Hürmüz krizinde yeni evre: Stokların erimesi petrolde 150 dolar ihtimalini güçlendirir
Hürmüz'de gerilimin uzamasıyla piyasada artık risk değil sürecin uzayacağı fiyatlanıyor. Uzmanlara göre günlük 15 milyon varillik akışın aksaması halinde 90 günde stoklar eriyebilir ve petrol fiyatlarında 150 dolar ihtimali güçlenir.
ABONE OL
- HABER7-ÖZEL
Dünya enerji ticaretinin kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı’nda tansiyon giderek yükseliyor.
Bölgedeki gelişmeler sadece petrol ve doğal gaz akışını değil, sanayi üretiminden savunma sektörüne kadar uzanan geniş bir tedarik zincirini etkiliyor.
Küresel arzın baskı altına girdiği bu süreçte piyasalar artık kısa vadeli riskleri değil, krizin ne kadar süreceğini ve fiziksel arzın devam edip edemeyeceğini sorguluyor.
Bu da enerji fiyatlarında yeni ve daha sert dalgalanmaların habercisi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre günlük 15 milyon varillik akışın aksaması halinde 90 günde stoklar eriyebilir ve petrol fiyatlarında 150 dolar ihtimali güçlenir.
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri, alternatif rotaları, petrol fiyatlarının geleceği ve bundan sonraki süreci Enerji Uzmanı Altuğ Karataş ve TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener Haber7’ye değerlendirdi.
“SAHADA DENKLEM TAMAMEN DEĞİŞTİ”
Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda abluka sürecini başlatacağını açıklamasıyla birlikte krizin yeni bir evreye geçtiğini belirterek, ABD donanmasının, İran limanlarına giren-çıkan gemileri durdurma ve İran’a ödeme yapan gemilere müdahale etme kararının, sahadaki denklemi tamamen değiştirdiğini vurguladı.

“ENERJİYİ, SANAYİYİ VE SAVUNMA ÜRETİMİNİ BESLEYEN ANA DAMAR KONUMUNDA”
Bu gelişmeyle meselenin sadece bir gerilim değil, küresel ölçekte sonuçları olacak bir kırılma süreci olduğunu net şekilde ortaya koyduğuna dikkat çeken Karataş, şunları kaydetti: “Bugün gelinen noktada şunu açıkça söylemek gerekiyor. Bu kriz sadece petrol ve doğal gaz krizi değil.
Hürmüz’den geçen akış; enerjiyi, sanayiyi ve savunma üretimini besleyen ana damar konumunda. Körfez bölgesinden çıkan kükürt, sülfürik asit, alüminyum ve petrokimya ara ürünleri; mühimmat üretiminden ağır sanayiye kadar kritik alanları besliyor.
Dolayısıyla Hürmüz’de yaşanan her aksama, özellikle savunma sanayinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor” dedi.
KÜRESEL ENERJİ ARZINI SIKIŞTIRDI
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmak yerine kendi kontrolünde, kendisine açık ancak dünya için sınırlı bir geçiş rejimi oluşturduğunu hatırlatan Karataş, bu durum İran’ın direncini artırdığına dikkat çekti.
ABD’nin bugünkü hamlesi ise bu yapıyı kırmaya, İran’ı Hürmüz üzerinden besleyen mekanizmayı kesmeye yönelik olduğunu ifade eden Karataş, şöyle devam etti: “İran limanlarına giriş-çıkışların engellenmesi ve İran’a ödeme yapan gemilerin durdurulmasıyla hedeflenen, İran’ı ekonomik ve stratejik olarak nefessiz bırakmaktır.
Ancak bu karar ABD açısından stratejik olsa da küresel ölçekte çok daha büyük bir enerji krizini tetikliyor. Zaten sınırlı olan akışın daha da baskılanması, piyasalardaki belirsizliği derinleştiriyor ve alternatif hatların kısa vadede bu açığı kapatması mümkün görünmüyor.
Yani ABD kendi stratejik hedefini korurken, küresel enerji arzını daha da sıkıştıran bir süreci başlatmış durumda.”

KRİZİN KIRILMA NOKTASINI PİYASADAKİ TEMEL SORU BELİRLEYECEK!
Altuğ Karataş, piyasaların ilk aşamada sigorta maliyetlerini, navlun fiyatlarını ve jeopolitik riskleri fiyatladığını ancak gelinen noktada artık fiyatlanan şey risk değil, sürecin uzayacağı gerçeği olduğunu vurguladı.
Günlük yaklaşık 15 milyon varillik petrol akışının risk altında olduğunu belirten Karataş, şöyle devam etti:
-
"Eğer bu durum yaklaşık 90 gün boyunca devam ederse, küresel ölçekte 1,3 milyar varile yakın bir arz kaybı oluşur.
-
Bu da uluslararası petrol stoklarının kritik seviyelere gerilemesi anlamına gelir.
-
İlk 3 ayda maliyet artışı daha çok sigorta, taşıma ve risk kaynaklı olur.
-
Ancak bu süre aşıldığında tablo tamamen değişir.
-
Artık mesele lojistik değil, arzın kendisidir. Piyasadaki temel soru “kaça gelir” değil, “bulunabilir mi” olur. Bu, krizin kırılma noktasıdır.
-
Bu şartlar altında Brent petrol fiyatlarının 150 dolar bandına ulaşması güçlü ve gerçekçi bir senaryo haline gelir. Çünkü bu aşamadan sonra fiyatlanan şey risk değil, fiziki arz eksikliğidir.
“YENİ ENERJİ KORİDORLARI OLUŞACAK, YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARI HIZLANACAK”
“Bu süreç bize şunu net gösterdi: Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yeni dönemde enerji en ucuz yoldan değil, en güvenli hatlardan akacak” diyen Karataş, şunları kaydetti:
“ Yeni enerji koridorları oluşacak, yenilenebilir enerji yatırımları hızlanacak ve nükleer enerji yeniden yükselişe geçecek.
Dünya, güvenli enerji hatları, yenilenebilir ve nükleer üçlüsüne dayalı yeni bir enerji mimarisine geçiyor.”

“TÜRKİYE DENGE KABİLİYETİYLE ÖNE ÇIKIYOR”
Altuğ Karataş, bu yeni tabloda Türkiye’nin güvenli enerji geçiş güzergahı olması, farklı kaynaklara erişim imkanı ve diplomatik denge kurabilme kabiliyetiyle öne çıktığının altını çizerek, şöyle konuştu: “Türkiye artık sadece bir enerji koridoru değil, yeni enerji düzeninin merkezinde yer alan bir aktör konumuna geliyor.
Bugün yaşananlar geçici bir kriz değil, küresel enerji düzeninin yeniden kurulduğu bir dönemin başlangıcıdır.
Enerji artık sadece ekonomik bir ürün değil, doğrudan güç ve güvenlik meselesidir.”
HÜRMÜZ’DE GERİLİM, PİYASADA DENGE ARAYIŞI
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, ABD-İran savaşının beklenenden uzun sürdüğüne dikkat çekerek, hem küresel piyasalarda hem de ABD tarafında bu durumun etkilerinin hissedilmeye başlandığını söyledi.
ABD’de WTI fiyatlarının Brent’in üzerine çıkmasının dengelerde değişime işaret ettiğini belirten Akyener, yükselen fiyatların artık ABD piyasalarını da olumsuz etkilediğini vurguladı.
Petrol fiyatlarının halihazırda 110 dolar bandına ulaştığını ifade eden Akyener, uzun vadeli ve kesin bir arz kesintisi beklentisi oluşmadıkça bu seviyenin kalıcı şekilde aşılmasının zor olduğunu dile getirdi.
ALTERNATİF TEDARİK HATLARI
Alternatif tedarik hatlarının devrede olduğuna dikkat çeken Akyener, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı hattını tam kapasite kullandığını ve arzının önemli bir bölümünü Kızıldeniz üzerinden piyasaya sunduğunu belirtti.
Benzer şekilde Birleşik Arap Emirlikleri’nin de Füceyre Limanı üzerinden Hürmüz Boğazı’nı bypass eden sevkiyatlarını artırdığını ifade etti.
Bu alternatif rotaların tam kapasiteyle dahi küresel arzın tamamını karşılamaya yetmese de, piyasada tam bir tıkanıklık oluşmasını engellediğini vurgulayan Akyener, Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli tamamen kapanacağına dair güçlü bir sinyal bulunmadığını söyledi.
PETROLDE 150 DOLAR SEVİYESİ MÜMKÜN MÜ?
Arz-talep dengesinin halen yönetilebilir seviyede olduğunu belirten Akyener, stratejik petrol rezervlerinden yapılan satışlar ve Suudi Arabistan’ın üretim artırma sinyallerinin de piyasayı dengeleyici unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.
Tüm bu gelişmeler ışığında petrol fiyatlarının 150 dolar seviyesine çıkmasının ancak büyük çaplı bir savaş senaryosunda mümkün olabileceğini dile getiren Akyener, mevcut tabloda böyle bir riskin öne çıkmadığını sözlerine ekledi.