"Atatürk hırsız CHP’liler yüzünden Jansen’e verdiği sözü tutamadı"

Yeni Akit Gazetesi yazarı Zekeriya Say, AK Parti dönemi Ankara'sını eleştirenlere karşı Atatürk’ün, "hırsız CHP’liler yüzünden uygulayamadığı" başkenti sıfırdan imal eden Alman Mimar Hermann Jansen’ın planının hikayesini anlattı.

ABONE OL
GİRİŞ 11.11.2021 13:37 GÜNCELLEME 11.11.2021 13:37 GÜNCEL
"Atatürk hırsız CHP’liler yüzünden Jansen’e verdiği sözü tutamadı"

Yazar Say, BirGün gazetesinin firari hain Can Dündar'a destek veren 400 akademisyenden biri olan Şehir Bilimci Prof. Dr. İlhan Tekeli'nin dilinden "Ankara’nın öyküsünü Melih Gökçek yok etti" başlığıyla yapılan habere cevap niteliğinde bir yazı kaleme aldı. 

İşte Say'ın, Gazeteci Falih Rıfkı Atay'ın “Çankaya” kitabında geçen Atatürk'ün Alman Mimar Hermann Jansen'a “Sen planını yap. Kimse bozamaz” diye teminat verdiği planını ve akıbetini anlattığı "Vah! Vah! Ankara’nın “öyküsü” kaybolmuş!" başlıklı yazısı;

Malumunuz dün 10 Kasım’dı.

Marjinal sol örgütlerin sesi olduğu halde Erdoğan düşmanlığından dolayı CHP’ye yanlayan Birgün gazetesi, dün Mustafa Kemal’in öyküsünü anlatacağı yerde…

Casus Can Dündar’a imzalı destek veren 400 akademisyenden biri olan Şehir Bilimci Prof. Dr. İlhan Tekeli’yi konuşturarak, “Melih Gökçek döneminde Ankara’nın öyküsünü kaybettiği”ni söyletmiş.

Röportajda hangi öykünün kaybolduğundan bahsedilmiyor ama dilerseniz önce ben Ankara’nın öyküsünü anlatayım… Sonra da hep birlikte kaybolan öykünün ne olduğunu anlamaya çalışırız..

İsmet İnönü ile dört arkadaşının verdiği yasa önerisiyle, o gün sadece 20 bin nüfusu olan Ankara, 13 Ekim 1923’te başkent ilan edildi. 

Mustafa Kemal ideolojisinin hem sembolü hem de merkezi haline gelen Ankara’nın, bir bozkırı andırdığı için acilen bir imar planına göre inşa edilmesi gerekiyordu. 

Bu asri ve mamur başkenti sıfırdan imal etme görevi Alman Mimar Hermann Jansen’e verildi. Jansen de Ankara’nın 300 bin kişiye ulaşacağını varsayarak bir plan hazırladı. 

Plana göre, Atatürk Bulvarı kentin ana omurgasını oluşturacak, Kale içindeki eski kentin korunacak, yeni kentsel gelişme ise kale çevresinde uygulanacaktı.

Böylece, bozkırın ortasında geniş bulvarları, üç katlı ve bahçeli evleri olan ziyadesiyle yeşil bir Ankara inşa edilecekti. 

Yeni Ankara’nın İmar Komisyonu Reisliğine, Atatürk’ün Çankaya’daki ünlü sofralarının müdavimlerinden gazeteci Falih Rıfkı Atay atandı. 

Atay; Ankara’nın kuruluş öyküsünü, “Bir Şehir Yapmak” başlığıyla “Çankaya” kitabında şöyle anlatıyor: 

“Mimarî kültürümüzü tamamıyla kaybetmiştik. İmar işleri için elimizde Avrupa örneklerinden Türkçeye çevirdiğimiz belediye nizamname maddelerinden başka bir şey yoktu. İlk akla gelen şey, Avrupa’dan bir Frenk şehirci çağırarak plân yaptırmak” oldu diyor.   

Jansen, planını uygulayacağı zaman; Atatürk Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü ise Başbakan’dı. 

Profesör Jansen, Atatürk’le ilk buluştuğunda masanın üstüne proje taslağını koyarak, Mustafa Kemal’e, “Bu planı uygulayacak kadar güçlü müsünüz?” diye sorar.

Jansen’in sorusuna da çok kızan Atatürk, “Bir Ortaçağ saltanatını yıkarak, yerine devlet kurmuşuz... Bütün bunları başaran bir rejimin, bir kent planını uygulayacak güçte olup, olmadığı nasıl sorulabilir” der ve “Sen planını yap. Kimse bozamaz” diye teminat verir.

Planının uygulanması için ilk önce kamulaştırma yapılması gerekmektedir. 

CHP’nin “Ebedi Şefi” İnönü ise, devletin fakir olmasını bahane ederek kamulaştırılacak arsalar için “yüz bin liradan fazla para veremem” diyerek ayak diretir. 

Bu para ile o arsaların alınabilmesi için metrekaresine sadece bir lira ödenmesi gerekir. 

Öyle de yaparlar. Uyanıklık ederek önceden o bölgelerden arsa toplayan Atatürk’ün yakın arkadaşları bu fiyata itiraz etseler de korkudan sesini çıkaramaz ve planın uygulanacağı alan 118 bin liraya kamulaştırılır. 

Jansen’in hazırladığı plânda, evsiz fakirlere verilmek üzere bir de “ucuz arsalar bölgesi” ayrılır. Bu arsalar isteyen fakire ufak bir kulübe yapması karşılığında ücretsiz verilir. Binanın bir mühendis tarafından kontrol edilmesi şartı hakkıyla uygulanmayınca da Ankara Kalesi’nin etrafına denk gelen bu alan gecekondularla dolar. 

Böylece… CHP’liler sayesinde tüm Türkiye’ye yayılacak olan gecekondulaşma faciasının önü açılır. 

Mustafa Kemal 10 Kasım’da öldükten tam bir ay sonra ise CHP’lilerden oluşan “İmar İdare Heyeti” toplanır ve 131 sayılı kararı alır. 

Karara göre;  

“Atatürk öldüğü için artık Jansen’in hizmetlerine ihtiyaç kalmamıştır.”

Falih Rıfkı Atay bu karardan sonra başlayan CHP’nin rant çarkını şöyle anlatıyor: 

“Bir gün imar mütehassısına Atatürk’ün yakınlarından biri için yaptıracağı bir ev projesi getirmişlerdi. Mütehassıs bana geldi: “Çankaya’dan getirdikleri için tasdik ettim. Fakat bu sokağa dükkân yapılmayacak” dedi. O ev şimdiki Mithatpaşa Caddesinde dükkânsız yapılmıştır. Fakat bir İstanbul Milletvekili, garaj bahanesi ile aynı sokaklardan birinde dükkân ‘’kaçırdı’’.  Bir başka milletvekili kat ‘’kaçırdı’’. Belediye göz yumdu.  

Atay bir başka örnekte ise; 

“Yerli imara yıllarca hâkim olanlardan biri, Ankara’ya on parasız gelmişti. Yüz binlerce lira kazandı ve parasını Amerika’ya aktardı. 1945’te New-York’a gittiğim vakit, Ankara’daki ecnebi inşaatından çalan bir hırsız mühendisle onun şirket kurmuş olduğunu öğrenmiştim” diyerek yaşananları gözler önüne sermiş…

Ve!

“Sabit olmuştur ki, Mustafa Kemal, şapka ve Lâtin harfleri devrimlerini başarabilecek kadar kuvvetli bir idare kurmuş, fakat bir şehir plânını tatbik edebilecek kuvvette bir idare kuramamıştı” sözleriyle, Atatürk’ün, hırsız CHP’liler yüzünden Jansen’e verdiği sözü tutamadığını itiraf etmişti. 

Bir “asri cennet” hayali ile kurulan Ankara’nın öyküsü böyle..

Şimdi Şehir Bilimci İlhan Tekeli’ye soruyorum:

“İslamcı” diye ötekileştirdiğiniz ve Viyana ile Lahey gibi şehirlerin 25 senede aldığı Avrupa Konseyi’nin “4 büyük ödülü” olan “European Diploma”, “Flag of Honour”, “Plaque of Honour” ve “Europe Prize” ödüllerini 8 yılda alarak Jansen’in bile hayal edemeyeceği bir Ankara inşa eden Melih Gökçek, Ankara’nın hangi öyküsünü kaybetti?

“Gecekondular”ı mı?

Zira!

Sinan Aygün: 25 milyonu verseydim...

Göreve gelir gelmez “ne verecen abi” diyerek Sinan Aygün’den 25 milyon isteyen Mansur Yavaş’ın adamları Ankara’da unutulan rant öyküsünü yeniden hayata geçirdi.

KAYNAK : YENİ AKİT - ZEKERİYA SAY