Ödül törenine damga vuran anlar! Şehit annesi Emine Erdoğan'a kefiye giydirdi

Emine Erdoğan, Gazze'de görev yaparken hayatını kaybeden foto muhabiri Yahya Barzaq'ın "Yılın Dünya Vatandaşı Ödülü"nü annesi Yousra Barzaq'a takdim etti. Sahneye çıkan şehidin annesi omzundaki kefiyeyi Emine Erdoğan'a giydirdi.

ABONE OL
GİRİŞ 14.02.2026 00:34 GÜNCELLEME 14.02.2026 00:37 GÜNCEL
Ödül törenine damga vuran anlar! Şehit annesi Emine Erdoğan'a kefiye giydirdi
Ödül törenine damga vuran anlar! Şehit annesi Emine Erdoğan'a kefiye giydirdi

Emine Erdoğan, "Pozitif Değişime İlham Olmak" ilkesiyle düzenlenen "TRT World Citizen Awards" programında yaptığı konuşmada, insaniyetin bir dili, rengi ve coğrafyası olmadığını hatırlatan çok özel bir buluşma için bir arada olduklarını söyledi. Erdoğan, küresel krizlere ve Gazze'deki insani drama dikkati çekerek, "İnsanlık gırtlağına kadar acıya batmış durumda." dedi.

TRT World Citizen Ödülleri töreninde Gazze'de görev yaparken hayatını kaybeden foto muhabiri Yahya Barzaq'ın "Yılın Dünya Vatandaşı Ödülü"nü annesi Yousra Barzaq aldı. Barzaq, omzundaki Filistin kefiyesini Emine Erdoğan'ın omzuna koydu.

ŞEHİT GAZETECİNİN ANNESİ ÜZERİNDEKİ KEFİYEYİ EMİNE ERDOĞAN'A GİYDİRDİ

Emine Erdoğan, Gazze'de görev yaparken hayatını kaybeden foto muhabiri Yahya Barzaq'ın "Yılın Dünya Vatandaşı Ödülü"nü annesi Yousra Barzaq'a takdim etti.

Ödülü almak için sahneye çıkan ve salondakiler tarafından ayakta alkışlanan anne Barzaq, omzundaki Filistin kefiyesini Emine Erdoğan'ın omzuna koydu. Ardından Erdoğan ve Barzaq birbirlerine sarıldı.

'YAHYA KAMERASINDA FİLİSTİN MESELESİNİ TAŞIYORDU'

Barzaq, çatışmaların ortasında sivillerin yaşadıklarını belgeleyerek, insan onurunun ve hakikatin sessiz ama güçlü tanıklığını dünyaya taşımış kalıcı bir miras bıraktı.

Anne Yousra Barzaq, konuşmasında, oğlunun kaybının içinde derin acı bıraktığını belirterek, "Yahya, sadece gazeteci, kamera taşıyan biri değildi. Aynı zamanda kalbinde bir vatan ve mesele taşıyordu. Kamerasında gerçekten Filistin meselesini taşıyordu." dedi.

Oğlunun "Gazze'ye bir göz olmayı" seçtiğini kaydeden Barzaq, "Şu anda Türkiye'de siz ona ödül veriyorsunuz, sanki cesaret ödülü veriyorsunuz. Artık hakkın sesi hiçbir zaman ölmeyecek. Bu hakkın sesi sürekli yankılacak ve hiçbir zaman susmayacaktır." diye konuştu.

TRT World Citizen Awards'ın 2017’den beri, küresel sorunlara dikkati çeken ve farkındalık oluşturan çok kıymetli bir proje olduğunu, dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığa karşı duran, insan onurunu müdafaa eden ve hayatı güzelleştiren kalplerle buluşturduğunu dile getiren Erdoğan, bu girişimin TRT'nin gerçeğe mercek tutmaktan vazgeçmeyen ve her şartta hakikatin yanında duran yayın politikasının da güçlü bir yansıması olduğunu belirtti.

'MAALESEF GELDİĞİMİZ NOKTADA İNSANLIK GIRTLAĞINA KADAR ACIYA BATMIŞ DURUMDA'

Emine Erdoğan, TRT ailesine ilkeli duruşlarını kararlılıkla sürdükleri için teşekkür ederek, yurt dışından törene katılan misafirlere "hoş geldiniz" dedi.

Tarih kitaplarının insanlığın ardında bıraktığı ayak izlerinin kayıtları olduğunu vurgulayan Erdoğan, "İçinde yaşadığımız dünya, dün yazılan satırların eseridir. O halde bugün kendimize şu soruyu sormakla mükellefiz, gelecek nesillerin okuyacağı o sayfalara, bizler nasıl bir mirası not düşüyoruz? Maalesef geldiğimiz noktada insanlık gırtlağına kadar acıya batmış durumda." diye konuştu.

Erdoğan, dünya genelinde devam eden 130'dan fazla çatışma olduğunu dile getirdi.

Küresel yetim çocuk nüfusunun 150 milyonu geçtiğini, 676 milyondan fazla kadın ve çocuğun silahların ve zulmün gölgesinde kıvrandığını aktaran Erdoğan, zorla yerinden edilen, neredeyse yarısı çocuk 132 milyon insanın başını sokacak bir çatı bulabilirse, bir günü tok geçirebilirse kendini şanslı saydığını kaydetti.

Emine Erdoğan, "Bir lokma ekmeğin, bir yudum suyun hasretiyle gözyaşı döken çocuklar ölümün kıyısına sürükleniyor. Böyle bir tablo karşısında karamsarlığa kapılmamak gerçekten çok zor, değil mi?" diye sordu.

Savaşı, yıkımı ve kötülüğün sıradanlığını, insanlığın yeni normali yapmak isteyenlerin en çok arzuladığı şeyin "insanlığın umudunu kaybetmesi" olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Yaşar Kemal'in "Umutların öldüğüne iyice inandığın bir anda insanlık, binbir yönden açan bir ışık umut çiçeğiyle birden aydınlanıverir." sözünü hatırlattı.

'İNSAN, UMUDUN TA KENDİSİDİR'

Erdoğan, programın yapıldığı salonda o umudun hala yaşadığını gördüğünü vurgulayarak, "Vicdan pusulasının gösterdiği yolda yürüyen 7 yürekli insanın, etrafına nasıl ışık saçtığına hep birlikte şahit oluyoruz. İnsan, umudun ta kendisidir. İsterse yeryüzüne iyilik tohumları serpen, kurak topraklara yeniden bahar taşıyan bir hayat bahçıvanı olabilir. Biz, Anadolu'da 'İnsan insanın yurdudur.' diye inanır, bu inançla yaşarız. Dara düşmüş herkesin çalabileceği, kardeşliğe açılan dost kapıları olmaya gayret ederiz." ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bugün burada ödül alan bu 7 güzel insan da yaptıkları işlerle, insanlık vicdanının hala dimdik ayakta durduğunu tüm dünyaya gösteriyor. Eğitimin dünyayı değiştireceğine inanan bir eğitimcimiz, ilmin meşalesinin kriz zamanlarında sönmemesi için çalışıyor. Dezavantajlı çocukların hayallerini gerçekleştirebileceği yollar açıyor. Gencecik bir kızımız, kendinde dünyayı değiştirecek gücü görüyor. Atıkları çocuk parklarına dönüştürerek başlı başına bir ilham kaynağı oluyor. Dünyanın en prestijli üniversitelerinden mezun 2 genç kadın, masum insanları öldürmek için tasarlanan teknolojinin yüzündeki maskeyi indiriyor. Kariyer basamaklarının, etik ve insani değerleri çiğneyerek çıkılamayacağını haykırıyor. Hayatını, savaş ve yoksullukla mücadele eden insanlar için ücretsiz kamusal yapılar inşa etmeye adamış bir mimar, mesleğini yalnızca estetiğin değil, merhametin ve sosyal adaletin dili haline getiriyor. Bir sivil toplum lideri, ibadet mekanları, engelli bireyler için de erişilebilir olsun diye yılmadan mücadele ediyor, görünmeyeni görünür kılıyor."

EMİNE ERDOĞAN ŞEHİT GAZETECİ YAHYA BARZAQ'I ANDI

Tüm ödül sahiplerini canıgönülden kutlayıp, insanlık adına her birine teşekkür eden Erdoğan, "Ne yazık ki bugün aramızda olamayan bir 'Yılın Dünya Vatandaşı Ödülü' sahibimiz var. Yahya (Barzaq) kardeşimiz, İsrail'in katlettiği yaklaşık 300 gazeteciden, hakikat savaşçısından biriydi. Uluslararası hukuka göre korunması gereken bir mesleği icra ediyordu. Katliamı, işgali ve insan hakları ihlallerini meşru göstermek için gerçeği saklayan, ajandalarına hizmet eden sesleri sonuna kadar açıp, mazlumun sesini sonuna kadar kısanların karşısında duruyordu. Bu onurlu davada şehit düştü." diye konuştu.

Emine Erdoğan, geçen yılki "Dünya Vatandaşı Ödülü"nün sahibi olan, Batı Şeria’da Filistin için direnirken şehit edilen Ayşenur Ezgi Eygi'yi de andı.

Eygi'nin dijital bir mecrada kendini tanıtmak için yazdığı, kendisini derinden etkileyen cümlesini de paylaşan Erdoğan, "Olumlu bir etki yaratma tutkusuyla hareket ediyorum ve sürekli olarak öğrenmek, büyümek ve anlamlı projelere katkıda bulunmak için fırsatlar arıyorum.' İşte dünya, insan olmanın en güzel hallerini ortaya koymak için fırsat arayan, anlamlı hayatlar inşa eden ve yeryüzüne erdem mirasları bırakan insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor." dedi.

'BİREYSEL HER EYLEM DÜNYAYI DEĞİŞTİRME GÜCÜNE SAHİPTİR'

Eygi ve gazeteci Barzaq'a rahmet dileyen Erdoğan, "İnanıyorum ki bugün paylaşılan hikayeler, hak ile batılın savaşında doğru tarafta yer alan herkese güç verecektir. İnsanlığın pes etmediğini ve halihazırda dünyanın dört bir köşesinde nice adsız kahramanın adil bir dünya için mücadele ettiği gerçeğini gözler önüne serecektir. Unutmayalım ki bireysel her eylem dünyayı değiştirme gücüne sahiptir. İnsan olmak, ortaya bir eylem koymaya memur olmak demektir." değerlendirmesini yaptı.

Emine Erdoğan, Hazreti Muhammed'in, "Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğz etsin." şeklinde buyurduğunu aktardı.

Bunun yeri gelince bir ürünü almayarak mazlumların yanında durmakla, yeri gelince insanın mesleki bilgisini insanlığa hizmet etme yolunda icra etmesiyle veya bir duayla olabileceğine işaret eden Erdoğan, "Yeter ki biz, büyük küçük demeden, gündelik yaşamlarımızda attığımız her adımda haktan yana tavır alalım." dedi.

'FİLİSTİN SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA, CÜMLELERİMİZİ HEP RAĞMEN DİYEREK KURUYORUZ'

Emine Erdoğan, Gazze'deki soykırıma ilişkin ise şunları söyledi:

"Bundan 4 ay önce, Gazze'deki soykırıma son vereceğine inandığımız ateşkes imzalandığında insanlık olarak derin bir nefes almıştık. Ancak üzülerek görüyoruz ki ateşkese rağmen Gazze'ye yönelik saldırılar devam ediyor. Ne acıdır ki son 2 yıldır Filistin söz konusu olduğunda, cümlelerimizi hep 'rağmen' diyerek kuruyoruz. 'Uluslararası hukuka rağmen, insan haklarına rağmen, evrensel değerlere rağmen, insanlığın ortak vicdanına rağmen, tüm dünyadan yükselen tepkilere rağmen.' diyoruz. Evet, tüm bunlara rağmen Gazze acının ve zulmün merkezi olmaya devam ediyor."

UNICEF'in raporuna göre yılbaşından beri Gazze'de 37 çocuğun daha öldüğünün altını çizen Erdoğan, "Adeta çocuk mezarlığına dönen Gazze'nin topraklarına taze çocuk mezarları kazılmaya devam ediliyor. Yüzde 90'ı yıkılan Gazze'de insanlar, kış şartlarında, çadır bile demeye dilimizin varmadığı çaputların altında yaşam mücadelesi veriyorlar." diye konuştu.

Emine Erdoğan, Gazze'de bebeklerin soğuktan donarak can verdiğini anlatarak, "Evlat acısı bir insanın yaşayabileceği en ağır imtihanlardan biriyken, evlat acısıyla yıkılmak Gazze'de gündelik yaşamın bir parçası haline geldi. Ne yazık ki Gazze'nin acısı, sosyal medyanın 'sonsuz kaydırma' evreninde, komik videoların, hızlandırılmış yemek tariflerinin, ürün tanıtımlarının arasında gözden kayboluyor. Kefene sarılmış bir bebeğin görüntüsüne göz ucuyla bakıp, hemen bir sonraki videoya geçiveriyoruz." ifadelerini kullandı.

Merhamet yorgunluğuna yenik düşülmemesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, "Bugün örneklerini dinlediğimiz hikayelerdeki gibi, mazlumlara ses olmaya, yanlışları düzeltmeye, empatiyle hareket etmeye, zalimin karşısında yürekten duvarlar örmeye devam edelim. Unutmayalım ki her insan kendi hikayesinin kahramanıdır. Kahramanlar arkalarında güzel izler bırakmalıdır." sözleriyle konuşmasını tamamladı.

BAŞKAN DURAN: GAZZE'DE ÇOK SAYIDA BEBEK SOĞUKTAN ÖLDÜ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın onur konuğu olarak katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dünyada çok ciddi insani sorunların büyük refah düzeyiyle bir arada aynı anda var olduğunu söyledi.

Duran, "Küresel ölçekte yoksul nüfusun yaklaşık 3'te 1'i yetersiz beslenmektedir. Bazı bölgelerde eğitim ve temel sağlık hizmetlerine erişim ciddi biçimde kısıtlıdır. Bizler için temiz suya erişim belki fark etmediğimiz kadar hayatımızın parçasıyken, bu bazı coğrafyalarda yaşamın temel sorunlarından birisidir." dedi.

Bu tablonun istatistiklerden ibaret olmadığını, milyonlarca insanın her gün verdiği yaşam mücadelesinin özeti olduğunu kaydeden Duran, "Tabii ki savaşlar, işgaller ve göçler, bu bahsettiğim kötü durumu daha da kötüleştirmektedir. Gazze'de çok sayıda bebek soğuktan öldü, yeterli besine ulaşamamaktan hayatını kaybetti, şehit olanları, yaralıları saymıyorum. Bu gerçek aslında küresel sistemin adalet duygusunu kökten sorgulamamızı zorunlu kılmaktadır." diye konuştu.

Duran, bu çelişkinin yalnız ekonomik sorun değil, aynı zamanda bütün insanlığın yaşadığı ahlaki bir kriz olduğunu vurguladı.

'TÜRKİYE'DE BÖYLE BİR SORUMLULUĞUN ETKİLİ BİR PARÇASIDIR'

Bu küresel adaletsizlik tablosu karşısında sorumluluk sahibi aktörlerin öne çıkarak insanlığın meselelerine sahip çıkması gerektiğini belirten Duran, "Türkiye de böyle bir sorumluluğun etkili bir parçasıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ülkemiz böylesi erdemli bir iradeyi göstermektedir. Bunun en güzel ifadesi de yine Cumhurbaşkanımızın 'Herkes için özgürlük, barış, refah, adalet, huzurlu ve güvenli bir gelecek.' sözleridir. Bu uğurda hedefinden milim sapmadan mücadele eden ülkemiz, tüm imkan ve kabiliyetleriyle daha adil bir dünyanın inşası için çalışmaktadır." ifadelerini kullandı.

Duran, bu mücadelenin çocukların geleceği için de gerekli olduğunu anlatarak, "Ukrayna-Rusya savaşının nihayete ermesi, İsrail'in Gazze'de soykırımının sonlanması, Etiyopya ile Somali arasındaki anlaşmazlığın çözümü için attığımız adımlar, Türkiye'nin durduğu yerin sadece birkaç örneğinin nişanesini göstermektedir. Bunların yanında 13 yıl süren Suriye iç savaşı boyunca ülkemizin üstlendiği kararlı sorumluluk, fedakarlık, Suriyeli kardeşlerimize ev sahipliği yapmak, başka bir örneği temsil etmektedir." sözlerini sarf etti.

Türkiye'nin insani yardımlar konusunda öncü bir ülke konumunun tesadüf olmadığını vurgulayan Duran, "Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi, bu anlamda bizlere ışık tutmaktadır. Afrika, Orta Doğu ve Asya'nın çeşitli bölgeleri için yürüttüğü yardım ve kalkınma faaliyetleriyle Suriyeli misafirlerimizin ihtiyaçlarına gösterdiği hassasiyet ve onun yüreklerimizdeki yeri bakidir." dedi.

İslam'ın iyiliği, kötülükten meneden bir yerde olmayı emrettiğini söyleyen Duran, şunları kaydetti:

"Aslında bu şu demek: 'İyi olmakla yetinmeyip bunun yanında kötülüğe karşı da durun. Böylece yaşanan zulüm ve kötülüklere karşı vicdan yorgunluğuna düşmeden, kalplerinizi karartmadan mücadeleye devam edin.' Bugün burada kişisel konfor alanlarını terk edip insanlık, adalet, merhamet, öteki adına mücadele eden ve bunun cesaretini gösteren farklı coğrafyalardan gelen erdemli insanlar için bir aradayız. Hikayeleriyle hepimize ilham olan bu iyi yürekli ve cesur insanlara sizlerin huzurunda teşekkürü, şükranı bir borç biliyorum."

Duran, kamu yayıncılığından dolayı TRT'ye teşekkür ederek, "Bizler de İletişim Başkanlığı olarak Türkiye'nin bu onurlu ve erdemli duruşunu anlatan, adaletsizliklere meydan okuyan ve alternatif söylemler, anlatılar üreten bir çabanın içerisindeyiz. Adil bir anlatı zemini ortaya çıkmalı. İnsanlığın ezilenlerini koruyan, adaletsizlikleri işaret eden, bizim hikayemizi de anlatan hikayeler olmalı. İşte bunun için gayret gösteriyor, çaba sarf ediyoruz." şeklinde konuştu.

'ÜLKEMİZ ZALİMLERİN TAM KARŞISINA KONUMLANMAKTADIR'

TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı ise TRT World Ödülleri'nin 2018 yılından beri insanlığın selameti için harekete geçmeyi şiar edinen pek çok ismin yakından tanınmasına ve onlardan ilham alınmasına vesile olduğunu söyledi.

Bugün dünyanın savaş, çatışma, zorunlu göç, kıtlık ve yoksulluk gibi insani krizlerin gölgesinde döndüğünü kaydeden Sobacı, "Tüm bu insani krizler ve zulümler bizlere tek bir çıkış noktasını işaret etmektedir; 'merhamete dayalı eylemle cevap vermek ve vicdanları uyandırmak.' Birileri kötülüğü yayarken sıra dışı bazı kişiler de iyinin, güzelin, hakkın yanında durmalı ve cesaretle bunun gereğini yerine getirmelidir." dedi.

Sobacı, Gazze'de görev yaparken hayatını kaybeden TRT serbest muhabiri Yahya Barzaq'ı anarak, "Ondan geriye kalan fotoğraflar yalnızca birer haber kalesi değil, eyleme dönüşmüş merhametin sessiz ama güçlü kayıtları oldu. Bizler tıpkı Yahya Barzaq gibi sahici kahramanların hakiki hikayelerini görünür kılmakla ve insanlık anlatısının başrolünü gerçek sahiplerine vermekle mükellefiz." ifadelerini kullandı.

Zahid Sobacı, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ülkemiz zalimlerin tam karşısına konumlanmakta ve tüm mazlumların hamiliğini üstlenmektedir. Türkiye'nin kamu yayıncısı TRT olarak bizler de bu kutlu davaya omuz vermek ve iyiliği çoğaltmak için var gücümüzle çalışıyoruz. TRT World Citizen Ödülleri, işte bu iradenin somut bir yansımasıdır. Ödüllerini takdim edeceğimiz isimler merhameti eyleme dönüştüren ve saygın bir iddiayı omuzlayan insanlardır. Bu iddia çok açıktır, insanlık kötülüğe teslim olmayacak ve geleceğini iyilikle inşa edecek."

TRT WORLD CİTİCEN AWARDS

Sosyal farkındalık ilkesi kapsamında her sene küresel sorunlara dikkati çeken, çözüm yolları arayan ve bu alanlarda farkındalık yaratmak isteyen kişiler, çalışmalarının değerlendirilmesi sonucunda ödüllendiriliyor.

İlki 2018 yılında yapılan TRT World Citizen Ödülleri’nin bugüne dek düzenlenen organizasyonlarında, 17 farklı ülkeden 31 kişiye "İletişimci, Gençlik, Eğitimci, Yılın Dünya Vatandaşı ve Yaşam Boyu Başarı" kategorilerinde ödül takdim edildi.

Bu yılın "Eğitimci Ödülü", mülteci ve dezavantajlı çocuklar için dijital eğitimi erişilebilir kılan Thaki platformunun kurucusu ve CEO'su Rudayna Abdo'ya verildi. Abdo, yeniden işlevlendirdiği bilgisayarları çevrim dışı eğitim içerikleriyle donatarak Lübnan ve Ürdün başta olmak üzere on binlerce çocuğun nitelikli eğitime erişimini sağlamış, eğitimi evrensel bir hak olarak ele alan yaklaşımıyla ölçülebilir bir sosyal etki yarattı.

Rudayna Abdo, yaptığı konuşmada, bölgenin daha fazla vahşete ve adaletsizliğe ev sahipliği yaptığını belirterek, "Çocuklarımızın dirayeti ve bu zulüm karşısında sergiledikleri tutum benim ilham kaynağım ve bu karanlık günlerde yine beni ayakta tutan, bana güç veren bir unsur oldu." ifadelerini kullandı.

"Gençlik Ödülü", atık alanları çocuklar için güvenli oyun alanlarına dönüştüren, çevre projeleriyle öne çıkan Nijeryalı genç aktivist Amara Nwuneli'ye takdim edildi. Nwuneli, geri dönüştürülmüş malzemelerle inşa ettiği oyun alanları ve farkındalık çalışmalarıyla binlerce çocuğa ulaşarak çevresel sürdürülebilirlik ile oyun hakkını bir araya getiren örnek bir model ortaya koydu.

Amara Nwuneli ise bu ödülü burada kendisini dinleyen ve destekleyen gençlere yetenek kazandıran insanlar adına aldığını dile getirdi.

"İletişimci Ödülü"nün sahipleri, teknoloji sektöründe etik sorumluluk ve insan hakları konusunda küresel ölçekte yankı uyandıran bir duruş sergileyen yazılım mühendisleri Ibtihal Abousaad ve Vaniya Agrawal oldu. Her iki isim, yapay zeka ve bulut teknolojilerinin insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirilmesine karşı kamuoyu önünde ilkesel bir duruş sergiledi.

Vaniya Agrawal ve Ibtihal Abousaad da yaptıkları konuşmada, dünyanın dört bir yanındaki insanlara, sektörleri ve pozisyonları ne olursa olsun seslerini yükseltmeleri ve soykırıma suç ortaklığı yapan her kuruluşu hesap vermeye zorlamaları çağrısında bulundu.

"Yaşam Boyu Başarı Ödülü", mimarlığı sosyal adalet ve insani dayanışma aracı olarak kullanan İtalyan mimar Raul Pantaleo'ya verildi. Pantaleo, kriz ve savaş bölgelerinde tasarladığı ücretsiz sağlık yapılarıyla mimarlığın doğrudan hayat kurtaran bir rol üstlenebileceğini gösterdi.

Raul Pantaleo da kendisinin bir mimar olduğunu anlatarak, "Bir tuğla bir çatışmayı durduramaz, haksızlığı ortadan kaldıramaz ancak bir ütopyayı, yalnızca tüketim ve bireycilikle yönlendirilen bir gelecekten farklı bir geleceği, toplumun kendini güvende hissedebileceği bir geleceği sunabilir." şeklinde konuştu.

"Erişilebilirlik Ödülü" ise Müslüman topluluklarda engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit ve onurlu katılımını destekleyen çalışmalarıyla Joohi Tahir'e verildi. Tahir, kurucu ortağı olduğu MUHSEN aracılığıyla ibadet alanlarında erişilebilirlik standartlarının yaygınlaşmasına öncülük etti.

Joohi Tahir ise kızıyla birlikte çevresindeki engelli insanları ve ailelerini desteklediklerini belirterek, bu yolculuğun küçük bir parçası olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

KAYNAK : AA
Muhammet Arif Güreli Haber7.com - Editör
Haber 7 - Muhammet Arif Güreli

Editör Hakkında

Üsküdar Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümünden dereceyle mezun oldum. İnternet Haberciliğine ilk olarak üniversite sıralarında kurduğum internet haber sitesiyle başladım. Kurduğum sitede 1 yıl kadar sağlık, spor ve kültür kategorilerinde röportaj, özel haber ve analiz yazıları yazdım. 2022 yılından bu yana Haber7 bünyesinde başlıca gündem, siyaset, dünya, ekonomi kategorileri olmak üzere çok sayıda haber, grafik ve video hazırladım. Kariyerime Haber7'de gündem editörü olarak devam etmekteyim.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR