Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'dan altın rezervi açıklaması
Fatih Karahan, altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının son derece doğal tercih, "İşlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek." dedi.
ABONE OL
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Fatih Karahan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmaların ekonomiye etkisini en aza indirmek için altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının son derece doğal bir tercih olduğunu belirterek, "İşlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek." ifadesini kullandı.
Karahan, AA muhabirine, Körfez bölgesindeki savaşın Türkiye ekonomisi ve piyasalara etkileri ile alınan tedbirlere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Gelişmelerin enflasyondan büyümeye, enerjiden ticarete, cari açıktan turizme kadar çeşitli alanlarda etkisini gösterdiğine dikkati çeken Karahan, kendilerinin de enflasyonist etkileri azaltıcı önlemler aldıklarını söyledi.
Karahan, bu kapsamda, artan enerji fiyatlarına karşı uygulamaya alınan eşel mobil sisteminin enflasyonist etkiyi düşürdüğünü bildirdi.
Artan belirsizliğin yatırım iştahı ve özel tüketim üzerinde de etkilerinin olacağını vurgulayan Karahan, cari dengedeki olası bozulmanın yönetilebilir seviyede kalmasını beklediklerini dile getirdi.
"VADESİ GELDİĞİNDE ALTINLAR REZERVLERİMİZE DÖNECEK"
Karahan, döviz likiditesinin desteklenmesi gereken dönemlerde altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının son derece doğal bir tercih olduğunu ifade ederek, "İşlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek." diye konuştu.
Bankaların Merkez Bankası ile swap işlemlerine yeniden yöneldiği bilgisini veren Karahan, "Bu durum, sistemde bir döviz likiditesi sıkıntısı olmadığını ve uyguladığımız kur rejiminin sağlıklı bir şekilde işlediğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.
İzledikleri proaktif, esnek ve kontrollü yaklaşıma vurgu yapan Karahan, amacın fiyat istikrarını destekleyerek finansal istikrarı güçlendirmek olduğunu kaydetti.
"GELİŞMELERİN ENFLASYONİST ETKİLERİNİ SINIRLAMAK İÇİN GEREKEN SIKILIĞI SAĞLAYACAĞIZ"
Merkez Bankası Başkanı Karahan, sorularımıza şu yanıtları verdi:
SORU: Bölgemizde yaşanan savaşın neden olduğu petrol ve enerji fiyatlarındaki artış Türkiye'de enflasyonu nasıl etkiliyor? Kısa ve orta vadeye ilişkin Merkez Bankasının hesaplamaları ne gösteriyor?
CEVAP: Yaşanan savaş enerji fiyatlarında belirgin bir yükselişe yol açtı. Bu durum enflasyon üzerinde maliyet kaynaklı baskı yaratıyor. Enerji fiyatlarının doğrudan etkilerinin yanında farklı sektörlerde dolaylı enflasyonist etkilerini de görebiliriz. Yaptığımız analizler, petrol fiyatlarında yüzde 10'luk kalıcı bir artışın tüketici enflasyonunu bir sene içinde yaklaşık 1,1 puan artırdığını gösteriyor. Uygulamaya konulan eşel mobil sistemi bu etkinin tüketici fiyatlarına yansımasını önemli ölçüde sınırlıyor. Hesaplamalarımıza göre eşel mobil sistemi petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini üçte bire düşürüyor. Savaşın orta vadede, enflasyon üzerinde hem arz hem de talep yönlü etkileri olacak. Maliyet ve tedarik yönlü aksamalar halihazırda arz yönlü baskı oluşturmaya başladı. Talep yönlü etkiler ise bu süreçte izlenecek iç ve dış politikalara bağlı olarak şekillenecek. Şu ana kadar vakit kaybetmeden enflasyonist etkileri azaltıcı önlemleri aldık. Mevcut durumda savaşın gidişatı belirsizliğini sürdürüyor. Gelişmelerin beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinden enflasyonist etkilerini sınırlamak için gereken sıkılığı sağlayacağız.
