'300 lira öderim' diyenleri bitiren oyun: Yıllık yüzde 200'ü aşan devasa faiz tuzağı
E-ticaretteki 'Şimdi Al, Sonra Öde' sistemi, geliri olmayan Z kuşağını ağır bir borç sarmalına itiyor. Fahiş faiz ve icra şokuyla köşeye sıkışan gençler, borcu kapatmak için yasa dışı bahis ve modern tefecilerin ağına düşüyor.
ABONE OL
E-Ticaret’te çığ gibi büyüyen “Şimdi Al, Sonra Öde” (BNPL) sistemi, hiçbir geliri olmayan gençleri sessiz sedasız bir borç sarmalına itiyor. Marka tutkunu Z kuşağı, binlerce liralık icralarla karşılaşabiliyor. Bunu ödeyebilmek için ya tefecilerin eline düşüyor ya da kumar batağına saplanıyor.
Türkiye Gazetesi’nden Kaan Zenginli’nin haberine göre; e-ticaret sitelerinde yaygınlaşan "şimdi al, sonra öde" sistemi, hiçbir geliri olmayan gençleri kontrolsüz harcamaya teşvik ederek fahiş faizler ve icra dosyalarıyla dolu karanlık bir borç sarmalına sürüklüyor.
Sistem, Merkez Bankası ve BDDK’nın sıkı denetimindeki klasik bankacılık kurallarının etrafından “alternatif veri skorlaması” ile dolaşıyor. Geleneksel bir bankanın kapısından bile geçemeyecek olan bir gence, arka planda “gölge limitler” (shadow limit) tanımlanıyor. Başlangıçta “güven testi” olarak verilen 500 liralık ufak limitler, ödendikçe kademeli olarak artırılarak genç, oyunlaştırılmış bir borç merdiveninden yukarı çıkarılıyor.

YÜZDE 200’Ü AŞAN FAİZ
Asıl yıkım ise o çok cazip sunulan “vade farksız taksit” ödemeleri geciktiğinde başlıyor. Taksit sadece bir gün bile gecikse, sabit cezalar devreye giriyor. Borç anında aylık %16, yıllık %200’leri aşan devasa bir boyuta ulaşıyor.
Sonuç olarak; gençler, “aylık 300 lira nasıl olsa öderim” diyerek girdikleri bu modern senet tuzağında çok erken yaşta ağır yasal takiplerle yüzleşiyor. Uzmanlar, gençlerin finansal sicilini henüz yolun başındayken lekeleyen bu yeni nesil borçlandırma mekanizması için acil bir yasal çerçeve çizilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.
Sistemin asıl gelir modelinin ödenemeyen borçlar üzerine kurulduğuna dikkat çeken e-Ticaret Uzmanı Levent Aslan “Bu yeni nesil finansman modelinin birincil hedef kitlesi; düzenli bir işi, maaş bordrosu veya SGK kaydı olmayan gençlerdir. Gençler o anki tüketim dürtüsüyle ‘nasıl olsa öderim’ diyerek bu kolay krediyi sepetlerine ekliyorlar. Ancak sistemin görünmeyen tuzağı tam burada başlıyor; çünkü bu yapıların asıl kâr marjı ürün satışından değil, ödenmeyen taksitlere uygulanan fahiş gecikme cezaları ve hizmet bedellerinden geliyor. Son derece kolay ve denetimsiz dağıtılan bu krediler bir gün bile gecikse devreye giren acımasız cezalar, hiçbir geliri olmayan bir genci çok kısa sürede ağır icra dosyalarıyla baş başa bırakıyor” dedi.
MODERN TEFECİLER
Haciz baskısı ve ailelerinin durumu öğrenme korkusu, gençleri çok daha tehlikeli ve karanlık yollara itiyor. Hukuk bürolarının ardı arkası kesilmeyen aramalarıyla paniğe kapılan gençler, yasal yollardan kredi bulamadıkları için bu borcu ‘hızlıca’ kapatabilmek adına yasa dışı bahis sitelerinin veya riskli kripto kumarının içine sürükleniyor.
2 bin liralık icrayı durdurmak için son harçlıklarını da yasa dışı bahiste kaybeden gençler, bu kez sosyal medyada ‘senetle anında kredi’ yalanıyla ağ kuran modern tefecilerin kucağına düşüyor.
Tüketim çılgınlığıyla başlayan masum bir alışveriş, gençleri yasal ve yasa dışı borç sarmalının ortasında psikolojik bir çöküntüye, okulu bırakma noktasına ve aile içi onarılmaz yıkımlara götürüyor.
BİR TIKLA SÖZLEŞME
Gençlerin fiilen bir senet ya da sözleşmeye imza atmamalarının ‘rahatlama’ hissi verdiğini söyleyen Levent Aslan şunları söyledi: Ancak ödeme ekranında okunmadan aceleyle işaretlenen o tek bir kutucuk ve cep telefonuna gelen 6 haneli SMS şifresi, hukuken ıslak imza yerine geçerek tüm yasal sürecin kapılarını sonuna kadar açıyor.
Borç geciktiği an bu dijital ayak izlerini takip eden tahsilat avukatları, UYAP sistemi üzerinden icra tebligatlarını doğrudan ailelerine gönderiyor.
HARÇLIĞA E-HACİZ AİLEYE İCRA ŞOKU
Aracı şirketler, gecikmenin ilk gününden itibaren fahiş sabit cezalarla borcu katlıyor. Kısa süre içinde hukuk bürolarına devredilen dosyalar, gençlerin aileleriyle yaşadıkları evlere giden icra tebligatlarıyla büyük bir travmaya dönüşüyor.
SGK kaydı ve maaşı olmayan gençlerden tahsilat yapabilmek için uygulanan yöntem ise e-Haciz. Ailelerin çocuklarına gönderdiği üç kuruşluk eğitim harçlığı dahi, banka hesaplarına konulan blokelerle sistem tarafından anında yutuluyor.