TÜİK evlenme ve boşanma rakamlarını açıkladı...Ailede ürperten veriler:Son 25 yılın rekoru
Türkiye'nin dinamik nüfus ve sağlam aile yapısı günden güne eriyor. TÜİK'in açıkladığı 2025 yılı verileri, evliliklerin azaldığını, boşanmaların son 25 yılın zirvesine çıktığını gösteriyor.
ABONE OL
- TÜİK'in 2025 yılı verilerine göre Türkiye'de evlilik oranları hızla düşerken boşanmalar tarihi zirveye ulaştı.
- Boşanma sayıları 193 bin 793'e ulaşarak 2001 yılından bu yana en yüksek seviyesini gördü.
- Evlenen çift sayısı bir yıl içinde yaklaşık 17 bin azalarak 552 bin 237'ye geriledi.
-
HABER7
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sıklıkla vurgu yaptığı Türkiye aile yapısındaki tahribatı gidermeye yönelik programlar ardı ardına gelirken, yuvalardaki aşınma devam ediyor.
Uzmanların ve istatistiklerin uzun süredir dikkat çektiği tehlike çanları, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı Evlenme ve Boşanma İstatistikleri ile daha yüksek sesle çalmaya başladı. Rakamlar, toplumun temel taşı olan aile kurumunun her geçen yıl daha da zayıfladığını ve tablonun acil müdahale gerektiren kriz halini aldığını gösteriyor.
EVLİLİKLERDE HIZ AZALIYOR
Son açıklanan 2025 yılı verileri, tablonun vahametini net bir şekilde ortaya koyuyor. 2024 yılında 569 bin 983 olan evlenen çift sayısı, 2025 yılında 552 bin 237'ye geriledi.
Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı binde 6,43'e geriledi.
TÜİK verilerine göre, 2001 ile 2025 yılları arasındaki evlenme rakamları yıl yıl şöyle sıralandı:
- 2001: 544 bin 322
- 2002: 510 bin 155
- 2003: 565 bin 468
- 2004: 615 bin 357
- 2005: 641 bin 241
- 2006: 636 bin 121
- 2007: 638 bin 311
- 2008: 641 bin 973
- 2009: 591 bin 742
- 2010: 582 bin 715
- 2011: 592 bin 775
- 2012: 603 bin 751
- 2013: 600 bin 138
- 2014: 599 bin 704
- 2015: 602 bin 982
- 2016: 594 bin 493
- 2017: 569 bin 459
- 2018: 554 bin 389
- 2019: 542 bin 314
- 2020: 488 bin 335
- 2021: 563 bin 140
- 2022: 575 bin 891
- 2023: 567 bin 11
- 2024: 569 bin 983
- 2025: 552 bin 237

BOŞANMALARDA TARİHİ ZİRVE
Yuvaların dağılmasını ifade eden boşanma rakamları rekor kırmaya devam ediyor. Devletin aileyi korumaya yönelik danışmanlık hizmetlerini artırmasına rağmen, boşanma sayıları 2025 yılında zirveye ulaştı.
2024 yılında 188 bin 963 olan boşanan çift sayısı, 2025 yılında 193 bin 793'e yükselerek 2001 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
2001 ile 2025 yılları arasındaki toplam boşanma sayısı 3 milyon 224 bin 81 olarak hesaplandı.
Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı binde 2,26'ya çıktı.
Boşanmalara ilişkin son yıllardaki istatistikler şöyle:
- 2001: 91 bin 994
- 2002: 95 bin 323
- 2003: 92 bin 637
- 2004: 91 bin 022
- 2005: 95 bin 895
- 2006: 93 bin 489
- 2007: 94 bin 219
- 2008: 99 bin 663
- 2009: 114 bin 162
- 2010: 118 bin 568
- 2011: 120 bin 117
- 2012: 123 bin 325
- 2013: 125 bin 305
- 2014: 130 bin 913
- 2015: 131 bin 830
- 2016: 126 bin 164
- 2017: 128 bin 411
- 2018: 143 bin 573
- 2019: 156 bin 587
- 2020: 136 bin 570
- 2021: 175 bin 779
- 2022: 182 bin 437
- 2023: 173 bin 342
- 2024: 188 bin 963
- 2025: 193 bin 793

5 YILDA YUVALAR DAĞILIYOR
Evliliklerin sürdürülebilirliği konusunda en büyük riskin ilk yıllarda yaşandığı görülüyor. 2025 yılında gerçekleşen boşanmaların yüzde 34'ü evliliğin henüz ilk 5 yılı içinde, yüzde 20,3'ü ise 6 ile 10 yılı arasında gerçekleşti.
