UGİK’26 iş dünyası, teknoloji liderleri ve gençleri bir araya getirdi
Genç MÜSİAD tarafından düzenlenen 9. Uluslararası Genç İşadamları Kongresi (UGİK’26), “Future: Today” temasıyla İstanbul’da gerçekleşti.
ABONE OL
Türkiye’nin en büyük gençlik sivil toplum kuruluşlarından biri olan Genç MÜSİAD, iki yılda bir düzenlediği UGİK’in 9’uncusunu Wyndham Grand İstanbul Levent Hotel’de gerçekleştirdi. “Future: Today” temasıyla düzenlenen kongrede; geleceğin hızla bugüne yaklaştığı bu dönemde, iş dünyasının dönüşen dinamiklerinin nasıl doğru okunup bugünden yönetebileceği ele alındı.
DİJİTAL EKONOMİ; GİRİŞİMCİLİK VE YATIRIM EKSENİNDE KONUŞULDU
Kongre kapsamında gerçekleştirilen “Dijital Ekonomi” başlıklı oturumda, e2vc Genel Ortağı Enis Hulli, FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula ve FERASET Kurucu Ortağı ve CEO’su H. Burak Demir yer aldı.
Abdula, veri analitiği ve yapay zeka alanında yaşanan dönüşümün, şirketlerin iş yapış biçimlerini değiştirdiğini söyledi. Klasik veri toplama ve merkezi analiz modelinin yerini gerçek zamanlı veri işleyen otonom beyinlere bırakacağını ifade eden Abdula, veri kullanımındaki yeni dönemi şöyle tanımladı: “Eskiden, önce veriye ulaşalım denirdi. Şimdi veri simyacılığı döneminin sonuna geldik. Artık sadece doğru damarı bulmak yetmiyor. Her şirket kendi algoritmik beynini geliştireceği bir döneme doğru gidiyor.”
Özellikle perakende sektöründe bu dönüşümün daha belirgin hale geldiğini vurgulayan Abdula, çok şubeli yapılarda karar alma süreçlerinin merkezden bağımsızlaşacağını kaydederek, “Bir şirketin 100 mağazası varsa, artık her mağazanın kendine ait bir algoritmik beyni olacak. Her birim kendi verisini anında yorumlayabilecek” dedi.
Akan Abdula, girişimlerin sadece küresel trendleri kopyalayarak başarılı olamayacağını, yerel toplumsal yapının dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Abdula, “Vatansız bir girişim olmaz. Önce kendi vatanında büyür, sonra dünyaya açılır. Kendi vatanınızda büyümek istiyorsanız, o ülkenin sosyolojik ihtiyaçlarını anlamak zorundasınız. Sadece dünyada popüler diye bir uygulamayı Türkiye’ye taşımak sizi bir yere götürmez” diye konuştu.
“YAPAY ZEKA ALANINDA FIRSAT PENCERESİ HENÜZ KAPANMADI”
Hasan Burak Demir de Türkiye’nin yapay zeka alanında fırsat penceresini henüz kapatmadığını ve doğru stratejiyle rekabet edilebileceğini söyledi. Türkiye'nin şu anda bulunduğu konumun yapay zekayı yakalamak için uygun olduğunu düşündüğünü ifade eden Demir, “Üniversitelerimizden çok iyi endüstri mühendisleri, veri ile alakalı çalışanlar, matematikle çalışan çok iyi insanlar mezun oluyor. Bizim en büyük avantajımız, hızlı hareket edebilmemiz. Çok hızlı hareket edip, buradaki teknolojileri hem işletmelerimize hem insanlara ulaştırıp hem de yeteneğin de buna uygun şekilde çalışmasını sağlarsak, Türkiye çok iyi bir noktaya gelir” yorumunu yaptı.
“DEVLET TEŞVİKLERİ İVME KAZANDIRIYOR”
Demir, Türkiye'de teknoloji ve uygulama ekosisteminin büyümesinde kamu desteklerinin kritik rol oynadığını belirterek, devlet teşviklerinin sektöre ciddi ivme kazandırdığını söyledi.
Demir, “Ticaret Bakanlığının inanılmaz destekleri oldu. O destekleri olmasa bence bugün ne oyun sektörü ne de uygulama sektörü bu kadar ilerleyebilirdi.” dedi.
Türkiye'deki teşvik sisteminin yalnızca yerli girişimler için değil, yabancı şirketler için de cazibe oluşturduğunu vurgulayan Demir, Fransa'dan gelen büyük bir teknoloji şirketinin yatırım amacıyla Türkiye'yi ziyaret etmesini bunun önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi.

HAVACILIK İLE TEKNOLOJİ LİDERLERİ “LİDERLERİN AJANDASI”NDA BULUŞTU
Sunucu Şafak Tükle Uysal moderatörlüğünde gerçekleşen “Liderlerin Ajandası” başlıklı panelde Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk ile HPE Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesi Genel Müdürü Güngör Kaymak bir araya geldi. Liderlerin değişen küresel ve dijital gündemde stratejik öncelikleri, dönüşüm ajandaları ve gelecek vizyonları ele alındı.
“EMNİYETTEN ÖDÜN VERMEDEN BU RİSKLERE KARŞI BELLİ AKSİYON PLANLARIMIZ VAR”
Sektör olarak Pegasus'un ajandasında en belirleyici risk başlığının ‘jeopolitik riskler’ olduğunu ifade eden Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk, “En belirleyici risk başlığı jeopolitik riskler. Üstelik de son dönemin riski de değil. 2022'den bu yana dördüncü sene kuzeyde devam eden savaş, güneyimizde devam eden ve aslında hiç de öngöremediğimiz önemli değişiklikler... Kimi zaman dört hafta sürüyor. Örneğin geçen yıl tam yüksek sezona girerken başlayan İran-İsrail savaşı toplamda belki 20 gün sürdü en şiddetli haliyle, ama aşağı yukarı tam da yoğun sezonda bir buçuk ayımızı etkiledi. Uçaklarımız kaldı. Çünkü şöyle bir iş tabii; bunun sonucunda 7 gün 24 saat uçaklar havada. Ne kadar yönetseniz de bu riski risk olarak bilip çok belirsiz ne zaman karşılaşacağımız. Dolayısıyla uzun zamandır yönetiyoruz bu riski. Burada önemli olan şu tabii; yine emniyetten ödün vermeden bu risklere karşı belli aksiyon planlarımız var. Rotalar uzuyor, uçuşları azaltıyoruz; operasyonel birtakım önlemler mutlaka alıyoruz” dedi.
“TEKNOLOJİ DEPARTMANLARINI BİR MASRAF MERKEZİ OLARAK GÖRMEK BÜYÜK HATA”
Mevcut iş modelini yeni teknolojiye taşımanın yapılan en sık hata olduğunu ifade eden HPE Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesi Genel Müdürü Güngör Kaymak, “Mevcut iş modelini yeni teknolojiye taşımak bana göre en sık yapılan hata. Burada bu değişimi yaparak ancak yeni teknolojinin getirdiği marjinal faydalardan faydalanabiliyoruz. Ama asıl yapmamız gereken süreçlerimizi değişen şartlara, gelişen teknolojilere göre gözden geçirip gözden geçirdiğimiz iş modelini yeni teknolojilerin üzerine taşımaktır. Olanı olduğu gibi taşıdığımız zaman burada büyük bir fayda beklemek çok mümkün değil. Yapılan en sık gördüğümüz hata bu. Bugün hangi sektörde olursak olalım, ister havacılıkta olalım ister sağlıkta olalım; geldiğimiz nokta itibariyle teknoloji işin kalbine yerleşmiştir. Bu nedenle teknoloji departmanlarını bir masraf merkezi olarak görmek, icracı bir birim olarak görmek yapılan diğer bir hata. Üçüncüsü de sadece yeni teknolojiyi almak yeterli değil. Burada çalışanlarımızın teknoloji okuryazarlığını doğru seviyeye getiremezsek para harcadığımız o teknolojiden fayda getirmek ya da istediğimiz seviyede fayda getirmek mümkün değil. Teknolojik yatırımların geri dönüşünü beklerken sadece dışarıya verdiğimiz para maliyet değil; kendi içimizde yapacağımız yatırımları, gelişmeleri, eğitimi ve teknolojiyi insanların daha verimli kullanmasına dikkat etmemiz lazım” diye konuştu.

Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir:
“DÜNYANIN NEREYE GİTTİĞİNİ İYİ OKUMAK GEREKİYOR”
Harvard Busıness Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan moderatörlüğünde gerçekleşen “Ufkun Ucunda İş yapmak” adlı oturumda Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir yer aldı.
Özdemir, dünyada yaşanan hızlı dönüşümün iş dünyası ve eğitim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, değişimi doğru okumanın artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı. Yapay zekâdan teknolojiye, küresel gelişmelerden iş yapış modellerine kadar her alanda baş döndürücü bir değişim yaşandığını ifade eden Özdemir, “Bugün teknolojinin peşinden koşuyor gibi hissediyoruz. Eskiden şirketlerde statik bütçeler yapılır, yıl boyunca takip edilirdi. Artık dinamik bütçeler yapılıyor. Çünkü her şey çok hızlı değişiyor” dedi.
Eğitim sisteminin de bu hızla aynı anda ilerlemesi gerekliliğine dikkat çeken Özdemir, “Bir dönem herkes kod yazmayı konuşuyordu, bugün bambaşka bir noktadayız. Üniversitelerde verilen eğitim bile bu dönüşümün gerisinde kalabiliyor. Asıl konuşmamız gereken konu şu: Bu değişime uyum sağlayabilecek öğrenciler yetiştiriyor muyuz, onları iş dünyasına yeterince hazırlayabiliyor muyuz?” diye konuştu.
Limak’ın bu yıl 50. kuruluş yılını kutladığını hatırlatan ve 29 yıldır grup bünyesinde görev yaptığını belirten Özdemir, şirketin temel yaklaşımını ise şu sözlerle özetledi:
“Bizim hedefimiz her zaman dalganın önünde olmak oldu. Dünya çok daha rekabetçi bir hâle geldi. Teknoloji bu rekabeti daha da sertleştiriyor. Hem var olmanız hem de her alanda daha iyisini yapmanız gerekiyor. Dolayısıyla en önemli konu dünyanın nereye gittiğini ve hangi noktada daha rekabetçi olduğunuzu iyi okumak gerekiyor.”
UGİK’26 kapsamında düzenlenen “Büyük Değişimler Zamanı” başlıklı oturumda, yakın tarih ve askeri strateji alanındaki derin birikimi ve akademik çalışmalarıyla tanınan Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve Türkiye’nin akademik ve entelektüel dünyasında önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Gültekin Yıldız bir araya geldi. Oturumda, tarihsel perspektiften günümüze uzanan büyük dönüşümler, küresel kırılmalar ve bu değişimlerin devletler, toplumlar ve kurumlar üzerindeki etkileri ele alındı.

PROF. DR. ERHAN AFYONCU: “İHA'LARI, SİHA'LARI, ELEKTRONİK HARBİ EN İYİ KULLANAN ORDUYA SAHİP”
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, tarihte birçok dönüşümün olduğunun altını çizerek, savaş tarihinin Roma piyadeleri, Türk süvarileri, ateşli silahlar, makineleşme ve mevcut dönemdeki İHA ve SİHA gelişimi olmak üzere 5 evrede geliştiğini belirtti. Türkiye'nin sanayileşmeyi kaçırdığına ancak 5'inci aşama olan İHA ve SİHA alanında gösterdiği gelişimle bu anlamda trendi yakaladığına işaret eden Afyoncu, şunları kaydetti: "Burada bir avantajımız oldu, Özdemir Bayraktar belgeselini izlemişsinizdir, izlemeyenlerin de izlemelerini tavsiye ediyorum. Bir aile, Karadenizli, inatçı... Rahmetliyi de ben tanımıştım. Müesses nizamla mücadele ederek hayal bile edemeyeceğimiz bir şeyi gerçekleştirdi. Şimdi şöyle düşünün, bundan 20 sene önce 'Ya, biz bir silah yapacağız ki Amerika'da, Çin'de, Rusya'da olmayacak' deseniz, deli muamelesi yapıp Bakırköy'e atarlardı yani, kesin. Çünkü ben mantığı biliyorum, 'öğrenilmiş çaresizlik' diye bir şey var, rahmetli buna 'aşılanmış çaresizlik' diyordu. O başarıldı ve arkadaşlar, silahı yapmanız yetmiyor, o silahı kullanabilen personelinizin olması lazım. Mesela ben Çin'in hiçbir zaman dünya hakimiyetini sağlayabilecek bir ülke olmadığı kanaatindeyim. Çünkü dünya hakimiyetini istiyorsanız, savaş çok kötü bir şey ama savaşarak ve kayıp vererek olabilirsiniz. Emperyal ufkunuz olmadığı takdirde bu mümkün olmuyor. Çin tarih boyunca hiçbir zaman yapmadı, hepiniz bilirsiniz, Çinlilerin Rönesans'tan önce Avrupa'yı keşfetme şansları vardı, çok kuvvetli bir deniz filoları vardı, deniz filolarını kapattılar. Emperyal ufuk, ticaret önemli bir şey ama savaşarak olur. O savaş kabiliyeti, savaş yeteneği her millette olmuyor. Bakın Ruslarda var yani savaşçı bir millettir, kayıp vermeyi göze alıyorlar, gözleri kara. İşte şu anda Türkiye'nin avantajı sadece silahı yapmıyor, o silahı, dünyada, mesela bu İHA'ları, elektronik harbi en iyi kullanan orduya sahip. Bu da neden oluyor? Terörle yapılan mücadelede devamlı rehavete düşmeden kendinizi yenilediniz." Afyoncu, bahsettiği gibi beşinci dönemde dünya harp tarihi açısından Türkiye'nin önde gittiğini ancak yaşlanan nüfusun bir dezavantaj olduğunu vurguladı.TÜİK'in dün açıkladığı verileri anımsatan Afyoncu, "Ortalama yaş Türkiye'de 35'e çıktı. Hep neyle övünürdük arkadaşlar? Türkiye genç nüfusa sahip, ki öyle değil. Sayın Cumhurbaşkanımız 2007'den beri konuşuyor, söylüyor, anlamıyoruz. Aslında önceden görülmüş yani biz de yıllardan beri televizyonlarda bunu söylüyoruz. Bu kahin olduğumuzdan değil, sizden önce giden Avrupa devletlerinin gittiği çizgiyi görüyorsunuz." diye konuştu.
“HER DÖRT ASIRDA BİR BÜYÜK BİR DÖNÜŞÜM OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
Yıldız tarihteki kırılmalardan bahsederek, “Türkiye’nin ve bizim neslin birinci kırılma noktası 12 Eylül iktidarıdır. 12 Eylül öncesi ve sonrası silahlı yapıdan farklı bir sosyal, ekonomik ve siyasi atmosfere geçişi temsil eder. 2000’lere kadar süren 'apolitik' bir ortam ortaya çıkardı. İkinci kırılma 28 Şubat’tır. Birçoğumuz için "Ne oluyoruz, ne yaşıyoruz? Kendi vatanımızda neden kendimizi parya gibi hissediyoruz?" dediğimiz bir dönemdi. Üçüncüsü ise 15 Temmuz’dur. Bizim nesil için bu, Milli Savunma Üniversitesi’nin kurulması ve askeri eğitimin yeniden yapılandırılması gibi devrimsel süreçleri beraberinde getirdi. Dünya tarafına baktığımızda, tarihçiler genelde büyük benzetmeleri sevmez ama bir analiz yaparsak; her dört asırda bir büyük bir dönüşüm olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

Rasmal Ventures Soumaya Ben Beya Dridje ve Alter Global Fernando Caputo’nun konuşmacı olarak yer aldığı Özel Oturum ise ENTREN Kurucusu Erdem Dereli moderatörlüğünde gerçekleşti.
Otomobil Sporları Federasyonu Genel Sekreteri Serhan Acar moderatörlüğünde gerçekleşen “Zinde Kal – Oyunda Kal” başlıklı son panelde ise, motor sporları alanındaki deneyimi ve liderlik rolleriyle tanınan Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Eren Üçlertoprağı yer aldı.
Panelde konuşma yapan Eren Üçlertoprağı: “Yönetim olarak tek amacımız vardı. Sporcuları önceleyen genç kardeşlerimize destek olmaktı. İlk başlattığımız proje ile niteliği olan genç kardeşlerimize çok cüzi bir katılım ücreti alarak organizasyon yaptık. Şu ana kadar 3 bin 500’ün kişi bundan faydalandı. Şu an Türkiye şampiyonu olmuş kardeşlerimiz var. Organizasyonun en önemli ayağı çok fazla gözetmen, gönüllü ve seyirci sağladık. Bu sene şehir merkezlerine ortaokula kadar inerek karting yarışı yaptırdık. Olabildiği kadar ülkemizdeki otomobil spor tutkusunu beslemeye çalışıyoruz” dedi.
Panelin diğer konuşmacısı Cem Bölükbaşı ise kariyerindeki süreçlerden bahsederek şu ifadeleri kullandı: “Seçmelerde 25 çocuktan biri olmayı hak kazanmıştım. Başlaması ve devam ettirmesi zor bir spor. Zirveye çıkmak ayrı bir zorluk, zirvede kalmak bambaşka bir zorluk. E spor döneminde zirveye çıkmak benim için yaklaşık 100 bin kişi arasında ilk 10-20 arasında kalmak demek. Ben daha önce 80 bin kişinin yarıştığı PlayStation kategorisinde 1. olmuştum. İnanılmaz bir antrenman yapılması gerekiyordu. 3 sene 10 bin saatten fazla simülasyonlu bir antrenman yapıldı. 20 bin olsa 20 binde yapardım. Yarışmadığınız her gün kendinizi geliştirdiğiniz için kendinize bir şeyler katmanız gerekiyor. Dünyanın en iyileri arasına girmek için en iyi antremanı sizin yapmanız gerekiyor. İnsanların ne yaptığını görüp daha fazlasını yapmanız gerekiyor. Salon antrenmanı benim için çok önemli. Yorgunluğunun bir kısmını hissetsek biz 320 ile giderken bir hataya sebep olabiliyor.”
Kongre kapsamında B2B Lounge alanında, sektör profesyonellerine yönelik odaklı içerik paylaşımları ve birebir etkileşim imkanları sunuldu.
Fuzul Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Faruk Akbal; “Gayrimenkulün Dünü, Bugünü, Yarını”, KT Portföy Genel Müdür Yardımcısı Dr. Bayram Veli Salur; “Likidite, Risk ve İslami Fon Yönetimi” başlığı altında deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.
DEV KONGREYE GÜÇLÜ SPONSOR DESTEĞİ
Zirvenin Platin Sponsoru RAMS Türkiye, Gümüş Sponsoru; Emlak Katılım ve Türkiye Sigorta, Lounge Sponsoru BAU HUB Incubation, Oturum Sponsoru Trendyol go by Uber Eats, Destek Sponsoru Cabir Holding oldu. Kongrenin Resmi İletişim Sponsoru TRT olurken, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı (AA), Medya Sponsoru Albayrak Medya oldu.