TYB İstanbul’da Kudüs konuşuldu

'Mühim Meseleler' başlığı altında gerçekleşen program dizisinde, Kudüs’te yaşananları gündeme getirmek adına “Kudüs’te Direniş ve İşkence” konusu işleyen program, TYB İstanbul Şubesi’nde yapıldı.

ABONE OL
GİRİŞ 22.12.2018 21:34 GÜNCELLEME 22.12.2018 21:35 GÜNCEL
TYB İstanbul’da Kudüs konuşuldu
TYB İstanbul’da Kudüs konuşuldu

Kerem Alastal, Ahmet Turgut, K. Murat Öztürk ve Mücahit Akbal’ın konuşmacı olduğu programı Rüstem Pehlivanlar yönetti. Kudüs bağlamında Filistin meselesinin masaya yatırıldı toplantıda, Türkiye’nin Kudüs’ün kaderinde rol alan en önemli ülke olduğu kaydedildi.

 

 

STRATEJİ OLMADAN KUDÜS KURTULMAZ

Programın açılış konuşmasını yapan TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, Kudüs’ün sadece krizin ayyuka çıktığı dönemlerde hatırlanan bir mesele olmayıp sürekli gündemde tutulması ve bütün nesillere ulaşacak şekilde anlatılması gerektiğinin altını çizerek şöyle konuştu:

 

 

“Bizim Kudüs meselemiz, oradaki şartların iyileştirilmesi meselesi değil, işgalin sona erdirilme meselesidir. Müslüman’ın, güncelin rüzgârıyla savrulan değil, gündemini güncele taşıyan insan olduğuna inanıyoruz. Bu vesileyle bu davaya güncelin bir parçası olarak değil, hayatımızın bir parçası olarak yaklaşmalıyız. Kudüs duyarlılığımızı Kudüs bilincine dönüştürmek durumundayız. Bilinç olmazsa strateji olmaz. Strateji olmadan Kudüs kurtulmaz. Hamaset her zaman gereklidir, ama tek başına hamaset eksiktir. Stratejimiz onlarca yıla yayılan, hatta yüzyılı kapsayan bir düzlemde olmalıdır.”

DERDİMİZ KUDÜS OLMALI

Kudüs gibi kutsal bir beldeyi savunmak için canını ortaya koyanları bir araya getiren sivil mücadelenin bugünkü insanlara ve Müslümanlara ciddi mesajlar verdiğini anlatan Ahmet Turgut, bu mücadelenin fikrî, ekonomik ve kültürel açıdan desteklenmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Ölümün kendisi bize nasıl yaşacağımızı öğretir. Yaşam Peygamber Ocağı üstüne kurulmazsa, askerî cephemizde bir Peygamber Ocağı çıkmaz. Kudüs’te herkesin başı önde. Oradaki kardeşlerimizin bizden bir beklentisi var. Türkiye’nin sorumluluğu daha fazla. Çünkü bizim Kudüs’le bağımız çok daha sıkı. Bugünkü resimleri ve Ortadoğu’yu daha üst bir bakışla okumamız gerekir. Derdimiz Kudüs olursa lehte ya da daha aleyhte olan biteni daha iyi anlayabiliriz. Bunu başaramazsak bu zillet hepimizin üstüne kalır. Daha önce bunu başaran kahramanlar gibi, Allah bize de gücüyle, bileğiyle Kudüs’ü Müslümanlara kazandırmayı nasip etsin.”

SİYONİSTLERDEN DAHA FAZLA ÇALIŞMALIYIZ

Genç Filistinli aktivist Kerim Alastal, bir Filistinli olarak bütün Filistinler adına Türkiye’ye müteşekkir olduğunu dile getirerek Türkiye’yi daima yanlarında bulduklarını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kapımıza kadar gelen yardımlardan ve desteğinden dolayı Türkiye’yi iyi biliyoruz ve Türkiye’yle çok yakınız. Dillerimiz farklı ama kalbin diliyle konuşuyoruz. Biz Türkiye’den razıyız, Allah da Türkiye’den razı olsun. Filistin’de hep Türkiye’den izler vardır. Türk bayrağını, Türk liderlerin fotoğraflarını her yerde bulursunuz. Filistin davası sadece bizim değil, Türkiye’nin de davası. Kudüs’ün yanında durmak bütün Müslümanların görevi. Sürekliliği olması gerekiyor. Biz orada doğup büyüdüğümüz için mücadele ediyoruz ama Kudüs bütün Müslümanların davası. Benim büyük dedem Osmanlı ordusunda komutandı. Dolayısıyla biz hep birlikte olmalıyız. Türkiye her bakımdan bu görevini yerine getiriyor. Sivil toplum ve devlet bunun için elinden geleni yapıyor. Bizim sıkıntımız Yahudilerle değil, Filistin’i işgal eden Siyonistlerle… Biz savaş istemiyoruz, biz işgalin çekilmesini istiyoruz. Bize saldıranlarla, topraklarımızı işgal edenlerle savaşıyoruz. Siyonistler bizden çok daha hızlı çalışıyorlar ve her gün daha fazla işgal edebilmek için çok fazla çalışıyorlar. Müslümanlar kişiler olarak bizim de çok çalışmalıyız. Herkes olduğu yerde Filistin’i anlatmalı ve Filistin’in sesi olmalı. Böylece farkındalık oluşturmalıyız.”

KUDÜS’ÜN KADERİ TÜRKİYE’NİN KONUMUYLA İLGİLİ

K. Murat Öztürk, İsrail işgalinin tarihî sürecine değinerek şöyle konuştu:

“İsrail’in kuruluşu İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli sonucu. Cennetmekân Abdülhamid Han’ın bunu geciktirmesinin Kudüslü kardeşlerimiz de farkında. İslam coğrafyasının kaderinin Türkiye’nin durumuyla ilişkili olması kaçınılmaz. Her zaman ön planda olanları konuşmuyoruz aslında. İsrail’in devlet olarak tanınması ve Türkiye’nin tanıması da bir süreç. Ve İsrail’i başka İslam ülkeleri tanımayıp sadece Türkiye’nin tanıması da yeterli olurdu. Doğu Kudüs, Batı Kudüs meselesi ve Filistin sınırı neresi olacağı bu noktada önem kazanıyor. Bizim duracağımız yer, Kudüs’teki ve Filistin’deki kardeşlerimizin duracağı yerdir. Kudüs’te yaşayan kardeşlerimizin Osmanlı’dan sonra bir kimlikleri yok ve dolayısıyla Türk vatandaşı olma hakları var. Bu bakımdan kavramları ve sınırları yerine oturtmamız lazım. Biz Doğu’dan Batı’ya Kuzey’den Güne’ye bağımsız bir Filistin devleti istiyoruz; bunu netleştirmemiz ve tarihe mâl etmemiz lazım. Kudüs’te zulüm ebedî olmayacak, bu Allah’ın vaadidir.”

KUDÜS İÇİN ELİMİZDEN NE GELİRSE

Mücahit Akbal, Kudüs meselesinin yalnızca bir şehir ve bölge değil, Filistin meselesinin kuşatıcılığında ele alınması gerektiğini dile getirerek şunları söyledi:

“Kudüs davası, Gazze davası ve Batı Şeria davası dersek Filistin davasını kısıtlamış oluruz. Filistin’i bir bütün olarak düşünmek zorundayız. Bizim burada yapmamız gereken, önceki mücadeleleri gözden geçirmektir. Kudüs karşımızda bir ayna ve bu ayna bugünkü Müslümanların durumunu gösteriyor. Birey olarak Kudüs bu hâlden nasıl kurtulur üzerine kafa yormamız ve elimizden geleni yapmamız ve bu dertle dertlenmemiz gerekiyor. Hacer Validemiz’in çok susuz kaldığında koşarak su araması gibi, bizim de elimizden yalnızca dua etmek geliyor olsa bile her gün bunun için dua etmemiz bir gün Kudüs’ün kapılarını açmaya yetebilir. Filistin askerlerinin bize bakış açısını ancak oraya gittiğinizde daha iyi anlayabilirsiniz. Müslüman ve insan isek Mescid-i Aksa hepimizin davasıdır. Bu durumu bilen herkesin vazifesidir.” 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR