Dünyanın gözü kulağı Trump - Şi zirvesinde: Savaşın sonu mu?

ABD ve Çin liderleri Trump ile Şi arasında yapılacak kritik zirvede ticaret savaşları, Tayvan krizi ve İran masada olacak. Uzmanlar, köklü sorunların çözümünden ziyade mevcut istikrarı koruma çabasının öne çıkacağını belirtiyor.

ABONE OL
GİRİŞ 13.05.2026 11:33 GÜNCELLEME 13.05.2026 13:20 DÜNYA
Dünyanın gözü kulağı Trump - Şi zirvesinde: Savaşın sonu mu?
Dünyanın gözü kulağı Trump - Şi zirvesinde: Savaşın sonu mu?

Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ve ABD Başkanı Donald Trump merakla beklenen zirveye hazırlanırken, her iki ülke de son aylarda genel anlamda istikrarlı seyreden ilişkilerini bu seviyede tutmayı planlıyor.

Ancak dünyanın en önemli ikili ilişkilerinden birinde pek çok kritik konu masada duruyor ve ufukta kolay bir çözüm görünmüyor.

Teknoloji rekabetinden ABD'nin gayriresmi müttefiki Tayvan meselesine kadar uzanan uzun soluklu anlaşmazlıklarda büyük bir ilerleme beklenmiyor. Ayrıca, Pekin'in gayriresmi arabuluculardan biri olduğu İran ile savaşın sona erdirilmesi konusunun da gündeme eklenmesi muhtemel.

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden (CSIS) Henrietta Levin, ABD menşeli medya kuruluşu Associated Press'e yaptığı açıklamada her iki tarafın da istikrara önem verdiğine dikkat çekiyor: 

"Her iki tarafta da ABD-Çin istikrarının önemli olduğu konusunda bir fikir birliği var. İstikrar sorusunu aştığınızda, ilişkide 'sırada ne var' sorusu biraz daha karmaşık hale geliyor ve bu nedenle toplantıdan çıkacak en olası sonuç, çok az şey olmasıdır."

"BU, SAVAŞIN BİTTİĞİ ANLAMINA GELMİYOR"

Çin-ABD ticaret savaşı Trump'ın ilk döneminde başlamış, ancak geçen yılın nisan ayında Trump'ın tüm Çin mallarına yüzde 34 gümrük vergisi açıkladığı ve "Kurtuluş Günü" olarak adlandırdığı dönemde bir üst seviyeye taşınmıştı.

Çin bu hamleye karşı gümrük vergileri ve nadir toprak elementleri ihracatına getirdiği kısıtlamalarla misilleme yaptı. Karşılıklı tırmanan gerilimde gümrük vergileri yüzde 145'e kadar ulaştı.

Çok yüksek gümrük vergilerinin sürdürülebilir olmadığını fark eden iki taraf, cezalandırıcı ekonomik önlemlerin birçoğunu durdurarak ticari ateşkes çağrısında bulundu.

İki lider ekim ayında Güney Kore'de bir araya gelerek ateşkesi bir yıl daha uzattı.

Çin, Amerikalı çiftçilerden soya fasulyesi almayı taahhüt ederken, ABD gümrük vergilerini yarıdan fazla oranda düşürdü.

ABD Başkanı Donald Trump, Çin seyahati öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, 13 Mayıs 2026

Fudan Üniversitesi'nden uluslararası ilişkiler uzmanı Profesör Zhao Minghao, Çin'in stratejisini şöyle değerlendiriyor:

"Çin'in stratejisi karşılık vererek istikrarı teşvik etmekti. İki taraf bu kez kapsamlı bir ticaret anlaşması yayınlayabilir. Ancak bu, savaşın bittiği anlamına gelmiyor ve anlaşmanın şartları olacaktır."

Geçen yılki ticari ateşkes büyük sorunların hiçbirini çözmediği gibi, eski düzene dönüş anlamına da gelmiyordu.

Çin şu anda nadir toprak elementleri ihracatı için istediği zaman sıkılaştırabileceği yeni bir ihracat izni şartı uyguluyor. Asya Toplumu Başkan Yardımcısı ve eski ABD ticaret müzakerecisi Wendy Cutler, mevcut durumu şu sözlerle ifade etti:

"Geçmiş zirveleri karakterize eden yoğun angajman türü bu kez eksik. Bu kırılgan bir ateşkes."

Öte yandan Beyaz Saray tarafından pazar günü yapılan açıklamada, ülkeler arasındaki ekonomik iletişimin sürdürülmesi amacıyla yeni bir “Ticaret Kurulu” oluşturulmasının planlandığı belirtildi.

"ÇİN'İN TUTUMU İNCE BİR ŞEKİLDE DEĞİŞTİ"

ABD, gelişmiş bilgisayar çipleri ve bu çipleri üreten makineler gibi ilgili teknolojilerin Çin'e ihracatına yönelik kısıtlamaları Trump'ın ilk görev süresinde uygulamaya koymuştu.

Kaliforniya merkezli çip tasarımcısı Nvidia, bu ürünleri Çin'e ihraç edebilmek için Trump'a baskı yapıyor.

Nvidia'nın kurucusu Jensen Huang, çip satışının Çinli yapay zeka firmalarının Amerikan teknolojisine bağımlılığını artıracağını savunuyor.

Ancak çip ihracatına yönelik artan kısıtlamalar, Çin'i kendi kendine yetme hedefine daha da itebilir. Profesör Zhao, bu konudaki değişimi şu sözlerle aktarıyor:

"Çin'in tutumu ince bir şekilde değişti; ABD'den gelen gelişmiş çiplere güvenmeye devam etmek yerine yerli çip endüstrisini geliştirmeye daha fazla odaklanmış görünüyor."

"KARŞILIKLI İTİDAL STRATEJİSİ"

Zirveden iki hafta önce Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkilerin genel olarak istikrarlı seyrettiğini, ancak Tayvan'ın ilişkilerindeki "en büyük risk" olmaya devam ettiğini söyledi.

Çin, perşembe günü Tayvan'ın görüşmelerde en önemli öncelik olacağının sinyalini bir kez daha verdi.

Çin ve Tayvan'ın 1949'daki iç savaşta ayrılmasından bu yana devam eden Tayvan sorununun çözülmesini bekleyenlerin sayısı oldukça az.

Pekin Tayvan üzerinde hak iddia ederken, ada kendi kendini yöneten bir demokrasi konumunda.

Tayvan'ın 2016'da Tsai Ing-wen'i başkan seçmesinden bu yana gerilim sürekli tırmandı.

Demokratik İlerici Parti (DPP), Tayvan'ın işlevsel olarak bağımsız ve kendi başına egemen bir devlet olduğunu savunuyor.

Pekin, Tayvan hükümetiyle iletişimi kesti ve son yıllarda adanın yakınlarına neredeyse her gün savaş uçakları ve gemileri göndererek tatbikatlar yapmaya başladı.

Adanın mevcut başkanı Lai Ching-te de DPP'den. Pekin, Lai'yi defalarca eleştirdi ve hatta askeri tatbikatlarına yönelik propaganda görsellerinde onu bir "parazit" olarak tasvir etti.

ABD yasaları gereği Tayvan'ın kendisini savunabilmesini sağlamakla yükümlü olsa da, resmi olarak stratejik belirsizlik politikasını sürdürüyor.

Trump'ın yakın zamanda Şi ile Tayvan'a silah satışını görüştüğünü söylemesi, ABD'nin Tayvan'ı destekleyip desteklemeyeceği konusunda yeni sorulara yol açtı. Profesör Zhao, olası bir uzlaşma zeminini şu sözlerle dile getiriyor:

"Olasılıklardan biri, Çin ve ABD'nin bir tür 'karşılıklı itidal' stratejisi benimsemesidir; örneğin, anakaranın Tayvan'ı hedef alan askeri tatbikatlarını azaltması karşılığında Amerikan'ın Tayvan'a silah satışlarının sayısını düşürmesi gibi."

"ÇİN, EN BÜYÜK TERÖR SPONSORUNU FİNANSE EDİYOR"

Dünya, küresel ekonomiyi sarsan İran'daki savaşın sona ermesini beklerken, bu çatışmanın görüşmelerde gündeme gelmesi muhtemel.

Çin, savaş nedeniyle ABD ve İsrail'i açıkça eleştiriyor. Ayrıca, İran ile olan yakın siyasi ve ekonomik bağları göz önüne alındığında, Tahran'ı etkileyebilecek gayriresmi bir arabulucu olarak görülüyor.

Ancak Pekin şu ana kadar temkinli davranarak olaylara derinlemesine dahil olmamayı tercih etti. CSIS analisti Levin, "Çin'in, ABD'nin Orta Doğu'da kendi kendine yarattığı sorunları çözmek gibi bir niyeti olduğunu sanmıyorum" diyor.

Zirveden birkaç gün önce ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin'e Hürmüz Boğazı'nı açması için İran'a baskı yapması çağrısında bulundu.

Fox News kanalına konuşan Bessent, Pekin'in İran petrolü alarak terörizmi finanse ettiğini belirterek şu sert ifadeleri kullandı:

"Bakalım Çin biraz diplomasi yapıp İranlıların boğazı açmasını sağlayabilecek mi? İran terörizmin en büyük devlet sponsorudur ve Çin onların enerjisinin yüzde 90'ını satın alıyor, dolayısıyla en büyük devlet terör sponsorunu finanse ediyorlar."

Ramazan Dengiz Haber7.com - Muhabir
Haber 7 - Ramazan Dengiz
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR