Çakıcı'nın taktığı lakaplar

Avusturya'dan geçen hafta Türkiye'ye getirilen Alaattin Çakıcı'nın hayatı kitap oldu. 'Kod adı: Atilla' adlı kitapta, Çakıcı siyasi parti liderlerine lakap tamşı. En matrak lakabı da Mesut Yılmaz'a koymuş. İşte lakaplar

ABONE OL
GİRİŞ 21.10.2004 13:33 GÜNCELLEME 21.10.2004 13:33 EKONOMİ
Çakıcı'nın taktığı lakaplar
Çakıcı'nın taktığı lakaplar

Tutuklandığı Avusturya'dan geçen hafta Türkiye'ye getirilen Alaattin Çakıcı'nın, Türk Ticaret Bankası'nı (Türkbank) almak için, bankanın Munzam Vakfı ile satın alma anlaşması yapan işadamı Aydın Bolak'ı vazgeçmesi için tehdit ettiği ve 'Bankayı almaktan vazgeç, yoksa oğlun Doğan'ı öldürteceğim' mesajı ilettiği ortaya çıktı.

Milliyet gazetesi ekonomi muhabiri Nedim Şener tarafından kaleme alınan ve Güncel Yayıncılık tarafından piyasaya çıkarılan 'Kod Adı Atilla' adlı kitapta, Alaattin Çakıcı ekseninde gerçekleşen ve son olarak eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ile eski Devlet Bakanı Güneş Taner'in Yüce Divan'a sevkine yol açan Türkbank yolsuzluğu her yönüyle anlatılıyor.

Kitapta yer alan bilgilere göre, Çakıcı, Korkmaz Yiğit aracılığı ile Türkbank pazarlığına girmeden bir yıl önce bankayı almak için sahibi Munzam Vakfı ile anlaşma yapan işadamı Aydın Bolak'ı vazgeçmesi konusunda tehdit etmiş. Bu tehdit üzerine bankayı almaktan vazgeçen Aydın Bolak'a, 'teşekkür için' de adam göndermiş.



5 milyon dolar kaparosu yandı

Kod Adı Atilla kitabında, Çakıcı'yı izleyen emniyetin belirlemelerine dayanılarak yapılan anlatıma göre olay şöyle gerçekleşmiş:

1997 yılında, Türkbank'ın büyük hissedarı Munzam Vakıf ile bankanın hisselerinin devri konusunda anlaşan Türkpetrol Grubu'nun sahibi Aydın Bolak'ın, Hazine'ye izin başvurusu gerekiyordu. Ancak bu başvuru gerçekleşmedi. Çünkü Bolak, başvuru öncesinde 4 Ekim 1997 tarihinde Alaattin Çakıcı tarafından tehdit edildi. Ünlü işadamı bunun üzerine satın alma girişiminden vazgeçti. Munzam Vakıf'a verdiği 5 milyon dolar kaparosu da yandı.



Kocabaş aracılık etmiş

Kitapta, Aydın Bolak'ın tehdit edilmesi olayında, eski ANAP Milletvekili Mehmet Kocabaş'ın aracılık ettiği belirtiliyor. Bolak ile eskiden beri tanışan ve milletvekili seçilmesi için kendisinden maddi ve manevi destek alan Kocabaş'ın, Bolak'la ilişkisini değerlendiren Çakıcı, tehdit notunu Kocabaş aracılığıyla ulaştırdı.

Alaattin Çakıcı'nın talimatıyla Aydın Bolak'ın yanına giden Kocabaş, daha önceden planlandığı şekilde, kendisini arayan Alaattin Çakıcı ile Aydın Bolak'ı telefonda görüştürdü. O tarihlerde Çakıcı ile irtibatlı olan herkesin telefonunu dinleyen Emniyet; Çakıcı'nın, Bolak'a yönelik tehdidini de saptadı. Çakıcı'nın, Bolak'a, 'Bankayı alırsan sana bir şey yapılmayacak ancak oğlun Doğan öldürülecek' dediği kayıtlara geçti.

Bankanın alımı için teminat olarak yatırılan paranın yanması pahasına banka alımından vazgeçen Bolak'a, Alaattin Çakıcı'nın 'teşekkürünü' de yine Mehmet Kocabaş ulaştırdı.



'Ah o banka bizde olsa ne düzenler kurulurdu'

Nedim Şener'in Kod Adı Atilla kitabında, Alaattin Çakıcı'nın etrafındaki isimlerle yaptığı bütün telefon görüşmelerinin dökümü de yer alıyor. 'Gizli' kayıtlı olan ve ilk defa açıklanan bu görüşmelerin önemli bir bölümünde Çakıcı, Erol Evcil ile Türkbank konusunu görüşüyor. İşte, Türkbank konulu görüşmelerden biri:



Çakıcı: Ya Erol, ben sana bir şey söylesem inanır mısın? Ya arkadaş, şimdi hiçbir derdimiz yoktu, o banka bizde olsaydı biliyor musun.

Evcil: Doğru söylüyorsun ya, banka bizde olsaydı öyle düzenler kurulurdu ki, neler olurdu ya, neyse yine ayaktayız yine sağlık olsun.

Çakıcı: Yani ne demek istediğimi alıyor musun? Adamları oraya oturttuk, ilk iş sana darbe vurma oldu, müsteşara (Çakıcı) vurdular, Yavuz'a vurdular.



Peker'le de karşı karşıya geldi

Kitapta anlatılanlara göre, Türkbank ihalesi Alaattin Çakıcı ile kısa süre önce Kelebek Operasyonu ile yakalanan Sedat Peker'i de karşı karşıya getirmiş. Çakıcı, 'Hayyam Garipoğlu'nun arkasında Peker var. Desteğini 25 milyon dolar vaadi karşılığında sağlamış' bilgisini aldıktan sonra adamı Atilla Yıldırım'ı konuyu araştırmakla görevlendirmiş. Olayın daha sonra nasıl geliştiği, Çakıcı'nın adamı Yıldırım ile Sedat Peker'in mahkeme ifadelerinde yer alıyor.

Yıldırım, 15 Aralık 1998'de İstanbul DGM'ye verdiği ifadede, 'Peker, Türkbank ihalesi Çakıcı'nın finali. Garipoğlu'nu desteklemeyeceğini söyledi' demiş.

Peker ise İstanbul Emniyeti'ndeki 21 Ağustos tarihli sorgulamasında şunları söylemiş:

'Garipoğlu ile benim birlikte ihaleye gireceğim söylentisi üzerine, Çakıcı beni telefonla arayarak, Garipoğlu'nu destekleyip desteklemediğimi sordu. Ben de bu tür bir konunun olmadığını ilettim. Bana arkadaşı Korkmaz Yiğit'in ihaleye gireceğini, benim herhangi bir şahsı destekleyip desteklemediğimi öğrenmek için aradığını söyledi. İlgilenmediğimi ilettim.'





KOD ADI: ATİLLA

Şener'in kitabında, son yaptığı açıklamalarda MİT ile ilişkilerini reddeden Çakıcı'nın, MİT'teki kod adının da 'Atilla Çelik' olduğu, ayrıca bir dönem de 'Palandöken' kod adını kullandığı belirtiliyor.

Kitapta anlatılanlara göre, Çakıcı'nın MİT ile ilişkisi 1980 öncesinde başlıyor ve 1987'de daha da 'kapsamlı' hale geliyor. Bu ilişkisi boyunca, kendi gerçek ad ve soyadının başharfleri kullanılarak 'Atilla Çelik' ismiyle anılıyor.

Ancak Çakıcı, kullandığı onlarca sahte kimlik, kredi kartı ve pasaport gibi resmi belgeler üzerinde hiçbir zaman Atilla Çelik adını kullanmıyor. Interpol'ün A - 788/5 - 2004 numaralı Kırmızı Bülten'inde de Alaettin Çakıcı'nın, Alaattin Çakıcı, Alaaddin Çakıcı, Nuri Ayyıldız, Atilla Yılmazer, Atilla Vural, Alaettin Albayrak ve İbrahim Arı adlarına düzenlenmiş belgeleri kullandığı belirtiliyor.



Çakıcı, telefonda anlatıyor:



'Her dönem MİT'le birinci derece bağımız olmuştur...'

Kitapta Çakıcı'nın kendi ağzından MİT ile ilişkisini dile getirdiği bir bant kaydının dökümü de bulunuyor. İstihbarat birimleri tarafından dinlenen ve 1997 yılı sonlarına ait kayıtta Çakıcı, şunları söylüyor:



Çakıcı: Her dönemin başbakanıyla organik ilişkimiz olmuş. Her dönemin MİT Müsteşarıyla birinci derecede bağımız olmuş. Rahmetli Hiram Abbas'tan tut, Hayri Ündül Paşa'dan Teoman Koman'dan daha ileriye git rahmetli (Turgut) Özal'a git. Yani biz bugüne kadar yani onlar bizi akıllarınca kullandılar.

Ben Mehmet Beyle 2,5 senedir görüşmüyordum. Sonra tekrar kardeşimle şey ettik bir bağlantı kuruldu. Ben Yavuz'la (Ataç) hep görüştüm. Her gün her saat her zaman, bunu derken orayla organik bağım kopmuş falan değil. Yani onların bana seni biz ilişkileri kestik dediği zaman bunu bildirmeleri lazım. Çünkü ben orada resmi statü taşıyan birisiyim. Yani oranın bir direkt adamı vardır, bir de endirekt adamı vardır. Bizimki teminat altına alınmış belgelerle. Bize bildirmeleri lazım en azından. Bu bunun kanunu, o teşkilatın anlıyor musun personeli oluyoruz dolaylı. Ama şimdi sokakta kullandığı adam değiliz, şimdi sokakta 300 kişiyi kullanırlar, 5 bin kişiyi kullanırlar, fahişeyi kullanırlar, garsonu kullanırlar o ayrı biz bugüne kadar dile getirmedik, getirmeyiz de.'



Şenkal Ağabey en iyisi

Yavuz Ataç'ın gönderildiği Çin'den MİT merkezindeki görevine geri dönmesi konusunda karamsarlığa düşen Çakıcı, 11 Şubat 1998'de MİT'in başına Şenkal Atasagun'un atanması üzerine Evcil'e telefonda şunları söylüyor:

Çakıcı: Adamı ben tanıyorum, dört dörtlük adam bana inan ya. Sana bir şey söyleyeyim mi, Şenkal Atasagun servisteki adamların en iyisidir. Şenkal Ağabey adam değil adam oğlu adam yani, anladın mı dediğimi, Bizimki (Yavuz Ataç) adamı kıskanıyor ayıp ediyor orada. Şenkal Bey benim çok sevdiğim bir adam, adam yani buna inan.



Herkese bir kod isim takmışlar:



'Mesut Yılmaz'a Kemal Sunal, Erbakan'a Aynaroz Kadısı'

Alaattin Çakıcı ile 1995 yılında dost olan ve son olarak 3 Mayıs 2004'te de yurtdışına kaçışında yardımcı olduğu ortaya çıkan Erol Evcil, polise verdiği ifadede telefon konuşmalarının dinlendiğini bildiklerinden, belirli kişilere kod adı verdiklerini belirtiyor. Evcil'in ifadesine göre dinlenmeye karşı önlem için konuşmalarda adı geçen kişiler ve kod isimleri şöyle:





Mesut Yılmaz: Kemal Sunal 

Cavit Çağlar: Topal 

Eyüp Aşık: Kel 

Mehmet Eymür: Gözlük 

Mehmet Ağar: Elazığlı 

Tansu Çiller: Kadın 

Özer Çiller: Enişte 

Mehmet Üstünkaya: Hacı Ali 

Necdet Menzir: Makedon Sırp Kırması 

Dündar Kılıç: Papaz 

Necmettin Erbakan: Aynaroz kadısı 

Korkmaz Yiğit: Kiracı 

Yavuz Ataç: Uzaktaki 

Mustafa Kefeli: Topçu 

Şükrü Karahasanoğlu: Karamolla 

Emin Cankurtaran: Emin Amca 

Ali Balkaner: Ali 

Çevik Bir: Rakamlı 

Erol Evcil: Genç Arkadaş 

Alaattin Çakıcı: Müsteşar 

FBI: Fenerbahçeliler 

Askerler: Çörekçi







Şarkıcı - türkücü pazarlığını çözemedi



'Mahsun, benim hatırıma Seda Sayan'ın işini hallet'

Kitapta, Çakıcı'nın şarkıcı Seda Sayan ile türkücü Mahsun Kırmızıgül arasındaki ihtilafa da müdahale ettiği, ancak çözemediği anlatılıyor.

Kitapta yer alan bilgilere göre Seda Sayan'a 4 kaset için 1 milyon dolar para veren Prestij Müzik'in ortaklarından Mahsun Kırmızıgül, 2 kaset yapıp ayrılan sevgilisinden davacı olmuştu. Sayan'ın kendisine 600 bin dolar borcu olduğunu iddia eden Kırmızıgül, hakkını kanuni yollardan arıyordu ki, bir gün Alaattin Çakıcı'nın adamı tarafından telefonla arandı. Çakıcı, Hüsnü Gülen adlı adamının Kırmızıgül ile buluşması sırasında ünlü türkücüyle konuştu. 'Sizler kamuoyuna mal olmuş kişilersiniz, benim hatırım için anlaşın' diyen Çakıcı'nın hatırını kırmayan Kırmızıgül, 600 bin dolarlık alacağının yarısından vazgeçti. Hüsnü Gülen bu sonucu Dedeman Otel'de buluştuğu Seda Sayan'a aktardı. Ancak Seda Sayan'ın tepkisi, 'Ben 100 bin dolardan fazla vermem' şeklinde oldu. İşin halledildiğini düşünen Çakıcı, Hüsnü Gülen'i aradı. Seda Sayan'ın tutumu üzerine sinirlenen Çakıcı, adamı Gülen'e 'Mahsun'a anlayışı için teşekkür ettiğimi söyle, bundan sonra meselelerini kendi bildikleri gibi çözsünler

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR