Tahıl Koridoru Modeli Hürmüz’e taşınabilir mi? "İstanbul formülü" masada

Türkiye’nin öncülüğünde kurulan Tahıl Koridoru, 32,9 milyon ton tahılı dünya pazarına ulaştırarak küresel gıda krizini hafifletti. Uzmanlar, aynı diplomasi modelinin ABD-İran geriliminin gölgesindeki Hürmüz için uygulanmasını tartışıyor.

ABONE OL
GİRİŞ 16.03.2026 15:19 GÜNCELLEME 16.03.2026 16:42 EKONOMİ
Tahıl Koridoru Modeli Hürmüz’e taşınabilir mi? "İstanbul formülü" masada
Tahıl Koridoru Modeli Hürmüz’e taşınabilir mi? "İstanbul formülü" masada
HABERİN ÖZETİ
ÖZETİ DİNLE
  • Türkiye'nin öncülüğünde hayata geçirilen Tahıl Koridoru Anlaşması, 32,9 milyon ton tahılın dünya pazarına ulaşmasını sağladı ve benzer bir modelin Hürmüz Boğazı için uygulanma ihtimali gündeme geldi.
  • Hürmüz Boğazı'ndaki potansiyel bir kriz, enerji maliyetlerini artırarak gıda fiyatlarını olumsuz etkileyebilir ve Türkiye'nin arabuluculuk rolü bu bağlamda önem kazanıyor.
  • Uzmanlar, Karadeniz'deki tahıl koridoru modelinin Hürmüz Boğazı için de uygulanabileceğini, bu sayede küresel enerji ve gıda piyasalarındaki belirsizliğin azaltılabileceğini belirtiyor.

HABER7-ÖZEL

Rusya-Ukrayna savaşıyla ortaya çıkan küresel gıda krizini hafifletmek için Türkiye’nin öncülüğünde hayata geçirilen Tahıl Koridoru Anlaşması; 32,9 milyon ton tahılın dünya pazarına ulaşmasını sağlamıştı. Uzmanlar şimdi benzer bir diplomatik modelin ABD-İran gerilimi nedeniyle risk altındaki Hürmüz Boğazı için de uygulanıp uygulanamayacağını tartışıyor.

GÖZLER YENİDEN TÜRKİYE’NİN ARABULUCUK ROLÜNE ÇEVRİLDİ

Küresel enerji ve ticaret hatlarında yaşanan yeni gerilimler ise gözleri yeniden Türkiye’nin arabuluculuk rolüne çevirdi. Özellikle ABD ile İran arasındaki gerilim nedeniyle stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir kriz, yalnızca enerji piyasalarını değil gıda fiyatlarını da etkileyebilecek bir zincirleme etki yaratma potansiyeli taşıyor.

Dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, enerji maliyetlerini artırarak tarımsal üretim ve lojistik maliyetleri üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Bu durum küresel gıda fiyatlarının yeniden sert şekilde yükselmesine yol açabilir.

İSTANBUL MERKEZLİ GÜVENLİ KORİDOR

Bu nedenle, Karadeniz’de uygulanan “İstanbul merkezli güvenli koridor” modelinin enerji ve ticaret hatları için de örnek olup olamayacağı tartışılıyor.

Uzmanlara göre, Türkiye’nin hem Rusya-Ukrayna savaşında hem de bölgesel krizlerde yürüttüğü çok taraflı diplomasi, benzer bir koordinasyon mekanizmasının Hürmüz’de kurulması ihtimalini gündeme getirebilir.

Böyle bir modelin hayata geçirilmesi durumunda küresel enerji ve gıda piyasalarındaki belirsizliğin azaltılması hedefleniyor.

Karadeniz’de milyonlarca ton tahılın dünya pazarlarına ulaşmasını sağlayan tahıl koridoru modeli, şimdi küresel ekonomi için kritik bir başka geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı için de bir diplomasi formülü olarak tartışılmaya başlanmış durumda.

Avrasya Tarım Ekonomistleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, konuyla ilgili Haber7’ye değerlendirmelerde bulundu.

Bayramoğlu, Türkiye'nin Ukrayna ile Rusya arasında tahıl koridorunu kurmasının, tarihsel olarak belgelenmiş bir arabuluculuk kapasitesinin somut kanıtı olduğuna vurgu yaparak, Karadeniz Tahıl Girişimi sayesinde 45 farklı ülkeye toplam 32,8 milyon ton tahıl ve gıda ürünü ulaştırıldığını hatırlattı. 

Zeki Bayramoğlu

"KARADENİZ MODELİNDEN İLHAM ALINABİLİR"

2022’deki Karadeniz kriziyle, Hürmüz krizi arasındaki yapısal benzerliklerin dikkat çektiğini dile getiren Bayramoğlu, şu önerilerde bulundu:

  • “Her iki krizde de savaş kritik bir deniz koridorunu fiilen kapattı. Tarımsal girdi ve gıda ticareti akışları sekteye uğradı.

  • Her iki krizde de aktif çatışma taraflarından bağımsız, uluslararası alanda meşruiyeti kabul gördü. Bir arabulucuya ihtiyaç doğdu.

  • Karadeniz krizinde Türkiye, savaşan iki taraf arasında tam anlamıyla tarafsız bir konumdaydı.

  • Hürmüz krizinde ise Körfez ortaklarının İran saldırıları nedeniyle duyduğu rahatsızlık, Ankara'nın arabuluculuk pozisyonunu daha hassas ve asimetrik bir zemine taşıyor.

  • Karadeniz modelinden ilham alan bir Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi kurgusunun hayata geçirilmesi teknik ve diplomatik açıdan mümkün.

  • Bu mekanizma askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek, ithalatçı ülkeler, ihracatçı firmalar, lojistik şirketleri ve uluslararası kuruluşların katılımıyla İstanbul merkezli bir platform biçiminde işletilebilir.

  • 2022'deki krizde öğrenilen ders ancak çok taraflı mekanizmalara, BM çatısına ve kalıcı kurumsal güvencelere dayandırılan girişimlerin sürdürülebilirliğinin sağlanabileceğidir.”

MODERN TARIMIN KIRILMA NOKTASI 

Bayramoğlu, dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin yüzde 33'ünün, sülfür ve amonyak dahil, Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini belirterek, şu bilgileri verdi: “Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3,9 milyon ton gübre sevkiyatı gerçekleştiriliyor. Bunun 1,5 ila 1,8 milyon tonunu sülfür, 1,2 ila 1,5 milyon tonunu üre oluşturuyor.

Dünya genelinde yılda yaklaşık 180 milyon ton azot gübresi tüketiliyor. bunun 55 ila 60 milyon tonu deniz yoluyla ticarete konu olmakta ve bu ticaretin yüzde 40 ila 50'si Orta Doğu kaynaklıdır.

Modern tarımın biyokimyasal altyapısı bu gübre bağımlılığını yapısal bir kırılganlığa dönüştürüyor. Petrolün aksine, azot gübresi piyasalarında stratejik tampon stok mekanizması bulunmamaktadır.”

“KÜRESEL MAHSUL VERİMLERİNDE GERİLEME KAÇINILMAZ OLUR”

Zeki Bayramoğlu, Hürmüz'ün tam kapanması halinde küresel sülfür arzının yüzde 44 oranında, üre arzı ise yüzde 30 oranında daralacağına dikkat çekerek,  şunları kaydetti: “Büyük tonajlı gemiler için uygulanabilir alternatif rota pratikte mevcut değildir;

Suudi Arabistan'ın boru hatları yalnızca ham petrolü yönlendirmekte, gübre sevkiyatı için eşdeğer altyapı bulunmuyor. Bölgeden aylık 3 ila 3,9 milyon ton gübre çıkışı kesintiye uğradığında, Kuzey Yarımküre'nin bahar ekim sezonu doğrudan etkilenmekte ve birkaç ay içinde küresel mahsul verimlerinde gerileme kaçınılmaz hale geliyor.”

NE OLMUŞTU?

22 Temmuz 2022’de İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Ukrayna, Rusya, Türkiye ve Birleşmiş Milletler arasında imzalanan Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması, savaşın ortasında kurulan en kritik uluslararası iş birliği modellerinden biri olarak kayda geçti.

Tahıl Koridoru için imzalar atıldı
Belgenin imzalanmasının ardından İstanbul'da Türkiye, Ukrayna, Rusya ve BM yetkililerinin görev aldığı Müşterek Koordinasyon Merkezi kuruldu, Ukrayna limanlarında bekleyen tahılın sevkiyatı için "tahıl koridoru" oluşturuldu.

Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte yaklaşık 32,9 milyon ton tahıl uluslararası pazarlara ulaştırıldı. Bu sevkiyat, savaşın tetiklediği küresel gıda fiyatlarının daha da yükselmesini önleyen önemli bir mekanizma olarak değerlendirildi.

Hürmüz'de kör düğüm! 2026 yılı için üç farklı petrol fiyatı belirlendi...Hürmüz'de kör düğüm! 2026 yılı için üç farklı petrol fiyatı belirlendi...

KAYNAK : Haber7
Mesude Demirhan Haber7.com - Editör
Haber 7 - Mesude Demirhan

Editör Hakkında

Çankırı’da doğdu. 2015 yılında lisans eğitiminin hemen ardından aynı yıl kariyer hayatına ekonomi muhabiri olarak başladı. Çeşitli ulusal medya kuruluşlarında ekonomi alanında sayısız özel haber ve röportajlar yaptı. 2026'dan beri ekonominin nabzını tutan ve ses getiren çalışmalarını Haber7’de sürdürüyor. ‎
YORUMLAR 5
  • Sakin 4 dakika önce Şikayet Et
    Yuan yerine dolarla satılsa hurmuzden devam eder gider sorun asla olmaz Tabi İngiliz çomak sokar bozmak için o da ayrı konu
    Cevapla
  • kazım 9 dakika önce Şikayet Et
    Ukrayna, Rusya, Ermenistan Türkiye'yi arabulucu kabul eder ancak İran kabul etmez. 1000 yıllık kadim düşmanımız İran
    Cevapla
  • Misafir 12 dakika önce Şikayet Et
    yapmayın Avrupa ne olduğunu anlasın herseye atlamayın
    Cevapla
  • Osman 38 dakika önce Şikayet Et
    Hürmüz konusu aynı değil ki; İran zaten petrolü silah olarak kullanmak istiyor. Boğazı açarsa silah bırakmış olur.
    Cevapla
  • mehmet 38 dakika önce Şikayet Et
    halbur altından yem silmeyi bırakın.. ayıp denen birşey var.. orada siviller öliyor.. lübnana da siviller ölüyor..sen bu katillerin durdurulması yerine, güvenli ticaret yöntemi peşindesin.. yani paranın.. şahsiyet insanlık bunlar paradan önemli..
    Cevapla

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR