İBB soruşturması nasıl başladı! Adalet Bakanı Akın Gürlek canlı yayında açıkladı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İBB soruşturmasının nasıl başladığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Akın Gürlek, İBB soruşturması ile ilgili "Ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı." dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 13.02.2026 22:06 GÜNCELLEME 14.02.2026 00:50 GÜNCEL
İBB soruşturması nasıl başladı! Adalet Bakanı Akın Gürlek canlı yayında açıkladı
İBB soruşturması nasıl başladı! Adalet Bakanı Akın Gürlek canlı yayında açıkladı

Gürlek, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Adalet Bakanı olduğunu belirten Gürlek, adalet yolunda millete hizmet edeceğini söyledi.

İBB SORUŞTURMASI NASIL BAŞLADI?

Cumhuriyet savcısı olarak dediğim gibi, soruşturmaya biz o şekilde başladık. İhbar, şikayet ve parti içinden gelen şikayetler üzerine. Daha sonra da biliyorsunuz delil durumuna göre, yani somut deliller ortaya çıkıyor. Yani başlıyorsunuz soruşturmaya, soruşturmaya başlamak için makul şüphe gerekiyor. Soruşturmaya başladıktan sonra maddi delillere ulaşmanız gerekiyor. Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları... Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Yani bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp "takipsizlik" dediğimiz kararı verir. Yani sizin söylediğiniz dosyada da yani aynı şekilde parti içerisinden başvurular vardı, yani biliyorsunuz bunları. Bunlar zaten artık iddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor.

"'PARA KULELERİ' DOSYASINI BİZ ZATEN GETİRMİŞTİK, ORADA BİR İNCELEME YAPIYORDUK"

Yani Cumhuriyet savcısı ciddi iddia karşısında "Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum" deme lüksü yoktur. Şimdi bakın, yani az önce de söylediniz, İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Yani biz, ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. Sizin de anlattığınız gibi "Para Kuleleri" dosyasını biz zaten getirmiştik, orada bir inceleme yapıyorduk. Oradaki şahıslar bizim için önemliydi. Yani o şahısları biliyorsunuz, daha sonradan bu şahıslar İBB dosyasında yönetici olarak karşımıza çıktı. Sizin söylediğiniz gibi, yani "Para Kuleleri"nde o görüntülere yansıyan kişiler aslında aynı zamanda dosyanın da ana karakteriydi.

"SORUŞTURMA BAŞLADI DİYE KİMSE SUÇLU DEĞİLDİR"

İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik. Yani ben burada şunu demek istiyorum: Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, yani bunu özellikle çizmek istiyorum. Yani soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişti, tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Yani bunu özellikle altını çizmek istiyorum. Yani burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım.

"ŞAHISLARIN UNVANLARI, MAKAMLARI, BELEDİYE BAŞKANI OLMASI; BUNLAR İLGİLENDİRMEZ"

Yani buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Yani biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik. Bunları ayırmak lazım.

"KESİNLİKLE TANIK BEYANINA DAYANAN BİR ŞAHIS YOK, MADDİ DELİLLER VAR"

Ben tekrar altını çizmek istiyorum; ben artık Adalet Bakanıyım. Yani burada kesinlikle Anayasa'nın 138. maddesi var. Yani yürüyen bir yargılama süreci var. Ben bu yani süreçlerle ilgili özellikle mahkeme heyetine saygı duyuyorum; çünkü ben de hakim-savcı kökenliyim. Kesinlikle telkinde, talimatta bulunamam. Ama sorduğunuz soru bazında cevaplayayım; yani biliyorsunuz, iddianamede biz delillerimizi açıkça ortaya koyduk. Yani kesinlikle tanık beyanına dayanan bir şahıs yok. Yani maddi deliller var. MASAK raporları var, sizin dediğiniz gibi HTS trafikleri var ve para hareketleri var.

En önemli, yani isim vermeyeyim çünkü artık şey olduğu için şöyle; atıyorum Aziz İhsan Aktaş'ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki "Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar." Aziz İhsan Aktaş'a diyoruz ki biz; "Sen ispatla." O da diyor ki; "Benimle şurada görüştüler" diyor. Bakın, çok önemli. "Nerede görüştüler?" diyoruz; atıyorum "Ankara'da Otogar'da görüştüler" diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Yani şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş'ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz.

"HESAP HAREKETLERİNDE RÜŞVET VERİLDİKTEN SONRA 5 DAKİKA SONRA AZİZ İHSAN AKTAŞ'IN HESAP HAREKETİ ORTAYA ÇIKMIŞ"

Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; "Ben para verdim" diyor. "Parayı nerede verdin?" diyoruz; "Burada" diyor. "Nereden çektin?" diyoruz; "Balgat'taki bir banka şubesinden çektim" diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat'taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; "Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hak edişim hesabıma yattı" diyoruz. Bunu da teyit etmek zorundayız. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten sonra 5 dakika sonra Aziz İhsan Aktaş'ın hesap hareketi ortaya çıkmış.

"GİZLİ TANIĞA BASKI ASLA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR"

Yani size şahıslarla anlatmak istemiyorum. Dosya kapsamında bunların hepsi tek tek analiz edildi; hem maddi deliller hem HTS kayıtları ve MASAK raporlarıyla. Yani tanık beyanları tek başına delil değil, zaten biliyorsunuz Yargıtay'ın da bu konuda beyanı var. Dosya kapsamındaki deliller, yani iddianame artık açıldığı için, gizlilik kararı kalktığı için tekrar söylüyorum, bunlar zaten iddianamede var. Kamuoyunda günlerce tartışıldı. Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir.

143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Şimdi gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok. Yani bakın, yani burada şimdi zaten mahkeme o gizli tanıkları huzurda da dinleyecek. Yani yargılama bu şekilde oluyor. Savcılık dinliyor, mahkeme de aynı şekilde o tanıkları dinliyor ve tanıklar dinlendiği sırada sanık müdafileri, katılanlar, yani hatta sanıklar tanığa doğrudan soru sorma hakkı var. Bakın doğrudan soru, yani aracısız doğrudan soruları sorabiliyor. Yani öyle bir şey olmaz. Zaten tanıkların beyanlarında avukatları da var; yani okuyorlar. Yani hiç şu ana kadar siz duydunuz mu bir gizli tanık "Bana baskı yapıldı, zorla ifadem alındı?" Ben duymadım. Yani öyle bir şey yok. Ve kesinlikle bakın yani biz tanık beyanlarına göre işlem yapmadık. MASAK raporları, az önce kısa bir olayı anlattım, bir eylemi anlattım; kesinlikle bunların teyitleri yapıldı ve bu gizli tanıklar mahkeme huzurda da dinlenecek. Yargılama başlayacak, söylediğiniz 19 Mart'ta herhalde 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Silivri 1 nolu.... Heyet, yani uygulama usulü siz bizden daha iyi biliyorsunuz; önce sanıkların savunmaları alınıyor, avukatların beyanları alınıyor, daha sonra da delillerin tartışılması aşamasına geçiliyor. CMK 217. maddesi. Burada tanıklar da dinlenecek, hem açık tanıklar hem gizli tanıklar. Şimdi hem sanıkların hem sanık müdafilerin hem de katılanların yani mahkemeyi aracı kılmaksızın doğrudan soru sorma hakkı var. Yani bu soruları sorabilirler. Yani bu şekilde sizin söylediğiniz gibi gizli tanığa baskı yapıldı, öyle bir şey yok. Yani ne ben yaptım ne savcı arkadaşlarımız yaptı; zaten yargılama aşaması başlayınca da bunu göreceksiniz.

"ETKİN PİŞMANLIKTA BULUNAN ŞAHIS DOĞRUDAN BERAAT EDECEK DİYE YAPILAN ALGI, HABERLER YANLIŞ"

Türk Ceza Kanunu'nda örgüt suçlarında etkin pişmanlık maddesi düzenlenmiş. Etkin pişmanlıkta bulunduğu zaman yani tek başına bulunması yetmiyor. Hakim ve savcı samimi olarak, bakın çok önemli, samimi olarak beyanda bulunduğuna inanması gerekiyor ve bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Eğer bunlara kanaat getirirse sadece bu bir ceza indirim sebebi. Bu indirim oranını da mahkeme belirliyor. Yani onlar kanunda yazılı, mahkeme indirim yapıyor. Yani etkin pişmanlıkta bulunan şahıs doğrudan beraat edecek diye yapılan algı, haberler yanlış.

"DURUŞMALAR TRT'DEN CANLI YAYINLANSIN" ÇAĞRISI

Şu an kanunumuzda bu davaların canlı olarak yayınlanmasına ilişkin bir düzenleme yok. Ama Yüce Meclis bu konuda bir irade gösterirse elbette yayınlanabilir. Yani burada yapılabilir. Ben şunu söylemek istiyorum müsaadenizle; mahkeme salonları kesinlikle siyaset arenası değildir. Siyasi şov, propaganda yapılamaz. Hakimler millet adına dosyadaki delillere göre, vicdani kanaate göre karar verir. Yani bunun özellikle altını çizmemiz gerekiyor. Mahkeme salonlarında siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor. Yani ben Ağır Ceza Başkanlığı yaptım uzun süre, heyet başkanlığı yaptım, önemli davalara bakmak nasip oldu. Kesinlikle hakimler bu propagandadan da etkilenmez. Çünkü hakimler, mahkemeler Yüce Türk Milleti adına karar verir, kararlar bu şekilde alınır. Mahkemeler de siyasi propagandaların yapıldığı yerler değildir. Dosyadaki delillere göre ve mahkemedeki heyetin, mahkeme heyetinin oluşacağı vicdani kanaate göre yargılama yapılır, karar verilir. Yani illa mahkumiyet çıkacak diye bir şey değildir; beraat de olabilir, mahkumiyet de olabilir. Ama özellikle bunun altını çizmek istiyorum; siyasi propaganda yeri değildir. Burada siyasi şov yapılamaz. Mahkemeler bundan etkilenmez, ben hakimlik de yaptım, heyet başkanlığı yaptım, önemli davalara da baktım mahkeme başkanlığım döneminde. Kesinlikle maddi delillere göre hakimler ve Türk milleti adına karar verir. Bu hususun altını çizmek istiyorum.

 

Muhammet Binici Haber7.com - Editör
Haber 7 - Muhammet Binici

Editör Hakkında

İstanbul Şişli'de doğan Muhammet Binici, Anadolu Üniversitesi Radyo Televizyon Programcılığı ve Spor Yönetimi bölümlerini bitirdi. Eğitimine, İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünde devam etmektedir. Gazeteciliğe 2012 yılında yerel haber siteleri ve yerel gazetelerde başladı. Gündem, Magazin alanlarında editör-muhabirlik yaptı. 2016 yılında Yeni Akit Gazetesi'nde bir yıl muhabirlik yaptıktan sonra, 2020 Eylül itibariyle Haber7'de 'Gündem Editörü' olarak görevine devam etmektedir.
YORUMLAR 5
  • ümit 12 dakika önce Şikayet Et
    bakan surekli yani kelimesini kullaniyor
    Cevapla
  • İğne çuvaldız 2 saat önce Şikayet Et
    Halk herşeyi çok iyi biliyor
    Cevapla
  • Tarık 2 saat önce Şikayet Et
    Cehape örgütüne operasyon adına ne yapılsa yeridir gereklidir olmalıdır. Bütün şerlerin kaynağı olduğu için.
    Cevapla
  • Muhtar 2 saat önce Şikayet Et
    Ben erden timur sorusturmasini baslatan antalya savcimizi tebrik ediyorum onun istanbul bas savciligna yakisacagni hatta adalet bakanligna yakisacagni düsünüyorum bildigim kadariyla maydanoz dönerede operasyon yapan antalya savcimizdi ismini bilmiyorum ama tebrik ediyorum
    Cevapla
  • Yeis 2 saat önce Şikayet Et
    Atatürk zamanı, İstiklal mahkemelerinin önüne şu dosya gelse bunların hepsine idam verirdi.
    Cevapla

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR