İlkim Karaca: 'Bu da geçer Ya Hu!’ dedi
İlkim Karaca, Cem Karaca'nın davasında kendisinin suçlu taraf gibi gösterilmesinden hayli rahatsız. Karaca yazdığı mektupda ölüm günü kapısına yapılan saldırıdan başlayarak tüm gelişmeleri anlatıyor ve 'Bu da geçer Ya HU' diyor.
ABONE OL
Star gazetesi yazarı Halit Kakınç, İlkim Karaca'ya 'Yaz’ dedi. ‘Ne söylemek istiyorsan, káğıda dök. Satırına dokunmadan aktaracağım.’
Yazdı. Halit Kakınç da yazıyı aynen yayınladı. İlkim Karaca’nın yazdığı mektubun yer aldığı köşe yazısı şu şekilde:
Cem Karaca’nın vefatından sonra oğlu Emrah ile ilgili olarak başlayan babalık kavgası noktalandı. Cem Karaca hayranlarının içini acıtan bu polemik hakkında, son eşi İlkim, bir mektup göndermişti. Bunu yazacaktım. Son gelişme, öne çıktı.
Telefonda sesi titriyordu. ‘Varlığında ve yokluğunda Cem Karaca’mı incitmediğim için kendimle gurur duyuyorum’ diye başladı.
‘Yaz’ dedim. ‘Ne söylemek istiyorsan, káğıda dök. Satırına dokunmadan aktaracağım.’
Yazdı. Söz, İlkim Karaca’nın. Aynen aktarıyorum:
‘Bugün; yeryüzünün tiyatrosuna emek vererek 7 Nisan 1980’de Hakk’a yürüyen tiyatro sanatkárı; İrma Toto Felekyan Karaca’nın kocası, Muhtar Cem Karaca’nın babası Mehmet İbrahim Karaca’nın ölüm yıldönümü. Sevgi, saygı ve rahmet dolu dualarımı gönderiyorum. Üzerine yıldızlar yağsın.
5 Nisan 1945’te dünyaya İstanbul’da gözlerini açan, kocam olmasından ve bana öğrettiği her şey için minnet ve hayatı onunla paylaştığım için gurur duyduğum Muhtar Cem Karaca’nın Hakk’a yürüdüğü 8 Şubat 2004 sabahından bugüne kadar bana yaşatılanlara şaşarak bakıyorum.
‘Ölüm günü kapıma
saldırmasalardı...’
Bazı basın mensupları; Emrah Karaca, Feride Balkan, davacıların vekil avukatları - yalan beyanlarla, davalarını değişik noktalara çekmeye ve kamuoyunu yanıltmaya devam ediyorlar.
Emrah Karaca, ‘Önce miras için tazminat davası açacağım. DNA testi yaptırıp kendimi aklayacağım’ demişti. Bugün ise ‘Bizim miras davamız yok, namus davamız var’ diyor.
Benim ise bütün açıklamak zorunda bırakıldıklarım, Cem Karaca’ma atfen yaptığım açıklamalardı. Davacılar, ölüm günü kapıma saldırmasalardı bildiklerimi açıklama gereğini bile duymazdım.
Davacılar, hakkımda ihtiyati tedbir kararı koydurarak şahsımı mağdur ettiler. Sansüre karşı olan Cem Karaca’nın avradı olarak, ben davacılara böyle bir talepte bulunmadağım gibi, karara rağmen önemli yanlışlıkları düzeltme çabalarım oldu. Bu yanlışları, bilgim doğrultusunda düzeltmek zorundayım.
Cem Karaca’mın benden evvel yaşadıklarını, yaşım gereği (20.02.1960) O’nun anlattıkları kadarıyla bilebilirim. Yaşadığı her şeye saygı duyarım. Babamın bile geçmişini sorgulama hakkını kendimde bulmam. Hür bir insan olarak hürriyet’e inanırım. Allah’a inanırım.
Güzelliklerle yarışan insanların tarihte kalıcı olmalarını istediğim için, Cem Karaca’m için de Müze-Ev arzum vardı. Ancak bu hayalim, davacı Emrah Karaca’nın arzusu ile gerçekleşemiyor. Korkarım bir gün (Bunun sebebi de İlkim Erkan Karaca) diyecek. Allah’tan belgeler var.
‘Cem’imin kemikleri
teşhir edilmeseydi!..’
Yaşanmış olanları, hiçbir miras kanunu yazamaz... Herkes, kendine yakışanı alır... Kendisi gibi davranır... Kendisi gibi yaşar...
Ölüler özlenmez, hatırlanır... Bana göre, ben Cem Karaca’ma kendim gibi davrandım. Bundan sonra da kendim olmaya devam edeceğim. Yalansız ve de sevgiyle yaşayarak.
Allah, insanların yüreklerinden sevgiyi ve saygıyı eksik etmesin...
Bu da geçer Ya Hu!’
İlkim Erkan Karaca
Mektup bu kadar. Sanırım, İlkim’in ilk mektubuna da değinmekte yarar var. İlkim Karaca, DNA testi gibi bir talebin hiçbir zaman kendisinden gelmediğini... Böyle bir talebi olmuş olsaydı, 16 Şubat 2004’te veraset ilamı çıkartılırken itiraz etmiş olması gerektiğini söylüyordu. ‘Keşke birileri o hanımı durdurabilseydi de Cem’imin kemiklerini teşhir ettirmeseydi...’ diyordu.
Artık gözler Emrah’ta. Madem bir tereddüt kalmadı, artık Babası’na yakışır şekilde davransın ve bu tatsız çekişmeye son versin.
08.04.2006