Kılıçdaroğlu’nun aymazlığı, Türkiye’nin aşı tedarik programını nasıl tehlikeye sokuyor?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’teki Grup Toplantısı’nda, dünyayı kasıp kavuran zorlu pandemi sürecinde Sağlık Bakanlığı'nın vatandaşlar için gösterdiği yoğun çabaya çamur atarak kirli iftiralarda bulundu. Kılıçdaroğlu'nun aracı firma ile ilgili ortaya attığı iddialar hakkında Kanal 7 Ankara Temsilcisi ve Yenişafak Yazarı Mehmet Acet, köşe yazısında önemli değerlendirmelerde bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 01.03.2021 11:10 GÜNCELLEME 01.03.2021 11:17 GÜNCEL
Kılıçdaroğlu’nun aymazlığı, Türkiye’nin aşı tedarik programını nasıl tehlikeye sokuyor?

Koronavirüsle mücadelede aşı tedariğinde önde gelen ülkelerden bir tanesi olan Türkiye'nin bu başarısına gölge düşürmek isteyen Kılıçdaroğlu, asılsız iddialarda bulundu. Mehmet Acet ise Kılıçdaroğlu'nun skandal ifadeleriyle ilgilli çarpıcı detaylara değindi.

Mehmet Acet'in konuyla ilgili köşe yazısı:

İcrai bir pozisyonu olmayan, aşı tedarikiyle ilgili herhangi bir görev ya da sorumluluğu olmayan birinin nasıl bir ‘aymazlığı’ olabilir diye sorulabilir.

Anlatayım, herkes kendi karar versin.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’teki Grup Toplantısı’nda, Çin’den gelen aşılarla ilgili Sağlık Bakanlığı’na suçlamalarda bulunmuş, bir milyon dozdan oluşan ilk parti aşılar ücretsiz olmasına rağmen, aracı kuruluşa 12 milyon dolar ödeme yapıldığını iddia etmişti.

Vatandaşın sağlığı ile derdin ne Kılıçdaroğlu?

CHP liderine cevap veren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise, “Aşı savaşının olduğu bir dünyada, üretici firma aşıyı bedava bağışlar mı, bunun akılla izahı var mı? Hiçbir şekilde aracı firmaya zerre kadar bir kuruş ilave verilmemiştir” diyerek hem bu suçlamalara tepki gösterdi, hem de iddiaları yalanladı.

Buna rağmen Kılıçdaroğlu ortada bir ‘yolsuzluk’, ‘usulsüzlük’ ya da benzeri bir şey varmış havasıyla, bol efektli bir video hazırlatarak suçlamalarını gündemde tutmaya devam etti.

Konuyu araştırıp gerçek bilgilere ulaşınca, ‘Çamur at izi kalsın’ anlayışıyla yapılan siyasetin ne büyük bir kötülük olduğunu bir kere daha anlamış oldum.

Ama bu defa mesele, salt iktidar/muhalefet ilişkilerini değil, bu ülkede yaşayan her bir ferdin sağlığını çok yakından ilgilendiriyor.

O halde anlatmaya başlayalım.

KOMİSYON YOK, ÖDEMELERİN TAMAMI AŞIYI ÜRETEN FİRMAYA YAPILDI

Çin’deki Sinovac firmasıyla aşı sözleşmesi, Kasım ayında yapılmasına rağmen görüşmeler daha erken vakitte, Eylül aylarında başlıyor.

O dönemde aşının sonuçları ve etkinliği net olarak bilinmediği için, Sağlık Bakanlığı tarafından Çin’li firmaya şöyle bir şart koşuluyor:

“Eğer bu aşıda bir sorun olursa, faz 3 sonuçları olumlu olmazsa, ben bu aşının parasını ödemem”.

TÜRKİYE PAZARLIKTA BASTIRDI, ÇİNLİLER 1 MİLYON DOZ AŞIYI TEMİNAT OLARAK GÖNDERDİ

Sinovac firması bu şartı kabul etti ve sözleşmeye bu anlama gelen bir madde kondu. Bununla da yetinilmedi, Çin tarafından bir teminat istendi ve o bir milyon doz aşı ‘teminat’ olarak Türkiye’ye getirildi.

