Babacan: Kişisel görüşlerin geçerliliği yok

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Bazen yerel, kişisel görüşler o gün manşet olabilmek için duyulabilir. Bunların hiçbir geçerliliği yoktur. Bizim Hükümetimiz ve otoritelerimiz ne uygulayacak sorusunun cevabı, yazılı dokümanlarımızdır" dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 18.09.2013 14:33 GÜNCELLEME 18.09.2013 14:33 Finans
Babacan: Kişisel görüşlerin geçerliliği yok
Babacan: Kişisel görüşlerin geçerliliği yok

Anadolu Ajansı'nın (AA) resmi iletişim sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Finans Zirvesi'nin özel mülakatında konuşan Babacan, kamu bankalarının katılım bankası kurma süreciyle ilgili bir soru üzerine, devletin katılım bankacılığına girmesinin stratejik bir karar olduğunu söyledi.

Hükümet olarak bu kararı verdiklerini ve kamu bankalarını görevlendirdiklerini anlatan Babacan, "Şimdi her birisi, Ziraat Bankamız, Halk Bankamız ve Vakıf Bankımız birer tane kamu katılım bankası kurma çalışmalarına başladı. Burada strarejik seçenekler var. Bunların hepsi değerlendiriliyor ama 2014 içerisinde epey şekil alacağını düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde hukuki öngörülebilirliği artırmak için belki birkaç maddelik yasal düzenlemeler yapmamız gerekebilecek" açıklamasını yaptı.

Katılım bankacılığının önemsedikleri bir sektör olduğunu belirten Babacan, "Şu anda 4 tane özel sektör kuruluşumuz var ve çok başarılılar. Ama bir yandan kamuoyunun katılım bankacılığını daha iyi tanınması, bir yandan da dağıtım ağının toplumda ve ülkemizde yaygın bir nitelik kazanması için bunun faydalı olacağını düşünüyoruz" diye konuştu.

Babacan, şöyle devam etti:

"Gerçi biz prensip olarak kamunun sektörlerin içine fazla girmesini istemiyoruz. Bir yandan da dünyanın özelleştirmesini yapıyoruz. Pek çok sektörden çıkıyoruz. Ama bankacılık sektörü Türkiye'de kamunun 3'te 1 sahip olduğu bir sektör. Son krizde de özel bankaların bir kısmı tekrar devlete döndü. Dolayısıyla biz şimdiki bu 3'te 1 oranımızı bir müddet daha koruruz. Belki halka açılmayla devletin bankalarımızdaki sahiplik oranını düşürürüz. Ama kontrollü satacak, kontollü devredecek şekilde bir özelleştirme 2-3 yıl içerisinde gündemimizde yok. Ama 2-3 yıl sonrasıyla ilgili kesin bir şey söylemek zor. Biraz da dünyanın gidişine bakmamız gerekecek."

Babacan, kamu bankalarının katılım bankalarında ticari prensiplerle yönetilmesi, siyasi bir bakış açısının bu bankaların yönetimine yansımamasının kilit bir konumda bulunduğunu belirterek, "Nokta atış, firma ve kredi bazında şunu yap bunu yapma gibi bir müdahale asla bizim yönetimimizde sözkonusu olmadı 11 yıldır, bundan sonra da olmaz" dedi.

- "Çabamız yazılı dokümanlardır şahıslar değil"

Babacan, "2008'in mayıs ayında IMF çapasının bittiği, sonra Babacan çapasının başladığı" yorumunu içeren bir soru üzerine, şu değerlendirmede bulundu:

"Bir ekonomi politikası sadece şahıslara bağlı yürüyorsa orada büyük bir soru işareti var demektir. Burada öncelikle Sayın Başbakanımızın liderliğinde, onun genel bakışı ve yönlendirmesiyle uyguladığımız bir ekonomi politikasından bahsediyoruz. Tabii ki AK Parti gibi çok büyük bir yapıda, tek parti Hükümeti içerisinde dönem dönem farklı görüşler, farklı yaklaşımlar dile getirilebiliyor. Biz bunların açıkça tartışılmasından yana olan bir partiyiz. Hatta bunu teşvik de ediyoruz, her şeyi tartışalım ki doğrusunu hep birlikte bulalım diye... Ama nihayetinde dönüp dolaşıp aslında bizim çapamız yazılı dokümanlarımızdır. Her şey konuşulur ama bizim uygulamamız yazılı olan ne ise odur."

Babacan, devamla şunları kaydetti:

"Bir de siyasette fırsatçılık var. Özellikle çok eskiler 'Siyaset yereldir ve kişiseldir' der. Ama biz AK Parti'de bunu böyle yapmamaya çalıştık. Kurumsal, sürekli ve ülkenin tümü için, hem bugünün hem de geleceğin Türkiye'si için de politikalar uygulama çabasında olduk. Bazen yerel, kişisel görüşler o gün manşet olabilmek için duyulabilir. Bunların hiçbir geçerliliği yoktur. Bizim Hükümetimiz ve otoritelerimiz ne uygulayacak sorusunun cevabı, yazılı dokümanlarımızdır.

Bundan sonraki ilk program da Orta Vadeli Program olacak. Orta Vadeli Program'da ne yazıyorsa uygulama odur. Orta Vadeli Program açıklansın 3 gün, bir hafta sonra bir arkadaşımızın çıkıp ona aykırı bir şey söyleyeceğini duyabilirsiniz. Bunların hepsi olabilir ama hiçbirinin önemi yok. Dolayısıyla buradaki çapa kişilerde değil yazılı dokümanlarda ve yazılı açıklanan politikalardadır. Zaten yazılının dışında bir uygulama varsa o zaman gelip de bize, Hükümetimize hesap sorulması lazım."

Türkiye'ye bakarken günlük açıklamalardan öte yazılı politika dokümanlarına bakmakta büyük fayda gördüğünü vurgulayan Babacan, "Bu bizim sadece Hükümet değil diğer düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız için de geçerli. Bazen bir kurumumuzun başındaki arkadaşımız bir şey söyleyebilir. Ama kurumun yazılı açıklamaları daha bağlayıcıdır, daha önemlidir. Şahsi görüşlere dikkat edilmesi gerekir. Bu, nihayetinde kredibilite sorunları oluşturabilir. Ama yazılılara bakmakta ve yazılı kurumsal politikalara dikkat etmekte ben hep fayda görüyorum. Çapamız yazılı dokümanlardır, şahıslar değil" şeklinde konuştu.

KAYNAK : AA
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR