'Bu pislikler hem Müslümanlara hem de memlekete zarar veriyor'

Haber 7 yazarı Mahmut Bıyıklı, 'Sözde tarikatları kim kapatacak?' başlık bir yazı kaleme aldı. Bıyıklı, "Tarikat kılıfı altında faaliyet gösteren tehlikeli yapılara şeyhlik kisvesiyle ortalıkta şerlik yayan sahtekârlara devletimiz kesinlikle bigâne kalmayıp bu yapıları kapatmalıdır. Aksi takdirde bu pisliklerden hem Müslümanlar hem de memleketimiz zarar görmeye devam edecektir." ifadelerini kullandı.

ABONE OL
GİRİŞ 05.09.2020 10:42 GÜNCELLEME 05.09.2020 14:02 GÜNCEL
'Bu pislikler hem Müslümanlara hem de memlekete zarar veriyor'

İşte Mahmut Bıyıklı'nın o yazısı; 

 

 

Türkiye’de zamanı geldiğinde kullanılmak üzere kurulan sayısız yapı var. Algı operasyonları için sınırsız malzeme sağlayan bu yapılar uzun yıllar desteklenerek büyütülüyor marjinal çıkışlarıyla medyada misafir edilerek kamuoyu tarafından tanınırlıkları sağlanıyor.

Kimlerin kurduğunu ve bu odakları kimlerin koruduğunu merak edenler bu yapılar patlatıldıktan sonra oluşan algının kimin işine yaradığını araştırabilir. 

 

 

28 Şubatta bu yapıların nasıl piyasaya sürüldüğünü ahlaksız eylemleriyle hangi algıların oluşturulduğunu ve sonucunda nelerin olduğunu hepimiz hatırlıyoruz.

Aczmendiler denen ucubeleri meydan yerine salıp kara kıyafetleriyle sert söylemleriyle manşet olmalarını sağlayanlar çevirdikleri filmin finalini Fadime Şahin’le yaptılar. İçine biraz Nurculuk biraz Kadirilik biraz radikallik biraz doğu kültürü ve çokça aptallık ekleyerek harmanlanan Aczmendilik ne geleneğe yaslanan ne de derin kökleri olan bir yapıydı.

Organize edenlerin amaçları o güruh üzerinden bütün Müslümanları kötü göstermekti. Sonrasında sergilenen ahlaksızlıkla işte bu dindarlar hep böyle ahlaksız dedirtmekti çabaları. Dedirttiler mi? Dedirttiler.

Yazıp oynadıkları filmin gerçek olduğuna milyonları inandırıp algı operasyonlarında başarılı oldular. Hem mütedeyyin insanların imajlarına zarar verdiler hem de Müslümanların iktidar alanından uzaklaştırılmasını sağladılar. 

'ÜLKE DE TANINACAK KADAR BÜYÜMELERİ SAĞLANDI'

Yıllar geçse de taktikler ve oyunlar değişmiyor. Geçtiğimiz günlerde yeni bir 28 Şubat benzeri projenin final kısmını hep birlikte izledik. Fatih Nurullah isimli proje kahramanı önce Şeyh olarak sunuldu. Kisvesinin şeyhleri hatırlatması için özel dikimlerle sarıklar cübbeler hazırlandı. Peşine kalabalık toplaması için çoğu şehirde sözde dergâh dedikleri setler hazırlandı. Verilen maddi desteklerle ülkede tanınacak kadar büyümesi sağlandı. 

'DETAYLARIN HEPSİ USTALIKLA ÇALIŞILDI'

Prodüksiyon hizmetleriyle de saçma sapan konuşmaları sohbet adı altında yayınlanmaya başladı. Daha çok gündem olması için önüne konulan metinler Nurullah tarafından okundu. Ne ilginçtir ki proje için kullanılan sahtekârın konuşmaları anında OdaTV gibi operasyon merkezlerinde sürekli manşete taşındı. Tezgâh o kadar başarılı kurulmuştu ki Fatih Nurullah’ın ne diyeceği karanlık odakların sitelerinde onu nasıl işleyeceği gibi detayların hepsi ustalıkla çalışılmıştı.  Tarikat şeyhi sıfatıyla tanınırlığı kıvama erince de gerekli fiiller işletilip sitelerde yayınlanacak kayıtlar da alındıktan sonra düğmeye basıldı.