"CARİ DENGEDEKİ OLASI BOZULMANIN YÖNETİLEBİLİR SEVİYEDE OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ"
SORU: Savaş Türkiye'nin büyüme ve cari açık dinamiklerini nasıl etkiledi? Tahminleriniz ne kadar değişti?
CEVAP: Artan enerji maliyetleri, dış belirsizlikler ve bunların neticesinde dış talepte oluşabilecek zayıflamanın ekonomik aktivite üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturmasını bekliyoruz. Artan belirsizliğin yatırım iştahı ve özel tüketim üzerinde de etkisi olacak. Yaptığımız analizler, petrol fiyatlarında yüzde 10 düzeyindeki arz yönlü bir artışın büyüme oranında bir yıllık dönemde 0,4 ila 0,7 puan gerilemeye neden olduğuna işaret ediyor. Son dönem gelişmeleri cari dengeyi enerji ve enerji dışı kalemler üzerinden farklı etkileyecek. Analizlerimiz, petrol fiyatlarında 10 dolarlık artışın bir yıllık net enerji dengesinde yaklaşık 3 ila 4 milyar dolarlık bozulmaya neden olduğunu gösteriyor. Doğal gaz ithalat fiyatlarında da bununla uyumlu bir artış olması durumunda etki 5 milyar dolara kadar çıkabiliyor.
Enerji dışı kalemlere gelecek olursak küresel talepte oluşabilecek bir zayıflamanın ihracat ve turizm üzerinden cari açığı artırıcı etkileri olacağını söyleyebiliriz. Bununla birlikte ekonomik aktivitede gerçekleşecek soğuma ticaret dengesini olumlu yönde etkileyecek. Mevcut durumda cari açığın seviyesi tarihsel ortalamasının altında. Son gelişmelerle ortaya çıkabilecek cari dengedeki olası bozulmanın yönetilebilir bir seviyede olacağını düşünüyoruz.
"DEZENFLASYON SÜRECİNİN DEVAMI İÇİN GEREKEN SIKILIĞI SAĞLAMAKTA KARARLIYIZ"
SORU: Son dönemde rezervlerde bir düşüş görülüyor. Yabancı çıkışıyla birlikte kur rejiminde bir değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?
CEVAP: Para politikası metninde açıkladığımız gibi mevcut kur rejimini 2026 yılında da sürdüreceğiz. Gelişmekte olan ülkelerden bu dönemde sermaye çıkışları oldu. Bu duruma her ülke, enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini dikkate alarak farklı şekilde yanıt veriyor. Rezervler üzerindeki baskı, küresel risk iştahındaki değişimlerin olağan bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Biz de bu riskten kaçınma davranışının enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini sınırlayıcı yönde önlemlerimizi alıyoruz. Savaşın ortaya çıkmasıyla birlikte üst banttan fonlamaya geçtik. Bu dönemde yurt içi yerleşiklerle Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. Bunun yanında tahvil alımlarımızı öne çekerek para piyasası fonlarında da olası bir çıkışın önüne geçtik. Bu önlemler yurt içi piyasalarda Türk lirasının cazibesini korudu. Bu dönemde yurt içinde, düşen altın fiyatlarına bağlı olarak sınırlı düzeyde altın ve döviz talebi oluşsa da önceki dönemlerdeki stres dönemlerine kıyasla yurt içi yerleşiklerin döviz talebi sınırlı oldu. Bir kez daha belirtmek isterim ki enflasyonla mücadelemizi olumsuz etkileyen dışsal bir durumla karşı karşıyayız. Dezenflasyon sürecinin devamı için gereken sıkılığı sağlamakta kararlıyız.
"YAPTIĞIMIZ İŞLEMLER, DÖVİZ POZİSYONUMUZU GÜÇLENDİRMEYE YÖNELİK"
SORU: Sayın Başkan, kamuoyunda çokça tartışılan başka bir konu da rezerv politikanız. Rezervlerden altın satışı yapıldığı konuşuluyor. Döviz karşılığı Türk lirası swap işlemleri de seçeneklerden biri. Bu süreçte özellikle rezerv politikanızın sürdürülebilirliğine dair yorumlar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
CEVAP: Rezerv tutmamızın temel amacı, para ve kur politikalarına olan güveni güçlendirmek, küresel ya da jeopolitik gelişmelerin olası olumsuz etkilerine karşı ekonomimizi korumak. Yıllar içinde altın rezervlerimizi artırdık. 2016 yılında 377 ton olan altın rezervlerimiz iki katına çıktı. Mart 2026 itibarıyla altın rezervlerimizin toplam rezerv içindeki payı yüzde 60'ı aştı. Dolayısıyla döviz likiditesinin desteklenmesi gereken dönemlerde altın kaynaklı işlemlerin kullanılması son derece doğal bir tercih. Altının rezervler içinde artan payı finansal sistemimizde altının oynadığı rol ile yakından ilişkili. Zorunlu karşılık kapsamında bankalar altın tesis edebiliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın ihraç ettiği altına dayalı tahviller de bankacılık sisteminin önemli bir parçası. Bu durum altının da likidite yönetimi kapsamında kullanılmasını zorunlu kılıyor. Swap, likidite yönetiminde en yaygın kullanılan araçlardan biri. Biz de farklı türde swap işlemleri ile finansal sistemin likiditesini yönetiyoruz. Lokasyon swap işlemleri ile yurt içindeki altını uluslararası piyasalarda kullanıyoruz. Benzer şekilde son dönemde yaptığımız döviz karşılığı altın swap işlemleriyle de döviz likiditemizi güçlendiriyoruz. Yakın dönemde bir miktar altınımızı döviz karşılığı altın swap için kullandık. Bunun dışında bir miktar altın satışı da gerçekleştirdik. Bu noktada vurgulamak isterim ki merkez bankacılığında bu tür işlemleri ticari bir kar-zarar perspektifiyle değerlendirmek doğru değil. Bizim önceliğimiz finansal istikrar ve politika etkinliği. Bu kapsamda yaptığımız işlemler, döviz pozisyonumuzu güçlendirmeye yönelik.
"PROAKTİF, ESNEK VE KONTROLLÜ BİR YAKLAŞIM İZLİYORUZ"
Ayrıca bu işlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde. Yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek. Altın dışında bankalarla döviz karşılığı Türk lirası swap işlemleri de yapabiliyoruz. Son dönemde yurt dışı ile yapılan swap işlemlerinin azalmasıyla bankacılık sisteminde döviz likiditesinin arttığı, buna karşılık Türk lirası fonlama ihtiyacının yükseldiği bir tablo söz konusu. Bankalar Merkez Bankasıyla olan swap işlemlerini yeniden talep etmeye başladılar. Biz de yeniden döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerine başlamak üzere hazırlıklarımızı yaptık. Bankaların Merkez Bankası ile swap işlemlerine yeniden yönelmesi sistemde bir döviz likiditesi sıkıntısı olmadığını ve uyguladığımız kur rejiminin sağlıklı bir şekilde işlediğini gösteriyor. Tüm bu işlemleri likidite yönetimimizin bir parçası olarak değerlendiriyoruz. İşlemlerin vadesi ve hacmi bizim kontrolümüz altında. Şartların gelişimine göre işlem hacmini artırabilir ya da değişen piyasa koşulları ile azaltabiliriz.
Özetle, rezerv yönetimi ve likidite araçlarımız konusunda proaktif, esnek ve kontrollü bir yaklaşım izliyoruz. Tüm adımlarımızın amacı fiyat istikrarını desteklemek ve finansal istikrarı güçlendirmek.
-
KADİR 51 dakika önce Şikayet EtDolar yükseldikçe Enflasyon yükselir.Beğen
-
KertenKeRRe____x____ 1 saat önce Şikayet EtALTIN UÇACAK filan değildir.. FED faizi düşüremeyecek, hatta artıracak.. ALTIN GÜMMM..Beğen
-
Öğretim üyesi 1 saat önce Şikayet EtTürkiye insanında altın satmak gelinen en son nokta yani ölümden bir önceki hamle o yüzden millet nezdinde altın satmak hoş karşılanmaz sosyolojik gideri olur.Beğen
-
abdullh 1 saat önce Şikayet Etay sonu altın uçacak gibiBeğen