Türkiye'nin sınırları aşan nüfuzu korkuttu: İsrail ve Çin'i aynı anda saran büyük endişe!
Ankara'nın stratejik hamleleri ve Türk dünyasıyla kurduğu bağlar, küresel güç odaklarını korkuttu. Türkiye'nin bölgedeki askeri, siyasi ve kültürel liderliğinin hem Tel Aviv hem de Pekin yönetimlerinde nasıl derin bir uykusuzluğa yol açtı.
- Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve Doğu Türkistan davasına olan bağlılığı, İsrail ve Çin'in ortak bir kaygı geliştirmesine neden oluyor.
- İsrail, Türkiye'nin Gazze'deki etkisini ve Suriye'deki askeri varlığını tehdit olarak görürken, Çin ise Uygur Türklerinin Türkiye'deki kültürel etkisinden endişe duyuyor.
- Türkiye, Uygur meselesini geniş bir Türk kimliği çerçevesinde ele alarak, hem tarihsel hem de kültürel bağlarıyla bu durumu güçlendiriyor.
Türkiye'nin yerli ve milli dış politika vizyonuyla sınırlarının ötesinde kurduğu güçlü nüfuz alanı, dünya siyasetinin ezberlerini bozmaya devam ediyor. Son olarak İsrail medyasında yer alan The Jerusalem Pots’da yer alan bir analizde, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve Doğu Türkistan davasına olan tarihsel bağlılığının, birbirine tamamen zıt iki aktör olan İsrail ve Çin'i ortak bir endişe paydasında buluşturduğu itiraf edildi.

İSRAİL VE ÇİN'İN ORTAK KABUSU GERÇEK OLDU: GÜÇLÜ TÜRKİYE
Ortadoğu'da kartların yeniden karıldığı bir dönemde, Türkiye'nin bağımsız ve kararlı duruşu küresel güçlerin planlarını bozuyor. İsrail basını, Ankara'nın Suriye'deki askeri ve siyasi ağırlığının yanı sıra Gazze'deki mazlumların sesi olma kararlılığını yakından takip ediyor. Diğer taraftan Çin ise Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde yaşayan Uygur Türkleri üzerindeki kültürel ve kimliksel etkisinden büyük bir tedirginlik duyuyor. Çin en büyük endişelerinin başında Çin’i terk edip Suriye’de savaşa giren, savaş tecrübesi kazanan, askeri deneyimleriyle örgütlenebilen Uygur Türklerinin Sincan’a dönecek olması. İki farklı coğrafyada bulunan ve mazlumlara zulmeden bu iki devlet, Türkiye'nin sınırları aşan bu muazzam gücü karşısında adeta ortak bir kaygıda birleşiyor.

UYGUR TÜRKLERİNİN HAMİSİ: ANKARA'NIN TARİHSEL VE KÜLTÜREL GÜCÜ
Ankara, Pekin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı politikalara yalnızca diplomatik düzeyde tepki gösteren sıradan bir başkent konumunda bulunmuyor. Türkiye, Uygur meselesini çok daha geniş bir Türk dünyası ve kimliği çerçevesine oturtacak köklü bir tarih bilincine, zengin bir kültürel birikime, eğitim müfredatına ve sınırları aşan güçlü bir siyasi hareketler ağına sahip bir güç olarak öne çıkıyor. Türkiye'de nesiller boyu yetişen öğrenciler, Uygur Türklerini sadece uzak bir coğrafyadaki azınlık olarak değil, Anadolu'dan Orta Asya'ya uzanan büyük Türk tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak öğreniyor. Bu durum, Çin'in Türkiye'nin bu yumuşak gücünden neden bu kadar çekindiğini açıkça ortaya koyuyor.

ERDOĞAN'IN TARİHİ ÇIKIŞI HAFIZALARDA
Türk dış politikasının temel taşlarından birini oluşturan bu milli duruş, geçmişten bugüne en üst düzeyde seslendirilmiştir. Nitekim 2009 yılında yaşanan Urumçi olaylarının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin'in bölgedeki eylemlerini açıkça adeta bir “soykırım” olarak nitelendirerek dünyaya ilan etmişti. Benzer şekilde, 2019 senesinde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada da Pekin yönetiminin Uygur Türklerine yönelik baskıcı uygulamaları “insanlık adına büyük bir utanç vesilesi” olarak tanımlanmıştı. Ankara'nın bu gür sesi, mazlumların hamisi olma misyonunun en somut göstergesi olarak tarihe geçti.

SURİYE'DEKİ YENİ NESİL VE ÇİN'İN BÜYÜK KORKUSU
Çin'in Suriye sahasındaki en büyük endişesi, 2012 yılından bu yana bölgeye yerleşen Uygur ailelerin yeni nesil çocukları üzerinde yoğunlaşıyor. Suriye'de doğan ya da çok küçük yaşta buraya gelen ve Çin'i hiç görmemiş olan bu gençler, Türkiye'nin bölgede kurduğu eğitim, kültür ve güvenlik şemsiyesi altında büyüyor. Pekin yönetimi, Şam rejimine baskı yaparak askeri grupları engellemeye çalışsa da Türkiye'nin bölgedeki okullar, kültürel kurumlar ve sosyal ağlar vasıtasıyla genç dimağlarda yeşerttiği Türk kimliği bilincine karşı hiçbir çare üretemiyor. Bu durum, Çin'in bölgedeki uzun vadeli güvenlik algısını derinden sarsıyor.
![]()
İSRAİL'İN KUZEY SINIRINDAKİ TÜRKİYE ENDİŞESİ
Madalyonun diğer yüzünde ise İsrail'in güvenlik kaygıları yer alıyor. Tel Aviv, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını tahkim etmesinden ve sınır komşusu olan bu topraklarda kalıcı bir siyasi-askeri düzen inşa etmesinden büyük rahatsızlık duyuyor. Türkiye'nin Hamas ile olan güçlü ilişkileri ve Gazze'nin geleceğinde söz sahibi olma iradesi, İsrail tarafından kendi güvenlik kuşağına yönelik en büyük stratejik meydan okuma olarak değerlendiriliyor. Sonuç olarak, Türkiye'nin yerli ve milli eksende yükselen bölgesel gücü, hem Doğu'da hem de Batı'da ezberleri bozarak küresel dengeleri yeniden şekillendiriyor.
-
Osman 10 dakika önce Şikayet Etİyi güzel hoş da, duran kim ? Durdurmaya kalksa, zerre kadar maddi zarar görünce ayaklanan halkımız var. Herşeyi devletten bekleyip boykot dahi yapmayan milletimiz var. Hatta Erdoğan düşmanlığından inadına boykot etmeyen ..... varBeğen
-
Turan 13 dakika önce Şikayet EtAnlaşıldı çini de hefimize aldık. Trump ise hala catsayı kaldırmıyor.Beğen
-
Misafir 19 dakika önce Şikayet EtGeliyor gelmekte olan biiznillahBeğen
-
Misafira karakaş 21 dakika önce Şikayet EtAziz türkiyem zalime korku mazlumun umudusunBeğen Toplam 1 beğeni
-
Ahmer 31 dakika önce Şikayet EtGeliyor artık islam odusu!Beğen Toplam 2 beğeni