Aynı Aczmendilere yaptıkları karışımın benzeri Fatih Nurullah sapkınına da yapıldı. Biraz Uşşakilik biraz Nurculuk biraz radikallik bolca aptallıkla yeni bir sürüm piyasaya çıkarıldı. Çorumlu İpek Efendi’den icazet aldım diyen Nurullah’ı İpek Efendi’nin yakınları yıllardır yalanlıyor. Kendisini Uşşaki olarak tanıtıyor fakat Uşşaki yolunun sağlam çizgisini devam ettiren köklü dergahlar bunların Uşşakilikle alakasının olmadığını yıllardır haykırıyor. Ama nedense hiçbir medya kuruluşu bunları görmüyor. Yani adam ne Uşşaki ne icazeti var ne şeyh ne hoca ne alim vs vs. Hiçbir olumlu sıfatı yok. İyi bir oyuncu.

Şimdi bu adamın tarikatla alakasının olmadığını şeyh olmadığını Uşşaki olmadığını anlatmaya kalksak bu doğruya kaç kişiyi inandırırız bilmiyorum.

Ülkede yanlışın yayılma hızıyla doğrunun yayılma hızı arasında uçurum var. Yanlış ve yalan hemen yayılıp herkes anında inanırken doğrunun yayılması ve kabullenilmesi epey zaman alıyor.

Fatih Nurullah tiyatrosu da Aczmendi tiyatrosu gibi oyunu yazan ve sahneye koyanlar tarafından başarıyla sunuldu. Milyonlarca insan bu algı operasyonuna kanarak işte bu hacılar hocalar böyle demeye tarikatlar mutlaka kapatılmalı diye atıp tutmaya başladılar. 28 Şubatta olduğu gibi bu tezgâh üzerinden hükümete de yüklenecekler mi bilmiyorum ama fotoğraf herkese o günleri tekrar hatırlattı.

Hükümet bu konuda dikkatli davranıp kendisine yönelik kurulacak kumpaslara fırsat tanımadan bu kirli yapıları önceden deşifre edip temizlemelidir.

Operasyon merkezleri yeni Fatih Nurullahları yeni Müslüm Gündüzleri mutlaka hazırlıyordur. Hatta Onlar adına Youtube kanalları açılıp dergah dedikleri dükkanlarında yaptıkları saçma sapan konuşmalar yayınlanmaya başlamıştır bile. Bu tiplere kesinlikle fırsat verilmemelidir.

Şeyhleri sapık olarak olarak göstermek için sapıkları şeyh göstermeye devam edecekler.

Bu ahlaksız tezgâhlar sonucunda Müslümanlar büyük zarar görmektedir. Asırlardır bir geleneğe bağlı olarak faaliyetlerini yürüten ve İslam kültür medeniyetinin önemli bir zenginliği olan tasavvuf geleneği zarar görmektedir.

Ahlaki bir disiplin olan ve medeniyet oluşturan tasavvufun sapkınlar nedeniyle zarar görmesinin önüne geçilmelidir. Sahtelerinden dolayı aslına düşmanlık ahmaklıktan başka bir şey değildir.

Mevlana gibi Yunus gibi Hacı Bektaş gibi muhteşem şahsiyetler yetiştirerek bu topraklara ölümsüz değerler kazandıran irfan ocakları Anadolu’nun mayalanmasında öncü rol üstlenmiştir.

Devletimiz denetimlerini mutlaka yapmalı bu değerleri istismar edenlere gereken yapılmalı fakat yüzlerce yıllık geleneği şeriata uygun şekilde hakkıyla yürüten Hak yolların önü açılmalıdır.

Asli vazifesinden uzaklaşmış siyasete bulaşmış ticarete karışmış şeriata riayet etmeyen yapılar devlet tarafından tasfiye edilmeli lakin Kuran Sünnet yolundan ayrılmadan, çizgisinden sapmadan topluma ahlaklı olgun bireyler yetiştiren ocaklar yaşatılmalıdır.

Zaten Hak olmayan tarikatlar Hakkın izniyle bir müddet sonra kapanır. Hak olan tarikatların koruyucusu da Allah’tır. İç yolculuk olan tarikat eğitimi içte başlayıp içte devam eder. Bunun için kurumsal bir yapıya gerek yoktur. Kamil bir yol gösterici talibine bu eğitimi hayatın her alanında verir.

Sonuç olarak tarikat kılıfı altında faaliyet gösteren tehlikeli yapılara şeyhlik kisvesiyle ortalıkta şerlik yayan sahtekârlara devletimiz kesinlikle bigâne kalmayıp bu yapıları kapatmalıdır. Aksi takdirde bu pisliklerden hem Müslümanlar hem de memleketimiz zarar görmeye devam edecektir.