İsrailli tarihçiden şok itiraf: Yahudiler olarak vahşet işleme kapasitemizi reddediyoruz
İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz'de yayımlanan analiz, İsrailli Tarihçi Ofri Ilany, Filistinlilere yönelik cinsel istismar iddialarının "biz şiddet karşıtı bir milletiz" argümanıyla nasıl örtbas edildiğini yazdı.
ABONE OLHaber7-ÖZEL
İsrail'in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği zulümler dünya kamuoyunda öfkeye neden olmaya devam ederken, İsrail içinden de ezber bozan bir öz eleştiri çığlığı atıldı. İsrail’in önde gelen yayın organlarından Haaretz gazetesinde yayımlanan makalede, Yahudi toplumunun hem sağ hem de sol kanadının, İsrail ordusu ve yerleşimcileri tarafından gerçekleştirilen vahşetleri "Yahudi kimliğiyle bağdaşmadığı" gerekçesiyle inkar ettiği ve kendilerine yönelik idealize edilmiş bir imajın arkasına sığındığı belirtildi.
NEW YORK TIMES'IN CİNSEL İSTİSMAR RAPORU VE İNKAR REFLEKSİ
İsrailli tarihçi Ofri Ilany, Haaretz gazetesindeki köşesinde, İsrail toplumunun ve küresel Yahudi diasporasının kendi içlerinden çıkan şiddet ve vahşet eylemlerini kabul etmekte yaşadığı derin psikolojik engelleri masaya yatırdı. Ilany, yakın dönemde uluslararası basında büyük yankı uyandıran bir rapora atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:
"Geçtiğimiz ay, New York Times gazetesi, İsrail hapishane gardiyanları, askerleri ve yerleşimcileri tarafından Filistinlilere yönelik yaygın cinsel istismar iddialarını içeren bir yazı yayınladı. Hükümet derhal haberi ‘kan iftirası’ olarak nitelendirdi ve Times'ın iddiaların dikkatlice incelendiğini ve doğrulandığını belirtmesine rağmen, yerel medya da büyük ölçüde iddiaları reddetti."
Bu durumun, İsrail'in sistematik hak ihlallerini örtbas etmek için kullandığı refleksif bir savunma mekanizması olduğunu belirten yazar, gerçeklerle yüzleşmekten kaçınmanın toplumsal bir sorun haline geldiğine dikkat çekti.
"BİZ ŞİDDET KARŞITI BİR MİLLETİZ" PALAVRASI
İsrail tüm dünyanın gözü önünde Filistin’de gerçekleştirdiği soykırıma geleneksel savunmalarıyla kılıf uyduruyor. İsrail'de sağcı entelektüellerden sıradan vatandaşlara kadar geniş bir kesimin, somut kanıtlar karşısında dahi inkar yolunu seçtiğini vurgulayan Ilany, bu inkarın temelinde yatan felsefi ve teolojik yanılgıyı deşifre etti. Yazar, toplumun köşeye sıkıştığında sığındığı limanı şu sözlerle aktardı:
"Geçmişteki benzer vakalarda olduğu gibi, inkârın farklı gerekçeleri vardı ve bunların geçerlilik derecesi az ya da çoktu. Ancak tepki gösterenler köşeye sıkıştırıldıklarında, temel argümanları şuydu: ‘Biz Yahudiler şiddet karşıtı bir milletiz, bu yüzden böyle bir şey olamaz.’ Hatta eğitimli sağcı entelektüeller bile ‘Biz çok şiddet karşıtı bir milletiz’ iddiasını öne sürdüler."
Bu yaklaşımın, Yahudi toplumunu ahlaki olarak kusursuz ve şiddetten tamamen arınmış bir yapı olarak gösterme çabasından ibaret olduğunu belirten tarihçi, bu tür bir idealize edilmiş imajın aslında işlenen suçların devam etmesine zemin hazırladığını ifade etti.
BU VAHŞETE İNANMAK ZOR İTİRAFI
Sadece sağcı ve milliyetçi kesimlerin değil, kendisini liberal veya solcu olarak tanımlayan Yahudi grupların da benzer bir yanılsama içinde olduğunu belirten Ilany, bu kesimlerin de İsrail'in işlediği suçları tarihsel bir gerçeklik olarak kabul etmek yerine "istisnai bir sapma" olarak görmeyi tercih ettiğini yazdı. Ilany analizinde, bu duruma dair şu çarpıcı tespitlere yer verildi: "Gerçekten de, Yahudilerin bu gibi korkunç suçları işleyebileceklerine inanmak zor. Benzer iddialar, farklı bir şekilde de olsa, Yahudi solunda da dile getiriliyor: Yahudilerin bir gün bu tür vahşetleri gerçekleştireceğine inanmazdım" ifadelerine yer verdi.
Ilany, “Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bu gruplar, İsrail'in mevcut suçlarını ‘Yahudi olmayan’ olarak nitelendiriyor ve İsrail'in veya aslında Siyonizmin bir bütün olarak vardığı durumu, Yahudi tarihinden korkunç bir sapma olarak tanımlıyor; ki bu tarih, onlara göre, genellikle adalet arayışı ve şiddete karşıtlıkla karakterize edilmiştir." Ilany, bu idealize edilmiş geçmiş algısının ve ahlaki üstünlük iddiasının, bugün Filistinlilere yaşatılan acıların ve gerçekleştirilen vahşetlerin göz ardı edilmesindeki en büyük engellerden biri olduğunu vurguladı.