Ankara'dan ayrılıp köye yerleşen çift yaptıkları işle 3 yılda ev sahibi oldu
Ankara'da yaşayan Akyol çifti, Yozgat'ın Sorgun ilçesine taşınarak KOP desteğiyle başladığı üretim sayesinde 3 yılda kendi evlerinin sahibi olduğunu aktararak yaşadıkları süreci anlattı.
ABONE OLEdinilen bilgiye göre, Gökhan ve Gül Akyol çifti, Kovid-19 salgını döneminde Ankara'dan Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Bahadın beldesine kesin dönüş yaptı.
Akyol çifti, ilk olarak domates üretimiyle başladıkları tarımsal faaliyetlerini daha sonra çilek üretimiyle sürdürdü.
Yaşadıkları sel felaketine rağmen üretimden vazgeçmeyen çift, bugün tamamen organik yöntemlerle yetiştirdikleri çilekleri tüketicilerle buluşturuyor.
"3 GÜN İÇİNDE KARAR VERİP GELDİK"
Ankara'daki yaşamlarını geride bırakıp köye yerleşme kararını anlatan Gül Akyol, şehir hayatının kendilerini yorduğunu belirterek şunları söyledi:
"Ankara'daki yaşantımızı korona döneminde sonlandırdık. 3 gün içinde karar verip buraya Bahadın'a eşimle birlikte geldik. 4 dönüm domates yaparak başladım. 3 yıl başarılı da olduk. Ondan sonra eşim de kendi inşaat işini kurdu o süreçte. Sonra çileği deneyelim dedik. 2 yıldır çilek yapıyorum. İki bahçem vardı. Birini geçen sene sel aldı götürdü. Bu bahçede işte ilk ürünlerini bu sene verdi. Köyde yaşamak Ankara'dan daha kolay aslında. Ankara'da gündüz işe gidiyorsunuz. Akşama kadar çalışıyorsunuz, yemek yiyorsunuz, televizyon izliyorsunuz, yatıyorsunuz. Ben 10 yıl güneş görmemişim düzenli işim olduğu sürece. Ama buraya geldiğinizde doğayı kokluyorsunuz, nefes alıyorsunuz, para kazanıyorsunuz."
"AİLEM ÇOK ŞAŞIRDI"
Ankara'da doğup büyüdüğünü belirten Akyol, köye yerleşme kararının ailesini ve yakın çevresini şaşırttığını anlatarak, "Arkadaşlarımdan öte ailem çok şaşırdı. Çünkü ben doğma büyüme Ankara'dayım. Aslen işte burası eşimin memleketi. Ben Sivas Şarkışla'nın Kaymak köyündenim. Ağabeylerim, ablam, annem falan hepsi bir şaşırdılar köye yerleşeceğim deyince. Çünkü ben üniversiteyi de Ankara'da okudum. İşim de Ankara'daydı. Hayatım hep Ankara'da oldu yani. Hiçbir yere de göçmedik. Şöyle bir tereddütle baktılar. Hatta yerleştiğimizde ilk yıllar ağabeyim yaz tatillerinde hep yokluyordu burayı. Korkuyorlar, başaramazlar, bir şeye ihtiyacı olur istemez vesaire diye zannedersem böyle güvende olduğumuzu düşünmek istiyorlardı." dedi.
ÜÇ YILDA EV SAHİBİ OLDULAR
Köyde üretim yaparak ekonomik anlamda da önemli kazanımlar elde ettiklerini söyleyen Gül Akyol, şöyle devam etti:
"Gelip burada bizim para kazandığımızı, bir şeyler yapabildiğimizi hatta 3 yıl içerisinde kendi evimizi yapabilecek parayı biriktirdik. İşimizi kurduk. İyi para kazanıyoruz. Ankara'da mümkün değil. İnsanlar 20-30 yıl çalışıp bir ev sahibi olabiliyorlar. Burada doğru işi doğru zamanda doğru şekilde yaptığınızda gerçekten para kazanıyorsunuz. Birkaç işiniz olması gerekiyor ki bizim de öyle birkaç işimiz var ama Ankara'daki kadar da yıpranmıyoruz. Ve yaşadığımızı hissediyoruz. Nefes alıyorum. Kuş sesleriyle uyanıyorum. Gün batımını izliyorum. Fotoğraf çekiyorum. Yürüyüşler yapıyoruz. Gerçekten böyle iliklerime kadar hissediyorum. Ailem de görüyor bunu. Buraya geldiklerinde çocuklar da mutlu oluyorlar."
KOP DESTEĞİYLE ÇİLEK ÜRETMEYE BAŞLADILAR
Farklı tarımsal üretim alanlarını denediklerini belirten Gökhan Akyol ise KOP desteğiyle kurdukları çilek bahçesinin bugün önemli bir üretim merkezi haline geldiğini söyledi.
Yaşadıkları süreci anlatan Akyol, "KOP projesiyle iki dönümlük bir alanı çilek yaptık geçen sene. Bir sel felaketinden sonra bugün çileklerimiz çok iyi duruma geldi. Bölge halkımızda daha çok buğday ve arpa ekimi var. Hem halkımıza örnek olsun hem de farklı ürünleri deneyelim diye çileğe girdik. Şu anda da gayet iyi çileklerimiz var. Sanırım başardık bu sene." ifadelerine yer verdi.
TAMAMEN ORGANİK ÜRETİM YAPILIYOR
Akyol, üretim sürecinde destek aldıklarını belirterek, "Belediye Başkanımız Sami Eroğlu bu projenin başında KOP desteği olduğunu bize iletince biz de hemen kolları sıvadık. İç Anadolu Tarım öncelikle bize organik gübre desteği verdi. Diğer alet edevatları ve çilek fidelerini verdi. Bununla başladık. Şu an hiçbir ilaç kullanmadan tamamen organik üretim yapıyoruz." dedi.
"KENDİ ELLERİMİZLE ÇİLEKLERİMİZİ TOPLADIK"
Bayram tatili için Bahadın'a gelen ve çilek hasadına katılan gurbetçi Haydar Altınkaynak da yapılan üretimin bölge için önemli olduğunu söyledi.
Altınkaynak, "Yurt dışında yaşıyorum. Bu köyümüzün güzelliklerinden yararlanmaya geldik. Bayram tatiline geldik. Gelmişken de bu çilek tarlamız var bağlarımızın içinde. Kendi ellerimizle çileklerimizi topladık. Çok güzel bir katkıda bulunmuşlar köyümüze. Başkanımıza, vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum bize böyle bir güzellik sundukları için." diye konuştu.
Ankara'dan Bahadın'a uzanan üretim hikâyesiyle dikkat çeken Akyol çifti, doğal yaşam ve tarımsal üretimin bir arada sürdürülebileceğini gösterirken, organik çilek üretimiyle de bölgedeki çiftçilere örnek olmaya devam ediyor.