Orta Doğu'da ABD'nin ağırlığı azalıyor: Türkiye'nin mimarlığında bölgesel düzen kuruluyor

Uluslararası basında yer alan kapsamlı analizler, Washington’ın Orta Doğu’daki askeri ve siyasi ağırlığının azaldığını ortaya koyarken, Ankara’nın öncülük ettiği yeni güvenlik mimarisi bölgenin kaderini yeniden çiziyor.

Bizi Takip Edin
GİRİŞ 22.10.2026 15:20 GÜNCELLEME 22.10.2026 16:20 DÜNYA
Orta Doğu'da ABD'nin ağırlığı azalıyor: Türkiye'nin mimarlığında bölgesel düzen kuruluyor
Orta Doğu'da ABD'nin ağırlığı azalıyor: Türkiye'nin mimarlığında bölgesel düzen kuruluyor

Dünyanın önde gelen jeopolitik yayın organlarında yayımlanan son raporlar, 1991 yılından bu yana Orta Doğu’da tek taraflı güç gösteren ABD hegemonyasının sarsıldığını ilan etti. Washington yönetiminin izlediği stratejilerin sahada başarısızlığa uğramasıyla birlikte oluşan güç boşluğunu, Türkiye’nin başını çektiği aktörlerin kurucu hamlelerle doldurmaya başladığı vurgulanıyor. Yaşanan bu gelişmeleri “Ortadoğu kendi güvenlik mimarisini oluşturabilir mi?” başlığıyla köşesine taşıyan Nebi Miş çarpıcı tespitlerde bulundu.

WASHINGTON’IN BÖLGEDEN ÇEKİLİŞİ

Foreign Affairs dergisinde “Amerika Ortadoğu’sunun sonu” başlığıyla kaleme alınan dikkat çekici bir değerlendirmede, ABD ve İsrail ortaklığının İran politikalarındaki tıkanma ile Gazze’de yaşanan insani dramın, küresel gücün Orta Doğu’daki varlığını temelden sarstığı belirtildi.

Analizde yer alan tespitlere göre Washington; Körfez bölgesindeki müttefiklerine yeterli güvenlik şemsiyesi sunamaması, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş emniyetini tam anlamıyla sağlayamaması ve desteklediği rejimlerin savunma taleplerini karşılayamaması, “Körfez müttefiklerini koruyamayan, Hürmüz Boğazı’nı açık tutamayan, desteklediği rejimlerin güvenlik taleplerine cevap veremeyen Washington’ın stratejisi, askeri ve siyasi olarak iflas etti” şeklinde ifade edildi.

OLUŞAN BOŞLUĞU BÖLGESEL AKTÖRLER DOLDURACAK

Öte yandan İngiltere merkezli The Economist dergisinde başlığıyla “Washington’ın bıraktığı boşluğu Türkiye, İran ve İsrail dolduracak” yayımlanan bir diğer analizde, ABD ordusunun Irak’tan tamamen çekilme sürecine girmesi masaya yatırıldı.

Küresel yayın organlarında yayınlanan analizleri değerlendiren Miş, Washington’ın bölgeden çekilmesiyle ortaya çıkacak devasa jeopolitik boşluk, dışarıdan müdahalelerle değil; Türkiye, İran ve İsrail gibi bölgesel güçlerin hamleleriyle şekillenecek.

'İRAN MALİYET ÜRETİYOR'

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı işgal savaşı devam ederken, "Tahran'ın Hürmüz'de keşfettiği küresel ve bölgesel maliyet üretme kabiliyetini Babü'l Mendeb Boğazı'na taşımayı hedeflediği" belirtildi.

'İSTİKRARSIZLIĞA EN BÜYÜK YATIRIM İSRAİL'DEN'

Gazze Soykırımı ile Orta Doğu'yu ateşe atan ve bölgesel savaş planı ile ABD'yi İran savaşına sürükleyen İsrail'in "Orta Doğu'nun istikrarsızlığına yatırım yaptığı" vurgulanıyor. İsrail'in tırmandırdığı gerilimler karşısında Körfez ülkelerinin kendi güvenlik garantilerini çeşitlendirmek için yol ve yöntemler aradığı aktarılırken, İran'ın füze saldırılarında ABD'nin güvenlik garantilerinin "yeterli olmadığını yaşayarak deneyimledikleri" öne çıkarılıyor.

BUNLARIN AKSİNE TÜRKİYE DÜZEN KURP BÖLGEYİ SAHİPLENİYOR

Nebi Miş’in kaleme aldığı “Ortadoğu kendi güvenlik mimarisini oluşturabilir mi?” makalesinde, yaşanan bu tarihi kırılma anında Türkiye, klasik hegemonik güç arayışlarının ötesine geçerek kapsayıcı ve yapıcı bir teklifle öne çıktığını vurguladı. Ankara’nın benimsediği "bölgesel sahiplenme" yaklaşımı, coğrafyadaki krizlerin ancak ve ancak bölge ülkelerinin kendi ortak iradeleriyle çözülebileceği ilkesine dayanıyor. Türkiye’nin önerdiği model; tek bir ülkenin baskın olduğu bir tahakküm düzeni yerine, karşılıklı güvene dayalı diplomasinin, derinleşen ekonomik entegrasyonun ve ortak hareket eden bir güvenlik mimarisinin tesisine dayanıyor.

Miş, “ABD’nin aksine Türkiye’nin önem verdiği nokta, yeniden bir gücün hegemonya kurduğu bir sistemden ziyade, ortaklı bir güvenlik mimarisi ile ekonomik ilişkilerin derinleştiği, diplomasinin karşılıklı güven temelinde yürütüldüğü, topyekun istikrara katkı yapacak bir yeni düzenin kurulmasıdır” ifadelerini kullandı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması

YENİ İTTİFAK DALGASI: BEKLEYEN ALTI ÜLKE

Bu kapsamda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında hayata geçirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgenin kendi geleceğini tayin etme iradesinin somut bir nişanesi olarak değerlendiriliyor. Söz konusu ittifakın yakaladığı başarının, coğrafyadaki diğer aktörler için de bir çekim merkezi oluşturduğu belirtiliyor. Bölgesel istikrarı hedefleyen bu yeni güvenlik şemsiyesine katılmak amacıyla şimdiden altı farklı ülkenin yoğun ilgi gösterdiği ve sürece dahil olmak istediği aktarılıyor. Orta Doğu’daki bu köklü dönüşüm, dış aktörlerin gölgesinden sıyrılan bölgesel güçlerin kendi güvenlik ve kalkınma hatlarını bizzat inşa edeceği yeni bir dönemi başlatıyor.

KAYNAK : Haber7
Mücahit Çetin Haber7.com - Editör
Haber 7 - Mücahit Çetin

Editör Hakkında

1993 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Medya kuruluşlarında gündem ve özel haber editörü olarak görev aldı. Halen Haber7’de özel haber editörü olarak çalışıyor. ‎
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL