Atilla Yayla Zaman gazetesinden ayrıldı
Atilla Yayla gazetesindeki son yazısıyla okurlarıyla vedalaştı. Yayla Yeni Şafak'tan gelen teklifi kabül ederek Zaman'dan ayrılma kararı almıştı.
ABONE OL
"Zaman'da kendimi hep özgür ve rahat hissettim. Yazmak istediğim şeyleri yazdım. Gazeteden köstek değil destek gördüm." diyerek Zaman'la helalleşen Atilla Yayla "Zaman'daki dostlarımla ve birçoğunun ismini bilmediğim, yüzünü görmediğim okuyucularımla fikir ve his bağlarım yaşamaya devam edecek." dedi.
İşte Yayla'nın 'Veda' başlığıyla kaleme aldığı yazısı:
Yazılarımda arada sırada vurguladığım üzere kendimi belli bir entelektüel geleneğe bağlı hissediyorum: Liberal düşünce. Ancak, çeşitli sebeplerden ötürü, bunu söylemek nerede durduğumu tam olarak belirtmiş olmama yetmiyor, söz konusu gelenek içinde hangi pozisyonu işgal ettiğimi de vurgulamam gerekiyor.
O zaman, klasik liberal geleneğe bağlıyım demem icap ediyor. Evet, klasik liberal düşünce çizgisinde yer tutuyorum ve klasik liberalizm içinde de Hume - Smith - Menger - Hayek geleneğinin en isabetli pozisyon olduğunu düşünüyorum. Bu filozofların ilk ikisi Britanyalı (İskoç), diğer ikisi Alman asıllı. İslam geleneğinde ise İbni Haldun'u kendi entelektüel atalarımdan biri olarak görüyorum. Ana hatlarıyla söylemem gerekirse benim bağlı olduğum klasik liberal çizgi ne olduğu ve nasıl işlediği zaten tam olarak bilinmeyen akla tapan ve onu tüm beşerî kurumların tek ve yanılmaz rehberi olarak gören kurucu rasyonalizmi reddediyor. Bireysel negatif özgürlüğün temel değer olduğunu ve onu tesis etmeye ve korumaya yardımcı olan siyasî, hukukî ve ekonomik sistemlerin diğerlerinden üstün olduğunu kabul ediyor. Beşerî dünyadaki en büyük ve en faydalı öğrenme yönteminin deneme yanılma yoluyla ilerlemek olduğuna inanıyor. Bu yüzden tecrübenin önünün tıkanmamasını istiyor. Toplum mühendisliğini reddediyor ve parçalı ilerleyişi kabul ediyor. Piyasa ekonomisinin sadece refahın değil özgürlüğün de kaynağı ve korunağı olduğunu özellikle vurguluyor. Sınırlı ve sorumlu bir devlet talep ediyor ve devletin şu veya bu sebeple ve gerekçeyle topluma ait sivil alanları işgal etmemesi çağrısı yapıyor…
Bu geleneğin en önemli özelliklerinden biri fikirlerin gücüne inanması. Bu inancın hem Hume'da, hem Hayek'te vurgulandığını görüyoruz. “Fikirlerin sonuçları vardır”, “dünyayı fikirler idare etmektedir”, “toplumların değişmesi için kanaat ortamının değişmesi lâzımdır” türünden sözler bu hususu vurgulamak için kullanılıyor. Ben de hep buna inandım. Fikirlerin değerli olduğunu ve hem ülkelere hem dünyaya şekil vermede mühim bir rol oynadığını düşündüm. Akademik hayatımda da popüler yazı hayatımda da bu noktayı hiç gözden kaçırmamaya ve ona göre çalışmaya, yazmaya gayret ettim. Zaman gazetesinde de bu çerçevede uzun süredir yazılar kaleme almaktayım. 2008 Eylül'ünden beridir bu yazılar haftada bir belirerek daha düzenli hâle geldi. Yaklaşık beş yıldır bir tek hafta bile aksatmadan, her cuma, yorum sayfalarında yazdım. Yazılarımın tipik bir akademik yazı veya temelleri olmayan sabun köpüğü türünden bir gazete yazısı olmaması için dikkatli oldum, çaba sarf ettim. Asıl hükmü verecek jüri gazete yönetimi ve okuyucularım olmakla beraber bunda önemli ölçüde başarılı olduğumu sanıyorum. Bu sayfalarda yayımlanan birçok yazım bir fikir içermekte, bugün okunduğunda dahi bir anlam ifade etmekte.
Tabiî bunun mümkün olmasını benim gayretlerim kadar gazete yönetiminin anlayış ve desteği de sağladı. Zaman'da kendimi hep özgür ve rahat hissettim. Yazmak istediğim şeyleri yazdım. Gazeteden köstek değil destek gördüm. Bu yüzden, başta şimdiye kadar çalıştığım sayfa editörleri Ahmet Turan Ayhan, Levent Kenez ve Abdullah Yavuz Altun olmak üzere yorum sayfalarına emek harcayan herkese teşekkür ediyorum. Bir teşekkür de Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve idaredeki arkadaşlarına. Hepsine müteşekkirim. Kendilerini sadece bir sınırlı mesai arkadaşı olarak değil aynı zamanda bir dost olarak da gördüm ve görmeye devam edeceğim. Kuşku yok ki, okuyucularıma da büyük bir teşekkür borçluyum. Çoğu genç, en azından benden genç olan okuyucularımın muazzam bir ilgi ve desteğine mazhar oldum. Bunun işaretleri ve sonuçlarıyla hiç umulmadık yerlerde ve şekillerde sık sık karşılaştım. Bu bana Zaman'ın yorum sayfalarının uyanık, akıllı, ilgili, meraklı, hassas insanlar tarafından dikkatle takip edildiğini gösterdi. Değerli okuyucularımın fikir dağarcığına yazılarımla bir nebze olsun katkıda bulunmuş isem kendimi çok mutlu addedeceğim. Bu yönüyle bu yazı aslında bir veda yazısı değil. Çünkü, biliyorum ki, burada yazmayacak, başka bir mecrada yazmaya devam edecek olsam da Zaman'daki dostlarımla ve birçoğunun ismini bilmediğim, yüzünü görmediğim okuyucularımla fikir ve his bağlarım yaşamaya devam edecek.
Sağlık ve mutlulukla kalın."