Türkiye, Pakistan ve Suud’dan dev askerî blok! Sözü bile yetti: Yankısı İsrail’den geldi

David Enstitüsü Orta Doğu Masası'ndan Eran Lahav, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma paktını değerlendirdi. Türkiye’nin ittifaka katılımının nükleer güç desteğiyle bölgesel dengeleri nasıl değiştireceği analiz edildi.

ABONE OL
GİRİŞ 16.01.2026 15:21 GÜNCELLEME 16.01.2026 17:00 DÜNYA
Türkiye, Pakistan ve Suud’dan dev askerî blok! Sözü bile yetti: Yankısı İsrail’den geldi
  • Haber7 - ÖZEL

İsrail Savunma ve Güvenlik Forumu (IDSF), bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirecek askeri ittifakın ayak seslerini gündemine aldı. David Enstitüsü Orta Doğu Masası’ndan Eran Lahav, Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki stratejik savunma iş birliğinin, Türkiye’nin katılımıyla “İslami NATO” kimliğine bürünme potansiyelini analiz etti.

‘SALDIRI OLURSA NÜKLEER GÜÇ DEVREYE GİRER’

Mülakatta paktın tarihçesi ve stratejik önemi sorulduğunda Lahav, güç birliğinin Suudi Arabistan perspektifinden öncelikli amacının İran’ı caydırmak olduğunu savundu.

Türkiye ile üçlü ittifak açıklaması! Pakistanlı bakan resmen duyurdu

İsrail ve Batı dünyasının İslam dünyasına mezhep bölücülüğüyle yaklaşımını bu gelişmede de sürdüren Lahav, savunma işbirliğinin ilk olarak "İran'ın aleyhine" olduğunu ve "Sünni ekseni" oluşturacağını iddia etti. Lahav, “Pakistan İran'ın doğusunda, Türkiye ise batısında yer alıyor. Eğer Türkiye de bu eksene dahil olursa, Suudi Arabistan İran'ı her iki taraftan da çevrelemiş olacak ve bu durum ciddi bir caydırıcılık yaratacaktır.” dedi.

Pakistan’ın nükleer kapasitesinin Türkiye ve bölge için “oyun değiştirici” olduğunu vurgulayan Lahav, Ankara’nın ittifaktaki yerini nükleer caydırıcılık üzerinden değerlendirdi.

Pakistan'ın nükleer güç olmasının bölgedeki dinamikleri değiştirdiğini vurgulayan İsrailli analist, bu durumun Türkiye için stratejik kazanım olduğunu söyledi. Pakistan’ın bölgedeki en büyük Sünni ordulardan birine sahip nükleer güç olduğunu hatırlatan Lahav, ittifakın Batı'ya olan bağımlılığı azaltacağını tezini savundu.

Lahav analizinde, Türkiye'nin de katılımıyla yeni bir 'Sünni Ekseni' doğabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu durum dinamikleri tamamen değiştiriyor. Pakistan, bölgedeki en büyük Sünni ordulardan birine sahip nükleer bir güçtür. Nükleer bir gücün yanınızda olması, bu ülkelerin Batı’ya olan bağımlılığını azaltıp bağımsızlıklarını artırır. Türkiye'nin de katılımıyla yeni bir 'Sünni Ekseni' doğabilir. Türkiye NATO üyesi olmasına rağmen, bu ittifak sayesinde bir saldırı durumunda nükleer güce sahip bir müttefikin desteğini arkasına alabilir.”

İSRAİL’E HASIM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgedeki politikalarını “Yeni Osmanlıcı” olarak tanımlayan Lahav, nükleer güce sahip Pakistan ile ortaklık kurmanın Türkiye'nin çıkarlarına doğrudan hizmet ettiğini dile getirdi. Lahav'a göre Türkiye, artık kendisini İsrail’in askeri rakibi olarak konumlandırıyor ve bu yeni ittifak yapısı, Ankara’nın NATO ve ABD'ye olan bağımlılığını azaltarak ona çok daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.

İsrail’i rahatsız eden her durumu “ABD çıkarlarıyla çatışan gelişme” olarak gündeme taşıyan klasik Siyonist reflekse yer verilen analizde Eran Lahav, “Erdoğan'ın 'Yeni Osmanlıcı' emelleri ve bölgede modern bir sultan gibi liderlik etme arzusu biliniyor. Nükleer güce sahip bir Pakistan ile ortaklık kurmak Erdoğan'ın çıkarlarına hizmet eder. Türkiye artık kendisini İsrail'in askeri bir düşmanı olarak konumlandırmaya başladı ve Müslüman Kardeşler'e destek veriyor; bu da ABD çıkarlarıyla çatışıyor. Bu ittifak, Türkiye'nin NATO ve ABD'ye olan bağımlılığını azaltarak ona daha fazla hareket alanı sağlayabilir.” diye konuştu.

