'Allah'ın bir sınavı olarak gördüm' diyen Rıza Kayaalp: 'O psikolojiyi anlatamam'
Avrupa şampiyonalarında 13 altın madalya kazanan ilk güreşçi olan Rıza Kayaalp, "Rekoru kırmak beni inanılmaz derecede mutlu etti. 15 final yapıp 13'ünü kazanmak, Allah'a şükürler olsun benim için çok büyük bir başarı oldu." dedi.
ABONE OL
Arnavutluk'un başkenti Tiran'da grekoromen stil 130 kiloda kazandığı altın madalyayla tarihe geçen Rıza Kayaalp ile Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, Anadolu Ajansını (AA) ziyaret etti.
AA Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Enis Peru, Taha Akgül ve Rıza Kayaalp'i makamında ağırladı. Peru, konuklarıyla Türk sporu ve güreşi üzerine sohbet gerçekleştirdi.
Akgül ile milli güreşçi, daha sonra AA Ankara Spor Haberleri Müdür Yardımcısı Erkan Tiryaki'nin sunuculuğunu yaptığı AA Spor Masası'na konuk oldu.
Kariyerindeki 13'üncü şampiyonluğu, "Tabii ki gurur verici, inanılmaz bir duygu." sözleriyle tarif eden Rıza Kayaalp, "Emek veriyorsun ve onun karşılığında zafer kazanıyorsun, şampiyon oluyorsun. Bütün dertlerin, sıkıntıların, yorgunlukların bir anda bittiği yer diyebilirim." ifadelerini kullandı.
Şampiyonluk sayısında Rus Aleksandr Karelin'i geride bırakarak kırılması zor bir rekora imza atan milli güreşçi, "Büyük bir mutluluk yaşadım. Finale kalma aşaması zorlu geçti. Final yapabilecek rakipleri aradan çıkarmak aslında beni biraz daha rahatlattı. Finalde, diğer gruptan, daha önceden de karşılaştığım bir rakip gelmişti. Ama çok motiveydim, kimin geldiği gerçekten fark etmezdi. Salona girince o inanılmaz seyirciyi de gördüm. Final günü inanılmaz bir seyirci vardı. Duyan gelmiş, olay olmuş. Her yer 'Türkiye, Türkiye' diye inliyor. Orada güreşmek inanılmaz bir duyguydu. Daha önce Avrupa'da çok güreş yaptım ama buna hiç tanık olmamıştım. O tezahüratlar arasında o mücadeleyi yapmak ve son düdükten sonra da herkesin sevinciyle o duyguyu yaşamak tarifi olmayan bir duyguydu." değerlendirmesinde bulundu.
Milli sporcu Rıza Kayaalp, "Avrupa Güreş Şampiyonası'ndaki performansın olimpiyatlar için yeterli mi?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Olay başıma geldikten sonra geri dönüşüm, 'yenilenmiş' bir şekilde oldu. Çalışma isteği inanılmaz çok. Olaydan önce istek, yılların vermiş olduğu yorgunluktan dolayı biraz azalmıştı. Mental bir yorgunluk vardı. Antrenmanlarda eskisi gibi değildim ama olimpiyata iyi hazırlanıyordum, o ayrı bir şey. Çünkü olimpiyat olduğu için son 1,5 ay kala inanılmaz bir hazırlık içerisine girmiştim, son olimpiyatım diye. Çünkü bırakacaktım. Ama dediğim gibi bu olaydan kurtulduktan sonra inanılmaz çalışma isteği, arzusu geldi. Kampa erken gidiyordum, antrenmandan geç çıkıyordum. Başıma gelen olayda hayır arıyorum. Çünkü yüzde 0.1 bile kendi isteğimle bir şey başıma gelmediği için, istemsiz bir şey başıma geldiği için öyle düşünüyorum. Vardır bir hayır, büyük bir hayrın olduğunu da düşünüyorum aslında. Dediğim gibi belki 2024'te de olmayacaktı, öyle bırakacaktım. (Olimpiyat şampiyonluğu) Belki 2028'de olacak, belli mi olur, bakacağız. Rekoru kırmak beni inanılmaz derecede mutlu etti. 15 final yapıp 13'ünü kazanmak, Allah'a şükürler olsun benim için çok büyük bir başarı oldu."

"O PSİKOLOJİYİ ANLATAMAM"
Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesine (CAS) yaptığı başvurunun kabul edilmesiyle 1,5 yıl sonra yeniden aktif spora dönen Rıza, sıkıntılı süreçte yaşadıklarına ilişkin, "Benim için çok stresliydi. Düşünsene yüzde 100 suçsuz olduğunu biliyorsun, yüzde 99 değil, yüzde 100 ve kendini açıklayamıyorsun. O kadar zor durum ki..." diye konuştu.
Kariyeri başarılarla dolu milli sporcu, sözlerine şöyle devam etti:
"Güreş hayatımda, Avrupa ve dünya şampiyonalarında 40 madalya almışım, buna hiçbir zaman gerek duymamışım. Zaten o kulak çınlaması ilacının, performansıma hiçbir katkısı, faydası yok. Antrenman yapamadım diye, olimpiyattan sonra kullanırım diye bıraktım. Üç ay kullanmak lazımmış ama antrenman yapamadım, normal ağrıyan başım 5 kat daha çok ağrıdı, gözlerimi açamayacak duruma geldim. Doktora 'Hocam başımı ağrıtıyor' dedim. 'Olimpiyattan sonra kullan' dedi. Bana bu kadar zararı olan, antrenman bile yapamadığım bir şeyden dolayı bu duruma düşmek en çok ailemi, beni, sevenlerimizi etkiledi. Yıllarca emek vermiş, o kadar çok şampiyonluklar yaşamış biri olarak çok zor durumdu, o psikolojiyi anlatamam, şok geçiriyorsun. Hayatında hiçbir test kaçırmamışsın, bizim 3 hakkımız var, ben hiç kaçırmazdım. Çünkü öyle şeylerle işim olmadığı için hep ilk testi verirdim. Test kaçırmamış, kurallara uyan biri olarak bunu yaşamak... Bunu Allah'ın bir sınavı olarak gördüm, işimle alakalı bir sınav. Şükürler olsun yani sağlığımızdan, sıhhatimizden ya da çoluğumuzdan çocuğumuzdan da olabilirdi bu. Ama sonrasında düşündüm, 'Bu geldiyse başıma vardır bir hayır' dedim."
Zorlu süreçte kendisini en çok çocuklarının motive ettiğini belirten Rıza, "O stresi atlattığım tek yer neresiydi biliyor musunuz? Küçük yavrumu, kızımı kucağıma alıyordum, onların böyle değişik bir enerjisi vardır. İnsan çocuğunu alınca bütün dünya derdini unutur, onlardan aldığım inanılmaz bir enerji vardı. Kucağıma aldığımda çok rahatlardım, inanılmaz bir rahatlık yaşardım. Aynı gece uyanan, korkan bir çocuğun annesinin kucağına geldiği gibi... Aslında bunun tam tersini ben yaşıyordum. Çocuklarımı kucağıma alınca bu stresim gidiyordu, 'Sizlerin canı sağ olsun' diyordum. Zor bir durumdu ama günler, aylar geçti, savaştık. Kızım her gün dua ediyordu, ona çok tanık oldum, onlarca kez. 'Babam tekrar güreşsin Allah'ım, babam tekrar şampiyon olsun.' diyordu. Bu, beni çok duygulandırıyordu. Ben de hep 'Allah'ım bu çocuğun duasını kabul et' derdim. Şükürler olsun." şeklinde konuştu.
