ayak sesleri mi bunlar?' diyen öğretim üyesi Doç.dr. Osman Özsoy, kucakta dere geçirme hadisesi üzerine hatırladığı bir anısını haber7.com için kaleme aldı.


İşte Osman Özsoy'un duyunca şok olduğu evlilik teklifi ve bu konudaki yorumları:


Şok teklif: Dördüncü eşim olur musun?


Son günlerde gündemde öne çıkan konuyu biliyorsunuz. Centilmen bir beyimiz, acilen karşı kıyıya geçmesi gereken (!) bir vatan evladını dereden geçerken ayakları ıslanmasın diye kucağına almak zorunda kalmış. Olayın gerisini biliyorsunuz.


Bu haberler bana, geçtiğimiz yıl şahit olduğum bir hadiseyi hatırlattı.
Üniversitede gençler ya koridorlarda yoluma çıkar bir şeyler sorar, ya da sürekli kapısı açık olan odama gruplar halinde gelerek sadece derslerle ilgili değil, günlük hayatta karşılaştıkları kimi zorlukları nasıl aşmaları gerektiği konusunda da sorular yöneltirler. Bizler de elimizden geldiğince kendilerine yol göstermeye çalışırız.


2 yıl önceydi. Ders arasında üniversitede odamdaki oturmuş gençlerle konuşurken, kapıda dikilen bir bayan öğrenci, bir şey sormak istediği halde kalabalık arasında soramazmış gibi bir beden dili yansıttı önce. Arkadaşları bunun üzerine müsaade ettiler kendisine.


Hocam size bir şey soracağım ama kızmayacaksınız. Henüz ailemin de haberi yok dedi. Ardından anlatmaya başladı.


Aslında biraz ipucu versem belki de sizin bile kim olduğunu çıkarabileceğiniz oldukça zengin bir adam, dördüncü eşim olur musun diye bana teklifte bulundu dedi.


“Evet, mesele nedir” dedim. “Söyledim ya hocam…” dedi.


Hayret ifade eden bir tavır göstermememe oldukça şaşırmışa benziyordu.
Anlamadığımı düşünerek yukarıda söylediğini bir kez daha tekrar etti.


Ben bu kez yeniden, “Evet yani, mesele ne” dedim.


“Hocam gerçekten anlamıyor musunuz …” dedi.


Bak kızım, dedim. Elbette anladım. Ben adamın teklifinden çok, senin cevabınla ilgiliyim. Şimdi söylemem gerekeni birazdan söyleyeceğim. Ama önce sana bir iki şey anlatayım.


Anlaşılan adam şu anda üç evli… “Evet” dedi. Sen sanıyor musun ki, o adama ikinci ya da üçüncü eş olmayı kabul eden bayanlar akılsız ve saf oldukları için adamın teklifini kabul ettiler. Hayır, bunlar akılsız kadınlar değillerdi. Fakat bir şeye karar vermek zorundaydılar.


Çaresizlik… Seçeneksizlik…


Bu bayanlardan her biri kim bilir, nasıl bir aile ortamında, ne tür bir yoksullukta, nasıl bir baskı altında, nasıl bir sosyal çevrede yaşıyorlardı ki, evli bir adama ikinci ya da üçüncü eş olmak, içinde bulundukları şartlara göre onlara daha cazip geldi. Hayır, onlar akılsız değillerdi. Aksine, kendilerine sunulan bir teklifle, içinde bulundukları ve canlarına tak dedirttiği anlaşılan şartlar karşısında bir tercihte bulunmak zorundaydılar. Onlar ikinci, ya da üçüncü eş olma teklifini içinde bulundukları duruma göre daha katlanabilir buldular ve bunu kabul ettiler.


Gelelim sana, dedim.
Karşılaştığın böylesine anormal bir teklif karşısında nasıl davranman gerektiği konusunda senin bile kafan karışmış ki, düşünme, sağa sola danışma ihtiyacı hissetmişsin. Bana da bu konuda fikrimi soruyorsun dedim. Teklifi bir çırpıda hemen reddetmediğine göre, üzerinde düşünmeye değer bulduğun da anlaşılıyor dedim.
Evet, hocam, inan ki kafam karıştı. Ne karar vereceğimi bilemiyorum dedi.


Ayaklarının üzerinde durmaya bak…


Ardından şunları söyledim.
İçinde yaşadığın şartları, böyle bir teklifin senin için neden üzerinde düşünülmeye değer olduğunu bilmiyorum. Kızlar özellikle bu konularda kafalarının dikine gitme eğiliminde olurlar. Bir kilitlenme yaşarlar.


Duyguları akıllarını bastırmaya başlar. Senin de ne tür bir karar vereceğini elbette bilmiyorum. Ama şuna emin ol, kocan olacak kişi ve üzerine kuma gideceğin 3 bayanla bir arada olmanın vereceği gönül yükünü, adamın sana vaat ettiği hayat, önüne sereceği teklifler hiçbir zaman hafifletmeyecektir. O eve adım attığın ve adamla birlikte olmaya başladığın andan itibaren pişmanlık başlayacaktır ama bunun geri dönüşü elbette çok zor olacaktır. Sana tavsiyem, okulunu bitirmeden asla böyle bir şeye kalkışma ve kendi ayakları üzerinde durabileceğin bir dünya kurgusu üzerinden hayatını planla… Sakın acele karar verme, hayatını karartma…


Yerinden kalkarken, adama vereceği cevap konusunda kafası hala karışıktı.


Sonra durum ne oldu diye merak edebilirsiniz. Bilmiyorum. Türkiye’nin şartlarında bir üniversitede okuyacak noktaya gelmiş bir bayana bu tür bir teklifle gelinebilmesini ve bunu düşünmeye değer bulan genç bayanın halini düşünmek bile ürkütüyor beni.


Edindiğim gözlemler ışığında bildiğim bir şey varsa, o da, çok çocuklu ailelerde özellikle eğitimsiz ve bir meslek sahibi olamayan kızların çok daha büyük zorluklarla karşı karşıya olduğu gerçeği.


İşte derin Türkiye’den insan manzaraları.


Başta medya olmak üzere, toplumun önde gelen isimleri, Pınar Altuğ’un bugüne kadar kaç erkekle beraber olduğu ya da Hande Ataizi’nin tek gecelik aşk kaçamaklarının geyikleriyle vakit geçireceklerine, biraz da toplumu giderek derinden sarsmaya başlayan bu tür gerçek dramlara kafa yorsalar daha iyi ederler zannımca.


Bu açıdan, Ertuğrul Özkök’ün dünkü yazısında temas ettiği kimi noktalara katılmamak mümkün değil. Eşinin yanında bir erkeğin kucağına oturma cesareti de, onu sineye çeken kadının buna katlanabilirlik sınırını belirleyen faktörler de irdelenmelidir. Tıpkı, dördüncü eş olmayı üzerinde düşünmeye değer bulunan genç kızın hikâyesinde olduğu gibi.


Buzdağının ne kadarını görüyoruz acaba?


Hangi saikler, yeni bir toplum yapısını karşımıza çıkıyor. Bu kaypak zemini kimler hazırlıyor. Tencerenin dibi kara, seninki benimkinden kara muhabbeti nasıl cereyan ediyor.


İlk taşı, günaha ve kirlenmeye hiç bulaşmamış olanlar atsın dense, aşağıya eğilip el yordamıyla taş arayacak kaç insan kaldı acaba?
Kirliliğin bulaşmadığı toplum kesimi ne kadar kaldı. Daha çok kirlenenler neden kirlendi?


Sodam ve Gomore de böyle mi olmuştu acaba?
Bir adım ötesinde toplumu neyin beklediğini bilen var mı?


mesaj@osmanozsoy.com