İLK EVLENME YAŞI 30'A İLERLİYOR
Gençlerin evlilikten uzaklaşması veya ertelemesi de istatistiklere yansıdı. 2001 yılında erkeklerde 26, kadınlarda 22,7 olan ortalama ilk evlenme yaşı, 2025 yılı itibarıyla erkeklerde 28,5'e, kadınlarda ise 26'ya yükseldi.
Türkiye'de ortalama ilk evlenme yaşının her iki cinsiyette de düzenli olarak yükseldiği görülüyor.
2001 ile 2025 yılları arasındaki ilk evlenme yaşı verileri şu şekilde:
- 2001: Erkek 26,0 – Kadın 22,7
- 2002: Erkek 26,4 – Kadın 23,2
- 2003: Erkek 26,4 – Kadın 23,1
- 2004: Erkek 26,5 – Kadın 23,2
- 2005: Erkek 26,5 – Kadın 23,2
- 2006: Erkek 26,6 – Kadın 23,3
- 2007: Erkek 26,6 – Kadın 23,3
- 2008: Erkek 26,7 – Kadın 23,4
- 2009: Erkek 26,8 – Kadın 23,5
- 2010: Erkek 27,0 – Kadın 23,7
- 2011: Erkek 27,1 – Kadın 23,8
- 2012: Erkek 27,2 – Kadın 23,9
- 2013: Erkek 27,3 – Kadın 24,1
- 2014: Erkek 27,3 – Kadın 24,2
- 2015: Erkek 27,5 – Kadın 24,4
- 2016: Erkek 27,6 – Kadın 24,5
- 2017: Erkek 27,7 – Kadın 24,6
- 2018: Erkek 27,8 – Kadın 24,8
- 2019: Erkek 27,9 – Kadın 25,0
- 2020: Erkek 27,9 – Kadın 25,1
- 2021: Erkek 28,1 – Kadın 25,4
- 2022: Erkek 28,2 – Kadın 25,6
- 2023: Erkek 28,3 – Kadın 25,7
- 2024: Erkek 28,3 – Kadın 25,8
- 2025: Erkek 28,5 – Kadın 26,0

ÇOCUK NÜFUS ORANI ERİYOR
Aile yapısındaki sarsıntı, ülkenin demografik gücünü de vuruyor.
Türkiye'nin dinamik nüfus gücünü oluşturan çocuk nüfusunun genel nüfusa oranı hızla azalıyor. 1935'li yıllarda nüfusun yüzde 45'i çocuklardan oluşurken, 2000'lerde bu rakam yüzde 35 seviyelerine, günümüzde ise yüzde 26'lara kadar geriledi. TÜİK projeksiyonlarına göre bu oranın 2080 yılında yüzde 19'a kadar düşmesi bekleniyor. Evliliklerin azalması ve boşanmaların artması, çocuk nüfusundaki bu erimenin en temel sebepleri arasında gösteriliyor.
PARÇALANAN AİLELERİN MAĞDURU ÇOCUKLAR
Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2025 yılında 193 bin 793 çift boşanırken 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin 2025 yılında yüzde 74,6'sı anneye, yüzde 25,4'ü babaya verildi.

EVLENEN DE DOĞURMUYOR
Doğum hızında önlenemeyen düşüş sürüyor. Nüfusun kendini yenileyebilmesi için kritik eşik 2,10 iken, Türkiye bu sınırın çok altına savrulmuş durumda. 2024 verilerine göre doğurganlık hızı, Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine geriledi.
- 2001: 2,38
- 2014: 2,19
- 2015: 2,16
- 2016: 2,11
- 2017: 2,08
- 2018: 2
- 2019: 1,89
- 2020: 1,77
- 2021: 1,71
- 2022: 1,63
- 2023: 1,51
- 2023: 1,51
- 2024: 1,48
Eğer bu hız 1,10 seviyesine düşerse, toplumun 100 yıl içinde nüfusunun yüzde 80 ila 90’ının silinme riski bulunuyor. BM projeksiyonları, bu tablonun düzelmemesi halinde 2100 yılında Türkiye nüfusunun 38 milyona, hatta en kötü senaryoda 25 milyona kadar düşebileceğine işaret ediyor.
HÜKÜMETİN ÖNÜNDEKİ EN ZOR PROBLEM
Bütün veriler bir araya geldiğinde, Türkiye'nin geleceği adına en büyük tehdidin ekonomik veya dış politik krizlerden ziyade, aile yapısındaki bu çöküş olduğu anlaşılıyor.
Yıllar içinde 615 binlerden 552 binlere düşen evlilikler ve 118 binlerden 193 binlere fırlayan boşanmalar, hükümetin önündeki en zor ve çözümü en acil problem olarak duruyor.
Ortaya çıkan bu vahim tablo, aile kurumunu korumak ve gençleri evliliğe teşvik etmek için çok daha hassas, kapsamlı ve kritik bir devlet politikasının hayata geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
_________________
DEMOGRAFİK FIRTINAYI DURDURMAK İÇİN SEFERBERLİK
Rakamlar, aile yapısındaki "varoluşsal tehdide" karşı hükümetin 2026-2035 dönemini "Aile ve Nüfus 10 Yılı" ilan ederek yapısal tedbirler almaya hazırlanmasının ne kadar hayati bir adım olduğunu ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen “Aile ve Nüfus 10 Yılı” kapsamında 2025 yılında hayata geçirilen ve planlanan bazı programlar şunlar:
Yeni doğum destekleri: 1 Ocak 2025’ten itibaren 1. çocuk için 5.000 TL tek seferlik, 2. çocuk için 5 yaşına kadar aylık 1.500 TL ve 3. çocuk için aylık 5.000 TL düzenli ödeme sistemi başladı.
Aile ve Gençlik Fonu: Yeni evlenecek gençlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz 150 bin TL faizsiz kredi desteği pilot illerden bütün Türkiye’ye yaygınlaştırılıyor.
Konut desteği: 3 ve üzeri çocuğu olan dul kadınlara 500 bin TL’ye kadar konut desteği sağlanıyor.
-
Abidin TR 8 dakika önce Şikayet EtSn. Hükümet yetkilileri, ikili ilişkilere esas şahsi sorunlarıda olsa, konuya esas sorun tamamen ağırlıklı olarak genelleme yapılırsa geçim sıkıntısı, ekonomik kazanç ve yaşanabilir bir ücret, İnsanlar geçinemiyor ve haliyle ve bunun ekonomik boyutu da şiddetli geçimsizlik ve boşanma ile noktalanabiliyor.Beğen
-
Misafir 12 dakika önce Şikayet EtKadınlar işini, kariyerini kaybetme korkusuyla çocuk yapmıyor güvence sağlanırda doğum oranı artacaktır.Beğen
-
9.köyün delisi 17 dakika önce Şikayet EtEvliliklerin azalması da, boşanmaların artması da nefsi hoş eden şeytani düzenin herkesi içine almış olmasıdır. Asıl can yakıcı taraf budur, pek çok neden sıralayabiliriz ama hepsinin temelinde nefis mücadelemizi kaybetmemiz yatar. Bu durum sadece inanan müslüman için geçerli değildir, tüm insanlık asıl gayeyi unutmuş hayatın "mutfak ile wc" arasında geçen bir yol olarak algılanıyor...Beğen
-
Sefa 19 dakika önce Şikayet EtAile bakanları anneler ssk lı işe bebeler kreşe diye reklam yaparsa sonuç bu ,NAFAKA işi çözülmezsé bu işler daha vahim olaylar olur ....daha iyi günlerdeyizBeğen Toplam 1 beğeni
-
Umut 23 dakika önce Şikayet EtYazacak çok şey var da siz anladınız onu...Beğen
