Bakan Tekin'den PISA sonuçları açıklaması: 2015 itibariyle istikrarlı yükselişe geçtik
Bakan Tekin, CNN Türk'te Hakan Çelik'in sorularını cevapladı. PISA sonuçlarını değerlendiren Bakan Tekin, Türkiye'nin OECD ortalamalarının üzerine çıktığını belirterek 2015 itibariyle istikrarlı bir yükselişe geçildiğini söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CNN Türk ekranlarında eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2026-2027 eğitim öğretim yılının başladığını hatırlatan Tekin, öğretmenlere teşekkür ederek, "Bütün öğretmen arkadaşlarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum. Fedakarca çalışıyorlar, biz de kendilerine bu süreçte yol arkadaşlığı yapmaya çaba sarf ediyoruz. Öğretmenlerimize, öğrencilerimize, ülkemize hayırlı olsun." dedi.
Eğitimin ülke ekonomisi ve toplum açısından önemine dikkat çeken Tekin, akademik çalışmaların nitelikli eleman yetiştirmenin ülkelerin milli gelirleri üzerinde minimum 2 puanlık etkisi olduğunu gösterdiğini belirtti. Tekin, "Bizim yaptığımız işler ekonomiden savunmaya kadar toplumu her alanda yakından ilgilendiriyor." ifadelerini kullandı.
"PISA ULUSLARARASI ARENADA KARNEYİ GÖRMEK İÇİN ÖNEMLİ"
Eğitim sistemlerinin değerlendirilme süreçlerine ilişkin konuşan Tekin, dünyadaki tüm bakanlıkların kendi eğitim süreçlerini izleme ve denetleme mekanizmaları bulunduğunu söyledi.
Tekin, Milli Eğitim Bakanlığında da İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlığının bulunduğunu belirterek, "İzlenir, notlanır. İç denetim birimimiz var. Buralarla denetim yapıyoruz." dedi.
Bakan Tekin, ülkelerin kendi iç sistemlerinde yaptığı değerlendirmelerin yanı sıra uluslararası geçerliliği bulunan kurumların değerlendirmelerinin de bulunduğunu belirterek, PISA çalışma grubunun bunlardan biri olduğunu ifade etti.
PISA'nın uluslararası arenada ülkelerin eğitimdeki durumunu görmeleri açısından önem taşıdığını belirten Tekin, bu yapının ülkelerin eğitim süreçlerindeki fiziki altyapısını da raporladığını söyledi.
"PISA 2003'TE İLK 30'UN İÇİNDE YOKTUK"
Türkiye'nin PISA döngüsüne 2003 yılında dahil olduğunu belirten Tekin, o dönemde OECD ortalamalarının çok gerisinde bulunulduğunu ifade etti.
Tekin, "PISA 2003 değerlendirmesinde ise ilk 30'un içinde yoktuk. Çok kötü bir grafikti." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2001 yılında siyaset yolculuğuna çıkarken eğitime ilişkin yaklaşımına da değinen Tekin, Erdoğan'ın "Bu çocuklar bu koşullarda eğitimi hak etmiyorlar" parametresinden hareketle bütün bütçelerde eğitime büyük kaynak ayırdığını söyledi.

"OECD ORTALAMALARININ ÜZERİNE ÇIKTIK"
Türkiye'nin eğitim alanında geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tekin, "Biz OECD ortalamalarının üzerine çıktık. Buralarda problem kalmadı." dedi.
Teknolojinin kullanımı açısından da değerlendirme yapan Tekin, Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı'nın verilerine göre etkileşimli tahta bulunması bakımından Türkiye'nin çok önde olduğunu söyledi.
Tekin, PISA sonuçlarının Türkiye'nin eğitimdeki grafiği açısından değerlendirilmesine ilişkin ise özellikle TBMM'de muhalefetin en çok eleştirdiği konulardan birinin "Sonuç PISA'da neredeyiz?" sorusu olduğunu belirtti.
Tekin, Türkiye'nin 2015 itibariyle PISA sonuçlarında istikrarlı bir yükselişe geçtiğini ifade etti.
Tekin'in konuşmasından satır başlıkları şöyle;

"BELKİ DE BİZ BİRİNCİ OLACAKTIK"
PISA başarısına ilişkin eleştirilerden de söz eden Tekin, "OECD ülkeleri pandemi nedeniyle puan kaybı yaşadı" şeklindeki değerlendirmelere tepki gösterdi.
Tekin, "Peki pandemi sadece OECD ülkelerinde mi oldu, Türkiye'de yok muydu? OECD ülkeleri Türkiye'nin son 5 yılda yaşadığı felaketlerden hangisini yaşadı? Çevremizdeki savaşlar, yaşananlar bizi de çok etkiliyor." dedi.
