Müslümanın atom bombası

Bediüzzaman Sempozyumuna bir tebliğ sunan Nevada Üniversitesi'nden Prof. Çengel ilginç bir öneride bulundu. Çengel, önerisinin hayata geçirilmesi halinde bunun Batı dünyasında atom bombası etkisi yapacağını savundu:

ABONE OL
GİRİŞ 05.10.2004 14:04 GÜNCELLEME 05.10.2004 14:04 GÜNCEL
Müslümanın atom bombası
Müslümanın atom bombası

Bir tebliğ sunan ABD Nevada Üniversitesinden Prof. Dr. Yunus A. Çengel, “Müslüman ülkelerin ellerindeki tüm kitle imha silâhlarını imha etmeleri, bunu bir vahşet olarak gördüklerini tüm dünyaya ilân etmeleri, İslâmiyet ve Müslümanlar hakkındaki kalın yanlış imaj kabuğunun parçalanıp muhabbet dolu özünün ortaya çıkmasında bir atom bombası etkisi yapacaktır” dedi.



İki yılda bir yapılan uluslar arası Bediüzzaman sempozyumlarının yedincisi Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında dün başladı.



İstanbul İlim ve Kültür Vakfınca tertiplenen sempozyumun açış konuşmasını yapan Sempozyum Genel Koordinatörü Prof. Dr. Faris Kaya, insanlığın ve dünyanın imana, dostluğa, birliğe, barış ve dayanışmaya her zamankinden daha çok muhtaç olduğunu belirterek, “Bunun için sempozyumun konusunu, çok kültürlü bir dünyada imanlı, anlamlı ve barış içinde yaşama pratiği olarak seçtik. Çünkü bu tema, Risale-i Nur’un en önemli esaslarındandır” dedi.



Bediüzzaman’ın, insanın yaratılış gayesini, “Allah’ı bilmek, tanımak ve rızasına uygun yaşamak” şeklinde ifade ettiğini belirten Prof. Kaya, “Fert, aile, toplum, ülke ve nihayet dünya için imanın kazandırdıkları nelerdir? Hayatın anlam ve önemi nedir? İmanlı ve anlamlı bir hayat nasıl değer kazanır, dünya barışına katkıları nelerdir? Dünyanın 29 ülkesinden gelen 80’i aşkın ilim adamı ve mütefekkir üç gün süreyle Risale-i Nur perspektifinde bu sorulara cevap arayacaklardır” şeklinde konuştu.



Tarihin her döneminde olduğu gibi günümüzde de cehaletin öncülüğünde hak ve hakikatin terbiyesinden mahrum ruhların masum gerekçeler arkasına sığınarak yaptıkları zulüm ve vahşetin ortada olduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, yanlışın başka bir yanlışla yok edilmesinin mümkün olmadığını, hatta kuvvetin durumu daha da kötü hâle getirdiğini ifade etti.

Çözümün, Bediüzzaman’ın bir asır önce söyleyip en büyük düşman olarak belirlediği cehaleti ortadan kaldırmak olduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, “Onun 1950’li yıllarda Vatikan’la mektuplaşarak ve Patrikhane’yi ziyaret ederek bizzat fiiliyata döktüğü fikirlerinin kıymeti ne yazık ki bugün anlaşılır oldu. Geç de olsa doğrunun anlaşılması iyi bir adım” dedi.



Yurt dışından ve yurt içinden gelen binlerce insanın yoğun ilgi gösterdiği sempozyumda “Risale-i Nur Işığında Terörle Mücadele ve Kitle İmha ABD Nevada Üniversitesinden Prof. Dr. Yunus A. Çengel, Silâhlarından Arınma” konulu bir tebliğ sundu. “Küreselleşme ile artık iyice küçülen ve sıkı bir haberleşme ağı ile örülen dünyamızda genel toplum vicdanına aykırı hareket etmek son derece zor bir hâle gelmiştir ve insanlığın ortak vicdanı kitle imha silâhlarının kullanımı önünde en büyük engeldir” dedi.

İkinci Dünya Savaşından beri birçok savaşlar olmasına rağmen, Vietnam Savaşında elli binden fazla kayıp veren ABD dahil hiçbir ülkenin nükleer silâh kullanmaya cüret edemediğini belirten Prof. Çengel, “Nükleer silâh kullanımını mazur gösterebilecek tek şey, nükleer bir saldırıya maruz kalma ihtimalidir ve denebilir ki nükleer ve diğer kitle imha silâhları tehdidine karşı en büyük güvence bu tür silâhlara kapıyı sonuna kadar kapamaktır” şeklinde konuştu.



Terörle mücadele konusunda Kur’an ayetlerinden örnekler veren Prof. Çengel, şöyle devam etti: “Bediüzzaman ‘Hiç bir günahkar başkasının günahını yüklenmez’ (En’am Sûresi, 164) âyetini, ‘en adil bir düstur-u Kur’ânî’ olarak takdim etmekte ve ‘Kim bir cana kıymamış birini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir’ (Maide Sûresi, 32) âyetini de ‘adâlet-i Kur’ânî, tek mâsumun hayatı, kanı heder göremez, onu fedâ edemez değil ekseriyete, hattâ nev’in umumuna’ diyerek izah etmektedir.

“Bu izahlar ışığında, bir Müslümanın sayısız masum insan, hayvan ve bitkinin imhasına sebep olan kitle imha silâhlarını kullanması mümkün değildir. Müslüman ülkelerin ellerindeki tüm kitle imha silâhlarını imha etmeleri, bu konudaki araştırma programlarına son vermeleri ve üzerlerine bu tür bombalar yağsa dahi asla aynıyla karşılık vermeyeceklerini; çünkü bunu insanlık dışı bir davranış ve bir vahşet olarak gördüklerini tüm dünyaya ilan etmeleri, İslâmiyet ve Müslümanlar hakkındaki kalın yanlış imaj kabuğunun parçalanıp muhabbet dolu özünün ortaya çıkmasında bir atom bombası etkisi yapacaktır.”



Sempozyumda, “Konunun Özü: Nursî’nin Şiirsel İman Tasavvuru” başlıklı bir tebliğ sunan ABD Hartford Seminary öğretim üyesi Prof. Dr. Jane Smith, “Kur’ân’da imandan başka hiçbir kavram Hz. Muhammed’e Allah’tan gelen vahyi anlamada daha temel bir kavram olamaz. Hakiki güzel ve ahlâkî hayatın çekirdeği olan iman, hem tasdik hem de ikrar manalarını kapsar. Kur’ân’ın lafzına ve maksadına uygun bir şekilde, Said Nursî, imanı, hayatının, teolojisinin ve eserlerinin merkezine yerleştirir” dedi.



Geleneksel hâle gelen sempozyuma ABD, Almanya, Endonezya, Hollanda, Cezayir, Avustralya, Fas, İtalya, Malezya, Mısır, Nijer, İngiltere, Irak, Suudî Arabistan gibi ülkelerden katılan bilim adamları 3 güh boşunca tebliğ sunmaya devam edecekler. Bugün sempozyumun son günü.


YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR