Münir Özkul'dan çarpıcı röportaj: ''Sadece ibadet etmek istiyorum''

Hababam Sınıfı'nın Mahmut Hocası, Gülen Gözler'in Yaşar Ustası Münir Özkul'un, 1986 yılına ait Zafer Dergisi'nde yayınlanan bir röportajı ortaya çıktı. Münir Özkul'un geçmiş yıllara ait bu röportajı sayesinde, sevenleri onun kamera arkasındaki hayatı ve kişiliği hakkında da bilgi sahibi oldu. İşte, Türk Sinemasının usta ismi Münir Özkul'un bilinmeyenleri...

ABONE OL
GİRİŞ 08.01.2018 14:27 GÜNCELLEME 08.01.2018 14:27 YAŞAM
Münir Özkul'dan çarpıcı röportaj: ''Sadece ibadet etmek istiyorum''

Hababam Sınıfı isimli filmle hafızalara kazınan, Türk sinemasının yaşayan efsanesi Münir Özkul, uzun bir süredir KOAH ve DEMANS hastalıklarıyla mücadelesini sürdürüyordu. Ancak Münir Özkul yaşam savaşını kaybetti ve hayata veda etti. Münir Özkul’un kamera arkasındaki hayatı ve kişiliği pek bilinmiyordu. Ancak, Münir Özkul’un 1986 yılının Haziran ayında Zafer Dergisi'nde yayınlanan röportajı ortaya çıktı. Münir Özkul’un vefatının ardından sevenleri onun bu röportajını merak ederek sorgulamalara başladı. Münir Özkul, gerçekleştirdiği röportajında kendi deyimiyle inkar ve karanlıktan nasıl çıktığını ve Allah inancına nasıl eriştiğini anlattı. İşte, Münir Özkul'a dair bilgilerin yer aldığı o röportaj...

40 SENE DE GEÇSE İNSAN ASLINA DÖNÜYOR...

Babam dindardı ve hatta mutasavvıf bir adamdı. Kendisi beş vakit namazlı bir insan olduğu halde bir gün bana sen kıl dememiştir. Ya da, içki içme dememiştir. Kendisinin ilgilendiği konularla benim de ilgilenmem için baskı yapmamıştır. Yani çok ileri kafalı bir adamdı babam. Ancak, 40 sene de geçse, insan aslına dönüyor. Hatta aslından büsbütün kopamıyor.

HUZURSUZLUK, TEK KELİMEYLE İNANÇSIZLIKTA...

"Huzursuzluk, tek kelimeyle inançsızlıkta. Çünkü inanacak hiçbir şeyim yoktu. Ben o zamanlar bugün inandığım şeyleri inkar etmek istiyordum. Çünkü, yine o zamanlar bize şöyle telkinler yapılıyordu: " Müsbet kafalı olun. Görmediğiniz şeylere inanmayın. Herkesin kafası ve bilinci var. Bunun için de anlamadığınız şeye inanmayın." Sonra ilkokul sıralarında da bu telkinleri destekleyen icraatlar yapıldı. Tam hatırlamıyorum, camiler mi kapatıldı, namaz mı yasaklandı, bir şeyler oldu yani…".

"İNKAR ETTİĞİM ZAMANLAR OLDU"

Hatta bunlara benzer şeyler, daha sonra inkar ettiğim zamanlarda da oldu. Neyi inkar ediyorsun zaten… İşte, saçmalık ve çocukça bir kafa. Ben o dönemlerden sonrasını bir karanlık olarak nitelendiriyorum. İçkiler, bunalımlar ve hayatım kapkaranlık… Hiçbir ışık ve ümit yok… Ne şöhret, ne para ne diğer zevkler hiçbiri beni ilgilendirmiyordu. Ulaştığım hiçbir şey, huzur ve doyum vermiyordu. Psikolojik ve şahsi etkenlerin de rolü olmakla beraber, hep devam eden bir kapkaranlık bunalım devresi… Ve müthiş bir boşluk…

"TUVALETLERDE ABDEST ALIRDIM"

Mesela hiç unutmam, inkara düşmeden önce Küçük Sahne'nin tuvaletlerinde yüzüme gözüme, elbiseme üç kere sular sıçratarak sözümona abdest aldırdım. Bilhassa zor oyunlarda, sıkıştığım sırada nefesim kesilip tâkatım kalmadığı zamanlarda, içimden, ta derinlerden "Allllahhh!" diye bir ses gelirde ben oyunu alıp götürürdüm…

‘’SECDEYİ ÇOK SEVİYORUM’’

Münir bey devam ediyor... “Secde sırasında, başımı eğince galiba kan da başa geliyor, ve insanda bir küçülme, bir teslimiyet, bir mahviyet doğuyor… Bu bakımdan ben de secdeyi çok seviyorum.”

"SADECE İBADET ETMEK İSTİYORUM"

Çünkü her şeye rağmen bu yaşımda, o kadar kimsenin yapmayacağı dozda her zehirli şeyi kullandığım halde, vücuduma bir şey olamaması, hala sağlam oluşu, Allah'ın bir lütfu gibi geliyor bana. Artık O'nun yolundayım, bir sene bu mesleği, her şey bırakmak ve sadece ibadet yapmak istiyorum. Diyecekler ki benim için: " Biliyor musunuz, Münir gene oynatmış falan filan…" Anlayacağınız çevremden çekiniyorum. Desinler. Ben on küsur defa tımarhaneye girdim. Bunlar çok söylendi benim için. Korkunç bir raporumun da olduğunu söylemek istiyorum. Gerçi Ramazan'daki mübarek günlerden sonra bir sen inşaallah, sadece düşünmek ve ibadet etmek ve çok mecbur olmadıkça çalışmamak istiyorum.