6 Şubat depremlerine de dikkat çeken Tekin, "Hangi OECD ülkesi 6 Şubat depremini yaşadı? Çok tutarsız bir eleştiri." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin kurduğu altyapı ve yatırımlara dikkat çeken Tekin, "Bu saydıklarım olmasaydı belki de biz birinci olacaktık." dedi.
ÖĞRENCİLERİN PISA VERİLERİ ÜZERİNE HAZIRLIK YAPTIĞI İDDİASI
Öğrencilerin PISA verileri üzerine özel olarak hazırlık yaptığı iddialarına da yanıt veren Tekin, TÜİK'in bölgelerin gelişmişlik düzeyine ilişkin sağlıklı sonuçlar vermesi amacıyla hazırladığı istatistikleri OECD'ye verdiğini söyledi.
Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı olarak her okul türünde kaç öğrenci bulunduğuna ilişkin verileri de OECD'ye verdiklerini belirtti.
Toplamda 3,5 saat süren sınavda öğrencilerin motivasyonlarını kaybetmeden sınavı tamamlamaları için diğer ülkeler gibi Türkiye'de de bazı etkinlikler yapıldığını ifade eden Tekin, "Akademik bir çalışma değil bu." dedi.
OKULLARDA CEP TELEFONU KULLANIMI
PISA'nın 8 Eylül'deki toplantısında ülkelerin PISA'daki başarısını artırmak için bazı tavsiyelerde bulunulduğunu aktaran Tekin, bunlardan birinin ebeveynlerin eğitim sürecine katılımı olduğunu söyledi.
Tekin, ailelerin eğitim sürecine katılımını artırmak için bu yıl da çeşitli etkinlikler yapacaklarını belirtti. Bu kapsamda çocuğu okula ilk defa başlayan velilere uyum haftasında 9 saatlik ebeveyn eğitiminin zorunlu hale getirildiğini ifade eden Tekin, "PISA bunu 8 Eylül'de söyledi, biz bunu 3 yıldır yapıyoruz." dedi.
PISA toplantısında dile getirilen ikinci konunun ise cep telefonu kullanımının yasaklanması olduğunu belirten Tekin, bunun PISA başarısını pozitif etkileyeceğinin söylendiğini aktardı.
Tekin, "Bizim ilk yaptığımız şey çocukların telefonlarını dersliklere sokmasını engelleyecek tedbirler almak. Dünyada ilk yapan ülkelerden biriyiz." diye konuştu.
Öğrencilerin de uygulamayı artık kanıksadığını belirten Tekin, öğrencilerin bu konuda bir şikayetinin olmadığını söyledi.
ÖĞRENCİLERİN TEKNOLOJİ ÜRÜNLERİNE ERİŞİMİ
Öğrencilerin son teknoloji ürünlerine erişiminin desteklenmesine ilişkin görüşünü de paylaşan Tekin, "Yüzde yüz katılıyorum" dedi.
Tekin, Fatih Projesi'ni başlattıklarını hatırlatarak, projenin önemli çıktılarından birinin 30 milyon öğrencinin tablet ve etkileşimli tahta kullanması olduğunu söyledi.
Projenin katma değerinin her yıl ürünün yerlilik oranının artırılması ve Türkiye'de bu alanda bir sanayinin büyümesi olduğunu belirten Tekin, ülkenin teknoloji geliştirerek daha üst ürün gamında cihazlar yapmasını teşvik ederek eğitim ve öğretim sürecinde bu alana odaklanmak gerektiğini ifade etti.
Tekin, "Temenni edelim ki Türkiye savunma sanayiinde olduğu gibi bu iletişimle ilgili sahada da, bu sektörde güçlü olarak bulunacağımız adımları atmak gerekiyor. Bu ülkemiz açısından da farklı boyutlarıyla dikkat etmemiz gereken bir alan." dedi.
OKULLARDA HİJYEN TABLOSU NASIL?
Okullardaki hijyen ve güvenlik tedbirlerine ilişkin de konuşan Tekin, "Okullardaki temizlik ve güvenlik tedbirlerimizi aldık." ifadelerini kullandı.
"DEPREM RİSKİ OLAN OKULUMUZ KALMADI"
Türkiye'deki okulların deprem riskine ilişkin de bilgi veren Tekin, 2002 öncesinde Türkiye'de 357 bin derslik bulunduğunu, bugün ise 750 binin üzerinde dersliğin olduğunu söyledi.