Geçenlerde Bakan Koca’nın kameralara gösterdiği belgede de zaten, Çin firması bunu anlatıyor. “Önden teminat istediğiniz için bunu böyle yaptık” diyorlar.

Bu birincisi.

İkincisi, Kılıçdaroğlu’nun distribütör dediği firma, Türkiye’nin, ya da Sağlık Bakanlığı’nın değil, Sinovac firmasının 7 yıldır birlikte çalıştığı bir firma.

Ancak süreci yöneten Sağlık Bakanlığı, bu firmayı muhatap alarak hareket etmedi.

Çin’den gelecek aşılarla ilgili bütün görüşmeler, fiyat belirleme dahil bütün işlemler Sinovac firmasıyla doğrudan yapıldı.

Aracı firma nedir?

Kılıçdaroğlu’nun suçlama konusu yapma şekli üzerinden düşünecekseniz eğer, aldığınız aşı karşılığında ‘komisyon’ ödediğiniz bir firma oluyor bu.

Ama Türkiye açısından, Sağlık Bakanlığı açısından böyle bir durum söz konusu değil.

Aşının fiyatı Sinovac’la yapılan görüşmelerde belirlenmiş, onlara “Muhatap sizsiniz” denmiş.

İlgili distribütör firma için, Sinovac’ın muhatap olduğu, kendi ticari ilişkilerini kendi aralarında belirledikleri bir firma olarak söz edilebilir.

AŞI FİYATININ AÇIKLANMASINI ÇİNLİLER İSTEMİYOR. PEKİ AMA NEDEN?

Meselenin üçüncü boyutu ise, bu ülkede aşı olmak için sırada bekleyen her bir ferdi çok yakından ilgilendiriyor.

Çünkü, Kılıçdaroğlu’nun dayanaktan yoksun suçlamaları, Türkiye’nin aşı tedarikinin devamını tehlikeye sokacak bir nitelik arz ediyor.

Şöyle ki;

Yine yaptığım araştırmalardan sonra öğrendiğime göre, Türkiye Sinovac aşısını en ucuza alan ülke durumunda.

Erken vakitte aşı için harekete geçilmesi bunun temel nedenlerinden biri. Böyle bir bilgi ortaya çıkınca, aynı aşıyı kullanan Endonezya ve Brezilya’dan Sağlık Bakanlığı’na telefonlar gelmiş.

Bu aşıyı kaç paraya alıyorsunuz diye sormuşlar.

Ancak hem Sinovac firması, hem de Çinli yetkililer, Türkiye’nin aldığı fiyatın bu ülkelerle paylaşılmasını istememiş.

Niye?

Çünkü Türkiye en ucuz aşıyı aldığı için, diğer ülkeler de kendilerine aynı fiyattan satış yapılması için baskı yapacaklardı.

O nedenle, Çin makamları hem aşının fiyatını, hem de Türkiye’ye ne kadar aşı geldiğinin açıklanmamasını istediler.

Şimdi ne olmuş oluyor?

Kılıçdaroğlu’nun bu tutumu nedeniyle, sürecin bu ‘incelikleri’ riske girmiş oluyor.

Bu bana ait bir görüş değil.

Sağlık Bakanlığı’nda bu süreçlerin yönetiminde görevler üstlenen üst düzey bir isim tarafından dillendirilen bir görüş bu.

Arkası boş bir iddianın gündeme getirilmesiyle, aşı tedarikini zora sokabilecek, gayet sağlıklı şekilde işleyen bu süreci sıkıntıya sokabilecek bir risk ortaya çıkıyor.

İcrai sorumluluğu olmasa da, bu aymazlığı Kılıçdaroğlu’nu sorumlu hale getirmiyor mu?

Peki ya bilerek böyle yapıyorsa…

Türkiye’nin aşı programını kasıtlı olarak baltalamak istiyorsa?

“O kadar da değil” diyebiliyor musunuz?