Ermenistan'dan Azerbaycan'a büyük tuzak: PKK'yı cepheye saldılar

Ermenistan'ın PKK'lı teröristleri alıp Erivan'a getirdiği güvenlik kaynakları tarafından kanıtlanarak kamuoyuyla paylaşılmıştı. Haber7 yazarı Taha Dağlı da "PKK'yı ört bas etmek için ÖSO yalanı" adlı köşe yazısında bu konuya değinerek, "Türkiye, Suriyeli cihatçıları Azerbaycan'a gönderiyor" yalanıyla ortaya atılanların, aslında PKK'yı Suriye'den alıp Bakü'ye karşı nasıl savaştırdığını ve algı yaptığını yazdı.

ABONE OL
GİRİŞ 30.09.2020 08:47 GÜNCELLEME 30.09.2020 09:09 DÜNYA
Ermenistan'dan Azerbaycan'a büyük tuzak: PKK'yı cepheye saldılar

İşte Taha Dağlı'nın yazısının tamamı;

 

Suriye ve Irak’taki PKK teröristleri Ermenistan’a yardıma gitti.
İddia değil hepsi belgelendi.
Suriye’den Erivan’a gelen PKK’lıların görüntüleri ortaya çıktı.
Irak’ın Süleymaniye kentinden Erivan’a PKK’lı taşıyan kargo uçaklarının rota haritaları tespit edildi.

ERMENİSTAN İLE PKK’NIN YAPTIĞI SAVAŞ SUÇU

 

Suriye ve Irak’tan PKK’lıları alıp, Ermenistan’a, oradan da işgal altındaki Azerbaycan toprağı Karabağ’a götürmek, bir savaş suçudur.
Çünkü alenen demografik yapının değiştirilmesi, girişimidir.

O PKK’lılar, Ermenistan safında, Azerbaycan’a karşı saldırıyorlar.
Hiçbir saldırıya karışmamış olsalar dahi, Karabağ topraklarında bulunduruluyor olmaları, uluslararası hukuka göre demografik yapıyı değiştirmek adına savaş suçudur.

PKK SURİYE’DE YAPTIĞINI KARABAĞ’DA DA YAPIYOR
 

Bu suç yıllardır Suriye’nin kuzeyinde işlendi.
PKK terör örgütü Suriye’nin kuzeyinde işgal ettiği şehirlerdeki Arap ve Türkmenleri sürgün edip, yerlerine terör unsurlarını getirdi ve nüfusla oynayarak, bölgenin demografisini değiştirdi.

Şimdi aynı tezgah Azerbaycan’da yapılıyor.
PKK bünyesinde Mayıs ayında kurulan Ermeni taburu adlı terör örgütüyle birlikte yüzlerce PKK’lı, Suriye ve Irak üzerinden sistematik bir şekilde Karabağ’a yerleştiriliyor.

İşte bu savaş suçu, belgeleriyle ortaya çıkınca üstüne Karabağ’da sert bir Azerbaycan misillemesiyle karşılaşıp, 27 yıldır işgal edilen Karabağ’daki bazı köyler özgürleştirilince Ermeni lobisi telaşa kapıldı.

PKK DEŞİFRE OLUNCA ÖSO YALANIYLA HAREKETE GEÇTİLER

Önce İsrail devreye girdi.
Pazar günkü Ermenistan saldırısından bir gün önce Cumartesi günü Jerusalem Post gazetesinde, "Türkiye Suriye’den Azerbaycan’a savaşçı getiriyor" yalanı servis edildi.

O yalana CHP milletvekili Ünal Çeviköz sahiplendi.
Aynı gün İran medyası, bu yalanı duyurdu.
Reuters ajansı kim olduğu belli olmayan 2 kişinin teyit edilmemiş sözlerine itibar edip, haber yaptı.
Guardian gazetesi de öyle.
Sonrasında Ermenistan makamları bu gazetelerdeki iddialarla, CHP’nin tezini delil gösterip, "bakın işte her şey ortada, Türkiye Suriye’den Azerbaycan’a cihatçı getiriyor" diye bas bas bağırmaya başladı.

ÖSO İDDASI AZERBAYCAN’IN EGEMENLİĞİNE HAKARETTİR

Türkiye, Suriye’den Azerbaycan’a cihatçı, savaşçı, militan, ÖSO üyesi vs, hiç kimseyi getirmemiştir.
Azerbaycan’ın böyle bir şeye ihtiyacı yoktur.
Azerbaycan’da askerlik şubelerinin önünde kilometrelerce uzunluğunda kuyruklar oluştu, binlerce genç savaşmak üzere cepheye gidebilmek için başvuru yaptı.
Kendi askeri olan Azerbaycan neden Suriye’den savaşçı ithal etme gereği duysun.
Kaldı ki "Türkiye Suriye’den Azerbaycan’a savaşçı getiriyor" yalanı Azerbaycan’ın egemenliğine yönelik bir saldırıdır, hakarettir.
Böyle bir durum asla olmamıştır, teknik olarak ihtiyaç olsa bile buna Türkiye değil Azerbaycan karar verir. Neticede Azerbaycan bağımsız bir ülkedir.

Bu meseleyi izah etmek için bu kadar cümle kurmak bile fazla.
Çünkü asıl mesele bu değil.
Asıl mesele, Ermeni ve PKK lobisinin, onların sahiplerinin, Suriye ve Irak’tan Karabağ’a sistematik şekilde PKK’lı yerleştirilmesinin deşifre olması.
Bu savaş suçunu bastırmak için ortaya "Türkiye Suriye’den cihatçı gönderdi" yalanını attılar ve kendi pisliklerini gölgelemek istediler.
İsrail’i, İran’ı, Ermenistan’ı hepsini anlarız da CHP buna neden alet oldu, onu anlamak hala mümkün değil.

Ünal Çeviköz "sözlerim çarpıtıldı" diyor ama hiç önemi yok.
Çeviköz’ün “aslında ben cihatçı gönderildi” demedim, “cihatçı gönderiyor, diyorlar, buna dikkat çektim” izahatının zerre değeri yok.
Çünkü mesele içerisinde "Türkiye" ve "cihatçı" kelimelerinin geçtiği cümleleri kurup, Ermeni-PKK lobisinin tezlerini savunur hale dönüşebilmek.
Sen o cümleyi hangi maksatla kurarsan kur, hadi diyelim ki iyi niyetle kurdun, hiç önemli değil zira karşı taraf alacağını çoktan almış oldu.
Onlar PKK gerçeğini bastırıp yerine "Türkiye cihatçı gönderdi" yalanına, bizzat senin sayende güçlü bir ses daha yüklemiş oldu.

Ünal Çeviköz deyince, akla Suriye’den Libya’ya kadar Türkiye’nin egemenlik mücadelelerine yönelik saldıran biri sürü açıklaması geliyor.
Onlardan bir kaçına dikkat çekmekte fayda var.

Mesela 8 Kasım 2018’de PKK’nın Suriye kolu PYD için "siyasi bir oluşum" diyen bizzat Ünal Çeviköz’ün kendisidir. PYD’nin terör örgütü olmadığını savunmuştur.
Ama 28 Ağustos 2020’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hamas lideri İsmail Heniye’yi kabulünden birkaç gün sonra "Hamas terör örgütüdür" diyen de Çeviköz’dür. Hem de 2012’de kendi genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun Heniye’yi CHP genel merkezinde ağırladığını unutarak.

KAYNAK : Haber7