"YALNIZLIĞI DA ÇOK YAŞADIM"
CAS'tan güzel haberi umreye gitmeden önce aldığını anlatan milli güreşçi, şunları kaydetti:
"Geçen sene haziranda mahkeme çok güzel geçti. Ondan sonra daha da umutlandım. Kendimizi orada güzel ifade ettik, açıkladık. Sonucunu beklerken çalışmamı da eksik etmedim. Günde, iki günde bir antrenman yapmaya çalıştım evde, yine çocuklarımla birlikte. Çünkü onlar o süreçte bana en büyük enerjiyi veren, benim güçlü kalmamı sağlayan kişilerdi. Yalnızlığı da çok yaşadım. Sevenlerimiz, dostlarımız yanımızdaydı ama tabii ki 40 madalya almış bir sporcunun farklı bir yalnızlığı vardı, yani anlatamayacağım derecede. Mahkeme sonucunu beklemeye başladık, o arada çalışmalarıma devam ettim. Sonra şöyle bir şey oldu, eşime 'Sonuç ertelendi' dedim. 16 Ekim'deydi, bir ay sonraya ertelediler. 'Herhalde bu bir ay içinde açıklanır' dedim. Eşim Zeynep'e, 'Biz bir umre ziyareti yapalım' dedim. O hemen buldu, ayarladı. 'Belki orada güzel sonuç gelir' dedim. Neyse buldu, ayarladık, karar açıklanmadan bir gün önce ödemesini yaptık, artık 29 Kasım'da gideceğiz. (CAS'tan) 28 Kasım'da bu güzel haber geldi. Biz de umreye şükretmeye gittik tabii."
Rıza Kayaalp, final maçının hemen ardından kendisini arayarak kutlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti.
Erdoğan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından eşi ve çocuklarıyla görüntülü konuştuğunu aktaran Rıza, "Onların zaten ellerinde bayraklar vardı, daha bırakmamışlardı. Küçük, 'Rıza Rıza, baba baba' diyordu. Yeni konuşuyor daha, öyle ortalıkta geziyordu. Onların o sevinci güzel bir görüntüydü. Ne bileyim, ikisi de televizyona yapışmışlar, elleriyle televizyona dokunuyorlardı, biri televizyonu öpüyordu. Yani o 4-5 ay aslında çok evde kalmadım, kamptan geç çıkıyordum, erken gidiyordum. Yoğun bir süreç geçirdim, çok ayrı da kaldık. Onlarla bu sevinci paylaşmak, onların da o halini görmek... 'Şükür' dedim. İyi ki tekrar dönmüşüm, iyi ki bu başarıyı kazanmışım, iyi ki onlara ilerisi için öyle güzel bir hatıra bırakmışım." ifadelerini kullandı.
"İLK OMUZ ATTI SONRA ELİYLE VURDU"
Arnavutluk'taki şampiyonada çeyrek finalde Rus Marat Kamparov ve özellikle yarı finalde Belaruslu Pavel Hlinchuk'un sportmenlik dışı hareketleri karşısında soğukkanlılığını koruyan Rıza, "Rakiplerin, rekoru kırmaman için seni tahrik etmeye mi çalıştı?" sorusu üzerine şunları söyledi:
"Tabii ki bu şampiyonluk kolay olmayacaktı. Zor olacaktı benim için giderken buna psikolojik olarak da hazırlıklıydım. Her şeye hazırlıklıydım. Gerektiği anda son dakikaya, son saniyeye kadar savaşmak için gittim. Vücudumu ona göre hazırladım. Çektiğim kura da zorlu bir kuraydı. İlk maçımda Ermeni rakibi tuşladım. Oyunla onu erken tuşlayıp, diğer maç için işi biraz daha kolaylaştırdım. Rus sporcuyla olan maçta da büyük ihtimal benim o gücümü görmüş olmalı ki onların beklediği gibi olmadı olay. Gücümü görmüş olmalı ki sert bir kafa attı dudağıma. Bunu üç hakemin görmemesi benim ilgimi çekti. Ağzım kanadı, sonraki maçlarda büyük bir şişlik de oldu. Onu geçtik, yarı final maçında 4-0 öndeyken rakibimin anlamsız derecede işte beni kışkırtması, kafama devamlı darbeler vurması... Tamam elense atabilirsin ama o biraz abartmıştı olayı. Ben de ona tabii sert elense ile karşılık verdim. Ona karşılık verince o benim gibi olamadı. Direkt yüzüme hamle yaptı, ilk omuz attı sonra eliyle vurdu. Ben aslında kalkmadan iki saniye öncesine kadar diskalifiye olduğunu bilmiyordum, ihtar bekliyordum. Tabii öyle şeyler daha önce çok yaşamadığımızdan onu bilmiyordum. Öyle durumlarda, yüze kasıtlı vuruşlarda diskalifiye oluyormuş. Bütün zorlukları, engellemeleri yaşadım orada (şampiyon) olmamam için. Ama o maçta da sabırlı davrandım, önemli olan benim için kazanmaktı, 13'üncü kez bu işi başarmaktı. Onu düşünerek oraya gittim. Final maçı onlara göre daha kolay geçti."
Rıza, yarı final maçı öncesi ısınma antrenmanını federasyon başkanı Taha Akgül ile yaptıklarına işaret ederek, "Taha kardeşim bizi orada sonuna kadar destekledi. Beraber ısındık, o da bana çok iyi geldi. Çünkü rakibim de uzun boyluydu. Taha ile ısınmam o yönden benim için daha iyi oldu." diye konuştu.

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, Rıza Kayaalp'in Avrupa şampiyonalarında 13 altın madalya kazanan ilk güreşçi olmasının ciddi bir özveri gerektirdiğini ve çoğu kişinin bu başarının büyüklüğünü anlayamadığını söyledi.
Rıza Kayaalp ile beraber AA Spor Masası'na konuk olan Akgül, 11 madalya (2 altın, 3 gümüş, 6 bronz) kazandıkları Avrupa Şampiyonası'ndan alınlarının akıyla çıktıklarını belirterek "Etkileşim olarak, ülkemizde oluşan gündem olarak gerçekten çok memnun kaldığımız bir Avrupa Şampiyonası oldu. Tabii Rıza kardeşimizin burada aldığı altın madalya hepsinden daha değerliydi. Çünkü Aleksandr Karelin gibi gelmiş geçmiş en iyi güreşçi olarak nitelendirilen bir ismin rekorunu geçti. Dile kolay; 13 farklı yıl, 13 farklı şehirde Avrupa'nın bütün iyilerini yenerek şampiyon oluyorsunuz. Bu kolay bir şey değil. Gerçekten başardığı şeyin tabii herkes farkına varamıyor. Orada ciddi bir özveri var. Avrupa Şampiyonası'na hazırlanırken ailesinden, sevdiklerinden ayrı gidiyor kampına bu yaşında, 36 yaşında. Madden ve manen gerçekten hiçbir şeye ihtiyacı yokken sırf ülkemizin bayrağının dalgalandırılması adına, rekorun Türkiye'ye gelmesi adına bu özveriyi gösteriyor." dedi.
Rıza'nın, Avrupa şampiyonluğu yolunda Rus ve Belaruslu rakiplerinin sportmenliğe aykırı davranışlarıyla karşılaşması sorulan Akgül, "Rıza orada çok büyük bir stres yaşadı. Çünkü bu kolay bir rekor olmayacaktı, bunu biliyordu. Özellikle Rus ve Belaruslu rakiplerimiz bizleri müsabaka içerisinde tahrik etti. Onların amacı Rıza'yı orada normal müsabakada yenemeyeceklerini bildikleri için biraz böyle tahrikle kışkırtmaya çalıştılar. O da çok sakin kaldı. Tabii orada genç bir çocuğun Rıza'ya, böyle efsanevi bir rakibine karşı yaptığı fair-play dışı hareket de dünya güreş kamuoyunda ve Türkiye spor kamuoyunda ciddi bir yankı buldu. Rıza iki gün boyunca ülke gündemindeydi. Bu da tabii federasyonumuzun aslında isteyeceği şeylerin başında geliyor. Biz güreşin görünürlüğünü artırmak istiyoruz. Amacımız sadece burada performans değil. Biz güreşi yaşatmanın derdindeyiz, güreşin görünürlüğünün artırılmasının derdindeyiz. O yüzden basınımıza, ajanslara, sosyal medyaya çok değer veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Akgül, kariyerlerinin aynı döneme denk gelmesinden dolayı Rıza ile aralarında bir bakıma kader birliği olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tabii 19 yaşından beri birlikte milli takımımızı temsil ediyoruz, kolay değil. İki ağır sıklet; biri grekoromende, biri serbestte. Her gittiğimiz yerde birinci oluyoruz. Bu müthiş bir duygu. Her zaman denk gelecek bir olgu değil ve hiçbir ülkede bunun benzeri daha önce yaşanmamış. Dünyada benzeri yok. Yani hem grekoromende birinci olacaksın hem serbestte hem de kadınlarda. Yasemin'i (Adar) de bu işin içerisine dahil ediyorum. Üç ağır sıklet gidiyoruz, üç dünya şampiyonluğunu alıp geliyoruz. Dünyanın en güçlüleri oluyorsun. Sosyal hayatta da mesela hep birbirimize destek verdik. 19 yaşından beri o kadar anımız var ki, bu süreçte de birbirimizi hep tatlı rekabet içerisinde güdüledik. O şampiyon oldu. O oluyorsa ben de olayım dedim, ben oldum. Ben oldum, o oldu. Peş peşe olduk hep."
"GÜREŞE DEVAM ETSEYDİM AVRUPA REKORUNA ORTAK OLABİLİRDİM"
Rıza'nın, federasyon başkanlığı sürecinde de hep yanında olduğunu vurgulayan Akgül, "Şimdi de beraberiz. Sağ olsun bu yola çıktığımızda en büyük destekçilerimizden biri oldu. Fayda sağlayacağımızı bildiği için bu yola baş koyduk. Şu anda da hala aynı, onun da amacı güreşe hizmet etmek. Şu an hala aslında onu yapıyor. Amacı Türk güreşinin daha iyi yerlere gelmesi. Bir yerlere gittiğimizde güreşle alakalı eksiklerimizi, taleplerimizi söylediğimizde onun da ayrı bir şekilde bu konulara destek vermesi bize çok avantaj sağlıyor. Tabii bu birliktelik Türk güreşi adına da çok değerli. Özellikle Rıza ile beraber oluşumuz, Yasemin'in de yine aynı şekilde Türk güreşine destek verme adına çıktığımız bu yolda bizlere destek vermesi, şampiyonların bir araya gelmesi çok kıymetli. Biz bu yola çıkarken camiamızı bir araya getireceğiz ve birleştireceğiz diye söz verdik. Çünkü güreşin pastası çok küçüldü. Biz bu pastayı tekrar büyütmek istiyoruz. Camiamızı, tekrar spor camiasının en güçlü camialarından biri haline getirmek istiyoruz. Bu da ancak birlikle sağlanır, bölünerek sağlayamayız. Rıza ayrı bir yerden destek verecek, Yasemin ayrı bir yerden, biz ayrı bir yerden. Bütün dünya, Avrupa, olimpiyat şampiyonu olmuş güçlü isimler herkes ayrı bir yerden destek verecek ki Türk güreşi bir yerlere gelebilsin. O anlamda aramızdaki bu manevi duygunun, birlikteliğin, yol arkadaşlığının da ben Türk güreşi adına çok hayırlı olduğunu, inşallah gelecekte de çok büyük hizmetler edeceğimizi düşünüyorum." yorumunu yaptı.
35 yaşındaki Akgül, aktif sporu bırakmasa "en fazla Avrupa şampiyonluğu kazanan güreşçi" rekoruna kendisinin de ortak olup olamayacağı sorusuna şu yanıtı verdi:
"Evet, ben 2024'te oldum. Rıza orada talihsiz bir maç yaşadı. Orada ben 11 yaptım, Rıza'nın 12'ydi. Şu anda tabii güreşiyor olsaydım belki 13-13 olma durumu olabilirdi. Yüksek ihtimaldi. Çünkü ezeli rakibim Geno Petriashvili de milletvekili oldu, onun da oradan o rekabetten ayrılması şu anda Avrupa Şampiyonası'nda herkesi şampiyon adayı haline getirdi ki Hakan şampiyonluğu kaçırdı. Eğer güreşiyor olsaydık büyük ihtimalle iki altınımız daha vardı diyebilirim. Aslında bu anlamda çok mütevazı da olmak istemiyorum. Camiamızın, bizleri sevenlerin, yaptığımız fedakarlığı görmeleri noktasında bu çok değerli. Bunu görmelerini özellikle söylüyorum çünkü inanın şampiyonluğun hiçbir şeyle ölçülemeyecek bir değeri var. Şimdi Rıza, Avrupa şampiyonu oldu, onun yaşadığı o duyguyu Rıza'ya ne verirseniz verin hiçbir duygu onu karşılayamaz, besleyemez. Evet, şu anda çok büyük bir görevdeyiz, büyük bir camianın başındayız ama kazanılan şampiyonlukta yaşadığınız o duygu, o maneviyat... Maç öncesi ömrünüzden ömür götürüyor ama müsabaka sonrası da ömrünüze ömür koyuyor. Niye? Ülkenize geliyorsunuz, insanların gösterdiği ilgi, alaka... Diyorsunuz ki 'Ben bir daha şampiyon olayım.' Şampiyonalara gittiğimde o finalleri görünce 'Acaba erken mi oldu?' dediğim oluyor ama ben memnunum. Benim nasibim oymuş, benim nasibim oraya kadarmış."
"LOPEZ'İN BAŞARDIĞINI RIZA DA BAŞARABİLİR"
Rıza'nın çok istediği olimpiyat altın madalyasına Los Angeles 2028'de ulaşacağına inandığını söyleyen Akgül, "Onu güreşmesi noktasında çok motive ediyoruz. Mijain Lopez 41 yaşında olimpiyat şampiyonu oldu. Rıza da eğer iyi hazırlanırsa, gerçekten her şeyi dört dörtlük yaparsa olimpiyat şampiyonu neden olmasın? Zaten 1-2 böyle tam Rıza emsali rakibimiz var. Bunların hepsi zaten bize düşmeyecek. Dünyanın savaş durumları var, ne olacağı belli olmuyor. O yüzden inanacağız, sonuna kadar biz bu yolda devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Akgül, geçen yıl ilk kez Sivas'ta düzenlenen, 2026'da da Ankara Spor Salonu'nda yapılacak Büyük Güreş Festivali'ni çok önemsediğinin altını çizerek şunları kaydetti:
"Burada amacımız sadece Türkiye Şampiyonası yapmak değil. Geçen sene Sivas'ta bir fitil ateşledik, altyapının fitilini ateşledik. Bir heyecana, değişikliğe ihtiyaç vardı. Şimdi önceden minikler kategorisi 11-13 yaşken biz bunu bütün yaş kategorilerine ayırdık. Her yaşı kendi içinde Türkiye Şampiyonası yapıyoruz. 10, 11, 12, 13 ve 14 yaş Türkiye Şampiyonası'nı aynı yerde yapıyoruz. Aynı yerde yapma amacımız da şu: Bir kültür kaynaşması olsun istiyoruz. Yani Iğdır'daki, Hakkari'deki çocuğumuzla İzmirli, Kırklareli'ndeki, Tekirdağ'daki kaynaşsın istiyoruz ve güreşte bir ambiyans oluşsun istiyoruz. Şimdi Amerika'da kolej güreşleri yapılıyor, 30-40 bin seyirci geliyor. Biz aslında cesaret edilemeyecek bir alana ciddi bir yatırım yaptık. Bu alan nedir? Sporcu havuzundan bahsetmiyorum. Seyirci kültürü, güreş kitlesi yaratma alanı. Bunu da nasıl başarabiliriz? Alttan gelen o çocukların aileleriyle başarabiliriz. Amacımız orada bir güreş şöleni yaratmak. Burada aileler çocuğuyla beraber gelip güreşi izlerse güreşin kuralını öğrenir. Şimdi herhangi bir insanı tribüne getirdiğimizde keyif aldırmamız çok zor ama çocuğuyla beraber o kuralların içine girdiği anda güreşten keyif alır. Ve buradan 2028 değil ama 2032 ve 2036 -İstanbul olursa- o kadroların hepsi, bu fitilini ateşlediğimiz minderlerden çıkacak inşallah."
Röportajın ardından Anadolu Ajansı Spor Haberleri Direktörü Cuma Kaan Elbir, Taha Akgül ve Rıza Kayaalp'e Anadolu Ajansı tarafından geçen yıla damga vuran gelişmelerin kronolojik bir çerçevede ele alındığı "Yıllık 2025"i hediye etti.