Eski ABD'li yetkiliden 'Türkiye' itirafı: İsrail bunun için lobi kurdu...

AYNI ZAMANDA BENZER SÖZLER: ‘ABD BIRAKIRSA ÇİN KAPAR’

ABD'nin bölgedeki tesirinin ciddi şekilde azalabileceğini söyleyen Lahav, Suudi Arabistan'ın Washington'daki yönetim değişikliklerinden etkilenmemek için kendi güvenlik mimarisini kurduğunu belirtti. Bu durumun İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecini karmaşık hale getirebileceğini ve İsrail’i diplomatik olarak izole edebileceği korkusunu dile getiren Lahav, Rusya ve Çin’in de oluşan boşluktan faydalanmaya çalıştığını iddia etti.

Bu sözlerin de Siyonist İsrail’in ABD’nin bölgeden ve dolayısıyla İsrail’den vazgeçme hamlesine karşı üretilen “korkutma argümanı” olduğu kaydedildi. Benzer sözleri geçtiğimiz günlerde Hudson Enstitüsü Orta Doğu Merkezi Direktörü Michael Doran yayımladığı videoda dillendirmişti. Doran, ABD’de İsrail ile ilişkilerin koparılmasını savunanların büyük yanılgı içinde olduğunu, “İsrail olmadan ABD'nin Orta Doğu’da istihbari açıdan kör olacağını” ve ABD’nin bırakması durumunda İsrail’i “Çin’in kapacağını” söylemişti. Michael Doran’ın videolu analizini İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanı Amichai Chikli’nin de sosyal medya hesabından paylaşması, planlı bir çalışmanın devrede olduğunu belgeledi.

İsrail muhibbi Michael Doran’ın argümanına benzer ifadeleri kullanan Eran Lahav şunları söyledi:

“ABD'nin etkisi ciddi şekilde azalabilir. Suudi Arabistan artık Washington'daki yönetim değişikliklerinden (örneğin Trump sonrası dönem gibi) etkilenmek istemiyor ve kendi güvenlik alternatiflerini oluşturuyor. Bu durum, İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecini daha karmaşık hale getirir ve İsrail'i bölgede diplomatik olarak izole edebilir. Rusya ve Çin gibi aktörler de bölgedeki bu boşluktan yararlanarak etkilerini artırmaya çalışıyor.”

TÜRKİYE SESSİZCE GELİYOR

Mülakatın sonunda İsrail'in bu gelişmelere nasıl bakması gerektiği sorusuna kendince cevap veren Lahav, Tel Aviv yönetimini uyardı. İsrail’in teknolojik ve askeri gücüne rağmen bu tür ittifakların “caydırıcılığı tehdit ettiğini” söyleyen Lahav, İsrail'in aşırı derecede İran odaklı bakış açısına sahip olmasını eleştirdi.

Tel Aviv’in stratejisini Ankara aleyhine genişletmesi gerektiğini savunan Lahav, “Türkiye gibi aktörlerin sessizce kurduğu bu ittifaklar gelecekte büyük bir tehdit oluşturabilir. İsrail'in stratejisini genişletmesi ve sadece İran'ın vekil güçlerine değil, bölgedeki bu yeni diplomatik ve askeri kaymalara da dikkat etmesi gerekiyor.” dedi.

KAYNAK : Haber7
Faruk Arslan Haber7.com - Özel Haber Sorumlusu

Editör Hakkında

İstanbul’da doğdu. Aslen Erzurumlu. Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunu. 2010 yılından bu yana gazete ve internet haberciliğinde. 2013-2022 yılları arasında Akit Medya bünyesinde birçok vazife üstlendi. Dosya haberleriyle ödül ve plaketler aldı. Alanında uzman isimlerle röportajlar, mülakatlar, beyanatlar gerçekleştirdi. Çeşitli kurum, kuruluş ve STK’lara metin yazarlığı desteği verdi. Alanıyla ilgili seminerlerde, konferanslarda, çalıştaylarda, panellerde yer aldı. Uluslararası Medya Enformasyon Derneği ve İletişim Platformu Derneği üyesi. Kasım 2022’den beri Haber7 kadrosunda.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR