Yener: Evrensel müzik yapıyorum, iddialıyım
Hande Yener, müzikte yenilikleri denemekten bıkmıyor. En son 'Handeyle Yaz Bitmez' adını taşıyan ara albümünü çıkaran Yener’in hedefi, evrensel müzik yapmayı sürdürmek. Yener, "Benim için halen 90'Lardaki müziği yapan bir sanatçı denmemeli" diyor.
ABONE OLYağmur Demir'in röportajı
Hande Yener, Türk pop ve elektronik müziğinin son 10 yılına damgasını vurmuş bir sanatçı… Asi, yerinde duramayan ve müzikte sürekli yenilikler deneyen Hande Yener, Sezen Aksu’nun vokalisti olarak başladı müzik yaşamına… Onu müzikte hayallerine ulaştıran ilk kapıyı ise sanatçı Hülya Avşar’ın açtığını söylemeliyiz…
Aynen peri masallarında olduğu gibi… Yüzü kadar sesi de güzel olan Makbule Hande Özyener (Hande Yener), bir giyim mağazasında satış elemanı olarak çalışmaktadır. Bir gün mağazaya ünlü sanatçı Hülya Avşar’ın girdiğini görür… Cesaretini toplar ve Avşar’a hayallerinden bahseder. Avşar da “Sezen Aksu’ya senden söz edeceğim” der. Avşar, sözünü tutar ve Hande Yener’i, Sezen Aksu ile görüştürür. Bu görüşmeden kısa bir süre sonra Hande Yener kendisini sahnede Minik Serçe’nin vokalisti olarak bulur.
Hande Yener sahne tozunu ilk olarak 1992 yılında yuttu. O gün bugündür sahnelerde… 2000 yılında ilk albümünü çıkaran Yener, ‘Hande’ye Neler Oluyor’ albümünü nisan ayında çıkardı. Eylül ayında da Hande’yle Yaz Bitmez adını taşıyan ara albüm yayınlandı. Poll Production by Polat Yağcı etiketiyle müzik marketlerde yerini alan ‘Hande’yle Yaz Hiç Bitmez’ adlı yeni albüm 11 remix şarkı ve sözü müziği Sinan Akçıl’a ait olan ‘Uzaylı’ adlı şarkıdan oluşuyor.
Müzikte yeni arayışlarını sürdüren Yener’in en büyük ideallerinden biri de evrensel müzik yapmak. Türk pop müziğinin asi kızı Hande Yener’le müzik kariyerini konuştuk.
‘Hande’yle Yaz Bitmez’ albümünüzde bir önceki albümünüzde şarkıların remixlerine yer verdiniz. Bunun nedenini açıklar mısınız?
Genelde doğru olduğunu düşündüğüm için aklıma ilk geleni yapmayı seviyorum. Sinan Akçıl’ı da ikna ettim. Hepimize yeni bir enerji geldi. Yeni parçayı ekledik, remixler yaptık. Bazı slow şarkıları da dans
|
|
müzikleri haline getirdik. Sopa'yı slow yaptık. 6 ay sonra böyle bir albüm ortaya çıktı.
Sanki bu albümünüzde eski Hande’ye dönüş var gibi…
Bu albüm, eskilerin tadını da hissettirmeliydi ama yepyeni bir havası olmalıydı. O dengelerin hepsini tabii ki Sinan Akçıl başardı. Yeni bir tarz yarattığımızı düşünüyorum. Örneğin 'Sopa' benim eski şarkılarımın hiçbirine benzemiyor ama Hande Yener'in rengini, tınılarını veren bir şarkı oldu. Yıllardır yaptığım müziğin konuşulması benim için güzel bir şey. Müziğimle
ilgili ağır eleştiriler de oldu, güzel eleştiriler de… Sorun yaşadığım şirketler de oldu. Bütün bunlardan çok şey öğrendim. Anladım ki, insan hayatta cesur olunca başına neler geliyor, neler…
Neler geldi başınıza?
Ben 90’ların popçusu değilim; 2000’lerde çıktım. Önceleri 90’larda ne yapılıyorsa onları uyguladım ama “Bir yerde yanlış var” dedim ve 'Apayrı' albümünü yaptım. Ben de her çıkan popçu gibiydim. Farkım; sesim ve rengimdi ama ben başka farklılıkları da ön plana çıkarmak istedim. Biliyordum ki bir gün benden daha genci gelecek ve dinleyiciler ona yönelecek… Bu yüzden ben müziğime güvendim hep. Biraz daha para kazanayım, şöhretim artsın diye düşünmedim.
Müziğime hep yeni şeyler eklemek istedim. Aslında ilk başlarda çok iyi müzik yapıyorum zannediyordum. Belki birçok şey iyi gidiyordu ama dünya standartlarını düşündüğüm zaman yaptığım müzik yerel kalıyordu. Hande'ye şöyle bir şey oldu; “Daha evrensel bakmalısın” dedim. Popüler müzik yapıyor olsan da ‘sosyal konularla ilgilendiğini de göstermelisin’ dedim. Hatta elektro albümüme kendi yazdığım aşk şarkıları dışındaki şarkıları da koydum. Popüler müzik, çok dar görünüyor. Oysa popüler müzik; güncel ve her şeyi simgeliyor.
Yaptığım müziğe de sahip çıkmak istedim. Bol bol müzisyenlerle zaman geçirdim, çok şey öğrendim. Konserlerimde sahne performansım çok değişti. Dansçılarımla çalıştım, onlardan çok şey öğrendim. Sahnedeyken yüzlerce insanın sadece beni izleyebilmesini sağlayabilmek için çalıştım. Çünkü takıntıydı bunlar benim için. Kendi kendime “İki saat boyunca bir insan bir insanı neden seyretsin” diyordum… Daha da ötesi ‘yıllar boyunca beni neden izlesinler’ diyordum. Bunları başarabilmek için dünya starı olmanız gerekiyor. O yüzden ben hep elimdeki şarkıları zorluyorum. İddialı davranıyorum. O yüzden de başarıyı elde ediyorum ama sonu yok yani bunun.
Bu albümde bir şarkınızın adı Uzaylı… Kendinizi zaman zaman uzaylı gibi hissediyor musunuz?
Elbette… Bizim toplumumuzda değişimden korkan çok zihniyet var. Özellikle de müzikte… Ben uzaylı kalmamaya, herkesi anlamaya, dinlemeye çalıştım. Herkesle ortak duygular paylaştığıma da eminim. Benim hayatım farklı bir hayat değil veya benim çektiğim farklı bir acı değil. Hepimiz aynı acıları çekip, aynı şeyleri görüyoruz. Hande Yener dendiğinde akla ‘değişim ve yenilikçilik’ denmesi hoşuma gidiyor. Benim için halen 90’lardaki müziği yapan bir sanatçı denmemeli.
Eurovision'da bu yıl Türkiye'yi temsil hakkını elde edemediniz ama Eurovision'a katılma isteğiniz devam ediyor mu?
| MİNİK SERÇEYLE TANIŞTI MÜZİĞE ATILDI Hande Yener, 12 Ocak 1973 tarihinde İstanbul'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitirdi. Liseden sonra evlendi ve Çağın adını verdiği bir çocuğu oldu. Evliyken bir giyim mağazasında satış elemanı olarak çalışmaya başladı. Çalışırken 1992 yılında Hülya Avşar aracılığı ile Sezen Aksu'yla tanıştı. Vokalisti ve asistanı oldu. Sezen Aksu'ya "Deli Kızın Türküsü" albümünde ve yaklaşık 40 konserde vokal yaptı. İki yıl sonra, 1993'te Sezen Aksu'nun yanından ayrıldı ve Erdem Siyavuşgil'den şan dersleri aldı. Aynı dönemde Cem Özer'in televizyon programında şarkı söyledi. 1994'te boşandı. Antalya'da çeşitli barlarda 3 yıl boyunca şarkı söyledi ve mankenlik yaptı. Daha sonra İstanbul'a döndü sahne almaya başladı. 2000 yılında da ilk albümünü yaptı. |
Birkaç senedir bunu istediğimi söylüyorum. Kaybedeceğim bir şey de yok. Eurovision’a gidersem, çok dikkat çekeceğini düşünüyorum. İstekli olduğumu da açıkca söylüyorum. İnternette yapılan anketlerde birinci çıkıyorum ama TRT Eurovision’a gidecek yarışmacıyı neye göre seçiyor, onu gerçekten bilemiyorum. Benim de çok fazla gitmemi isteyen var. Şovunu, görselini çok iyi yapacağımı düşünüyorlar. Canlı performans olarak şarkıcılığıma güvenenler var. Çok iyi hazırlanıp şoka sokabilirim herkesi. Bunu yapacak bir ekibe sahibim.
İddialı olduğunuzu görüyoruz. Peki gidip de yarışmayı kazanamazsanız!
Bunu hiç düşünmüyorum. Ayrıca benden önce katılan sanatçılar da birinci olamadıkları için üzülmüşlerdir ama sonuçta bu bir yarışma. En azından; Türkiye'deki bir şarkıcının şovunu, iddiasını görürler. Ben birinci olmak için ne yapmak gerektiğini aşağı yukarı biliyorum. Tabii o günkü sahne performansınız enerjiniz çok önemli ama bütün bunların altından kalkacağıma inanıyorum.
Eurovision da şarkıcılığa görsellik katmak da çok önemli. Benim bunu yapabileceğim çok güçlü ekipler var. Yıllardır tanıdığım ve çalıştığım kişilerin de yönlendirmesiyle iyi bir sahne şovu hazırlayabilirim. Altıyedi ay da ben çalıştığım zaman kusursuz bir hale gelir zaten.
Peki katılırsanız şarkı seçiminiz Türkçe mi, İngilizce mi olur?
Bunu söylemek için çok erken. İki dil de olabilir, tek dil de olabilir.
|
6 YIL SONRA ALBÜM YAPTI Bu albümdeki parçaların hepsi Sinan Akçıl’a ait. Bu albümdeki 11 parçanın remixini yaparak Hande'yle Yaz Bitmez adını verdiği bir “ara albüm” yapan Hande Yener’in albümü 13 Eylül 2010 Pazartesi günü satışa sunuldu. Poll Production by Polat Yağcı etiketiyle müzik marketlerde yerini alan “Hande’yle Yaz Hiç Bitmez” adlı yeni albüm 11 remix şarkı ve sözü müziği Sinan Akçıl’a ait olan “Uzaylı” adlı şarkıdan oluşuyor. |
Bize gelen şarkıya, ortaya çıkan enerjiye göre bir karar veririz.
Müziğiniz kadar kıyafet seçiminiz de konuşuluyor. Kıyafet seçimlerinizi kim yapıyor?
Aşağı yukarı 8 yıldır Kemal Doğulu ile çalışıyorum. O beni tanıyor; asi tarafımı ve kendimi hangi kıyafetlerle rahat hissettiğimi biliyor. O trendleri çok iyi takip eden bir modacı. Örneğin benim mini şortlarla veya taytlarla rahat ettiğimi biliyor. Ben atlıyorum, zıplıyorum, dans ediyorum. Bir davete kokteyle giderken sade kıyafetler tercih ediyorum ama özellikle konserde kendi istediğim şekilde giyiniyorum. Ben 17 yaşındayken Kemal’in beni şu an giydirdiği gibi giyiniyordum.
Annem benimle çok sorun yaşıyordu o yıllarda. Aldığım giysileri eve gidip kesiyordum. Takım giyinmek ya da ayakkabıyla çantanın renk uyumu gibi şeyler bana çok saçma geliyordu. Ben 80’lerin kızıyım; 80’leri 2000’lerle birleştirmekten çok mutluyum. Şu an Kemal de onu bana uyguluyor. Zaten dünyada kullanılmamış konsept yok; onları güncelliyoruz. Kimse müziğime sesime eleştiri getiremiyor; kıyafetlerimi eleştiriyorlar.
İSMMMO Yaşam Dergisi'nden alıntılanmıştır...