Avanoslu Edip Akbayram
Halk müziğinde yılların sanatçısı Edip Akbayram, İstanbul'u bırakarak, Nevşehir'e 15, Ürgüp'e 13 kilometre mesafede, peribacaları, kaya kovukları, Roma mezarı ve kaya kiliseleriyle meşhur Avanos'a yerleşti.
ABONE OL
Yavuz Donat, gitti gördü ve yazdı
O şimdi Avanoslu Edip
Kapadokya'da 'tarihin içinde' kendi başımıza dolaşıp duruyorduk. Peribacaları, kaya kovukları, Roma mezarı, kaya kiliseleri.
Günlerden pazardı. Kimi camiye gidiyordu, kimi kiliseleri geziyordu. Tokalı Kilise, Karanlık Kilise, Meryem Ana Kilisesi, El Nazar Kilisesi.
Avanos'ta, sokak arasında yürürken, evinin önünde topraktan yapılmış odun ocağını yakan Demiryolları'ndan emekli Mehmet efendi (Özgül) yolumuzu kesti:
- Yemek pişiriyom... Bırakmam... Yemeğe kal.
Evin hemen karşısında bir 'çömlekçi' dükkanı var:
'Chez Hakan.'
Mehmet efendi 'Hakan benim oğlum olur' dedi. Bizi gören Hakan da geldi.
Başladık sohbete.
Bu yıl turist, 'eh... Fena değil.' Testi, '2 ile 5 milyon lira arasında... Boy, boy.' O testi, büyük kentlerde 'kat, kat pahalı.' Turiste 'kazık atmak' yok.
Hakan:
- Ayıptır, günahtır, ülkemize kötülüktür, turiste hiç kazık atılır mı?.. Onlar bizim misafirimiz, baş tacımız.
EDİP ABİ
Çevreyle ilgili sorular sormaya başladık:
- Hakan, şu ev kimin?
- Abi, bir Amerikalı aldı. Restore ettiriyor.
- Ya bu ev.
- Abi orada bir İngiliz oturuyor.
Bir evin önünde 34 plakalı, siyah Opel vardı.
- Hakan orası kimin?
- Edip abinin... Edip abi artık Avanoslu oldu.
51 NUMARA
Nevşehir'e 15, Ürgüp'e 13 kilometre mesafede, binlerce yıllık Avanos ilçesinde, Yukarı
Mahalle, Camii Kebir Sokak'ta, 51 numaralı evin kapısını çaldık.
İçeriden 'kim o' diye bir ses geldi. 'Tanrı misafiri' dedik. Edip Akbayram karşımızdaydı.
MÜZE KENT
Kahvelerimizi içerken, Edip Akbayram, iki katlı evinin terasında bize 'çevreyi... Komşularını' anlatıyordu.
Çevre 'açık hava müzesi' gibi. Yaşayanlar bu 'müzeye' sahip çıkıyorlar. Komşulara gelince... 'Her milletten' insan var.
- Edip, neden herkes burada ev alıp, yerleşiyor?
- Bunu, buraya gelmeyen, burada evi olmayan, burada yaşamayan bilemez.
- Buraların 'bir sırrı' mı var?
- Evet... Burada tarihi ve kültürü koklayarak sarhoş olursun... İçkiye gerek yok.
Sonra derin bir nefes çekti.
Sanki kendinden geçmişti.
İşte Anadolu, işte insan
Edip Akbayram, Gaziantepli.
Eşi Ayten Hanım, Artvin-Arhavili. 'Gaziantep nire, Arhavi nire, Avanos nire' dedik:
- Neden Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Antalya değil de, Avanos?
Edip Akbayram:
- İstanbul'un trafiği. Keşmekeşi. Karmaşası. Bozulmuş insan ilişkileri. Ve kader beni buraya attı. Öyle mutluyum ki.
***
Ayten Hanım:
- Buraları bozulmamış... Hala insan kalabilmiş... Ekmeğini bölüşüyor... Bakın, komşumuz Gülsevim hala, kendi bağından bozduğu üzümü bana getiriyor... Sanki benim öz halam... Burada insan ilişkileri çıkara dayalı değil... Burada yalan yok, Burası Anadolu.
Edip Akbayram:
- Sabah horozun ötüşüyle uyanıyorum... Bak hiç korna sesi duyuyor musun?.. Komşu, tavuğun altından yumurtayı alıp, getiriyor.
Bir başka komşu kadın, evinin önüne ocak yapmış. Bazlama pişiriyor. Bu arada, bir bazlama da Akbayramlar'a yolluyor:
- Komşuluk hakkı... Afiyet, yağ, bal, şeker olsun... Sesin açılsın.
***
Edip Akbayram, Hacıbektaş'a bir konsere gelmiş. '3-5 gün sonra' o bölgede bir konseri daha varmış:
- 3-5 gün için İstanbul'a dönmedim... Çevreyi gezdim... Gezerken aşık oldum... Ve Avanos'ta ev alıp, yerleştim.
Onu hiç bu kadar mutlu görmemiştik. Yüzünde güller açıyor.
Anlattıkça anlatıyor:
- 53 yaşındayım... Konserler... Kitleler... Yozlaşmalar... Kimse, kimseyi çekemiyor... Yüze gülüp, arkadan konuşmalar... Gerçi ben kendi cumhuriyetimin sınırlarını çizdim, böyle şeylere karışmıyorum ama... Yine de büyük kent insanı yoruyor.
Bu sırada Ayten Akbayram araya giriyor:
- İnsanlar sıcak... İnsanlar, gerçekten insan... Burada, bu değerleri yaşamak istiyoruz.
***
Akbayramlar'la vedalaşıp, Avanos sokaklarına yeniden dalıyoruz. Kimi, bahçesinden bir domates koparıp, uzatıyor:
- Al, tadına bakıver.
Kimi de bir avuç kabak çekirdeği:
- Bizde buna kavruk derler... Sütle kavururuz... Al, tadına bakıver.
Sahi 'buraların insanı' büyük kentlere gidince, neden değişiyor? Büyük kentlerde 'insan ilişkileri' neden bozuluyor?
Buralarda 'insanlık' olan yükselen değer, büyük kentte neden 'para' oluveriyor? Kapadokya'yı dolaşırken hep bunu düşündük.
Hava güzel buralarda
Avanos'ta hava '30 derece.' Mutlaka 'klima' gerek. Edip Akbayram, evinin giriş katında kendine bir 'mağara' oydurmuş. Orası '16 derece.' Yaz, kış ısı aynı. İşte bu da 'Kapadokya'nın doğal kliması.' Akbayram'ın arayanı, soranı, geleni, gideni çok. Onlara 'iki türlü ikramda' bulunuyor. Dışarısı cayır cayır yanarken 'buz gibi mağarada şarap partisi.' Akşama doğru ise...
- Derinkuyu'dan veya Kaymaklı'dan... Ihlara Vadisi'nden güneş batışını seyrederken, odun ateşinde sucuk ve şarap... Böyle güzellik olamaz.
***
Edip Akbayram 'Kapadokya'yı adım adım biliyor.' Gelenleri gezdiriyor. Sanki 'profesyonel bir turist rehberi.' Bu arada eşi 'mozaik çalışmalarına' başlamış. Edip Akbayram da 'çömlekçiliğe.' Maşallah 'ikisinin de eli yatkın.'
Onlar '250 yıllık evlerinde' mutlular. 'Çevreyle' kaynaşmışlar. Avanoslular 'abi' demişler:
- Avanosspor'a yardım için konser versen. 12 bin nüfuslu Avanos'ta, konsere 6 bin kişi gelmiş. Ayten Akbayram:
- İstanbul'da eve üç misafir geliyordu, yorgunluktan yatağa düşüyordum... Burada 30 kişiyi ağırlıyorum, bana bir şey olmuyor.
Edip Akbayram:
- Burada stres yok.
Ayten Akbayram:
- Kapadokya'daki insanların Allah tarafından sanki sinirleri alınmış... Herkes sakin... Tabii bu bizi de sakinleştiriyor.
***
Yılların sanatçısı 'bu ay çıkacak olan albümüne çalıştığını' söyledi. Albümünde okuyacağı parçalardan biri de 'Hava nasıl oralarda?' Edip Akbayram bir yandan 'parçanın adını' söylerken, bir yandan da 'soruyu' yanıtlıyor:
- Hava güzel buralarda... Hava güzel Anadolu'da...
Edip Akbayram'ı bu 'tozlu, topraklı yerlere' âşık eden nedir acaba? Anadolu'nun hâlâ bozulmamışlığı mı? Bakirliği mi? İnsan ilişkilerindeki yalansızlık, dolansızlık mı? Hortumculuğun, kapkaççılığın olmayışı mı? Galiba hepsi birden.
Vedalaşırken Akbayram diyor ki:
- İnanır mısın, burada hâlâ imece var... Biri ev mi yaptırıyor, herkes işin bir ucundan tutup, yardım ediyor.
-
Hikmet şentürk 8 yıl önce Şikayet EtBir antepli olarak edip ağabeyin şarkıları ile büyüdüm Allah ondan razı olsun ve onu bırakmasın...Beğen Toplam 1 beğeni