Erdoğan 'felaketi yaşıyoruz' demişti: TÜİK, endişelendiren rakamı açıkladı! 'Yaşlanıyoruz'
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Şu anda felaketi yaşıyoruz' diyerek uyardığı doğurganlık hızına ilişkin, TÜİK Başkan Yardımcısı'ndan açıklama geldi. Türkiye'de doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 çocukken, 2014'ten itibaren düşüş eğilimine girdi.
ABONE OL
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı Aile ve Kültür- Sanat Sempozyumu'nda yaptığı açıklamada doğurganlık hızına dikkat çekmiş, nüfusun artış hızının azaldığını söyleyerek "Geçen yıl ölçülen toplam doğurganlık hızı 1,48. Şu anda bir felaketi yaşıyoruz." ifadelerini kullanmıştı.
Türkiye'nin nüfus artış hızının son yıllarda belirgin biçimde yavaşlaması, ülkenin demografik yapısında köklü ve kalıcı değişimlere yol açabileceği endişesini beraberinde getiriyor.
Doğurganlık hızındaki gerilemenin uzun vadede sadece nüfus artışını yavaşlatmakla kalmayacağını savunan uzmanlar, iş gücünün azalması, sosyal güvenlik sistemine yük binmesi, sağlık ve bakım harcamalarının artması gibi pek çok sorunla karşı karşıya kalınabileceğine dikkati çekiyor.
DOĞURGANLIK HIZI 2014'TEN BERİ DÜŞÜYOR
TÜİK'in yaptığı araştırmaya göre, "toplam doğurganlık hızı", 2001'de 2,38 çocukken 2014'ten itibaren aralıksız düşüş eğilimine girdi. Bu doğrultuda, 2014'te 2,19 olan sayı, 2015'te 2,16'ya, 2016'da 2,11'e, 2017'de 2,8'e ve 2018'de 2'ye kadar geriledi.
2018'den itibaren ise toplam doğurganlık hızı 2'li rakamların altında kaldı. Doğurganlık hızı, 2019'da 1,89'a, sonra sırasıyla 2020'de 1,77'ye, 2021'de 1,71'e, 2022'de 1,63'e, 2023'te 1,51'e ve son olarak 2024'te 1,48'e düştü. Bu durum, nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1'in altında kaldığını gösterdi.

Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde Türkiye'nin, AB ortalamasının da altına düşebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye'nin yaşadığı bu dönüşümü AA muhabirine değerlendiren TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin, doğurganlık hızı oranının 1,4'e düşmesiyle "yüksek alarm" seviyesine gelindiğini söyledi.
Metin, Türkiye'nin geçen yıl itibarıyla "çok yaşlı ülkeler" sınıfına dahil olduğunun altını çizerek, gelecek 25 yılda yaşlı nüfus oranının yüzde 25'in üzerine çıkabileceğini kaydetti.
"Türkiye, 1990'lı yıllarda 20 yaşındaki genç gibiydi"
Yaşanan bu düşüşe paralel olarak ortalama yaşın hızla arttığına dikkati çeken Metin, "Türkiye, 1990'lı yıllarda 20 yaşındaki genç gibiydi. Doğurganlıktaki düşüş bu şekilde devam ederse yaklaşık 40 yıl içerisinde ortanca yaşımız 45'in üzerine çıkabilir. 45 yaşındaki Türkiye'nin enerjisiyle, 1990'lı yıllarda 20-25'li yaşlarda olan Türkiye'nin enerjisi bir olmayacak." ifadelerini kullandı.
"GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL"
Mevcut durumda çok ciddi nüfus krizinin yaşandığını kaydeden Metin, doğurganlık hızındaki düşüşlerin 10 yıl daha devam etmesi durumunda, geri dönüşü olmayan bir yola girileceğine dikkat çekti.

Yaşlı nüfus oranının artmasının sosyoekonomik sorunları da beraberinde getirebileceğini aktaran Metin, sosyal güvenlik sisteminin mevcut haliyle devam edemeyeceğini söyledi.
TÜRKİYE SEZARYEN DOĞUMDA DÜNYADA İLK SIRADA
Metin, "Türkiye, sezaryen doğum oranlarında dünyada ilk sırada. İnsanlar hem geç evleniyor hem sezaryenle çocuk sahibi oldukları için arzu etseler de 2 ve 3 çocuğun üzerine çıkmakta zorlanıyorlar." değerlendirmesini yaptı.
Tek çocuk sahibi olanları veya evlenmeyenleri ileride yalnızlığın beklediğini söyleyen Metin, şunları kaydetti:
"Avrupa'da birçok ülkenin yaşlanmayla ilgili yaşadığı sorunları Türkiye'de görmeye başlayacağız. Şu anda kapısını çaldığımız her 5 hanenin 1'inde yalnız biri yaşıyor. Bu yalnız yaşayanların da yüzde 35'ini 55 yaş üstü kadınlarımız oluşturuyor. Dolayısıyla ailenin önemi ilerleyen yaşlarda ortaya çıkıyor. Ancak o ilerleyen yaşlardaki çocuk yapma pişmanlığı fayda vermiyor. Ülke olarak bu eşiği maalesef şu an kaçırıyoruz."
"Şu anda Türkiye gittikçe yaşlanan bir ülke"
Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Deniz Harp Okulu Dekanı Prof. Dr. Cemalettin Şahin de ülkede yaşanan nüfus krizinin yeni olmadığını, son 20 yıldır devam ettiğini söyledi.

Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonra devlet politikalarıyla nüfusun artırılmak istendiğini anımsatan Şahin, "Atatürk'ün 100 milyonluk Türkiye hayali var. Bunlar hatıratlarda mevcut. 1930'da çıkan Hıfzıssıhha Kanunu'nun bir maddesiyle 6 ve daha fazla çocuğu olan annelere madalya verildi, maddi yardımda bulunuldu. Ayrıca keyfi düşükler yasaklandı. Dolayısıyla biraz başarı elde edildi." dedi.
Şahin, 1950'lerin sonlarına doğru nüfusu düşürmek için gazeteler öncülüğünde kampanyalar başlatıldığını vurgulayarak, "Bu kampanyaya dışarıdan vakıflar ve dernekler de müdahil oldu. Türkiye'nin nüfusunun planlanmasına yönelik çalışmaları oldu. 1963'te Sağlık Bakanlığına bir rapor hazırlandı, 2 sene sonra Nüfus Planlaması Kanunu çıkartıldı. Türkiye nüfusunu azaltmak için bütün imkanlar kullanıldı." diye konuştu.
TOPYEKUN SEFERBERLİK ÇAĞRISI
Nüfus planlamasında yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyleyen Şahin, "Konut mimarisi yeniden ele alınmalı. 1+1 ve 2+1 evler çocuklar için adeta hapishane durumunda. Konut kültürümüzün değişmesi lazım." dedi. Şahin, "Eğitim sürelerinin kısaltılması lazım. Eğitimi tekrar elden geçirmeliyiz." ifadesini kullandı.
Halkta, ekonomik kaygılardan dolayı nüfusun artmadığı yönünde ön yargının bulunduğunu dile getiren Şahin, "Bu doğru değil. Bunu söylediğimiz zaman tepki gösteriyorlar. Eğer öyle olsaydı şu anda İsveç, Norveç, İngiltere ve Almanya'nın nüfusu artardı. Şu anda zengin olan ülkelerin nüfusu artmıyor. Bu kültür işidir. Sınırsız çoğalalım demiyoruz. Şu anda Türkiye gittikçe yaşlanan bir ülke. Bugün Türkiye, kendi fındığını, pamuğunu, çayını toplayacak insan gücünden maalesef mahrum durumda. Dolayısıyla gelecek çok iyi görünmüyor, topyekun bir seferberlik lazım." ifadelerini kullandı.
-
Önce TÜRKİYE 1 ay önce Şikayet Etboşanan arttı çocuk sayısı elbette düşecek, aslolan boşanmaların sebep sonuçlarının irdelenip boşanmaların önüne geçilmelidir.Beğen
-
adamım 1 ay önce Şikayet EtÇözüm basit çalışmayan ev hanımları ve doğum teşvik edilecek. Ev hanımı olup doğum yaptığında maaşa bağlıyacaksın, ikinci üçüncü çocuğa maaşı katlıyacaksın bak neler oluyor. İşsizlik maaşı gibi. Avrupa da bizim işçiler, işsiz kalınca ve çocukları olunca benzer maaşı alıyorlar.Beğen
-
Yolcu 1 ay önce Şikayet EtEv hanimligina ciddi destek gelmez ve ozendirilmezse zor artikBeğen Toplam 2 beğeni
-
Misafir 1 ay önce Şikayet Etne kadar okursa gençler evlenmek istemiyorlar mesleğimi aldııktan sonra evleniriz sunra yılar geçiyor bu sefer kafana güre kız veya erkek bulamiyorlarBeğen Toplam 2 beğeni
-
Halim hasan 1 ay önce Şikayet Etİnsanların yüzde 40 ı şu an bekar veya dul. Yüzde 30 unun hiç çocuğu yok. Önce bunların evlenmesini sağlayalım. Kızlar nasıl olsa okumuşum çalışıyorum diyor. Evlenmek istemiyor. Bide ya beni döverse öldürürse diye korkuyor. Erkekler eşim beni aldatırsa boşansak ömür boyu nafaka. Çocuk olsa kadına veriliyor. Bir sürü evlenmeye korkutan neden var. Önce hakiki manada islam adaleti lazım.Beğen Toplam 9 beğeni
