Tankut Öktem'in mirasına kızları sahip çıktı

Geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden ünlü heykeltıraş Tankut Öktem'in kızları heykeltıraş Oylum Öktem İşözen ve mimar Pınar Öktem Doğan, babalarının yarım kalan eserlerine sahip çıktı.

ABONE OL
GİRİŞ 28.01.2008 10:39 GÜNCELLEME 28.01.2008 10:39 YAŞAM
Tankut Öktem'in mirasına kızları sahip çıktı

İstanbul'da 6 Aralıkta geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden "Devlet Sanatçısı" unvanlı ünlü heykeltıraş Tankut Öktem'in mirasına kızları sahip çıktı. Öktem'in İstanbul'da yaşayan kızları heykeltıraş Oylum Öktem İşözen ve mimar Pınar Öktem Doğan, babalarının Bursa'nın Gemlik ilçesine bağlı Küçükkumla beldesinde bulunan atölyesine, çalışanlarına ve ortada kalan hayvanlarına kol kanat gerdi. Ünlü heykeltıraşın ölümüyle "Ustasız" kalan, acı olayın üzüntüsünü üzerlerinden atamadan atölyeye ve yarım kalan eserlere ne olacağı kaygısına düşen çalışanlar, Öktem'in kızlarının "Babamız yaşıyormuş gibi çalışmanıza devam edin" sözleriyle yeniden işe koyuldu. İki kardeşin öncülüğünde Burhaniye Belediyesi'nin siparişi olan "İlk Şehit-Uludağlı Recep", KKTC'de Türklerle Rumların bir arada yaşadıkları Dipkarpaz beldesi için yaptırılan "Atlı Atatürk" anıtlarını tamamlayarak teslim eden atölye çalışanları, Öktem'in kendisi gibi trafik kazasında hayatını kaybeden şarkıcı Barış Akarsu'nun anısına yaptığı heykel ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın bahçesine konulacak "Üç Mehmetçik" anıtını tamamladı.


Öktem'in en son çalıştığı eserler arasında bulunan, OPET'in "Tarihe Saygı Projesi kapsamında, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 93. yıldönümü olan 18 Martta Çanakkale'nin Eceabat ilçesinde açılacak parkın içine yaptırılan "Tarihe Saygı Heykeli"nin tamamlanması için de atölyede hummalı bir çalışma yürütülüyor. Atölye çalışanları bu heykelin ardından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nca sipariş edilen rölyefin çalışmalarına başlayacak. Babasıyla birlikte geçirdiği kazada yaralanan ve sağlığına kavuşan Pınar Öktem Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, babasının öldüğüne hala inanamadıklarını belirtti.


"Babamın çalışmalarını devam ettirmek, onu yaşatmak, atölyenin devamını sağlamak ve heykellerini, onun misyonuyla yerlerine yerleştirmek bizim görevimiz" diyen Doğan, bu nedenle başta atölye olmak üzere babasından miras kalan herşeyi onun sağlığındaki gibi yaşatmaya devam edeceklerini vurguladı. Doğan, şunları söyledi: "Babamın 'oğullarım' dediği atölye çalışanlarının hepsi işlerine devam ediyor. Doğayla iç içe yaşamayı seven babam için atölyesindeki ve evindeki hayvanları, kuşları, köpekleri çok değerliydi. Şimdi biz de her birine o hala yaşıyormuşcasına büyük bir hassasiyetle bakıyoruz. Hatta Gemlik'teki evde bulunan balıklar ve papağan her gün besleniyor, kimse olmamasına rağmen ev ısıtılıyor."



-"AMACIMIZ ONUN MİSYONUNU DEVAM ETTİRMEK"-


Doğan, babasının, ölümünden önce atölyede yarım kalan heykellerin bir çoğunun parçalarını bitirdiğini, sadece montajlarının yarım kaldığını söyledi. Öncelikle bu heykelleri tamamlayarak teslim ettiklerine işaret eden Doğan, şöyle konuştu: "En büyük amacımız ve isteğimiz, elimizden geldiğince onun misyonununu devam ettirmek, onun var olan heykellerini Türkiye'nin dört bir köşesinde sergilemek. Babamın da isteği buydu. Daha sonra bu atölyeyi onun adına bir müzeye, heykel öğrencilerini bilgilendiren bir eğitim yuvasına dönüştürebilmeyi amaçlıyoruz. Kızları olarak ona layık olabilmek adına elimizden gelen her şeyi yapacağız. Babamın sihirli elleri artık yok ama o daha önce ellerini değdirdiği muhteşem heykelleriyle hep yaşayacak." Kardeşiyle birlikte Öktem'in Küçükkumla'daki mezarını anıt mezara dönüştürmek istediklerini, bunun için ilgili yerlerle temasa geçeceklerini ifade eden Pınar Öktem Doğan, "Bu,babamın da arzusuydu. Onun arzularının her birini gerçekleştirmek istiyoruz" diye konuştu.


-"HERŞEY BİZE ONU ANIMSATIYOR"-


İstanbul Moda Akademisi'nde Moda Tasarımı Eğitmeni ve Sanat Yönetmeni olarak görev yapan Oylum Öktem İşözen de babasının ölümünden sonra, onun hayata ne kadar derinden dokunduğunu daha iyi anladıklarını vurguladı. Öktem'i kaybettikten sonra güneşin her batışını, balıkların yüzüşünü gördüklerinde, kuşların ötüşünü duyduklarında ağladıklarını dile getiren İşözen, "Babam enerjisiyle, sevgisiyle, her şeyiyle hayata o kadar derinlemesine dokunmuştu ki o yüzden etrafımızdaki herşey bize onu anımsatıyor, hüzünlendiriyor" dedi. -


ÖKTEM'İN ÖLDÜĞÜNÜ EŞİ HENÜZ BİLMİYOR-


İşözen, kazada ağır yaralanan ve tedavisi tamamlandıktan sonra evinde istirahat eden annesi Semra Öktem'in yaşamasının kendileri için teselli olduğunu söyledi. "Yaşamın kıyısından dönen" annesinin sağlık durumunun gün geçtikçe iyiye gittiğini anlatan İşözen, şöyle konuştu: "Allah onu bize bağışladı. Ancak henüz babamın vefat ettiğini bilmiyor, onun yoğun bakımda olduğunu sanıyor. Geçirdiği ağır travma nedeniyle babamın vefat ettiğini ona henüz söyleyemedik. Şimdi söylemek için psikolojik olarak her şeyin çözümlenmesini bekliyoruz. Ama bu çok kolay olmayacak. Çünkü 45 yıllık bir hayat arkadaşlığı ve bu sürede büyük bir aşk söz konusu."



-HEYKELTIRAŞLIK VE GENLER-


Ablasıyla birlikte çocukluklarından beri Öktem'in çalışmalarının en önemli modeli olduklarını, atölyeyle iç içe yaşadıklarını belirten İşözen, şöyle devam etti: "Babamın benim için söylediği bir şey vardı; 'Oylum senelerce çamura dokunmadı ama heykel yaptığımda benim çamurlu ellerimi seyrettiğini anladım...' Çocuk aklı, bir şekilde bunları kaydediyor ve hayatı fark etmeye başladığınızda, tasarımın hayatla ilişkisini anladığınızda babanızdan gelen genler bir süre sonra bağırıyor, diyor ki 'bunu sen de sürdürmelisin'. İyi ki böyle bir şey yapmaya heveslenmişim, böyle bir işin içine girmişim. Hem babamla anılarıma fazlasıyla anılar kattım hem de bu atölyenin varlığını içime sindirdim. Heykeltıraşlığım babamın geniyle oldu."


 -ÖKTEM'İN ATATÜRK ANITLARI-


İşözen, Türkiye'nin dört bir yanında meydanlardaki Cumhuriyet anıtları da dahil onlarca eserde imzası bulunan Öktem'in anıtlarında Kurtuluş Savaşı, Kuvayı Milliye ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile milli mücadele yıllarını konu edindiğini hatırlattı. "Babam hiçbir zaman yontularında Atatürk'ü tek başına tasvir etmeyi doğru bulmadı. Çünkü Atatürk, halkıyla, şehitleriyle, Mehmetçikleriyle, acı çeken ve aslan gibi yürekli analarıyla bu Cumhuriyet'i korudu. Özellikle bu günlerde bize milli mücadeleyi, Kurtuluş Savaşı'nı tasvir eden heykellere daha çok ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Belki o heykelleri görüp eskiye, tarihe saygımız devam eder ve bundan biraz daha yürekli, daha ömürlü bir Cumhuriyet koruma savaşının içine gireriz diye düşünüyorum." 13 yaşından beri Tankut Öktem'in yanında çalışan Veli Duran ise ünlü heykeltıraşı kaybettikten sonra yıkıldıklarını belirterek, "Artık onun kızları ıle Hocamızın mirasını yaşatacağız" dedi.