Pamuk'un Yaşar Kemal vefasızlığı

Orhan Pamuk'un Nobel'i kazandığı açıklandığında yıllardır adı bu ödül için geçen Yaşar Kemal sevinçten ağlamıştı. Ancak bu gözyaşları karşılıksız çıktı. Çünkü...

ABONE OL
GİRİŞ 27.11.2006 16:00 GÜNCELLEME 27.11.2006 16:00 YAŞAM
Pamuk'un Yaşar Kemal vefasızlığı

Nobel Edebiyat Ödülü'nün Orhan Pamuk'a verildiğinin açıklandığı gün, Türkiye ikiye bölünmüştü... Kimi sözde Ermeni soykırımıyla ilgili sözlerinden dolayı ödülün Pamuk'a verildiğini ileri sürerek tepki göstermiş, kimi de bir Türk'ün bu onura layık görülmesinden dolayı mutlu olmuştu...


Edebiyatçılar arasında da bu ayrım vardı ama tepkisi merak edilenlerin başında yıllardır adı yurtiçinde ve yurtdışında Nobel için geçen Yaşar Kemal geliyordu. Ödülün açıklanmasından birkaç saat sonra bir TV programına bağlanan Yaşar Kemal duygularını anlatırken, 'Şu anda gözlerim yaşardı, ne diyeceğimi bilemiyorum' diyordu. Evet yıllardır adı Nobel için geçen Yaşar Kemal, genç bir romancının kendisinden önce bu ödülü almasına çok sevinmişti. Nitekim Orhan Pamuk'a gönderdiği tebrik mesajında şöyle diyecekti:


“Seni yürekten kutlarım. Hak ettiğin bu ödülü almana çok sevindim. Bundan böyle de aynı tutkuyla yeni romanlar yazacağına güveniyorum. İnandıklarının ardında da inatla durmaya devam edeceğine hiç kuşkum yok.”


İki yazar arasında 'Nobel'den önceki samimiyeti de bir kenara not edersek herhalde Pamuk'un elinde olsa Nobel Edebiyat Ödülü'nü Yaşar Kemal'e vereceğini ya da en azından tercih edeceği yazarlar arasında onun da olacağını söyleyebiliriz. Ama Pamuk, Yaşar Kemal'in adını bile anmadı...






ORHAN PAMUK, Nobel Edebiyat Ödülü verilmesi gereken yazarlar arasında, yıllardır bu ödüle aday gösterilen, dostu Yaşar Kemal'i anmadı...






Milliyet'ten Yasemin Çongar'a '4.5 saat' konuşan Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü verilmesi gereken yazar tercihleri bakın nasıl:


'Ben olsam Nobel'i bu isimlere verirdim'

Yasemin Çongar: Daha önce Borges'ten de, Calvino'dan da bir tür katalizör gibi söz ettiniz. İslama bakmanızda, hatta Feridüddin Attar'a bakmanızda bile Borges'in etkisi var...

Orhan Pamuk: Evet. Bizde Batılılaşma ile Atatürk'ün de etkisiyle, 'Geçmiş kültürün, geleneksel edebiyatın günümüz modern Türk kültürüne etkisi az olmalıdır' diye bir inanç vardı. Ben de bu kanıdaydım, 32 yaşında Amerika'ya gelene kadar. Amerika'ya gelip, bundan 20 sene evvel karımla, burada daha sonra Kara Kitap olacak kitabı yazmaya başlamıştım. Ve bir küçük kimlik buhranı yaşadım ben burada. 'Vay, burada büyük bir zenginlik, kütüphaneler, bir büyük zengin kültür hayatı var. Benim Türk olarak bundaki yerim nedir' diye. O sırada, Borges ve Calvino okuyordum. Sonrasında, bütün geleneksel kültürü bana kalırsa en iyi şekilde anlatan Abdülbaki Gölpınarlı'nın Mevlana çevirisi ve şerhini, ki onun notları bir hazine değerindedir, okuyarak kendi kültürümü, hem, tırnak içersinde söylüyorum, yeniden keşfettim, hem de Borges'in ve Calvino'nun etkisiyle, o geleneği daha laik, postmodern, deneysel bir açıyla, kendi kullanıldığı bağlamda değil, ruhunu koruyarak ama bambaşka bağlamda kullanmayı öğrendim. Onları okuyarak kendi kültürüme baktım. Onlar üzerinden, onlar sayesinde kendi sesimi buldum. Bunların da hepsi, Kara Kitap'ı yazmama yol açtı. Nobel Akademisi'nden Horace Engdal, o kitabın benim başeserim olduğunu söylemiş. Aşağı yukarı katılıyorum.

'Roman ağacına etkileri'

Bir de yazarlar var yaşayan, benle yaşıt ve onları okuyorum. Bazen azıcık da mesleki tecessüs ile kimi zaman kıskançlıkla, 'Ne yapıyor bu adamlar?' diye.
Ben olsaydım kime verirdim Nobel'i? Listeyi size söyleyeyim. Mesela İspanyol yazar Javier Marias vardır, Türkçeye iki kitabı çevrildi, ama kimse fark etmedi. Çok büyük bir yazardır. Benden bir yaş büyüktür ve takip ederim bütün kitaplarını. Avusturyalı yazar Peter Handke vardır. Ne yazık ki, Miloseviç'i desteklemek gibi yanlış şeyler yaptı... Yaşarken ne yazık ki unutuluyor; çok büyük bir yazardır, o da bence hak eder. Philip Roth, Amerikalı yazar. Gene Amerikalı yazar Paul Auster. Bu hafta Amerika'da kitabı çıkan Thomas Pynchon, Borges'ten postmodernizme, ta Umberto Eco'ya kadar bütün bir geleneği etkilemiştir.


Yalnız yazar olarak okuma zevki vermez bize, roman ağacı denilen etki ağacında da önemli bir daldır. John Updike, hem iyi bir yazardı, hem de çok müthiş, 3 bin sayfa eleştiri yazmıştır. Benim hakkımda iyi şeyler yazmış olmasından da etkilenmiş olabilirim. Bu yazarlar da çoktan Nobel'i hak etmişlerdir. Umberto Eco-'nun da Nobel'i hak ettiğini düşünüyorum. Çok değerli, her bir kitabını takip ettiğim yazarlardır bunlar.