2002 öncesindeki 357 bin dersliğin yaklaşık yarısının deprem veya benzeri sebeplerle yıkılıp yeniden yapıldığını varsaydıklarında, 180-200 bin civarında dersliğin kaldığını belirten Tekin, bunların tamamının deprem yönetmeliğine uygun şekilde gözden geçirildiğini ifade etti.
Risk taşıyan okulların yık-yap kapsamına alındığını belirten Tekin, yıkılmasına gerek duyulmayan okullardaki sorunun ise güçlendirme yöntemiyle çözüldüğünü söyledi.
Güçlendirme ile çözülemeyen okulların eğitim-öğretim açısından kapatıldığını belirten Tekin, "Biz gerekli tedbirleri aldık. Ülkedeki okulların tamamı tarandı diyebiliriz." dedi.
Tekin, 2002'den bu yana yaklaşık 500 bin dersliğin eğitim-öğretime kazandırıldığını da ifade etti.
"ÖĞRETMENLERE KIYAFET DÜZENLEMESİ GELİYOR"
Öğretmenlerin kıyafetlerine yönelik düzenlemeye ilişkin de açıklama yapan Tekin, Türkiye'deki resmi öğretmenlerin hukuki statüsünün "devlet memuru" olduğunu hatırlattı.
Bu nedenle kamu personeli için hazırlanmış kılık kıyafet yönetmeliğinin bulunduğunu belirten Tekin, bütün öğretmenlerin bu yönetmeliğe uymak durumunda olduğunu söyledi.
Okullarda güvenlik meselesi de dahil olmak üzere çeşitli konularda tedbir alınması gerektiğini ifade eden Tekin, okula yabancı birinin girip girmediğinin ve okulda bulunan öğretmenlerle diğer kişilerin ayırt edilmesinin önemine dikkat çekti.
Tekin, "Veli okula giriyor, kim olduğunu bilmiyoruz, onu engelledik. Şimdi okula gelen kişi, öğrenci ya da başkası kıyafetine bakıyor öğretmen mi öğrenci mi ayırt edemiyoruz." dedi.
Öğretmenlerin kıyafetlerinde yer alan marka reklamlarından tişörtlerle verilen mesajlara kadar tartışmalı durumlarla karşılaştığını belirten Tekin, "Mesela LGBTİ tezlerini açıklayan veya çağrıştıran şeyler. Bunlar çok doğru değil, tartışmaları beraberinden getiriyor. CİMER üzerinden çok şikayet ulaştı." ifadelerini kullandı.
Tekin, bu noktada öğretmenlerin 657 sayılı kanuna tabi olduklarının hatırlatılabileceğini ya da daha rahat olabileceklerini düşündükleri önlüklerin tercih edilebileceğini belirterek, "Bunu tercih ettik." dedi.
"ADRESE DAYALI OKUL KAYDINDA ÖNLEM ALDIK"
Adrese dayalı okul kayıtlarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Tekin, yaklaşık 65 bin resmi devlet okulunun tamamının Milli Eğitim Bakanlığı açısından eşit olduğunu ve bütün öğretmenlerin değerli olduğunu söyledi.
Geçmişte velilerin öğretmen seçebildiğini belirten Tekin, bunun bazı sorunlara yol açtığını ifade etti.
Tekin, "Veli okula gidiyor, 'Çocuğumu şu öğretmene yazdırmak istiyorum, okul müdürüne para verdim' deniyordu. Çok tercih edilen öğretmenler yanında diğerleri zor durumda kalıyordu. Bunu çözdük." dedi.
Okula kayıt yaptıran öğrencilerin sınıf ve şube seçimlerinin belirlenen parametrelere göre yapıldığını belirten Tekin, öğrencilerin şubelere eşit şekilde dağıtıldığını söyledi.
Adrese dayalı kayıt sisteminde ise tüm okulların sokak sokak, cadde cadde elektronik sisteme işlendiğini belirten Tekin, hangi apartmandaki çocuğun hangi okula kayıt yaptıracağının sistem üzerinden takip edildiğini ifade etti.
Bir sokaktaki öğrenci belirlenen okulla ilişkilendirildiğinde otomatik olarak o okula kayıtlı hale geldiğini belirten Tekin, velinin çocuğunu kayıt bölgesi dışında başka bir okula göndermek istemesi halinde ise farklı sorunların ortaya çıktığını söyledi.
Tekin, "Dolayısıyla bu okulun kapasitesi birden bire şişiyor, bu okulda derslik başına düşen öğrenci sayısı Türkiye ortalaması üzerine çıkıyor, diğer okul öğrenci sayısı azaldığı için buradaki öğretmenlerin hepsi norm fazlası haline geliyor. Hep başka bir mağduriyet doğuruyor." diye konuştu.
Bu yıl okulların kayıt işlemlerinin ardından yapılan planlamayı velilerin manipüle edebildiği alanları kapattıklarını belirten Tekin, "Muvafakatlı öğrenci" olarak tanımlanan ve başka bir kişinin evinin adresi gösterilerek kayıt yaptırılması uygulamasının da engellendiğini söyledi.
Tekin, alınan önlemlerle bu yıl kayıt ücreti tartışmalarının minimize olduğunu ifade etti.
UYUM HAFTASINDA YÜZDE 91 KATILIM
Uyum haftasında şunu yaptık, okula başlayan öğrenci ailesi ile birlikte geldi, rehber öğretmenimiz kendilerini iyi ebeveynlik ve iletişim konusunda istişarelerde bulundu. Bir genelge ile kamu personeli olan velilere izin verildi. Son verilere göre yüzde 91 katılım oldu.
YAPAY ZEKA, EĞİTİM MODELİNDE NE KADAR VAR?
Şahsen ben kullanmıyorum, kişisel olarak gelenekselciyim. Yapay zekadan hiç faydalanmıyorum. Çocuklarım kullanıyor, her türlü şeyi soruyorlar ben şaşkınlıkla seyrediyorum. Kullanmayı isterim şu an gelenekçilik devam ediyor. Bakanlıkta ise sadece eğitimde yapay zekanın kullanımı ile ilgili olarak bu konuda bir daire başkanlığı var. Her genel müdürlüğümüz yapay zekadan faydalanabilecek alanları dairemizle konuşuyorlar. En son Türkiye'deki yabancı dil eğitimine ilişkin yapay zeka destekli bir uygulama geliştirdik. "Dilim MEB" uygulaması şu an Türkçe ve İngilizce eğitim veriyor.
ARA TATİL UYGULAMASI
Ara tatil ile ilgili bizim rahatsızlığımız şuydu; yasal mevzuata göre öğrenciler 180 iş günü okula gitmek zorunda, öğrenmenler kanuna göre 2 ay tatil yapmak zorunda. Yıl içerisinde bizim 29 Ekim, 1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, Ramazan-Kurban Bayramı dediğinizde ciddi miktarda tatil var. Bunların hepsini birleştirince 180 iş günü ve 2 ay tatili takvime sıkıştıramıyoruz. 2 yıldır bayramlar tam ara tatil zaman aralığına denk düştüğü için şu an o şeyi Ramazan Bayramı ile kapatıyoruz. Yerleştirdiğimiz sürece problem yok ama yerleştiremeyince bu ara tatil uygulamasını yapmayabiliriz.
"RUHBAN OKULU İÇİN KARARI DEVLET VERECEK"
Ruhban Okulu'nun açılıp açılmaması konusu önemli bir karar. Bunun kararını devlet verecek. Biz sayın Cumhurbaşkanımız ve dış politikamızı yürüten devlet görevlilerimiz bize açılmasının ülke yararına sonuçlar doğuracağını söylerse buna göre hazırlık yaptık. Nihai karar Sayın Erdoğan'ın ve devletin.
-
Ali Hoca 28 dakika önce Şikayet EtSayın bakanım içişleri Bakanımız gibi öğretmenlere bir müjde vermeyi düşünüyor musunuzBeğen Toplam 1 beğeni
-
EĞİTİM FAKÜLTE 1 saat önce Şikayet EtÖğretmen yetiştiren tek kurum Eğitim Fakülteleridir. Bu işi onlar yapmalı, her önüne gelen formasyon alıp öğretmenlik yapıyor, herkes kendi işini yapmalı, öğretmenlik sanki başka iş bulamayanların kapısı gibi oldu, sonra atama niye yapılmıyor diye devasa bir protest işsizler topluluğu ortaya çıkıyor, eğer Fen Fakülteleri kendi alanlarında iş bulamıyorsa ya kapansın yada işlevi değişsin..Beğen Toplam 2 beğeni
-
Emekli Memur 1 saat önce Şikayet EtSayın Bakanım hafta sonu , ara ve yaz tatillerinde doğal oyun alanları olan okul bahçeleri açık olsun.Veli olarak uygulamalardan memnunum ,sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum.Beğen Toplam 1 beğeni
-
Ali 2 saat önce Şikayet Et4 + 4 + 4 kesintisiz eğitim sistemi modeline son verilmeliBeğen Toplam 5 beğeni
-
Adam 2 saat önce Şikayet EtLütfen zorunlu eğitimi kaldırınBeğen Toplam 6 beğeni